Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2008 -4-125 (Soruşturma) Karar Sayısı : 09-46/1154 -290 Karar Tarihi : 13.10.2009 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Prof.Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.) Üyeler : Mehmet A kif ERSİN, Doç.Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç.Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR B. RAPORTÖRLER : Esin AYGÜN, Sinan BOZKUŞ, Fatma ÇELİK C. ŞİKÂYET EDEN : NTSR Fuar ve Gösteri Hizmetleri Ltd. Şti. Ekinciler Cd. Ertürk
Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2008 -4-125 (Soruşturma) Karar Sayısı : 09-46/1154 -290 Karar Tarihi : 13.10.2009 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Prof.Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.) Üyeler : Mehmet A kif ERSİN, Doç.Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç.Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR B. RAPORTÖRLER : Esin AYGÜN, Sinan BOZKUŞ, Fatma ÇELİK C. ŞİKÂYET EDEN : NTSR Fuar ve Gösteri Hizmetleri Ltd. Şti. Ekinciler Cd. Ertürk Sk. No:5 Kat: 3, 34810 Kavacık/İstanbul D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN : CNR Uluslararası Fuarcılık ve Ticaret A.Ş. CNR EXPO/Ye şilköy 34149 İstanbul Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN, Av. Orhan ÜNAL Barbaros Bul., Tan Apt., 60/5, Bal mumcu/İSTANBUL E. DOSYA KONUSU : CNR Uluslararası Fuarcılık A.Ş. (CNR) nin yatçılık ve su sporları fuarının düzenlenmesine uygun fuar alanı işletmeciliği ilgili pazarında, fuar alanı işletmeciliğindeki hâkim durumunu, NTSR Uluslararası Fuar ve Gösteri Hi zmetleri Ltd. Şti . (NTSR) ye yönelik faaliyetleri dolayısıyla, fuar organizasyonu pazarında kötüye kullandığı iddiası. F. İDDİALARIN ÖZETİ : Şikâyet dilekçesinde, CNR nin 19.9.2007 tarih 07 -74/896 - 333 sayılı Rekab et Kurulu kararına rağmen NTSR nin fuar al anı kiralamaya yönelik girişimlerine cevap vermediği ve Rekabet Kurulu tarafından kendisine yüklenen yükümlülüklere uymadığı iddia edilerek gereğinin yapılması talep edilmiştir. G. DOSYA EVRELERİ : Rekabet Kurum u kayıtlarına 21.4.2008 tarih ve 2521 sayı ; 28.4.2008 tarih ve 2643 sayı ile intikal eden şikâyet dilekçeleri Rekabet Kurulu nun 12.6.2008 tarihli toplantısında görüşülerek, 08 -39/518 -M sayılı karar ile iddialar hakkında ö naraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Karar gereği yürütülen önaraştırma sonucunda Kurum raportörlerince düzenlenen 7.8.2008 tarih ve 2008 -4-125/ÖA -08-M.H. sayılı Önaraştırma Raporu, Rekabet Kurulu nun 14.8.2008 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 08 -50/737 -M sayılı Kurul kararı alınarak, 4054 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal e dilip edilmediğinin belirlenmesi amacıyla CNR hakkında 4054 sayılı Kanun un 41. maddesi uyarınca soruşturma başlatılmıştır. 09-46/1154 -290 2 Rekabet Kurulunun almış olduğu Soruşturma Kararı sonucunda, hakkında soruşturma başlatılan teşebbüse soruşturma açıldığına dair bil dirim 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun un 43/2 . maddesi uyarınca 21.8.2008 tarihinde yapılmış ve söz konusu bildirime cevaben gönderilen ilk yazılı savunma ve ekleri 22.9.2008 tarih ve 6321 sayı ile süresi içinde Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir. Rekabet Kurulu, 11.2.2009 tarih ve 09 -06/108-M sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun un 43/1. maddesinde yer alan gerekli görüldüğü hallerde bir defaya mahsus olmak üzere Kurul tarafından 6 aya kadar ek süre verilebilir. hükmü uyarınca, 14.8.2008 tarih ve 08-50/737 -M sayılı Kurul kararı ile açılan soruşturmanın süresini, soruşturma süresinin bitiminden itibaren 2 ay uzatmıştır. Soruşturma Heyeti'nce tamamlanan 14.4. 2009 tarih ve S.R./09 -02 sayılı Soruşturma Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi u yarınca tüm Kurul Üyeleri ile hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsün vekiline tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsten 30 gün içinde ikinci yazılı savunmanın gönderilmesi istenmiştir. CNR, Kurum kayıtlarına 30.4.2009 tarih ve 3071 sayı ile intikal eden başvurusu ile ikinci yazılı savunmasına ilişkin 30 günlük ek süre talebinde bulunmuş, söz konusu talep Kurul tarafından değerlendirilmiş ve 6.5.2009 tarih, 09 -21/454 -M sayılı Kurul kararı ile kabul edilmiştir. CNR nin ikinci yazılı savunması 12.6.2009 tarih 4191 sayı ile süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Söz konusu yazılı savunma üzerine Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan Ek Yazılı Görüş, Kanun un 45/2. maddesi uyarınca hakkında soruşturma yürütülen teşebbüse 4.8.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir. Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsün üçüncü yazılı savunması, 3.9.2009 tarih ve 6368 sayı ile süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Tarafların talepleri üzerine Kurul, 9.9.2009 tarih ve 0 9-41/1042 -M sayılı kararıyla, 13.10.2009 günü sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar vermiştir. Kurul kararı 10.9.2009 tarihinde hakkında soruşturma yürütülen teşebbüse tebliğ edilmiştir. 13.10.2009 tarihinde yapılan sözlü savunma nın ardından Kurul, 13.10.2009 tarihinde 09-46/1154 -290 sayı ile nihai kararını vermiştir. H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Soruşturma Raporu ve Ek Yazılı Görüşte; 1. CNR ın yatçılık ve su sporlarına yönelik fuar alanı işletmeciliği pazarında hâkim durum da olduğu, 2. Buna karşın CNR ın, NTSR ye fuar alanı kiralamaması eyleminin hâkim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği, 3. CNR Uluslararası Fuarcılık ve Ticaret A.Ş. nin önaraştırma safhasında verdiği beyanların yanlış ve yanıltıcı o lduğu anlaşıldığından, Kanun un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca 2008 yılı mali yılsonunda oluşan gayri safi gelirinin binde biri oranında cezalandırılması gerektiği 09-46/1154 -290 3 sonucuna ulaşıldığı ifade edilmektedir. I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME I.1. REKABET KURULU NUN 19.9.2007 TARİH ve 07 -74/896 -33 SAYILI NİHAİ KARARI SONRASINDA GELİŞEN SÜREÇ CNR nin, 4054 sayılı Kanun un 6. maddesi kapsamında rekabeti ihlal ettiği iddiası üzerine yürütülen soruşturma 19.9.2007 tarih ve 07-74/896 -333 sayılı ni hai karar ile sonuçlandırılmıştır. Hâkim durumda bulunan CNR nin bu hâkimiyetini kötüye kullandığına dair yeterli delil elde edilemediğinden şikâyetin reddine karar verilmiştir. Karar da rekabet ihlali tespit edilmemişse de, hâkim durumdaki CNR için bu ka rardan sonraki davranışlarında dikkate alması için bir görüş yazısı yazılması kararlaştırılmıştır. Buna göre, ilgili pazarda hâkim durumda olduğu anlaşılan CNR nin bu faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan ya da dolaylı olarak engel olunm asını ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemlerden kaçınması ve bu faaliyet alanındaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapma ması yönünde görüş yazısı gönderilmesine karar verilmiştir. İlgili yazı CNR ye 27.11.2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. Rekabet Kurulu nun yukarıda yer verilen soruşturma nihai kararını almasının ardından NTSR ve CNR arasında, NTSR ye 2008 -2009 fuar dönemi için kira sözleşmesi teklifi yapılması konusunda değişik zamanlarda noter ihtarnameleri aracılığıyla yazışmalar olmuş, bunlar gerek NTSR nin şikâyetlerinin ekinde gerekse de CNR ye gönderilen 3.4.2008 tarih ve 1146 sayılı Bilgi İsteme Yazısına cevaben Kuru mumuza 12.5.2008 tarih 2927 sayı ile gönderilmiştir. NTSR, Rekabet Kurulu nun nihai kararını almasından kısa süre sonra Beşiktaş 1. Noterliği nden 5.10.2007 tarih 77075 yevmiye numaralı ihtarname ile Uluslararası İstanbul Boat Show fuarını düzenlemek üzer e CNR den kira sözleşmesi teklifini istemiştir. İhtarnamede NTSR vekili, CNR nin Rekabet Kurulu nun 19.9.2007 tarih 07-74/896 333 sayılı kararının 20.9.2007 tarihinde taraflara tefhim edildiğini belirtmekte ve ihtarname tarihinden itibaren 7 gün içinde sö zleşme teklifinde bulunulması nı istemektedir. CNR nin bu ihtarnameye cevap verdiği , Beyoğlu 22. Noterliği kanalıyla gönderilen 23.10.2007 tarih ve 25393 yevmiye numaralı ihtarnamede ise CNR nin Rekabet Kurulu nun gerekçeli kararı henüz oluşturulmadığı içi n talebe olumlu yanıt veremediği fakat gerekçeli kararın yazılmasının ardından gereğinin yapılacağı bildirilmiştir. NTSR tarafından gerekçeli kararın tebliğ edilmesi beklenmiş ve 7.12.2007 tarihinde taraflara gerekçeli kararın tebliğini takiben NTSR, CNR ye ikinci defa ihtarname göndermiştir. 11.12.2007 tarihinde 96840 yevmiye numarası ile Beşiktaş 1. Noterliği nden gönderilen ihtarnamede NTSR CNR den fuar alanı tahsis edilmesini istemiştir. İhtarnamede yer alan ifadelere göre NTSR, CNR ile 1993 yılından beri süre gelen ticari ilişkisi kapsamında 28. Uluslar arası İstanbul Boat Show Fuarı na ait 2008 Aralık (Christmas tatili öncesindeki tarihler ve Kurban Bayramı 8 -11 Aralık dışındaki tarihler) ve 2009 Şubat ayının sonuna kadar olan dönemde 1, 2 ve 4 nolu 09-46/1154 -290 4 salonlar için kira sözleşme teklifi göndermesini istemektedir. İhtarname de CNR nin hâkim durumda olduğunun Rekabet Kurulu kararı ile tespit edildiği hatırlatılmış, taraflara gerekçeli kararın tebliğ edildiği belirtilmiş ve Rekabet Kurulu kararı kapsamınd a kira sözleşmesi teklifi gönderilmemesi halinde doğabilecek zararlar konusunda CNR uyarılmıştır. CNR, NTSR nin 11.12.2007 tarihli ihtarnamesine, 28.12.2007 tarihinde İstanbul 8. Noterliği nden gönderdiği 20975 sayılı ihtarname ile cevap vermiştir. Burada 2008 Aralık ayı ile 2009 Şubat ayı sonuna kadar kiralamak istediğiniz 1, 2 ve 4 numaralı salonlar dolu olduğundan kiralama ile ilgili fiyat teklifi vermemizin mümkün olmadığı, başka tarihler bildirdiğiniz takdirde fiyat teklifi verilebileceği cevaben bil dirilir. denmiştir. NTSR, CNR nin son ihtarnamesinden bahsetmeden Kurum kayıtlarına 11.1.2008 tarih ve 247 sayı ile giren dilekçesinde, CNR nin Rekabet Kurulu kararına rağmen NTSR nin fuar alanı kiralamaya yönelik girişimlerine cevap vermediğini ve bu şek ilde Kurul kararını ihlal ettiğini öne sürerek inceleme yapılmasını istemiştir. Bunun üzerine Rekabet Kurulu nun 14.2.2008 tarih 08 -15/155 -M sayılı kararında, CNR ye alan kiralama taleplerini ayrımcılık yapmaksızın karşılaması gerektiği yönünde bir defa daha görüş yazısı gönderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış ve CNR ye ikinci defa uyarı yazısı gönderilmiştir. CNR anılan ikinci görüş yazısını 22.2.2008 tarihinde, 14.2.2008 tarih ve 08 -15/155 -M sayılı gerekçeli Kurul kararını ise 21.3.2008 tarihinde tebel lüğ etmiş ve ardından taraflar arasında bir defa daha ihtarname trafiği yaşanmıştır. NTSR, Beykoz 1. Noterliği nden 24.3.2008 tarihinde 11833 yevmiye numarası ile gönderdiği ihtarnamede Kurul kararlarını hatırlatarak CNR den bir kez daha kira teklifi gönde rmesini istemiştir. CNR bu ihtarnameye Beyoğlu 22. Noterliği aracılığıyla gönderdiği 2.4.2008 tarih ve 08708 sayılı ihtarname ile cevap vermiştir. Cevapta ihtarnamede gerçekleştirilmek istenen Uluslararası İstanbul Boat Show için fuar süresi, fuara hazı rlık ve fuarın boşaltılmasını kapsayan zaman aralığı belli değildir, bu hususların belli olmaması nedeniyle de kiralama ile ilgili fiyat teklifi vermemiz mümkün değildir. İşbu nedenlerle fuar süresinin, fuara hazırlık ve fuarın boşaltılmasını kapsayan zama n aralığının yazı ile bildirilmesi halinde kiralanmak istenen 1, 2 ve 4 nolu salonlar için kiralama ile ilgili fiyat teklifi verilebileceği ve kira sözleşme teklifinin gönderileceği cevaben bildirilir. denmiştir. NTSR nin fuar süresi ile ilgili ayrıntılı bilgiler verdiği ihtarnamesi ise 11.4.2008 tarihinde , 14916 yevmiye numarası ile Beykoz 1. Noterliği nden gönder ilmiştir. Burada 9 24 Şubat ve 16 Şubat 3 Mart olmak üzere iki tarih aralığından birinde fuar düzenlenmek iste ndiği belirtilerek CNR nin bu tal ebi karşılamaması halinde Kurumumuza şikâyette bulunulacağı ifade edilmiştir. Son olarak CNR nin 21.4.2008 tarih ve 10357 sayılı ihtarnamesi ile NTSR nin belirttiği tarihlerde 1,2 ve 4. salonların başka şirketlere kiralandığından dolu olduğu, NTSR nin başka tarih aralıkları bildirmesi halinde talebinin değerlendirileceği ifade edilmiştir. Bu ihtarnameler üzerine NTSR, Önaraştırma açılması ile sonuçlanan Kurum kayıtlarına 21.4.2008 tarih ve 2521 sayı ; 28.4 .2008 tarih ve 2643 sayı ile giren 09-46/1154 -290 5 şikâyet dilekçele rini kaleme alarak CNR hakkında soruşturma açılmasını talep etmiştir. Taraflar arasında yukarıda özetlenen yazışmaların yapıldığı süreçte Rekabet Kurumu nun ikinci uyarı yazısı 21.2.2008 tarihinde CNR ye tebliğ edilmiştir. CNR vekili tarafından bu karara karşı savunma mahiyetinde kaleme alınan ve Kurum kayıtlarına 14.3.2008 tarihinde , 1608 sayı ile giren yazıda , NTSR nin taleplerine ihtarname ile cevap verdikleri, fuar düzenlemek isteyen teşebbüslere olanakları doğrultusunda yer tahsis ettikleri, NTSR nin kötü niyetle hareket ettiği ifade edilmiştir. Bunun üzerine CNR nin iddialarının doğruluğunu araştırmak amacıyla CNR ye 3.4.2008 tarihinde bir Bilgi İsteme Yazısı gönderilmiştir. CNR den NTSR ye 2008 Aralık ve 2009 Şubat ayının sonuna kadar olan dönemde do lu olduğu bildirilen 1, 2 ve 4 no lu salonların hangi fuarlara tahsis edildiği ve bu fuarlar için düzenlenen kira sözleşmelerinin birer örneği ile NTSR nin 11.12.2007 tarihli ihtarnamesine cevaben gönderilen 20975 yevmiye numaralı ve 28.12.2007 tarihli iht arnamenin örneği istenmiştir. CNR nin istenen belgeleri gönderdiği yazısı ve ekleri Kurumumuza 12.5.2008 tarih ve 2927 sayı ile intikal etmiştir . Ayrıca CNR vekili bazı ek belgeleri de 21.5.2008 tarih ve 3161 sayı ile Kurum kayıtlarına giren faks mesajı i le yollamıştır. Bu süreçte NTSR , CNR nin salonlarında alan kiralayamaması üzerine 12 -28 Şubat 2007 tarihinde İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM ) nin 9, 10 ve 11. salonlarında düzenlediği fuarın ardından 3 -17 Aralık 2007 tarihinde bu mekânda ikinci defa fuar düzenlemiştir. NTSR yetkilisinin ifadesine göre İDTM de ikinci defa düzenlenen fuarda tekne ekipmanı sergileyecek katılımcılar salonların darlığı nedeniyle fuara katılmaya ikna edilememiş, bu nedenle sadece . adet katılımcının teknelerini sergiledi ği daha küçük çaplı bir fuar düzenlenebilmiştir. Bunun üzerine NTSR, İDTM salonlarında bu fuarı başarılı bir şekilde devam ettirmesine fiziki imkân bulunmadığı gerekçesiyle, İDTM ile 2009 yılı için sözleşme yapmamış, bunun yerine Pendik Marina da fuar düze nleme projesini geliştirmiştir. Buna göre NTSR , henüz inşa halinde olan Pendik Marina da 22 -27 Ekim 2008 tarihleri arasında fuar düzenleyeceğini internet sitesi aracılığı ile ilan etmiştir. Ancak NTSR, bu duyurusuna rağmen ana fuar takvimine girebilmek içi n bir başvuruda bulunmamış ve bahsedi len fuarı gerçekleştirememiştir . CNR ise NTSR ile aralarında yaşanan anlaşmazlığın üzerinden geçen sürede Avrasya Boat Show fuarını üçüncü defa 13-22 Şubat 2009 tarihleri arasında CNR tarafından işletilen salonların tam amında gerçekleştirmiştir. I.2. TARAFLARA İLİŞKİN BİLGİLER I.2.1. Şikayetçi: NTSR Uluslararası Fuar ve Gösteri Hizmetleri Ltd. Şti. NTSR 1999 yılında kurulmasına rağmen, şirketin temelleri 1980 yılında Nuri TIĞLIOĞLU tarafından atılmıştır. NTSR 1999 yılı nda Avrupa nın ve dünyanın sayılı fuarcılık kuruluşlarından biri olan RAI Group - Hollanda ile ortaklık kurmuştur. NTSR nin ortaklık yapısı ve yönetim kuruluna ilişkin bilgiye aşağıda yer verilmektedir: 09-46/1154 -290 6 Tablo -1: NTSR Ortaklık Yapısı .Ticari Sır . Şirketin düzenlediği organizasyonlar arasında; sera ve tarım ekipmanları, aydınlatma, kart teknolojileri, denizcilik, yatçılık ve su sporları fuarları bulunmaktadır. Ancak, şirketin marka bilinirliği en yüksek fuarı, 28 yıldır aralıksız sürdürdüğü ve ilk kez 1980 yılında Nuri TIĞLIOĞLU tarafından düzenlenen Uluslararası İstanbul Boat Show Fuarıdır. NTSR Uluslararası Fuar ve Kongre Organizasyonları tarafından düzenlenen yurtiçi fuarlar şunlardır: - Boat Show Uluslararası Yatçılık ve Su Sporları Fuarı , - Growtech Uluslararası Sera, Tarım Ekipmanları ve Çiçek Fuarı , - Intertraffic Uluslararası Trafik, Ulaşım Altyapısı, Bakım İşletme Projelendirme İhtisas Fuarı , - Interlight Uluslararası Aydınlatma, Tesisat ve Bina Otomasyonu Fuarı , - Cardist Kart Teknolojileri Fuarı , - Exposhipping Uluslararası Denizcilik Fuarı . NTSR ayrıca, bazı uluslararası fuarlara Türk firmaların katılımını da organize etmektedir . I.2.2. Hakkında Soruşturma Yürütülen: CNR Uluslararası Fuarcılık ve Ticaret A.Ş. (CNR) Atatürk Hava Limanı Karşısı, Yeşilkö y, İstanbul adresinde mukim CNR, 1985 yılında fuar organizatör lüğü yapmak üzere kurulan CNR Holding bünyesinde yer alan 9 şirketten biri olarak fuarcılık alanında hizmet veren bir teşebbüstür. CNR, mülkiyeti İDTM ye ait olan fuar alanlarını 1993 tarihinden beri işletmektedir. CNR İDTM den kiraladığı fuar alanında ağırlıklı olarak kendisi fuar düzenlemekte, ayrıca bu alanı fuar organizatörlerine de kiraya vermek suretiyle işletmektedir. .Ticari Sır . CNR grubu hem fu ar alanı işletmekte, hem fuar düzenlemekte hem de bu fuarlara güvenlik, stant kurma, ikram vs. hizmetleri sunmaktadır. Bu nedenle CNR ile aynı grupta olan şirketler hakkında bilgi verilmesi faydalı görülmektedir. CNR nin ortaklık yapısına ilişkin bilgiye a şağıda yer verilmektedir. Tablo -2: CNR Uluslararası Fuarcılık A.Ş Ortaklık Yapısı .Ticari Sır . I.3. İLGİLİ PAZAR I.3.1. İlgili Mevzuat Ülkemizde fuarlar Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından yayınlanan ve yurt i çinde fuar düzenlenmesine dair usul ve esasları düzenleyen mevzuata uygun olarak düzenlenmektedir. Yurt dışında fuar organizasyonu konusundaki 09-46/1154 -290 7 düzenlemeler ise Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesindeki Fuar Daire Başkanlığı nca yürütülmektedir. TOBB un 158 s ayılı kararı uyarınca 11.10.2005 tarihinde yürürlüğe giren "Yurt İçinde Fuar Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar" (Usul ve Esaslar) başlıklı düzenlemesi nde TOBB Yönetim Kurulunun 27.2.2007 tarih ve 242 sayılı Kararına istinaden bazı değişiklikler yapılarak düzenlemenin en güncel hali 30.3.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yapılan son değişiklikle tüketici fuarlarının tanımı bu düzenlemeden çıkarılmış ve fuar türleri genel fuarlar ile ihtisas fuarları olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Tanımların yer aldığ ı 5. madde metnine göre: a) Genel fuar; belirli bir sektörü veya ürün grubunu esas almadan, çeşitli mal ve hizmetlerin birlikte sergilendiği ve bunların ticari tanıtımının yapıldığı, içinde sosyal ve kültürel etkinliklerin de bulunabileceği, en az elli k atılımcının yer aldığı, süresi on beş günü geçmeyen etkinliklerdir. b) İhtisas fuarı; belirli bir ürün veya hizmet grubu ya da sektörle doğrudan ilgili ve sektöre yönelik mal ve hizmet üreten katılımcıların, teknolojik ve uygulamalı bilgi alışverişinin a rttırılması ve ticari işbirliğine yönelik bilgi değişimi ortamının yaratılması ile ihtiyaç duyulan ürün siparişlerinin verilmesini amaçlayan, en az yirmi katılımcının yer aldığı, süresi on günü geçmeyen etkinliklerdir. Usul ve Esaslar ın 6. maddesine gö re uluslararası fuarın niteliği ise şu şekilde belirlenmektedir: Bir fuarın uluslararası nitelikte olması ve uluslararası unvanının kullanılabilmesi için, fuarın aynı düzenleyici tarafından, aynı isim ve konuda son yedi yıl içerisinde en az üç defa düze nlenmiş olması; ayrıca doğrudan veya dolaylı (temsilcileri kanalıyla) yabancı katılımcı sayısının tüm katılımcı toplamı içerisinde en az yüzde on beşe ulaşması veya yabancı katılımcıya tahsis edilen net metrekare stand alanı büyüklüğünün toplamın en az yüz de onuna ulaşmış olması veya yabancı ziyaretçi sayısının toplam ziyaretçi sayısı içerisinde en az yüzde iki buçuğu bulması gerekmektedir. Fuar düzenleyebilmek için TOBB tarafından verilen fuar düzenleme yetki belgesine sahip olmak gerekmektedir. Yetki be lgesi başvurusu yapan ve anonim veya limited şirket şeklinde kurulmuş olan firmalarda aranacak şartlar mevzuatın 8. maddesinde; a) Ana sözleşmelerinde münhasıran fuarcılık faaliyetinin ve bu faaliyetin tanıtımı amacıyla her türlü yayıncılık, reklamcılı k ve organizasyon işleriyle, fuar konusuyla ilgili olması kaydıyla kongre, seminer, sempozyum ve benzeri faaliyetlerde bulunacaklarının belirtildiği, bu faaliyetler dışında kalan iş konuları ana sözleşmelerinde yer almayan, b) En az iki yüz elli bin Yeni Türk Lirası (YTL) ödenmiş sermayeye sahip bulunan ve bu sermayeyi özvarlığı içinde koruyan, olarak sayılmıştır. Fuar düzenlemek isteyen firmaların, fuarın düzenleneceği yıldan bir önceki yılın ağustos ayının ilk gününe kadar, yetki belgesi fotokopisi ve mevzuatta belirtilmiş belgelerle fuarı düzenleyecekleri yerdeki TOBB a bağlı oda veya borsaya fuar 09-46/1154 -290 8 düzenlemek ve fuar takviminde yer almak için başvuru yapmaları gerekmektedir. 1 Ağustos tarihinden sonra yapılan başvurular ana fuar takvimine eklenmez . Ana fuar takvimi, ilgili yıldan bir önceki yılın Eylül ayının 15 . gününde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve TOBB un internet sitesinde yayımlanır. Ana fuar takvimine girememiş firmaların yapacağı fuar takvimine ekleme başvurusu, ilgili yılın ana fua r takviminin yayımlanmasından (15 Eylül tarihinden) sonra, fuarın başlangıç tarihinden en geç iki ay öncesine kadar fuarın düzenleneceği yerdeki oda veya borsaya yapılır. Fuarın başlangıç tarihine iki aydan daha az süre kala fuar takvimine ekleme başvurusu yapılamaz. Ana fuar takviminde yer almış bir fuarın başlangıç tarihinden bir ay öncesine ya da bitiş tarihinin bir ay sonrasına gelecek şekilde, aynı il sınırları içerisinde aynı ya da benzer isim veya konuda fuar takvimine ekleme başvurusu yapılamaz. Bu şekildeki başvurular TOBB tarafından reddedilir. I.3.2. Fuarcılık Sektörü Hakkında Bilgi Ticaret fuarları, üreticileri, dağıtıcıları ve ithalatçıları bir araya getirmesiyle hem ilgili sektör hem de o sektörün müşterileri için yararlı olmaktadır. Üretici lerin ürünlerini etkin bir şekilde pazarlayabilmeleri için bir fırsat olan ticari fuarlar, bu anlamda özellikle reklâm ve tanıtım olanakları sınırlı olan küçük ve orta ölçekli firmalar için büyük öneme sahiptir. Müşteriler için de aynı anda birçok ürünü gö rebilme ve bilgi edinme açısından iyi bir fırsattır. Özellikle ihtisas fuarlarına ekonominin aynası gözü ile bakılmaktadır. Hatta başarılı fuarlar, ülkelerinin ihracattaki başarılarının da en büyük nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Avrupa da fu arlar ve sergiler, iş dünyası için çok önemli olan bir hizmet sektörü olarak görülmektedir. Bir hizmet sektörü olan fuar organizasyonunda fuar alanı işletmeciliği, fuar organizatörlüğü ve katılımcı firmalar olmak üzere başlıca üç taraf söz konusudur. Katılımcı firmalar ile onların müşterilerini aynı platformda bir araya getiren fuar organizatörlüğünün bu anlamda çift taraflı pazar olduğu belirtilmelidir. Anahtar konumunda olan fuar organizatörü, organizasyona konu fuarı düzenlemek için uygun nitelikte yere sahip olan fuar alanı işletmecisinden mekânı kiralamak suretiyle, fuarda ürünlerini sergilemek isteyen firmalarla fuara katılım için sözleşmeler imzalamaktadır. Fuar alanı işletmeciliği açısından ise önemli olan, şehirler bazında olduğu kadar ülke düzeyin de de, ekonominin hareketlenmesi ve büyümesi için fırsatlar yaratan büyük çaptaki fuarların yapılabileceği alanların bulunmasıdır. Özellikle de makine, otomobil gibi sergilenecek ürünlerin hacmen büyük olması durumunda fuarı organize edebilmek için, gerek büyüklük gerekse donanım bakımından elverişli alan sayısı sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle boyut ve kapsamlarına bağlı olarak alt ve üst yapı gereksinimleri nedeniyle çok sayıda katılımcı firmanın yer aldığı fuarlar sadece belirli merkezlerde yapılabilmekte dir. Sanayi ve ticaretin gelişmesi, büyük otellerin varlığı, havaalanları ve üniversitelerin bulunması gibi nedenlerden dolayı fuarlar ağırlıklı olarak İstanbul da düzenlenmektedir. Bu nedenle önemli fuar alanlarının çoğunluğu da İstanbul dadır. Bunlardan başlıcaları İstanbul Fuar Merkezi ve TÜYAP olup aşağıda bu mekânlar tanıtılmaktadır. 09-46/1154 -290 9 i. İstanbul Fuar Merkezi İstanbul Fuar Merkezi (İFM) olarak adlandırılan alan, İstanbul Atatürk Uluslararası Havalimanı karşısında, 500 dönüm arazi üzerinde kurulu İDTM de yer almaktadır. 100.000 m2 lik bir alana yayılmış olan mülkiyeti İDTM ye ait 10 adet kapalı fuar salonu ve 30.000 m2 açık sergi alanı ile İFM Türkiye nin uluslararası standartlardaki en büyük fuar alanıdır. Fuar salonları 28.000 m2 lik açık alan ile çevril idir ve daha sonraki yıllardaki büyüme düşünülerek kuzeye doğru genişleme alanı bırakılmıştır. İDTM nin birbirleri ile içten bağlantısı bulunan, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaraları fuar salonları 1993 yılından beri CNR tarafından kira karşılığı işletilmekt edir. İFM nin 9. ve 10. salonlarını ise halen İDTM işletmeye devam etmektedir. İFM nin İDTM tarafından işletilen salonlarının özellikleri şu şekildedir: Tablo -3: İDTM nin salonları Salonlar Alan (m2) Yükseklik (m) Hall 9 6.000 9 Hall 10 6.000 9 Yukarı da değinildiği gibi İFM de yer alan salonlardan 8 tanesi 1993 yılından bu yana CNR tarafından işletilmektedir. Aşağıdaki tabloda bu alanlara ilişkin bilgiler yer almaktadır. Tablo -4: CNR tarafından işletilen salonlar İstanbul un en stratejik yerlerinden birine yapılmış olan İFM ye ulaşım, hav aalanının hemen karşısında bulunması, E -5 ve TEM yoluyla ulaşılabilmesi ve metro gibi diğer ulaşım araçlarının da kullanılabilir olması gibi nedenlerle son derece kolaydır. ii. TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi : 60.000 m² kapalı ve 60.000 m² açık fuar alanı ile Türkiye de özel sektörün sahip olduğu en büyük fuar merkezidir. Toplam 120.000 m2 lik bir alana kurulu olan merkez, 4.500 araçlık otopark alanına sahiptir. Salonlar Alan (m2) Yükseklik (m) Hall 1 11.878 14 Hall 2 9.925 10,80 Hall 3 10.925 9 Hall 4 10.577 10,80 Hall 5 9.703 10,80 Hall 6 8.229 10,80 Hall 7 8.323 10,80 Hall 8 6.607 10,80 TOPLAM 76.167 - 09-46/1154 -290 10 I.3.3. İlgili Ürün Pazarı 19.9.2007 tarih ve 07 -74/896 -333 sayılı Kurul kararında benimsenen il gili ürün pazarı olan yatçılık ve su sporları fuarının düzenlenmesine uygun fuar alanları işletmeciliği pazarı bu soruşturma bakımından da geçerliliğini korumaktadır. I.3.4.İlgili Coğrafi Pazar 19.9.2007 tarih ve 07 -74/896 -333 sayılı Kurul kararına pa ralel olarak ; Antalya, İzmir ve Bodrum da düzenlenen yatçılık ve su sporları fuarları gerek fuarın zamanlaması, gerekse fuarların katılımcıları ve ziyaretçileri bakımından, İstanbul da düzenlenen fuarlara ikame olmadığından ilgili coğrafi pazar İstanbul olarak belirlenmiştir. I.4. YAPILAN TESPİTLER VE DELİLLER I.4.1. CNR de Elde Edilen Belgeler 22.7.2008 ve 29.7.2008 tarihlerinde CNR nin İFM de bulunan merkezinde iki defa yerinde incelemede bulunulmuştur. CNR İcra Kurulu Başkanı (CEO) Fatih TANVERDİ n in bilgisayarında yapılan incelemede elde edilen ve CNR nin daha önceki soruşturma sürecinde ve önaraştırma döneminde avukatlığını yapan Gökçen Hukuk Bürosu ile e -posta aracılığı ile yapılan yazışmalar aşağıda aynen aktarılmaktadır: .Ticari Sır . I.4.2. Ares Fuarcılık Ltd. Şti. den (Ares Fuarcılık) Elde Edilen Belgeler Raportörlerce Ares Fuarcılık ile yapılan görüşmede CNR ye gönderilen rezervasyon faks metni isten miş ve bir örneği alınmıştır . Söz konusu faks metni incelendiğinde CNR den Kurumumuza g önderilen faks metni ile bazı farklılıklar taşıdığı görülm üştür . Bunun yanında CNR de yapılan yerinde incelemede anılan faks mesajının Microsoft Word dokümanı olarak elektronik ortamda CNR ye ait bir bilgisayarda bulunması bu rezervasyonun geçmiş tarihli o larak sonradan düzenlendiği ni göstermiştir . CNR den elde edilen Microsoft Word dokümanının oluşturma tarihinin bu faksın Kurumumuza gönderilmesinden yalnızca birkaç gün önceye denk gelen 16.5.2008 tarihi olması bu tespiti güçlendirmiştir . I.5. YAPILAN GÖRÜŞMELER I.5.1. CNR ile Yapılan Görüşme Önaraştırma safhasında gerçekleştirilen yerinde incelemede raportörlerce CNR İcra Kurulu Başkanı nın bilgisayarından elde edilen ve Gökçen Hukuk Bürosunda çalışan Av. Duygu GÜÇLÜ tarafından CNR ye yollanan e -posta mesajında yer alan ifadelerle ilgili olarak . aşağıdaki açıklamaları yapmıştır: Söz konusu ifadeler hukuk büromuzda mevcut bulunmayan sözleşme örneklerinin CNR tarafından tarafımıza iletilmesi ile ilgilidir. Kaldı ki fuar 09-46/1154 -290 11 takvimleri TOBB kayıtları nda mevcut olduğundan bu sözleşmelerin önceki tarihlerde imzalanmış olduğu hususunda tereddüt yoktur. İşbu sözleşmeler Rekabet Kurumu na 9.5.2008 tarihli dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Şirket avukatı . in, NTSR nin CNR den yat fuar alanı talebi ile il gili olarak taleplerinin karşılanmadığına dair iddialarına ilişkin cevapları aşağıdaki şekildedir: Rekabet Kurumu na göndermiş olduğumuz ihtarname ve cevap örneklerinde açıkça görüleceği üzere asla taleplerine red cevabı verilmemiştir. Kendilerine fuar a lanlarımızın dolu olduğu tarihler bildirilmiş ve bu tarihler dışındaki tarihlerde kendilerine fuar alanı tahsis edilebilceği hususu iletilmiştir. Size en son gönderdiğimiz yazışmalardan sonra NTSR den tarafımıza yeni bir fuar alanı talebi gelmemiştir. I.5.2. Şikayetçi ile (NTSR) Yapılan Görüşme 16.7.2008 günü Pendik Yat Limanı nda NTSR Boat Show Proje Müdürü ile yapılan görüşmede; NTSR nin uzun yıllardan beri boat show düzenlemekte olduğu, bu sene 28. İstanbul Boat Show u düzenleyeceği, CNR ile yapıla n anlaşmanın devam etmemesi üzerine 2007 yılında İDTM fuar alanında fuar düzenlendiği ancak yeterli sahanın bulunmaması sebebiyle hem firmanın hem de katılımcıların bu organizasyondan memnun kalmadığı ve 2008 yılı için anlaşma yapılmadığı belirtilmiştir. İ DTM de yapılan 2007 Aralık taki son fuarda sadece tekne sergilenebildiği, ekipman sergilenemediği ayrıca katılımcı sayısının . e düştüğü ve bu nedenle yeni bir fuar alanı arayışına girdikleri, öncelikle A taköy Marina ile görüşüldüğü ancak o mekanın dolu luğu nedeniyle uygun olmadığının anlaşıldığı dile getirilerek Marintürk Pendik Marina nın yeni alternatif fuar alanı olduğu ifade edilmiştir. Firmanın 2008 yılından itibaren Ekim ayında fuar düzenlemek üzere Pendik Yat Limanı ile 10 yıllık bir sözleşme imz aladığı, limanda inşaatın henüz bitmemekle beraber önümüzdeki Ekim ayına hazır hale getirilmeye çalışıldığı belirtilmiştir. Yapılan görüşmede, deniz fuarlarının kara fuarlarından farklı bir konsept olup katılımcıların denizde fuar yapılsa dahi kara fuarın ı da talep ettikleri, teknelerin karada daha iyi incelenme imkanının bulunması ve kapalı sahanın güvenlik açısından daha korunaklı olmasının kara fuarlarını daha avantajlı hale getirdiği ifade edilmiştir. Yetkili tarafından ayrıca, CNR ile olan iş ilişkis inin sadece noter ihbarnameleri kanalıyla yürümekte olduğu, CNR nin Şubat ayında fuar düzenlemesi nedeniyle bu ayda kendilerine alan tahsisi yapmadığı, diğer aylarda ise düzenlenecek fuarın hem uluslararası fuarlarla çakışması hem de Pendik Limanında yapıl ması düşünülen fuar tarihi ile çok yakın tarihe denk gelmesinin, bu tarihleri de olanaksız hale getirdiği, Türkiye de yakın tarihlerde 3 adet fuar yapılmasının sektörün kaldırabileceği bir durum olmayıp ticari açıdan da makul olmadığı, bir diğer deyişle CN R nin Şubatta kara fuarı yaptığı müddetçe NTSR nin kara fuarı yaparak sektörü bölmeyi düşünmediği ve bu koşullar altında Pendik Marina daki fuar projesini canlandırmayı tercih edecekleri belirtilmiştir. Yetkili tarafından son olarak , Pendik Limanında düzen lenecek olan fuara 300 yat alabilecek kapasitede bir alan tahsis edildiği, kara sahasında da 4.000 m2 lik bir 09-46/1154 -290 12 alanın fuar katılımcılarına tahsis edileceği, ayrıca limanda (ortalama 80 yat kapasiteli) 18.000 m2 lik çekek alanın bulunduğu, ancak hâlihazırda bu alanın fuar için tahsis edilmesine dair herhangi bir anlaşmanın bulunmadığı ifade edilmiştir. I.5.3. EFEM Uluslararası Fuar Organizasyon Hizm. Ltd. Şti ( Efem Fuarcılık ) ile Yapılan Görüşme 23.7.2008 tarihinde Efem Fuarcılık Ortağı ve Genel Müdürü ile yapılan görüşmede; EFEM Fuarcılık ın 18 seneden beri anne -bebek ürünleri konulu fuar düzenlediği, şirketin en önemli faaliyetinin anne -bebek fuarı olduğu, ayrıca bu yıldan itibaren İDTM nin 11. Salonunda doğa sporları konulu bir başka fuar daha düzenlemeye hazırlandıkları, anne -bebek fuarının 2004 yılından beri CNR nin salonlarında düzenlendiği, fuarın CNR ye taşınmasının fuarı iki -üç misline çıkardığı, başta riskli olan bu durumun sektörün de büyümesi nedeniyle fuarı geliştirdiği ve olumlu bir aşama kaydet tiği belirtilmiştir. Anne -bebek ürünleri fuarının her yıl Şubat sonu Mart başında düzenlendiği, bu tarihin sektörün iş bağlantılarını kurduğu, siparişleri aldığı tarih olduğu için geleneksel hale geldiği ve değiştirilmesinin olumsuz olacağı ve fuarın başar ısını olumsuz etkileyeceği ifade edilmiştir. CNR ile olan kira sözleşmelerini 2006 yılında 3 yıllık bir süre için kurduklarını, sözleşmede fuarın Şubat sonu ve Mart ın ilk haftası yapılması nın kararlaştırıldığı, ancak her yıl için fuar tarihini ayrıca Ala n Tahsis Belgesinde belirttikleri, o tarihte CNR nin kendilerinden başka firmalarla da uzun dönemli hatta 5 yıla kadar uzayan sözleşmeler kurduğunu duydukları, uzun dönemli sözleşme kurulmasının ve pazarlık yapılması neticesinde bir miktar indirim elde ett ikleri, borçlarını uzun vadede ödeme imkânı elde ettikleri, ayrıca CNR nin kendilerine bir miktar tolerans tanımasında risk alarak fuarın büyük bir salona taşınmasının da etkili olduğu, zira o dönemde fuarın 1800 m2 den 5000 m2 ye varan alanlara taşındığı belirtilmiştir. Yapılan görüşmede fuar alanı değişikliğinin daha büyük ve daha avantajlı bir fuar alanına taşınmadığı müddetçe fuar başarısını olumsuz etkilediği, tarih değişikliğinin ise sektöre bağlı olduğu, eğer sektör için fuarın yapılmasının kritik bi r dönemi varsa bu dönemin değiştirilmemesi gerektiği belirtilerek, fuarın sürekliliğinin, tarih -yer istikrarının ve her sene düzenlenmesinin de fuarın başarılı olmasında önemli bir rolü bulunduğu ifade edilmiştir. I.5.4. Ares Fuarcılık ile Yapılan Görüşm e Ares Fuarcılık Ortağı ve Genel Müdürü ile 24.7.2008 tarihinde yapılan görüşmede; Ares Fuarcılık ın temel olarak dört ana fuar düzenlediği, bunların motosiklet fuarı (Motoshow), Ekmek makineleri (Ibatech), Fotoğraf ve Dijital Görüntüleme Makineleri ile Pa slanmaz Çelik (Stainless Steel) fuarları olduğu, motoshow fuarının her yıl Mart ayının üçüncü haftasında, ekmek makineleri ile paslanmaz çelik fuarları nın ise iki yılda bir Nisan ayının ortasında yapıldığı, ekmek makineleri ve paslanmaz çelik fuarının yapı lmadığı sene ise fotoğraf makineleri fuarının düzenlendiği, bu yıldan itibaren buzdolapları konulu yeni bir fuar düzenlemeye hazırlandıkları, bu fuarın tarihinin Şubat ayının ortası (12 -14 Şubat) olarak belirlendiği ve İTO ya fuar takvimine girebilmek için başvuruda bulunulduğu ifade edilmiştir. 09-46/1154 -290 13 Yapılan görüşmede, düzenlenen fuarlarda fuar alanı olarak önceleri İDTM nin 9 -10. salonlarının kullanıldığı, ancak 2008 yılından itibaren CNR nin 1 -2 ve 3. salonlarını n kullanılmaya başlandığı, CNR ile olan kira söz leşmesini 4 Temmuz 2007 tarihinde yaptıkları, CNR ye geçilmesinin sebebinin fuarların büyümesi ve daha büyük salonlara geçme ihtiyacından kaynaklandığı belirtilmiştir. Buzdolabı fuarı için hazırlıklara Kasım -Aralık aylarında başlandığı ve 15 -18 Ocak 2009 t arihi için CNR den alan rezerve ettirildiği, ancak 2008 Temmuz ayı başında bu rezervasyonun iptal edildiği, CNR ye rezervasyon talebinin Kasım 2007 de olduğu, iptal edilmesinin nedeninin, CNR den kiralanması düşünülen 1 -2 ve 3. salonların yaklaşık 15.000 m2 olmasına rağmen fuarın bu büyüklüğe ulaşamaması olduğu, İDTM nin salonlarının brüt 10.000 m2 olduğu ve fuarın ancak 5.000 m2 civarında bir alanı doldurabilecek kapasiteye erişebileceği ifade edilmiştir. II.5.5. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Fuarlar Müdürü ile Yapılan Görüşme 25.7.2008 günü, TOBB Fuarlar Müdürü ile yapılan görüşmede; TOBB Fuarlar Müdürlüğü nün Türkiye genelinde fuar düzenlemek isteyen firmalara gerekli izinleri veren birim olduğu, fuar organizasyonuna ilişkin düzenlemelerin T OBB tarafından yayımlanan Yurt İçinde Fuar Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar çerçevesinde yürütüldüğü, bu kapsamda fuar organizasyon firmalarının yapacakları fuarları bir önceki yıl Ağustos ayı başına kadar bulundukları ildeki TOBB a bağlı odalara ve borsalara bildirdikleri ve bu birimlerin gerekli incelemeyi yaptıktan sonra Ağustos ayı sonuna kadar kendi birimlerine ilettikleri, daha sonra 15 Eylül tarihinde ana fuar takviminin yayımlandığı, Ağustos ayına kadar bildirilen fuarlarda firmaların dilediği tarihte dilediği fuarı düzenlemekte serbest oldukları ancak ana fuar takvimi yayımlandıktan sonra fuar düzenleme başvurusu yapan firmanın, ana takvimde aynı ilde aynı veya benzer konulu başka bir fuar düzenlenecekse başlangıç tarihinden 30 gün öncesinde ve b itiş tarihinden 30 gün sonrasında fuar düzenleyemedikleri ifade edilmiştir. Yapılan görüşmede, ana fuar takvimi yayımladıktan sonra ek fuar düzenlemek isteyen firmaların fuar başlangıç tarihinden 2 ay öncesine kadar başvuruda bulunup fuar düzenleyebilecek leri, fuar iptallerine ise planlanan fuar tarihinden 1 ay öncesine kadar bildirimde bulunulması durumunda onay verilebildiği, belirlenen tarihlere uyulmaması durumunda firmalara gelecek yıl için aynı konulu fuar düzenlememe müeyyidesi uygulandığı belirtilm iştir. NTSR tarafından şu ana kadar 2008 ve 2009 yılları için boat show fuarı düzenlenmesine dair herhangi bir başvuruda bulunulmadığı, bununla birlikte planlanan fuar tarihinden 2 ay önce başvuruda bulunup anılan fuarı düzenleme hakkının saklı olduğu, fua rın yapılacağı alanların ilgili mevzuatta öngörülen koşulları taşıyıp taşımadığı nın TOBB a bağlı oda ve borsalar vasıtası ile takip edildiği, fuar alanı olarak gösterilen yerlerin gerekli standartları taşıyıp taşımadıkları nın araştırıldıktan sonra alan uyg un ise buralarda fuar düzenlenmesine izin verilebildiği ifade edilmiştir. 09-46/1154 -290 14 I.5.6. Medya Fors Fuarcılık Ltd. Şti . (Medya Fors Fuarcılık) ile Yapılan Görüşme 24.7.2008 tarihinde Medya Fors Fuarcılık Ortağı ve Genel Müdürü ile yapılan görüşmede; Medya For s Fuarcılık olarak Aralık ayında Bayim Olur Musun başlıklı franchise fuarı ile Vending Ekspo başlıklı otomat makineleri fuarlarını düzenledikleri, Bayim Olur Musun fuarını 2005 Aralık ayında yapmaya başladıkları ve Aralık - Haziran olmak üzere yılda ik i defa düzenledikleri, ancak 2007 yılından sonra 2008 Aralık ayında fuar düzenleyecekleri ve bundan sonra yılda bir fuar düzenleyecekleri belirtilmiştir. Vending Ekspo fuarını ise ilk kez 2007 Aralık ayında düzenledikleri bu yıl ikincisini organize edece kleri, bu fuarların ikisini de CNR nin 1, 2 ve 3 numaralı salonlarında düzenledikleri, geçmişten bu yana fuarların aynı tarih aralığında ve aynı salonlarda düzenlendiği, bu tarih ve yerin kendileri için stratejik olduğu ve değiştirmeyi düşünmedikleri ifade edilmiştir. Yapılan görüşmede, CNR ile olan alan kiralama sözleşmesinin bağlantısının ya bir önceki yıl düzenlenen fuarda ya da takip eden yıl Ağustos ayı başına kadar kurulduğu, 1 Ağustos a kadar fuar takvimine girebilmek için TOBB a başvuru yapılması ge rektiğinden fuar alanı kiralama sözleşmesinin bu tarihten önce tamamlanmak zorunda olduğu belirtilmiştir. I.6. HÂKİM DURUM TESPİTİ Hâkim durumun saptanmasında kullanılan kıstasların başlıcaları teşebbüsün ilgili pazardaki pazar payı, sahip olduğu dikey b ütünlük, kullanılmayan kapasite, müşteri bağımlılığı ve pazardaki potansiyel rekabettir. Bu kıstasların tümünün incelenmesi neticesinde 19.9.2007 tarih ve 07 74/896 333 sayılı Soruşturma Nihai Kararı nda CNR nin yatçılık ve su sporları fuarlarının düzenle nmesine uygun fuar alan ları işletmeciliği pazarında hâkim durumda olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla mevcut incelemede, sayılan kriterler yeniden değerlendiril memiş , bunun yerine ilgili pazarda yaşanan değişimlerin hâkim durum tespitini değiştirip değiş tirmediği araştırılmıştır . 19.9.2007 tarih ve 07 74/896 333 sayılı Soruşturma Nihai Kararı nda , üst ve alt pazarlar olan yatçılık ve su sporları fuarları için fuar alanı işletmeciliği pazarının ve yatçılık ve su sporları fuarı organizatörlüğü pazarının bir birinden ayrı değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirlenerek , üst pazardaki hâkimiyetin varlığı araştırı lırken alt pazar verileri dikkate alınmıştır. Bu nedenle teknik sebeplerle aynı pazarda oldukları kabul edilen CNR tarafından CNR Fuar Alanlarında ya pılan fuar ile NTSR tarafından İDTM Fuar Alanında yapılan fuar karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmada CNR ve NTSR nin düzenlenen fuarlardaki net alan satışları ele alınmış ve CNR nin ilgili ürün pazarındaki pazar payı 2007 yılı Şubat ayında % ... olarak h esaplanmıştır. Anılan karardan sonra gerçekleştirilen fuarlara bakıldığında Aralık 2007 -Şubat 2008 fuar döneminde NTSR . m², CNR . m² lik alanda fuar düzenlediğinden NTSR nin pazar payı % ..., CNR nin pazar payı ise % ... olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılında ise NTSR fuar düzenleyemediğinden CNR nin pazar payı (Şubat ayı itibariyle) %100 e ulaşmıştır. Diğer taraftan CNR lehine olarak müşteri bağımlılığı, dikey bütünlük ve kullanılmayan kapasite kriterlerinin de hâkim durum tespitini desteklemeye deva m ettikleri anlaşılmıştır . 09-46/1154 -290 15 Son olarak CNR nin hâkim durumunu destekleyen kriterlerden potansiyel rekabete de değinilmesi gerekmektedir. 19.9.2007 tarih ve 07 74/896 333 sayılı Soruşturma Nihai Kararı nda yapım aşamasında olan Zeytinburnu ve Pendik marinal arı ile Haliç potansiyel rekabet analizine dâhil edilmiştir. Bu alternatiflerin zamanında, muhtemel ve yeterli bir şekilde alternatif olabilecekleri öngörülmediğinden potansiyel rekabetin CNR nin hâkim durumunu tehdit etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Hâliha zırda da bu tespitin geçerli olup olmadığının belirlenmesi için Soruşturma sürecinde muhtemel fuar alanlarından konu ile ilgili bilgiler istenmiştir. Bu kapsamda Zeytinburnu Belediye Başkanlığı, Pendik Belediye Başkanlığı, BELTUR Büyük İstanbul Eğitim Tur izm ve Sağlık Yatırımları İşletme ve Tic. A.Ş (Beltur) den mevcut ve hâlihazırda yapım çalışmaları devam eden merkezlerin fiziki büyüklüklerine ilişkin bilgiler istenmiş ve söz konusu merkezlerin CNR tarafından kiralanan salonlara alternatif oluşturup oluş turmayacağı saptanmaya çalışılmıştır. Zeytinburnu Belediye Başkanlığı ndan gelen ve Kurum kayıtlarına 18.2.2009 tarih ve 1291 sayı ile intikal eden yazıdan, halen proje aşamasında olan Zeytinburnu Limanı nın kruvaziyer turizmine yönelik olarak inşa edilec eği anlaşılm ıştır. Zira gerek rıhtım ve terminal büyüklüklerinin kruvaziyer gemilerine ve yolcularına göre ayarlanması, gerekse limanın inşasında örnek alınan limanların kruvaziyer turizmi ile ön plana çıkması bunu göstermektedir. Buna karşın limanın yapı lacağı Kazlıçeşme mevkiine . metrekarelik fuar alanı ve . metrekarelik kongre merkezinin de yapılacağı öngörülmektedir. Bu alanlarda . adet sergi salonu, . adet toplam . metrekarelik toplantı salonu yapılması planlanmaktadır. Zeytinburnu Kazlıçeşme de yapılması planlanan bu limanın yaklaşık . metrekarelik otel, alışveriş merkezi, yeme içme ve eğlence alanlarını da kapsayan toplam .. metrekarelik bir kompleks olarak inşa edilmesi öngörülmüş, bu kompleks içinde yat limanı işletme tesisler i ( . ), yat onarım ve bakım üniteleri ( . ) de düşünülmüş yat limanının . yat kapasiteli Ataköy Marina ile aynı ölçüde yapılması planlanmıştır. Zeytinburnu Belediyesi ne yapılması planlanan fuar alanının yüksekliği, kapı genişlikleri, fuar alanının i şletmecilik hakkı için ihale yapılıp yapılmadığı, marinanın hizmete açılma tarihi, marinanın yatçılık fuarı düzenlenmesine uygun olup olmayacağı gibi sorular da sorulmasına rağmen cevap alınamamıştır. Bunda henüz projede çok daha gerideki bir aşamada bulun ulmas ının payı olduğu değerlendirilmiştir . Ayrıca Soruşturma Heyeti tarafından ilgililerle yapılan telefon görüşmesinde bu soruların henüz netleştirilmesinin mümkün olmadığı, yakın gelecekte fuar alanının faaliyete geçmesinin beklenmediği belirtilmiştir. D olayısıyla Zeytinburnu nda yapılacak olan marinanın fuar alanı olarak potansiyel rekabete dâhil edilemeyeceği kanaatine ulaşılm ıştır. Kurum kayıtlarına 6.4.2009 tarih ve 2428 sayı ile intikal eden yazıda Pendik Belediyesi, inşası devam eden Pendik Marina n ın 26.6.2009 tarihinde; fuar alanı inşaatının ise 12.8.2009 da tamamlanmasının planlandığını, inşaatlar tamamlandıktan sonra belirli ölçüde yatçılık ve su sporları fuarının düzenlenebileceğini belirtmiş, bununla birlikte böyle bir fuar düzenlemeye yönelik olarak NTSR ile herhangi bir sözleşme yapılmadığını ifade etmiştir. Diğer yandan marinanın denizde . , karada . yat kapasiteli olarak planlandığı, fuar alanının ise . metre yükseklikte . metrekare olarak inşa edileceği bildirilmiştir. 09-46/1154 -290 16 Pendik Ma rina nın 2009 yılı içinde hizmete açılacak olması karşısında, potansiyel bir fuar alanı olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır . Pendik Belediyesi nin cevabından NTSR ile Pendik Marina da fuar düzenlenmesine yönelik herhangi bir sözleşme yapı lmadığı anlaşılsa da, NTSR nin burada fuar düzenlemeyi planladığı, Marina n ın işletme hakkını alan firma ile bir ön protokol yapıldığı ve internet üzerinden fuar planlarının duyurulduğu tespit edilmiştir . Her ne kadar inşaat tamamlanamadığı için fuar düzen lenememiş olsa da, Ekim 2008 de Pendik Marina da yat fuarı düzenlemeye niyetlenen NTSR nin bu fuarı Marina nın hizmete açılmasından sonra gerçekleştirmesinin önünde bir engel bulunmadığı görülmüştür . Kaldı ki yatları, imal edildikleri Tuzla dan Pendik Mari na ya deniz yolu ile getirmenin kolaylığı, yatların denizde sergilenecek olmasının getirdiği avantaj ve yatlar denizde sergilendiğinden diğer ekipmanın da daha sınırlı bir alanda sergilenmesinin mümkün olduğu gerek fuar katılımcıları gerekse organizatörler tarafından kabul edilmekte; bu nedenlerle Pendik Marina nın yatçılık ve su sporları fuarı düzenlemeye uygun bir mekân olabileceği belirtilmektedir. Kurum kayıtlarına 16.3.2009 tarih ve 1923 sayı ile intikal eden yazıda Feshane Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi ni (Feshane) işletmekte olan Beltur, Feshane nin beş salondan oluşan yüksekliği . , kapı yüksekliği . ve kapı genişliği metre olan toplam metrekarelik bir alan olduğunu belirtmiştir. Ayrıca en büyük salonlar olan II. Mahmut sal onunun . m², Haliç Salonu nun m², Küçük Bedesten Salonu nun m² olduğu, bunlara ilaveten irili ufaklı odaların bulunduğu, zeminin ise ağır yük taşıyacak kapasitede bulunmadığı ifade edilmiştir. Feshane nin taş ve çimden oluşan açık alanlarının to plamının ise m² olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla Feshane nin CNR salonlarında düzenlenen yatçılık ve su sporları fuarına alternatif olmak bir yana, aynı kategoride sayılabilecek bir fuara dahi ev sahipliği yapabileceği kabul edilebilir görülmem iştir. Sütlüce Kültür Merkezi de Feshane gibi fuar alanından ziyade kongre düzenlenmesine yönelik bir mekân olup CNR nin fuar salonlarına alternatif olabilecek nitelikte değildir. Yapılan bu tespit ve değerlendirmeler ışığında , CNR nin , ilgili ürün pazarı olan yatçılık ve su sporları düzenlenmesine uygun fuar alanı işletmeciliği pazarında hâkim durumunun devam ettiği ancak hizmete açılması halinde Pendik Marina nın alternatif bir fuar alanı olarak değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. I.7. GENEL DEĞERLEN DİRME VE HUKUKİ DAYANAK I.7.1. Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Hâkim durumda bulunduğu 07 -74/896 -333 sayılı Rekabet Kurulu kararında tespit edilen ve mevcut durumda da konumunu koruyan CNR nin hâkim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığının ortaya çıkarıl abilmesi için NTSR ye fuar alanı kiralamayı reddettiği 2006 yılından bu yana her iki teşebbüsün de faaliyetlerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Böylece bu teşebbüslerin pazardaki konumları, etkinlikleri ve reddetme eyleminin rekabet üzerindeki etkiler i genel olarak görülebilecektir. 2006 yılında NTSR ile CNR arasında fuar alanı kiralanması konusunda çıkan ihtilafın üzerinden geçen üç yılda NTSR iki defa İDTM nin salonlarında fuar düzenlemiştir. 2007 yılı Şubat ayında İDTM salonlarında yapılan ilk fuard a otopark alanları 09-46/1154 -290 17 malzemeci olarak tabir edilen fuar katılımcılarına fuar alanı olarak kullandırılmış, yat ve tekneler ise 9 ve 10 numaralı salonlarda sergilenmiştir. 2007 yılı Aralık ayında ise NTSR sadece yat ve tekne sergilediği bir fuar düzenlemiş, bi r önceki yıldan gelen olumsuz tepkiler nedeniyle malzemecilerin otopark alanında fuara katılımlarını sağlayamamıştır. Üçüncü defa İDTM salonlarında fuar düzenlemesi halinde fuarının iyice küçüleceğinden ve CNR karşısında rekabetçi gücünü tamamen yitireceği nden endişe eden NTSR, alternatif fuar alanı olarak Pendik Marina yı belirlemiştir. İnternet sitesinde yat fuarını denizde gerçekleştirerek önemli bir atılım yapmayı planladığını duyuran NTSR, 2008 Ekiminde Pendik Marina da düzenlemeyi öngördüğü fuarı marina inşaatının tamamlanamaması sebebiyle gerçekleştirememiştir. Bu arada CNR den de fuar alanı talebinde bulunmaya devam eden NTSR, her ne kadar açıkça reddedilmemişse de talep ettiği tarihlerde salonların başka firmalara kiralandığı cevabı ile karşılaşmış tır. Mevcut durumda 2009 yılında fuar düzenleyemeyen ve düzenleyebileceğine dair bir gösterge de bulunmayan NTSR nin , özellikle CNR nin düzenlediği fuarın ulaştığı büyüklük göz önüne alındığında , pazardan çıkma ihtimali bulunan, öyle olmasa bile etkin bir rakip olarak kabul edilmesi zor bir duruma düştüğü söylenebilecektir. İhtisas fuarları bakımından doğal afet, savaş gibi zorlayıcı sebepler dışında fuarlara ara verilmesi fuarın başarısını hayati derecede etkileyen bir etken olduğundan, NTSR nin bir -birkaç yıl fuar düzenleyememesi pazardan çıkması anlamına gelecektir. Öte yandan NTSR nin pazardan çıkması pazardaki aktör sayısı bakımından rekabetin olumsuz etkilenmesi gibi algılanmakla birlikte rekabetin aslında sadece iki yıllık bir dönem için ortaya çıktı ğı ve pazarın kendi dinamiklerinin değil, iki teşebbüs arasındaki olağanüstü koşulların ürünü olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Sektörü bir araya toplayan Dentur un ve bir önceki soruşturma sürecinde görüşülen sektör temsilcilerinin de yılda bir defa düzenle necek tek bir ihtisas fuarının yeterli ve daha etkin olacağı yönündeki görüşleri de ilgili pazarda son yıllarda yaşanan gelişmelerin rekabetin doğmasından ziyade hâkim durumun el değiştirmesi olarak görülebileceğini göstermektedir. Hâkim durumdaki CNR nin eyleminin rekabet ihlali olarak değil de daha etkin olan teşebbüsün pazarı ele geçirmesi olarak kabul edilebilmesi için CNR nin etkinlik savunmasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunu görebilmek için NTSR nin ve CNR nin düzenledikleri fuarların fiyat, fuar büyüklüğü ve başarısı gibi kriterler bakımında karşılaştırılması faydalı olacaktır: Tablo -5: 2004 -2008 yılları arasında NTSR nin düzenlemiş olduğu fuarlarda uygulanan m² birim fiyatları Ticari Sır Tablo -6: NTSR Tarafından 2004 -2007 yılları arasında düzenlenen fuarlara ait bilgiler Ticari Sır CNR ise 2007 yılından itibaren Şubat ayının ikinci haftasında başlattığı Avrasya Boatshow Fuarı nı üçüncü defa hayata geçirmiş ve 2011 yılına kadar yapılacak fuarlar konusunda da Dentur u n desteğini almak üzere sözleşme imzalamıştır. Dentur a gönderilen bilgi isteme yazısı üzerine Dentur dan gelen ve Kurum 09-46/1154 -290 18 kayıtlarına 22.1.2009 tarih ve 585 sayı ile intikal eden bilgilere göre, Dentur ile CNR arasında 3.4.2007 tarihinde imzalanan Avrasya Boatshow Fuarı nın Organizasyonuna İlişkin Sözleşme de fuarın geliştirilmesi için tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri öngörülmüş, Dentur üyesi fuar katılımcıları için indirimli fiyatlar belirlenmiştir. Ayrıca bu sözleşme ile yatların Ataköy Marina da fuar alanına kadar taşınması ücretsiz olarak CNR tarafından üstlenilmişse de 2008 yılında yapılan ek protokol ile bu hizmet ücretli ve isteğe bağlı hale getirilmiştir1. CNR nin yatçılık fuarı düzenlemeye başladığı 2007 yılından itibaren fuarı büyüttüğü gözlemlenmiştir. Zira fuar NTSR nin düzenlediği dönemde 1, 2 ve 4 numaralı salonlarda düzenlenmekte iken son iki yıldır CNR fuarı 7 salonda birden düzenlemektedir. 1 -8 numaralı fuar salonlarından oluşan toplam . m2 lik fuar alanından . m2 büyüklüğün deki 3 numaralı salon dışındaki2 diğer salonların tümü Avrasya Boatshow Fuarına tahsis edilmektedir, bu da brüt . m2 lik bir alana tekabül etmektedir. Her ne kadar bu gelişimin sadece CNR tarafından gerçekleştirilebilecek ve ona özgü sebeplere bağlanama yacağı açıksa da, CNR nin sektörün son yıllarda gerçekleştirdiği atılımı değerlendirdiği ve aynı zamanda fuar alanı işletmecisi olmasından kaynaklanan avantajını da kullanarak fuarın büyüklüğünü iki katına ulaştırdığı anlaşılm ıştır. Avrasya Boatshow Fuarı ndan elde edilen geliri, katılımcı sayısı ve satışı yapılan toplam net fuar alanı büyüklüğünü gösteren aşağıdaki tablolar bu bilgiyi doğrulam ıştır. Tablo -7: Avrasya Boatshow Fuar büyüklükleri .Ticari Sır . CNR nin fuar düzenlemeye başladığı 2007 y ılından itibaren uyguladığı fiyatların seyrine bakıldığında fuarın büyütülerek katılımcı sayısının artırılmasına karşın, fiyat politikasında ciddi bir değişikliğe gitmediği ve fiyatlarında önemli bir artış yapmadığı gözlemlenm iştir. CNR nin son üç yıldan bu yana uyguladığı fiyatları değerlendirilmeden önce fiyat politikası incelenmiştir . CNR , katılımcılara fuar alanının satış tarihine göre ve fuar katılımcısının Dentur üyesi olup olmamasına göre değişen fiyatlar uygulamaktadır. Fuarın düzenlenmesinden uzun zaman önce satılan fuar alanı en düşük fiyata verilmekte, fuar zamanı yaklaştıkça fiyatlar kademeli olarak artırılmaktadır. Şöyle ki Dentur üyesi bir katılımcının 15 Haziran tarihine kadar fuar alanı kiralaması halinde aşağıdaki tabloda verilen fiyatlarda n alan kiralamasına imkân tanınmakta, bu tarihten 15 Aralık a kadar alan kiralayan katılımcılar m2 başına . ABD Doları/Avro fark vermekte, 15 Aralık tan fuar tarihine kadar alan kiralayan katılımcı ise 15 Haziran daki fiyatlara m2 başına . ABD Doları /Avro fark ödemektedir. Aşağıdaki tabloda 15 Haziran tarihinden önce Dentur üyesi katılımcılara uygulanan fiyatlar gösterilmektedir: 1 Dentur dan gelen bilgilerin eki nde CNR nin 2007 ve 2008 yıllarındaki fuarlardan sonra yapılan anket sonuçlarına yer verilmiştir. 28.3.2007 tarihli duyuruda ankete katılmış 107 firmanın talep ettiği ne t stand alanının toplam . m² olarak belirtildiği bilgisi üyelerle paylaşılmıştır. 4. 3.2008 tarihli daha ayrıntılı duyuruda ise ankete katılan firmaların çoğunluğunun fuarda yer almak istediği miktarın . m² olduğu bilgisi duyurulmuştur. Bu bilgiler CNR nin düzenlediği fuarın sektör genelinde desteklendiğini göstermektedir. 2 CNR, fuar t anıtımına ilişkin duyurularında 3 numaralı salonun sıcak satış amacıyla kullanılması için gerekli izinleri alabilmek için başvuruda bulunduğunu belirtmiştir. 09-46/1154 -290 19 Tablo -8: Dentur üyesi katılımcılara uygulanan fiyatlar .Ticari Sır . Tablodan da anlaşılacağı üzere CNR nin fiyatları nda önemli bir artış olmaması özellikle 2009 yılında alternatifi olmayan bir fuara dönüşmüş olmasına rağmen bu durumunu kötüye kullanmadığının göstergesi olarak kabul edilebilecek niteliktedir. Diğer yandan NTSR nin fuar alanı talebine yönelik noter ihtarl arına da cevap verilerek uygun olan bir tarihin talep edilmesi halinde fuar alanı tahsis edilebileceğini belirtmesi de açık bir kötüye kullanma niyetinin bulunmadığını göstermektedir. NTSR nin yeni bir tarihi belirleyerek talepte bulunmak yerine Pendik Mar ina da düzenlenecek bir fuara odaklanması ve faaliyetini buna yöneltmesi ise CNR tarafından işletilen İFM ye yatçılık ve su sporları fuarı düzenlenmesi bakımından bir alternatifin doğduğuna işaret etmektedir. Bu alanda 2008 yılında planlanan fuar gerçekleş tirilememişse de 2009 yılı sonbaharı veya daha ileri bir tarihte fuar düzenlenmesini engelleyen bir durum söz konusu değildir. Buradaki değerlendirme de yatçılık sektörünün tek bir ihtisas fuarının yeterli ve daha etkin olacağı yönündeki görüşle r de dikkat e alınmıştır . CNR nin ulaştığı kara fuarı büyüklüğünü göz ardı etmesi halinde NTSR nin, kendisine alan tahsis edilse bile başarılı bir fuar düzenleme ihtimali düşük tür. İhtisas fuarları bakımından belirleyici etkisi olduğu kabul edilen Dentur un da CNR nin düzenlediği fuarı desteklemesi ve özellikle taraflar arasında 2011 yılına kadar geçerli olmak üzere bir sözleşme akdedilmiş ol ması NTSR nin işi ni biraz daha zorlaş tırmaktadır. Netice olarak NTSR nin CNR nin düzenlediği fuar ile rekabet edebilmesi için bir yenilik getirmesi ve Pendik Marina da yapılması öngörülen fuar gibi bir organizasyon sunması gerekmektedir. Aksi halde CNR nin dikey bütünleşmenin de etkisiyle artan rekabetçi baskısına karşı koyması mümkün olamayacaktır. Dolayısıyla NTSR nin geçmişte organize ettiği fuarın çok daha gelişmiş bir halini organize etmekte olan CNR nin daha etkin çalıştığı sonucuna varılm ış, taraflar arasında geçen yazışmalar, etkinlik savunması ve sektörün genel durumu düşünüldüğünde CNR nin eyleminin hâkim durumunu kötüye ku llanmak olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılm ıştır. Diğer taraftan, CNR nin 07 -74/896 -333 sayılı Rekabet Kurulu kararında öngörülen koşulun gereklerini yerine getirmediğinden bahsetmek olanağı da bulunmamaktadır. Zira önceki soruşturma raporunda, sek törden elde edilen bilgiler ışığında yatçılık ve su sporları fuarlarını düzenlemek için en uygun zamanın aralık -şubat ayları arası olduğu belirtilmekle birlikte, söz konusu kararda fuar alanının tahsis edilmesine ilişkin olarak herhangi bir zaman aralığı b ilgisine yer verilmemiştir. Buna karşılık NTSR Aralık ve Şubat aylarına ilişkin olarak yer tahsis edilmesi talebinde bulunmuştur. CNR ise NTSR tarafından talep edilen dönem için fuar alanı boş olmasına karşın, muvazaalı sözleşmeler yapmak suretiyle dolu gi bi göstermiştir. Her ne kadar bu davranış Rekabet Kurulu kararını dolaşmak için yapıldığı izlenimi uyandırsa da gerek kararda gerekse söz konusu karara istinaden yazılan yazıda alan tahsisine ilişkin olarak emsal bedel dışında bir belirleme yapılmamış ol ması ve CNR nin NTSR tarafından talep edilen ve dolu olduğu cevabı verilen tarihler dışında başka bir tarih bildirmesi durumunda fiyat teklifi verilebileceğini bildirmesi karşısında Kurul kararına aykırı davran ıldığını kabul etme olanağı bulunmadığı değerl endirilmiştir . 09-46/1154 -290 20 Son olarak CNR vekili, yazılı savunmalarının eklerinde İstanbul 8. İcra Müdürlüğü nün 2006/11913 ve 2006/11914 E. numaralı dosyalarına ait CNR nin ve CNR ile aynı ekonomik bütünlük içinde yer alan Standart Fuar Servisleri A.Ş nin NTSR den al acaklarını tahsil edemediğini gösteren Borç Ödemeden Aciz Vesikalarını göndermiştir. Bu belgelerden CNR nin NTSR den olan alacaklarını tahsil ede mediği anlaşılmaktadır. Üst pazarda faaliyet gösteren bir teşebbüsün alt pazarda faaliyet gösteren teşebbüsten alacaklarını tahsil edememesi, ticari hayatın gereklerinden olan güven ilişkisini zedeleyeceği için objektif haklı neden olarak kabul edilmiştir . I.7.2. Yanlış ve Yanıltıcı Bilgi Verilmesi ile İlgili Değerlendirme Kanun un 16. maddesinin birinci fıkrasını n (c) bendinde bilgi isteme talebine eksik, yanlış ya da yanıltıcı cevap verilmesi, idari para cezasına bağlanmış bulunmaktadır. Soruşturmanın başlamasından önceki dönemde hâkim durumda bulunduğu tespit edilen CNR nin, ilgili Kurul kararında öngörülen fua r alanı talebinde bulunan organizatörlere ve bu kapsam da NTSR ye fuar alanı tahsis etme yükümlülüğü ile ilgili olarak istenen bilgilere yanlış ve yanıltıcı cevap verdiği anlaşılmıştır. Zira CNR, NTSR nin fuar alanı kiralama taleplerine talep edilen tarih lerin daha önceden başka fuarlar için kiralandığı şeklinde cevap vermiş, bunun üzerine kendisinden bu tarihlerin hangi organizatörlere tahsis ettiğini bildirmesi istenmiştir. Verdiği cevaplardan NTSR nin talep ettiği tarihlerin genellikle CNR ile aynı ekon omik bütünlükteki firmalara kiralanmış gibi gösterilmesi karşısında bu tarihlerin gerçekten de dolu olup olmadığı önaraştırma safhasında yeniden araştırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda ve özellikle I.4.1. sıra sayılı tespitte ayrıntıları verilen Gökçen Hukuk Bürosu ile yapılan e -posta mesajlarının ele geçirilmesinin ardından CNR nin NTSR ye alan tahsis etmemek adına kendi bünyesindeki firmalarla sonradan muvazaalı olarak eski tarihli sözleşmeler imzaladığı tespit edilmiştir. Önaraştırma safhasında CNR tarafından Rekabet Kurumu na bildirilen ve 2008 Aralık ile 2009 Ocak -Şubat döneminde yapılacağı ifade edilen fuarların daha önce hangi tarihlerde yapıldığını tespit etmek amacıyla Aralık -Ocak -Şubat dönemine ilişkin geçmiş tarihli fuarlar incelenmiş ve 2005 yılından itibaren düzenlenen fuar takvimi TOBB dan istenmiştir. 2009 yılı resmi fuar takvimi ise İTO dan alınmıştır. Söz konusu belgelerin incelenmesi sonucunda bazı fuarların NTSR nin talebini karşılamamak için hileli bir şekilde sonradan düzenlendiği vey a tarihinin değiştirilerek NTSR tarafından kiralanabilecek günlere denk getirildiği görülmüştür. Ayrıca kendi iştiraki olmamakla birlikte Ares Fuarcılık a rezerve edilmiş gibi gösterilen tarihlerin sonradan boşaltılması da NTSR nin taleplerini Rekabet Kuru lu nun öngördüğü yükümlülüğe ters düşmeden reddedebilme çabası olarak görülmüştür. CNR nin muvazaalı sözleşmeler kurmuş olabileceği şüphesi önaraştırma evresinde yapılan yerinde inceleme sırasında, e -posta mesajlarının elde edilmesinin ardından gündeme ge ldiğinden, CNR vekili Avukat . bu konuda açıklamada bulunmuştur. Açıklamasında Söz konusu ifadeler hukuk büromuzda mevcut bulunmayan sözleşme örneklerinin CNR tarafından tarafımıza iletilmesi ile ilgilidir. Kaldı ki fuar takvimleri TOBB kayıtlarında me vcut olduğundan bu sözleşmelerin önceki tarihlerde imzalanmış olduğu hususunda tereddüt yoktur. İşbu sözleşmeler Rekabet Kurumu na 9.5.2008 tarihli dilekçemiz ekinde sunulmuştur. denilmiştir. Burada CNR vekili tarafından iddia olunan söz konusu ifadeler hukuk büromuzda mevcut bulunmayan sözleşme örneklerinin CNR tarafından tarafımıza iletilmesi ile 09-46/1154 -290 21 ilgilidir ifadesinin yukarıda yer verilen e -posta mesajları ile ilgisi olmadığı tespit edilmiştir. Zira söz konusu e -posta mesajlarından sadece; .Ticari S ır ifadesinin alınması halinde dahi esas amacın NTSR tarafından talep edilen tarihlerin muvazaalı bir şekilde doldurulmak istendiği aşikârdır. Nitekim Kurum tarafından talep edilen bilgilerde de bu doğrultuda cevap verilmiştir. Bu durumda CNR nin yanılt ıcı bilgi vermek saikiyle hareket ettiği sonucu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, Soruşturmanın başlamasından önceki dönemde hâkim durumda bulunduğu tespit edilen CNR nin, ilgili Kurul kararında öngörülen fuar alanı talebinde bulunan organizatörlere ve bu k apsam da NTSR ye fuar alanı tahsis etme yükümlülüğü ile ilgili olarak istenen bilgilere önaraştırma safhasında yanlış ve yanıltıcı cevap verdiği anlaşılmıştır. I.8. HAKKINDA SORUŞTURMA YÜRÜTÜLEN TEŞEBBÜSÜN SAVUNMALARI VE SÖZ KONUSU SAVUNMALARIN DEĞERLENDİ RİLMESİ CNR vekili tarafından, haklarında yürütülen soruşturmanın usulüne ve esasına ilişkin olarak savunmalar yapılmıştır. Söz konusu savunmalar bu iki ana başlık altında değerlendirilmiştir. Usule ilişkin savunmalar genel olarak a vukat -müvekkil yazışmala rının gizliliği ilkesinin ihlal edildiği, yanlış ve yanıltıcı bilgi verilmesinin söz konusu olmadığı ve Ek Görüş Raporu nun Kanun da öngörülen süre içerisinde tebliğ edilmediği alt başlıklarını; e sasa ilişkin savunmalar ise i lgili pazarın hatalı tespit edildiği, pazar payının yanlış hesaplandığı , CNR nin hâkim durumda olmadığı ve kötüye kullanma eyleminin gerçekleşmediği alt başlıklarını içermektedir. I.8.1. Usule İlişkin Savunmalar I.8.1.1. Avukat Müvekkil Yazışmalarının Gizliliği İlkesinin İhlal Edildiği İddiası CNR vekilinin usule ilişkin savunması esas olarak avukat -müvekkil yazışmalarının gizliliği ilkesi üzerine kurulmuştur. Bu bağlamda CNR de yapılan yerinde inceleme sırasında bulunan, CNR Holding Yönetim Kurulu üyesi ve İcra Kurulu Başkanı . bilgisayarından Gökç en Hukuk Bürosu ile e -posta aracılığı ile yapılmış olan yazışmaların avukat -müvekkil yazışmalarının gizliliği ilkesinden yararlandığı, söz konusu yazışmaların hukuka aykırı olarak elde edildiği ve bu şekilde elde edilmiş olan delillerin hüküm tesis etmekte kullanılamayacağı belirtilerek, ilgili yazışmaların ve bu yazışmaların bulunması nedeniyle sonradan elde edilen delillerin kendilerine iade edilmesi talep edilmiştir. Savunmada, öncelikle AB Komisyon u (Komisyon) uygulamasında avukat müvekkil yazışmalarına yönelik korumanın kapsamına ve bu haktan yararlanılabilmesi için izlenmesi gerekli olan usule deği nilmiştir. Savunmada Komisyon ve mahkemelerin ilgili kararlarına atıfta bulunulmuş, bu yararlanmanın rekabet hukuku kapsamında yapılan soruşturmalarda bireyi n idari yaptırımlara karşı korunması ile ilgisi açıklanmış, bu bağlamda idari yaptırımlara ceza hukuku ilkelerinin uygulanması konusu tartışılmıştır. Savunmada ayrıca, bu korumanın adil yargılanma hakkı ile olan bağlantısına değinilerek, avukat müvekkil ar ası yazışmaların gizliliğine ilişkin ilkelerin yalnızca Topluluk Hukukuna özgü bir ilke olmayıp, ülkemiz uygulamaları bakımından da geçerli olduğu vurgulanmıştır. 09-46/1154 -290 22 Avukatın müvekkili ile olan mesleki ilişkisinden kaynaklanan bilgi ve belgelerin gizliliği ilkesi (Gizlilik İlkesi -Legal Professional Privilege ), teşebbüslerin veya bireylerin hukuki danışmanlık hizmeti almaları esnasında avukatları ile yaptıkları yazışmaların ve onlara verdikleri bilgilerin zorunlu ifşasını engelleyerek bu iletişime koruma sağla maktadır. Sağlanan bu korumanın amacı, danışmanlık alan kişileri, elde edilen bilgilerin ve yapılan yazışmaların rızaları dışında ortaya çıkacağı endişesinden kurtararak sahip oldukları tüm bilgileri avukatlarına sunmalarını sağlamaktır. Bu yolla avukatlar , temsil ettikleri kişilere tam olarak yardımcı olma ve onların adına etkin bir savunma yapma şansına sahip olmaktadır. Bununla birlikte bu koruma, kişilerin bir uyuşmazlıkla ilgili bildikleri tüm bilgileri ortaya çıkartma yükümlülükleri, bir başka deyişle adaletin gerçeğe ulaşma amacı ile çatışmaktadır. Dolayısıyla bu tür yazışmalara tanınan korumanın sınırının, amacına paralel olarak en dar şekilde çizilmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir (The Attorney -Client Privilege and Other Ethical Issues in the Corporate Context Where There is Widespread Fraud or Criminal Conduct, South Texas Law Review, s. 173. ). Avukat ile müvekkil arasındaki yazışmaların hukuki korumadan yararlanmasının savunma hakkının güvencelerinden biri olduğu ve bu nedenle imtiyaz lı bulunduğu hukuk âleminde çoğunlukla kabul gören bir ilkedir. Bununla birlikte korumanın niteliğine ve kapsamına ilişkin olarak farklı uygulam alar bulunmaktadır. Konuya ilişkin olarak Avrupa uygulamasına bakıldığında, bu bilgi ve belgelerin korunmasına i lişkin olarak ne Roma Antlaşması nda ne de 1/2003 sayılı Tüzük te açık bir hüküm bulunduğu, fakat bu ilkenin esaslarının Avrupa Toplulukları Adalet Divanı nın (ATAD) AM&S Europe Ltd. v. Commission (Case 155/79 AM&S Europe Limited v. Commission of the Europ ean Communit ies, 18.5.1982, [1982]ECR 1575.) davasındaki içtihadı ile belirlendiği görülmektedir. Kararda, rekabet ihlallerinin ortaya çıkarılmasından sorumlu olan Komisyon un 17 sayılı Tüzük (Karar tarihinde yürürlükte olan, Genel Uygulama Tüzüğü olarak a dlandırılan 17/62 sayılı Konsey Tüzüğü, OJ 013, 21.6.1962. ) uyarınca inceleme yapma ve bilgi edinme yetkilerinin bulunduğu ve prensip olarak herhangi bir belgenin kendisine ibraz edilip edilmeyeceğine de Komisyon un karar vereceğinin altı çizilmiştir. Anca k avukat müvekkil yazışmaları gibi bazı belgelerin gizli nitelikte olmalarının, edinilmeleri sürecinde dikkate alınması gerektiğine yer verilmiştir. Kararda yer alan ifadelerden anlaşıldığı üzere bu gizlilik, her insanın, herhangi bir sınırlamaya tabi tutu lmaksızın bağımsız hukuki danışmanlık hizmeti vermeye yetkili bir avukata danışabilmesinin teminat altına alınmasına hizmet etmektedir. Bu davada ATAD, avukat müvekkil arası yazışmaların gizliliği ilkesinin uygulanabilmesi için iki koşulun varlığını kabul etmiştir. Bu koşullardan birincisi avukat ile müvekkil arasında yapılan yazışmaların, müvekkilin savunma hakkının kullanılması amacıyla yapılmış olması iken; ikincisi söz konusu yazışmaların aralarında işçi -işveren ilişkisi bulunmayan bağımsız bir avukat la müvekkil arasında yapılmış olmasıdır. Kararda bu ilke, savunma hakkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmiş ve etkin bir korumanın incelemenin başlatılmasından sonra yapılan tüm yazışmaları kapsayacağı, inceleme konusuyla ilişkili olan daha eski t arihli dokümanların da görüş almak amacıyla yapılmış olması gibi hallerde korumadan yararlanabileceği belirlenerek , bu hizmetin adaletin tesisinde yardımcı olduğu kabul edilen bağımsız avukatlarca gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kararda ayrıca gizlilik ilkesinin teşebbüslerin kendi yararlarına olan yazışmaların ifşasını engellemeyeceğinin de altı çizilmiştir. 09-46/1154 -290 23 ATAD kararında, gizlilik ilkesinin uygulama alanına ilişkin olarak da bir çerçeve çizilmiştir. Bu bağlamda, gizlilik iddiasında bulunan teşebbüsün bu iddiasını destekleyici belgeler sunması gerekmektedir. Ancak teşebbüs söz konusu belgelerin içeriğini açıklamakla yükümlü değildir. Dolayısıyla Komisyon yetkilileri tarafından talep edilen belgelerin gizlilik ilkesinden yararlanması gerektiğ ini ispat yükümlülüğü ilk aşamada teşebbüslerin üzerindedir. Komisyon, kendisine gizlilik iddiasını destekleyici belgelerin veya korumadan yararlandığı iddia olunan dokümanların verilmemesi durumunda para cezası uygulayabilecektir. Ancak Komisyon un kararı na karşı yargı yolu açıktır. Gizlilik ilkesinin tartışıldığı bir diğer önemli karar ise 17.9.2007 tarihli Akzo Nobel kararıdır (T-125/03 ve T -253/03) . Karara konu olan olayda, Komisyon yetkilileri tarafından yapılan inceleme esnasında, teşebbüs temsilcile ri beş doküman bakımından gizlilik iddiasında bulunmuşlardır. Bu dokümanlar iki farklı gruba ayrılarak incelenmiş ve değerlendirilmiştir. İlk grup dokümanlar (A Grubu), şirket yetkilileri arasında yapılan iki sayfalık yazışmayı içermektedir. Bu yazışmaları n rekabet hukuku uyum programı hazırlanması için hukuki danışmanlık alınması amacıyla elde edilen bilgilerin paylaşımını içerdiği ifade edilmiştir. Üçüncü doküman ilk grup dokümanlara hazırlık amacıyla oluşturulmuş yazışmalardır. Son iki doküman ise şirke t bünyesinde istihdam edilen rekabet hukuku koordinatörü ve genel müdür arasındaki elektronik posta mesajlarıdır. Bu üç doküman ikinci grubu oluşturmuştur (B Grubu). A Grubu dokümanların korumadan yararlanıp yararlanmadığı inceleme esnasında tespit edileme diğinden bunlar Komisyon yetkilileri tarafından mühürlü bir zarfın içerisine konularak alınmıştır. B Grubu dokümanların ise korumadan yararlanmadığına karar verilmiş ve bunlar zarfa konulmadan alınarak dosyaya eklenmiştir. Yerinde incelemeyi müteakip yapıl an değerlendirmede Komisyon, her iki grup dokümanın da avukat -müvekkil yazışmasına tanınan korumadan yararlanmadığına karar vermiştir. ATAD kararında Komisyon un izlediği usul ve belgelerin içeriklerinin korumadan yararlanıp yararlanmadığı değerlendirilmi ş ve AM&S kararında belirlenen esaslardan hareket edilmiştir. Bu çerçevede, teşebbüsün bir dokümanın gizlilik ilkesinden yararlandığı iddiasının ilave açıklamaların yapılmaması durumunda tek başına yeterli olmayacağı, Komisyon un dokümanı incelemesinin eng ellenemeyeceği ifade edilmiştir. Teşebbüsün dokümanı hazırlayan kişi ve kim için hazırlandığı, her iki tarafın görev ve sorumlulukları ve dokümanın hazırlanış amacı hakkında Komisyon a açıklama yapabileceği; ayrıca dokümanın ne şekilde bulunduğu, nasıl dos yalandığı veya diğer ilişkili belgeler hakkında bilgi verebileceği kabul edilmiştir. Kararda ayrıca pek çok olayda, Komisyon yetkililerinin dokümanın başlığına, genel içeriğine veya diğer özelliklerine bakarak yüzeysel bir inceleme yapmak suretiyle doküma nın korumadan yararlanıp yararlanmadığını ortaya koymalarının mümkün olduğu, bununla birlikte, kimi durumlarda yasal korumadan yararlanabilecek bir belgenin, yüzeysel bir inceleme sonucunda dahi içeriğinin anlaşılabileceği belirtilmiştir. Bu gibi durumlard a, nasıl bir yolun takip edilmesi gerektiği açıklığa kavuşturulmuştur. AM& S Kararı na atıfta bulunularak, teşebbüsün korumadan yararlandığını iddia ettiği bir belgenin içeriğini tümüyle ifşa etmek zorunda olmadığı ifade edilmiş; yüzeysel bir incelemenin be lgenin içeriğini ortaya çıkartması durumunda teşebbüsün uygun gerekçeleri sunmak suretiyle bu incelemeyi reddedebileceği kabul edilmiştir. Teşebbüsün yüzeysel incelemeye izin vermemesi durumunda, Komisyon yetkililerinin 09-46/1154 -290 24 dokümanların kopyasını veya orijinal ini mühürlü bir zarfa koyabilecekleri kabul edilmiştir. Bu yöntem hem belgenin yararlandığı korumanın zedelenmemesine hem de Komisyon un doküman üzerinde kontrol sahibi olmasına imkân vermektedir. Bununla birlikte mühürlü zarf yönteminin, dokümanın korumad an yararlanıp yararlanmadığı konusunda tartışma olması durumunda Komisyon un dokümanın kendisine verilmesi yönünde karar alması gerekliliğine engel olmadığının altı çizilmiştir. Komisyon un teşebbüsün sunduğu ilave açıklamaları yeterli bulmaması durumunda, teşebbüslerin konuyu mahkemeye taşımalarına imkân verecek bir karar almadan önce belgelerin içeriğini okumaması gerektiği de vurgulanmıştır. Teşebbüslerin bu mekanizmadan yararlanarak belgelerin ifşasını geciktirmeleri ve bu yolla öngörülen mekanizmayı kötüye kullanmaları durumunda ise Komisyon un süreli para cezası uygulama veya nihai ceza miktarı belirlenirken bu durumu ağırlaştırıcı unsur olarak dikkate alma olanağı mevcuttur. Bu unsurlar ışığında, Komisyon un izlemiş olduğu yöntemin izlenmesi gereken u sule uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Komisyon un, teşebbüs temsilcilerinin izin vermemesine rağmen yüzeysel inceleme yapılması yoluyla bu usulü ihlal ettiği, ayrıca, B Grubu dokümanlar bakımından da tarafların konuyu mahkemeye taşıyacak bir karar alı nmasından önce bunların okunması suretiyle ihlal ettiğine karar verilmiştir. Kararda, avukat müvekkil arasındaki yazışmaların korumadan yararlanmasının savunma hakları ile olan bağlantısına yer verilmiş, dokümanın delil olarak kullanılmaması durumunda da t eşebbüsün zarar görebileceği ifade edilmiştir. Bu dokümanın doğrudan veya dolaylı olarak yeni bilgi veya delillerin edinilmesinde kullanılabileceği ve teşebbüsün buna karşı koyamayabileceği, korumadan yararlanan bilgilerin üçüncü kişilere ifşası durumunda zararların doğabileceği belirtilmiştir. Bundan başka kararda gizlilik ilkesinin sınırları ve belgelerin içeriklerinin korumadan yararlanıp yaralanmadığı AM&S kararına paralel olarak çizilmiştir. Bu değerlendirme yukarıda değinilen A ve B olmak üzere iki g ruba ayrılan beş doküman bakımından da yapılmıştır. Mahkeme, ilk grup dokümanlara ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede avukatla yapılmamalarına rağmen, savunma hakkının kullanılması amacıyla avukattan hukuki danışmanlık alınmasına yönelik hazırlayıcı dok ümanların da korumadan yararlanabileceğinden hareket etmiştir. Ancak söz konusu uyuşmazlıkta tarafların savunma hakkının kullanılmasına ilişkin açıklamalarını yetersiz bulması sonucunda, dokümanların korumadan yararlanmadığına karar vermiştir. Buna bağlı o larak B grubu dokümanlar arasında yer alan üçüncü yazışmanın da korumadan yararlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. B Grubu dokümanlar arasında yer alan diğer iki elektronik posta mesajının ise bağımsız avukatlarla yapılmamış olduğundan yola çıkılarak korumada n yararlanmadığına karar verilmiştir. Sonuç olarak kararda savunma hakkının kullanımıyla doğrudan ilgisi bulunmayan belgelerin gizlilik ilkesinden yararlanamayacağı; bununla birlikte bağımsız avukatla savunma hakkının kullanılması amacıyla yapılan yazışma ları raporlayan iç yazışmalar ile bağımsız avukattan hukuki danışmanlık alınmasına yönelik hazırlayıcı dokümanların da korumadan yararlanabileceği kabul edilmiştir. Kararda AM&S Kararına paralel olarak bu ilkenin bağımsız çalışan avukatlar bakımından geçer li olduğu vurgulanmıştır. Bu iki kararda yer verilen ilkeler ışığında AB uygulamalarında avukat -müvekkil arasındaki iletişimin gizliliğine ilişkin olarak takip edilecek süreç, aşağıdaki şekilde 09-46/1154 -290 25 özetlenebilir (International Journal of Evidence & Proof, 2008 , Case Comment, Legal Professional Privilege: European Union.) : Teşebbüs, inceleme sürecinde yetkililerce talep edilen bir dokümana ilişkin olarak gizlilik iddiası öne sürüyorsa, teşebbüsün rızası olmadan belge incelenemez, Teşebbüs, yetkililere dokümanın korumadan yararlandığını, dokümanı hazırlayan kişi ve kimin için hazırlandığı, her iki tarafın görev ve sorumlulukları ve dokümanın hazırlanış amacı gibi bilgileri vermek suretiyle göstermelidir, Yetkililer açıklamaları yeterli bulmazlarsa, Komisyon, kendi sine gizlilik iddiasını destekleyici belgelerin veya korumadan yararlandığı iddia olunan dokümanların verilmemesi durumunda para cezası uygulayabilecektir, Yasal korumadan yararlanabilecek bir belgenin, yüzeysel bir inceleme sonucunda dahi içeriğinin anlaş ılabileceği durumlarda dokümanın bir kopyası mühürlü bir zarfa konulmak suretiyle temin edilir, Yetkililerin Komisyon un gizlilik iddiasını reddeden resmi bir karar almasından ve teşebbüsün mahkemeye başvurma süresi dolmadan önce belgeleri okumamaları gere kir, Tarafların mahkemeye başvurması, kararın yürütülmesini durdurmaz, bunun için mahkemeden geçici tedbir kararının alınması gerekmektedir. Konuya ilişkin olarak ABD uygulamasına bakıldığında, bağımsız çalışan avukatlar ve şirket bünyesinde istihdam edi len avukatlar arasında Komisyon uygulamasına nazaran daha zayıf bir ayrımın yapıldığı görülmüştür . Bu ilkenin esaslarının çizildiği kararlardan biri olan Upjohn v. United States kararında, şirket çalışanları ve şirket avukatları arasında yapılan yazışmalar ın, şirketin faaliyet alanına yönelik olması, çalışanların hukuki tavsiye alınması amacıyla bu bilgiyi edindiklerinin farkında olmaları ve yazışmaların gizli tutulması koşullarıyla kabul edilmiştir. Bundan başka, mahkemelerce, herhangi bir suça yardım etme k veya devam eden ya da ileride işlenecek bir suçu gizlemek amacıyla yapılan yazışmaların korumadan yararlanmadığı kabul edilmektedir (The Attorney -Client Privilege and Other Ethical Issues in the Corporate Context Where There is Widespread Fraud or Crimin al Conduct, South Texas Law Review, 174, 177. ). Ülkemizde avukatlık mesleği ilk kez 13.3.1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile düzenlenmiş olup, Kanunun 1. maddesinde, avukatlığın, kamu hizmeti ve serbest bir meslek olduğu, avukatın, yargının kur ucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil edeceği hükme bağlanmıştır. Kanunun 2. maddesinde avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenme sini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak şeklinde ortaya konulmuştur. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. Avukat -müvekkil iletişiminin gizliliği konusunun Türk hukukundaki durumuna bakıldığında ise konuya ilişkin olarak Tü rk hukukunda açık bir düzenlemenin yer almadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte Avukatlık Kanunu nun Avukatı n Hak ve Ödevleri başlıklı 34. maddesinde, aşağıda yer alan hüküm bulunmaktadır: Madde 34 (Değişik : 2/5/2001 - 4667/21 md.) 09-46/1154 -290 26 Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler. Gerek avukatlık mesleğinin mahiyeti ve amacı, gerekse avukatların yüklendiği görevler in ifasında uyulması gereken kur allar, avukatlara, uyuşmazlıkların adalete ve hakkaniyete uygun ve hukuk kur allarının tam olarak uygulanmasını sağlanması görev ve sorumluluğu nu yüklemektedir. Dolayısıyla avukatların görevlerini yürütmeleri esnasında meslek kurallarına uygun davranmaları, adaleti saptıracak ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasına engel olabilecek davranışlardan kaçınmaları, bizzat avukatlık mesleği ile ilgili hususları düzenleyen özel yasanın öngörmüş olduğu kanuni bir zorunluluktur. Diğer yandan , Avukatlık Kanunu nun Sır Saklama başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında aşağıdaki hükme yer verilmiştir: Madde 36 Avukatların, kendilerine tevdi edilen veya gerek avukatlık görevi, gerekse, Türkiye Barolar Birliği ve barolar organ larındaki görevleri dolayısiyle öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır. Burada düzenlenen husus, genel bir sır saklama yükümlülüğüdür ve avukatların meslekleri gereği öğrenmiş oldukları özellikle gizli bilgi niteliği taşıyan bilgileri başkalarına ifşa etmeleri ni engelleyen ve esas itibariyle avukata getirilmiş bir yükümlülüktür. Bu anlamda bazı mesleklerde çalışanların, işlerini düzenli yapabilmeleri için kendilerine başvuranlar ile güvene dayalı bir ilişki kurmaları gerekliliği nedeniyle kabul ed ilmiştir ve içerik itibariyle hekimler, mali müşavirler gibi mesleklere ilişkin olarak düzenlenen sır saklama yükümlülüğü ile benzerdir. Konuya doğrudan değinilen yegâne kanun hükmü ise Ceza Muhakemesi Kanunu nun (CMK) Avukat Bürolarında Arama, Elkoyma ve Postada Elkoyma başlıklı 130. maddesinin 2. fıkrasında yer almaktadır: Avukat Bürolarında Arama, Elkoyma Ve Postada Elkoyma Madde 130 (2) Arama sonucu elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama yapılan avukat, baro başkanı veya on u temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf veya paket içerisine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda gerekli kararı vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Yetkili hâkim elkonulan şeyin avukatla müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu saptadığında, elkonulan şey derhâl avukata iade edilir ve yapılan işlemi belirten tut anaklar ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen kararlar, yirmidört saat içinde verilir. Görüldüğü üzere, söz konusu hüküm esas olarak avukat bürolarında arama yapılmasına dair usulleri düzenlemektedir ve bu arama esnasında avukatın müvekkili ile yapmış olduğu yazışmalara rastlanması durumunda ne yapılması gerektiğini de hükme bağlamıştır. Burada soruşturma konusu bakımından önem arz eden nokta 09-46/1154 -290 27 avukat -müvekkil gizliliğini kimin ileri süreceğidir. Konunun ele alındığı çalışmalardan birinde ; elkoyma konusu bu şeylerin niteliği böylece tartışmalı olunca uyuşmazlığın çözümü sulh hâkimi ya da mahkeme tarafından gerçekleştirilecektir. Tartışmayı (karşı koymayı) başlatacak olan, aramada hazır bulunması gereken avukatın kendisi, baro başkanı veya temsilcisidir ifadeleri yer almaktadır (Malkoç, İ. ve M. Yüksektepe, Ceza Muhakemesi Kanunu, 1. cilt, s. 624, Malkoç Kitabevi, Ankara, 2008 ). Rekabet Hukuku alanındaki bilgi edinme yöntemlerinin esasları ise 4054 sayılı Kanun un 14. ve 15. maddelerinde düzenlenmiş ve avu kat müvekkil yazışmalarına burada imtiyaz sağlanmamıştır. Ayrıca rekabet hukuku alanında konuya ilişkin herhangi bir ikincil düzenleme bulunmamaktadır . Bununla birlikte yukarıda yer verilen düzenlemeler ve Komisyon uygulamaları ışığında konu ele alınmıştır . Öncelikle, önaraştırma çerçevesinde yapılan incelemede elde edilen bilgi ve belgelerin temininde izlenen usul bakımından konu değerlendirilmiştir . Bu noktada, y apılan yerinde incelemeler esnasında CNR den veya avukatından, CNR nin avukatları ile yaptığı e-posta yazışmalarının imtiyazlı bulunduğuna dair bir itiraz gelmediği tespit edilmiştir . Gerek Ceza Muhakemesi Kanunu nun ilgili maddesinde gerekse Komisyon uygulamasında mühürlü zarf usulü, teşebbüslerin veya temsilcilerinin gizlilik iddiasını öne sürmel eri ve belgelerin korumadan yararlanıp yararlanmadığına dair bir tartışmanın gündeme gelmesi durumunda izlenmesi öngörülen bir yöntemdir. Ceza Muhakemesi Kanunu nun ilgili maddesi gereğince, aramanın avukatın bürosunda yapılması durumunda dahi, mühürlü zar f uygulamasına, ancak belgenin imtiyazdan yararlandığı yönünde bir itirazın varlığında başvurulmaktadır. Önaraştırma çerçevesinde yapılan inceleme ise teşebbüsün bürosunda gerçekleşmiştir. Dolayısıyla avukatın bürosunda yapılan incelemelerde dahi bu uygula manın gerçekleştirilmesi için bir karşı koymanın arandığı göz önüne alındığında, teşebbüsün bürosunda yapılan incelemede bunun ileri sürülmemiş olması karşısında mühürlü zarf uygulamasına başvurulmamasının usule ilişkin bir ihlal olarak telakki edile meyece ği değerlendirilmiştir . Zira avukatın bürosunda yapılan aramada, elde edilen bilgilerin müvekkili ile yapılan yazışmaları içermesi riski, teşebbüsün bürosunda yapılan incelemede elde edilecek belgelere nazaran çok daha yüksektir. Ancak Kanun koyucu, böyle bir durumda dahi avukatın bu yöndeki itirazı sonucunda mühürlü zarf uygulamasına başvurulabileceğini düzenlemiştir. CNR deki yerinde inceleme, teşebbüsün sözleşmeli avukatı ve iki bağımsız avukat olmak üzere üç avukatın nezaretinde gerçekleştirilmiş ancak inceleme esnasında söz konusu yazışmaların gizliliğine ilişkin olarak herhangi bir itiraz yapılmamıştır. Dolayısıyla Rekabet Uzmanları tarafından yapılan incelemede usule ilişkin bir ihlal gerçekleştirilmiş olduğu iddiası kabu l edilmemiştir. Önaraştırma sü recinde edinilen belgelerin içeriğinin korumadan yararlanıp yararlanmadığı da değerle ndirilmişti r. Elde edilen e -posta mesajları CNR bünyesinde bordrolu olarak çalışmayan, bir diğer ifade ile bağımsız çalışan Gökçen Hukuk Bürosu avukatları ile yapılmıştır . Dolayısıyla e -posta mesajlarının gizlilikten yararlanabilmek için AB uygulamalarında ar anan birinci koşulu taşıdığı saptanmıştır . Bununla birlikte bu e -posta mesajlarının savunma hakkının kullanılması ile ilgili bir içeriği bulunduğu nun iddia edilemeyece ği kabul edilmiştir . Zira imtiyaz tanınabilmesi için iletişimin, müvekkilin savunma hakkının kullanılması amacıyla ve bu çerçevede yapılıyor olması gerekmektedir. Ancak tartışmaya konu e -posta mesajları savunma 09-46/1154 -290 28 hakkının kullanılması ile ilgili değildir. Bu nedenle gizlilik ilkesinden faydalanabilmek için birinci koşul ile birlikte sağlanması gereken ikinci koşulu n taşınmadığı belirlenmiştir . Zira yukarıda aktarılan e -posta mesajlarının içeriğinden açıkça anlaşıldığı üzere CNR nin NTSR ye tahsis edilebilecek boş olan yer ve tarihleri Mayıs ayında eski tarihli sözleşmeler yaparak dolu imiş gibi göstermesi yönünde yazışmalar yapılmıştır. Bu yazışmalar değerlendirildiğinde tarafların Rekabet Kurulu nca öngörülen yükümlülükten kaçınabilmek için muvazaalı işlem ya ptığı kanaatine tespit edilmiştir . Bu şekilde danışıklı hareket edilmesinin savunma hakkının kullanılması ile ilgili olmadığı değerlendirilmiştir . Bu kapsamda, Önaraştırma kapsamında CNR CEO su bilgisayarından elde edilen e -posta mesajlarının sağlıklı birer delil oldukları ve avukat -müvekkil arasındaki yazışmaların gizliliği ilkesi kapsamında değerlendirilemeyecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan ikinci ve üçüncü yazılı savunmalarda CNR vekili tarafından avukat müvekkil iletişiminin gizliliği ilkesini n gerektirdiği usul kurallarına aykırı hareket edilerek bu ilkenin müvekkiline sağladığı hakların hatırlatılm amasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmiş ve bu sebeple elde edilen e -posta yazışmalarının delil olarak kullanılamayacağı savunulmuştur . Bu iddia ya göre yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılması halinde cezaya muhatap olacağı kendisine bildirilen CNR, bu baskı altında hareket etmiştir ve hukuki imtiyaz ilkesi Türk rekabet hukukunda düzenlenmediğinden haklarını bilebilecek konumda bulunm amaktadır. CNR ye hukuki imtiyaz ilkesinin sağladığı hakların öğretilmemesi, CNR vekiline göre hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır ve kamu gücü kullanan idarenin, hukukun genel ilkelerinden sayılabilecek savunma hakkına saygı gösterebilmek adına CMK 90/4. madde hükmünü kıyasen uygulaması gerekmektedir. Söz konusu maddede Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir. hükmü yer almaktadır. Buna göre müvekkiline sahip olduğu hakların hatırlatılmaması, yerinde inceleme esnasında avukatları hazır bulunsa bile, usuli bir eksiklik doğurmaktadır. Ayrıca 4054 sayılı Kanun un taraflara haklarındaki her türlü iddianın bildirilmesi gerektiği ni düzenleyen 43. ve 44. maddelerinin de savunma yapabilmek için gerekli her türlü bilgiyi kapsayacak şekilde anlaşılması gerektiği öne sürülerek bu maddelere göre de CNR ye hukuki imtiyaz ilkesi nedeniyle sahip olduğu hakların öğretilmesi gerektiği belirt ilmektedir. Son olarak Rekabet Kurulu nun hukuki imtiyaz ilkesi ile ilgili usul ve esasları inceleme konusu dosya kapsamında vereceği kararla düzenleyeceği ve bu kararın içtihat oluşturacağı ve bundan sonra teşebbüslerin haklarını bu nihai karardan öğrenec eği oysa müvekkilinin böyle bir imkânının olmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla CNR vekili müvekkiline hakları öğretilmediği için savunma yapabilmesi için gerekli bilginin verilmediğini ve savunma hakkı tanınmayan bir konunun karara dayanak yapılamayacağını iddia e tmiştir . Bu iddia bakımından Türk Hukukunda avukat ile müvekkil arasındaki iletişimi düzenleyen en açık hüküm olan Avukat Bürolarında Aramayı düzenleyen CMK nın 130. maddesi nde avukat bürolarında aramanın ne şekilde yapılacağı ayrıntılı olarak düze nlenmekle birlikte, imtiyazdan yararlanmaya dair itirazın avukattan geleceği nin hükme bağlandığı , korumadan yararlanma hakkı olduğunun aramayı yapanlar tarafından hatırlatılması/öğretilmesi gerektiğine da ir bir ifadeye yer verilmediği anlaşılmıştır . 09-46/1154 -290 29 CNR v ekilinin uygulanmasını talep ettiği CMK md. 90/4 hükmü nün ise yakalama sırasında şüpheliye kanuni haklarının bildirilmesini düzenlediği ancak bildirilecek haklar konus unda bir açıklama yapmadığı görülmüştür. Bu açıklama CMK nın İfade ve Sorgu Usulü nü düze nleyen 147. maddesinde bulunabilir. Söz konusu maddede 1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur: a ) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru o larak cevaplandırmakla yükümlüdür. b) Kendisine yüklenen suç anlatılır. c ) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmad ığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. d) 95 inci Madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir. e ) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir. f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır. g) İfade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır. h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır. hükmü bulunmaktadır. Anılan maddede ceza soruşturması altındaki şüpheliye dahi CNR v ekilinin rekabet soruşturmalarında öğretilmesi gerektiğini iddia ettiği haklara ilişkin bir işaret bulunmamaktadır. Konuyla ilgili AB uygulamasına bakıldığında da konunun Komisyon tarafından ilk kez ele alındığı AM&S davasında ki sürecin gelişimi incelendiğ inde imtiyaz iddiasının incelemeye muhatap olan teşebbüsten geldiği anlaşılmıştır . Ayrıca CNR vekilinin iddiasının aksine, Türk rekabet hukukunda da hukuki imtiyaz talep eden teşebbüsler bulunmaktadır . Rekabet Kurulu nun 24.4.2007 tarih 07 -34/347 -127 sayıl ı ABC Türkiye kararında, önaraştırma tarafı teşebbüs birliğinin bağımsız olmayan hukuk müşavirinin gönderdiği e -posta mesajı delil olarak alınmış ve kullanılmıştır. Ancak söz konusu karar ile ilgili yargılama süreci devam ettiğinden nihai olarak bu e -posta mesajının avukat müvekkil iletişiminin imtiyazı kapsamında olup olmadığı kararlaştırılmamıştır. Ayrıca Danıştay 13. Dairesi nin 24.6.2008 tarih 2006/2143 E., 2008/5037 K. sayılı kararında, davacı teşebbüsün avukatla müvekkili arasındaki yazışmaların delil olarak kullanılamayacağı yönündeki iddiaları açıkça tartışılmamakla birlikte, mahkeme tarafından savunma haklarına riayet edildiğine karar verilmiştir. CNR nin hukuki imtiyaz ilkesinin sağladığı hakları Rekabet Kurulu önünde ilk kullanan teşebbüs olduğu varsayılsa bile, CMK 130 . maddede yer alan düzenleme nedeniyle Türk hukukunda hukuki imtiyaz müessesesinin uygu lanmasını talep edebileceği değerlendirilmiştir. Bundan başka savunmalarda, CMK 130. maddenin avukat bürolarında yapılan aramalara özel bir madde olduğu, söz konusu aramada baro başkanı ya da onu temsil eden bir avukatın bulunmasının kanuni bir zorunluluk olduğu, yerinde inceleme esnasında ise böyle bir zorunluluğun bulunmadığı, dolayısıyla itirazın mutlaka yerinde inceleme sırasında ileri sürülmes i gerektiği iddiasının kabul edilemeyeceği yer almaktadır. Bu iddia bakımından, söz konusu incelemede teşebbüs vekilinin bulunduğu dikkate alındığında, bu yönde bir itirazın ancak kendisinden gelebileceği, raportörlerin böyle bir hatırlatma yapma yükümlülü ğünün bulunmadığı, dolayısıyla belgelerin temininde usule ilişkin bir sakatlığın bulunmadığı anlaşılmıştır . Belgeler temin edildikten sonra içeriklerinin imtiyazdan yararlanıp yararlanmadığı ayrıca değerlendirilmiştir. 09-46/1154 -290 30 Ayrıca, CMK 147. maddede yer alan f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır. düzenlemesi uyarınca teşebbüsün lehine olan savunma hakkını ileri sürmesinin ancak itiraz hakkının kendine hatırlatılması ile mümkün olacağı iddia edilmektedir. Bu iddia bakımından maddede sanığa haklarının hatırlatılması/öğretilmesi ile ilgili bir düze nleme yer almadığı görülmüştür . CNR vekili yerinde in celeme sırasında müvekkilinin veya orada hazır bulunan avukatının hukuki imtiyazda bulunmak için itirazda bulunmamasının bir feragat olarak kabul edilemeyeceğini, bu itirazın sonradan da yapılabileceğini belirtmiştir. CNR vekilinin ilk yazılı savunmasında dile getirdiği itirazın söz konusu belgeleri delil olmaktan çıkarması gerektiği bu nedenle Soruşturma Raporu nda delil olarak kullanılamayacağı yönündeki iddia kabul edilmemiştir. Zira hukuki imtiyazdan yararlanması gerektiği öne sürülen belgelerin bunun i çin gerekli koşulları taşıyıp taşımadığına karar vermesi gereken kişiler Rekabet Kurulu ve hâkimlerdir . Öte yandan bu yönde yapılacak bir iddianın söz konusu belgelerin savunma hakkı ile ilgili olup olmadığı, bir başka deyişle gerçekten imtiyaz kapsamında korumadan yararlanıp yararlanmadığı konusu ile doğrudan ilişkili olduğu açıktır. Zira avukat ile müvekkil arasındaki yazışmanın imtiyazdan yararlanması ancak ve ancak bunun için gerekli koşulları taşıması ile mümkündür. Ayrıca Soruşturma Heyeti tarafından konunun karara bağlanacağı iddia edilse de, AB uygulamalarında da imtiyazdan yararlanma nihai olarak inceleme yapan görevliler tarafından değil Komisyon ve mahkemeler tarafından karara bağlanmaktadır. CNR vekili tarafından bahis konusu e -posta mesajlarını n soruşturma konusu ile doğrudan bağlantılı olduğu bu nedenle savunma hakkının kullanılması ile ilgili oldukları savunulmaktadır. Buna göre e -posta mesajları Rekabet Kurumunun bilgi isteme talebinin gereğinin yerine getirilebilmesine yöneliktir. Bir iletiş imin hukuki imtiyazdan yaralanabilmesi için belirli koşulların mevcut olması zorunludur. Bu anlamda dikkat edilmesi gereken husus CNR vekili tarafından iddia olunduğu üzere, iletişimden yararlanacak belgenin soruşturma konusu ile ilgili olup olmadığı değil , savunma hakkının kullanılması ile ilgili olup olmadığıdır. Aksi durumun kabulü halinde örneğin delillerin karartılmasına veya ihlalin Rekabet Kurulu ndan gizli olarak nasıl devam ettirilebileceğine ilişkin yazışmaların da soruşturma konusu ile ilgili old uklarından imtiyazdan yararlandırılması gerekirdi ki, böyle bir sonucun gerek AB gerekse ABD uygulamaları çerçevesinde ortaya çıkması söz konusu değildir. Sadece rekabet hukuku bakımından değil, genel olarak konusu yasaların ve/veya kuralların ne şekilde ç iğnenebileceğine dair avukat ile müvekkil arasında gerçekleştirilen yazışmaların hiçbir hukuk düzeninde koruma görmeyeceği tabiidir. Nitekim soruşturma konusu bakımından e -posta mesajlarının içeriği incelendiğinde bu savunmanın gerçeği yansıtmadığı açıkça anlaşılm ıştır. Bilakis, söz konusu yazışmalar, rekabet hukukunca tecviz olunamayacak bir eyleme devam edilebilmesi maksadına ve maddi hakikatin Kurul un dikkatinden kaçırılmasına matuf mahiyette görülmektedir. Aksinin kabulü halinde bile, yani CNR vekilini n iddiası kabul edilse bile, söz konusu yazışmalar aynı zamanda hakkın kötüye kullanılması eylemi niteliğindedir. Hukukun genel ilkelerinden biri olan hakkın kötüye kullanılmaması prensibi, Türk Medeni 09-46/1154 -290 31 Kanunu nun 2. maddesinde bir pozitif hukuk kuralı ol arak da düzenlenmiştir. Mezk ûr maddenin 2. fıkrasında Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz denilerek, hakların kullanılmasında istismar cı davranışlara izin verilmemiştir. Bu kural her ne kadar özel hukuk alanını düzenleyen bir yas ada yer almaktaysa da, kamu hukuku -özel hukuk alanı ayrımı yapılmaksızın uygulanan tabii hukuk kaynaklı bir genel hukuk ilkesi dir. Bu itibarla, özel hukuk, ceza hukuku, idare hukuku alanlarında hakkın kötüye kullanılmasına hukuken izin verilmediği gibi, rekabet hukuku uygulamasında da hakların kötüye kullanılmasına cevaz yoktur. Son yazılı savunmada ayrıca ihlal tespit edilmediği, dolayısıyla yazışmaların bir suça ilişkin olarak gerçekleştirilmediği iddia edilmektedir. Burada anlaşılması gereken husus söz konusu yazışmaların savunma hakkının kullanımı ile ilgisi olmadığı, Rekabet Kurulu nu yanıltmaya yönelik yazışmaların korumadan yararlanamayacağıdır. Dolayısıyla başka nedenlerden dolayı esasa ilişkin ihlal tespiti yapılmamış olması, anılan yazışmaların iç eriğini değiştirmemektedir. Nitekim söz konusu belgeler nedeni ile usule ilişkin para cezası uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır . I.8.1.2. Yanlış ve Yanıltıcı Bilgi Verilmesi ile İlgili Savunmalar ve Değerlendirme CNR vekili , yapmış olduğu savunm alarda müvekkilinden fuar alanı kiralanmasına ilişkin sözleşmelerinin istendiği bilgi isteme yazısının Kurul un bilgi isteme yetkisinin raportörlere devretmediği bir aşamada gönderildiğini, bu nedenle de usule aykırı bilgi isteme yazısının gereğini yerine getirmemekten dolayı ceza verilemeyeceğini iddia etmiştir. Devam eden bir önaraştırma veya soruşturma olmadan bilgi isteme yetkisinin kullanılamayacağını savunan CNR vekili, ayrıca müvekkiline gönderilen bilgi isteme yazısında para cezalarına ilişkin uyarı ların yapılmamış olmasının da hukuki geçerliliği sakatladığını belirtmiştir . Bununla birlikte yanlış ve yanıltıcı bilgi verme nedeniyle para cezası uygulanırken CNR nin yerinde inceleme sırasında tutanağa yansıyan ifadelerine ve bu ifadelerin yanlış ve yan ıltıcı olduğunu kanıtlayan e -posta mesajlarına dayanılmıştır . Önaraştırma evresi öncesinde yukarıda bahsi geçen bilgi istemenin Rekabet Kurulu nun kararı olmaksızın gerçekleştirilmiş olması nedeniyle bu bilgi isteme yazısında para cezalarına değinilmemiş v e bu bilgi isteme Soruşturma Raporu nda da ceza ya dayanak olarak alınmamıştır. CNR nin muvazaalı sözleşmeler düzenleyerek mal vermeyi reddetmesinin kabul edilmesi halinde bile bunun usule ilişkin değil esasa ilişkin ceza verilmesine dayanak olabileceği sa vunulmaktadır. Bununla birlikte, CNR nin Rekabet Kurulu nezdinde yükümlülüğünü yerine getirdiği görünüşünü yaratmak amacıyla gerçekleştirdiği davranışlar ve verdiği cevaplar hem esastan hem usulden ceza verilmesine dayanak olabilecek niteliktedir. Ancak ge rek usulden gerekten esastan ceza verilebilmesi için gerekli diğer koşullar da sağlanmalıdır. CNR nin yükümlülüğünü yerine getirmemiş sayılamayacağı, potansiyel rekabetin devreye girmesi ve NTSR nin CNR ye olan borçlarını ödememesiyle ilgili ihtilafların b ulunması gibi sebeplerle esastan ceza verilemeyeceği değerlendirilmiştir. Buna karşın önaraştırma evresinde usulüne uygun olarak yapılan yerinde incelemede yanlış -yanıl