Hukuk Genel Kurulu 2007/1-583 E. , 2007/556 K. "" MAHKEMESİ : Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/03/2007 Taraflar arasındaki "tapu iptali, tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 7.6.2006 gün ve 2005/268-2006/107 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 6.12.2006 gün ve 9628-12169 sayılı ilamı ile, (...Dava, ehliyetsizlik ve hil…
**Hukuk Genel Kurulu 2007/1-583 E. , 2007/556 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/03/2007 Taraflar arasındaki "tapu iptali, tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 7.6.2006 gün ve 2005/268-2006/107 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 6.12.2006 gün ve 9628-12169 sayılı ilamı ile, (...Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun” fil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit) olmayı kabul ederek” ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fil ehliyeti vardır. “hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü “eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21)