11. Hukuk Dairesi 2012/15689 E. , 2014/5290 K. Taraflar arasında görülen davada verilen sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/03/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan asil ... ile davacı mirasçıları vekil dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafında…
**11. Hukuk Dairesi 2012/15689 E. , 2014/5290 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada verilen sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/03/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan asil ... ile davacı mirasçıları vekil dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, yazar olan müvekkilinin “" adlı eserlerinin mali haklarını 28.03.2006 ve 15.08.2006 tarihli iki ayrı sözleşme ile davalılara devrine ilişkin sözleşme imzalanmış ise de bu sözleşmelerde bir bedel tayin ve tespit edilmediğinden bu sözleşmelerin yoklukla malul olduğunu, davalıların sözleşmenin en önemli unsurunu teşkil eden semeni kasten ihmal ettiklerini, semenin sözleşmede açıkça belirtilmediğinden bunun hükümsüz sayılması gerektiğini, nitekim taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin geçersiz olması nedeniyle keşide edilen 18.12.2006 tarihli ihbarnameyle bu sözleşmeleri iptal ettiklerini ve bundan böyle eser ve makalelerinin yayımlanmamasını, yayımlanan eserlerinin ise bu iptal nedeniyle mali yetkilerini geri alındığını ihbar ettiklerini ileri sürerek, “” ve “”adlı eserlerle ilgili mali hakların davalılara devrine ilişkin, semen içermeyen, 28.03.2006 ve 15.08.2006 tarihli sözleşmelerin “yokluk”la malûl olduklarının tespitine, ivaz içermeyen bu sözleşmelerin geçersiz sayılmasına, 18.12.2006 tarihli bildirimle sözleşmenin hükümsüz olduğu, eserlerin yayınlanmaması ihtar edildiği halde; buna uymayan davalıların o tarihten beri bastıkları kitapların satış gelirlerini doğrudan kendilerine mâl ettiklerinden şimdilik 55.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, 18.12.2006 tarihli ihtara rağmen davalıların her iki eseri kötü niyetle yayınlayarak müvekkilinin haklarına tecavüz ettiklerinden tecavüzün önlenmesine, ayrıca Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine de aykırılık teşkil ettiğinden, ayrıca davalılardan 10.000 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiş, 18.04.2011 tarihli kısmi ıslah dilekçesiyle yine 170.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. .../.... S2 Davalılar vekili, davacı ... ile 28.03.2006 ve 15.08.2006 tarihlerinde birbirini tamamlayan iki adet telif sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeler birlikte değerlendirildiğinde Melikoff’un müellifi olduğu, yayınlanmış ve yayınlanacak tüm eser ve makalelerinin mali haklarını ve kullanma ruhsatını gayri kabili rucu şekilde kendilerine devrettiğini, bu sözleşmelerin bedelsiz akdedilmiş olmalarının onları hukuken geçersiz kılmayacağını, telif ücretinin, telif sözleşmelerinin zorunlu unsuru olmadığını, bu durumun sözleşmeyi " kılmayacağını, yıllardır basılmayan, adeta unutulan ” adlı eseri yayınlamayı teklif ettiklerinde yazarın bu öneriyi büyük bir memnuniyetle kabul ettiğini ve ısrar etmelerine karşın herhangi bir telif ücreti almadığını hatta, bu kitabın yayınından sonra diğer kitap ve makalelerin yayını için kendilerini bizzat yazarın teşvik ettiğini, nitekim bu yüzden; dava dilekçesinde ihtarname olarak söz edilen 18.12.2006 tarihli faks metninden sonra yazarın diğer kitabını yayınlattığını, yayınlanmamış makalelerini gönderdiğini, yazarın söz konusu faksı bir yakını olan telkin ve baskılarından bıktığı için istemeden gönderdiğini,telif ücreti ödemek yönündeki tekliflerini ...'un her seferinde kararlı bir şekilde reddettiğini, eserlerin hukuken geçerli sözleşmeye istinaden yayınlandığını, sözleşmenin feshedilmediğini, halen geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı yazar ... ile davalıların adi ortaklık şeklinde tesis ettikleri arasında 28.03.2006 ve 15.08.2006 tarihli 2 adet sözleşme akdedildiğinin tarafların kabulünde olduğu, çoğaltma ve yayma hakkı bakımından iki sözleşmenin birbirine paralel olduğu, eserin çoğaltılması ve yayılması konusunda çıkacak uyuşmazlıklar da, öncelikle ’nun uygulanmasının gerektiği, yazar ...'un, ” adlı eseri ile ilgili “..... "şeklindeki mali haklarını, 28.03. 2006 tarihli sözleşme ile; herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın baskı ve nüsha adetleri kısıtlanmamış şekilde yayınevine devrettiği, 50. maddesi uyarınca; mali hakların aslen ya da devren iktisabına ilişkin tasarruf muamelelerine zemin oluşturacak taahhütler, eser henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi geçerli olduğu, 15.08.2006 tarihli sözleşmenin taahhüt değil tasarruf niteliğinde olduğu, anılan Kanun'un 48. maddesi uyarınca henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak eserlere yönelik tasarruf muamelelerinin batıl olacağı, Melikoff'un 18.12.2006 tarihili faks aracılığı ile 15.08.2006 tarihli anlaşmayı iptal ettiğini, son gönderdiği makalelerin Demos tarafından yayınlanmasına karşı olduğunu bildirdiği, 28.03.2006 tarihli sözleşmenin aksine 15.08.2006 tarihli sözleşmede mali haklardan işleme, çoğaltma, yayma ya da diğerleri gösterilmiş olmadığı, konuları olan hakları içermeyen sözleşmeler hükümsüz olduğu, 15.08.2006 tarihli sözleşmenin, tek taraflı olarak iptal edildiği, “" adlı kitap formatındaki eserlerle ilgili herhangi bir sözleşme dosyaya ibraz edilmediği, “” adlı bu eserin; izinsiz çoğaltıldığı, davacı tarafın hile iddiasını kanıtlayamadığı, sözleşmelerin semen [bedel/ivaz/karşılık] içermemesi nedeniyle hükümsüz [geçersiz] sayılmaları gerektiğine ilişkin iddianın kabule şayan görülemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve hükmün ilanına karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. .../... S3 SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 1.925,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 18/03/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY YAZISI Mahkemece eser sahibi davacının eseri üzerindeki mali haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi 5846 sayılı kanunun 68.maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de; Kanunun 68. maddesinin 1. fıkrasında eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı Kanun'un 66/3 fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirlemek yetkisinin mahkeme hâkimine ait olduğu, BK’nın 43/1 maddesinin de bu yetkiyi desteklediği, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesinin isabetsiz bulunduğu,konu ile ilgili 28.2.2013 gün sayılı kararında yer verilen maddedeki “üç katı” ibaresi ile- “hak sahiplerinin dava yoluyla isteyebileceği bedele üst sınır getirildiği, hâkimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir düzenleme içermediği, bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hâkimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağının açık olduğu ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği” şeklindeki gerekçenin de muhalefet görüşüm doğrultusunda bulunduğu ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. ...