11. Hukuk Dairesi 2023/5897 E. , 2024/7689 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/601 Esas, 2023/1074 Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/520 E., 2020/615 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik
**11. Hukuk Dairesi 2023/5897 E. , 2024/7689 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/601 Esas, 2023/1074 Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/520 E., 2020/615 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 26.07.2019 tarihli genel kurul toplantısı gündeminin, akraba olan ve kendisine karşı ortak hareket eden diğer ortaklarca kötü niyetle belirlenip, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 ve 20 nci maddeleri ile, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 ve 3 üncü maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 381-536 ncı maddelerinin ihlal edildiğini, genel kurul kararları şekli olarak geçerli olsa dahi belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca butlanla sakat olduğunu, oy anlaşmasıyla alınan genel kurul kararlarının ahlaka ayrılık teşkil ettiğini, oy çokluğu ile alınan kararların tümünün kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 26.07.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın şirket ortakları ... ve ...'ın akraba olup, ortak hareket ettikleri ve oy sözleşmesi oluşturdukları iddiasının doğru olmadığını, oy sözleşmesi yapılmadığını, oy çokluğuyla alınan kararların hukuka aykırı olmadığını, davacının alınan kararlara karşı muhalefet şerhi yazdırmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının şirket ortağı olduğu, ... ve ...'ın da şirketin diğer ortakları oldukları, şirketin 4.000 adet pay karşılığı 100.000,00 TL sermayesinin bulunduğu, ... ve ...'ın 1400'er, davacının ise 1200 payının olduğu, dava dışı ortaklar arasında oy sözleşmesi olduğunu ispatlayan hiçbir delil bulunmadığından davacının oy sözleşmesi nedeniyle kararların butlanla malul olduğu yönündeki iddiasının yerinde görülmediği, davacının 26.07.2019 tarihli toplantıda alınan tüm kararların iptalini talep ettiği, gündemin 1,2 ve 11 no.lu maddelerine ilişkin kararlar oy birliği ile alındığından bu maddelere yönelik iptal talebinin yerinde olmadığı, 3 no.lu gündem maddesi ile görüşme yapılmış ve davacı 2012-2018 geçmiş yıllar müdürler kurulu faaliyet raporlarına muhalif olduğunu beyan etmişse de bu madde ile ilgili karar alınmadığı, yine yeminli mali müşavir tarafından düzenlenen raporun okunmasına dair 7 no.lu gündem maddesi ile şirket ortaklarının paylarının birbirine devrini öngören 8 no.lu gündem maddesi ile ilgili de yapılmış bir oylama ve alınmış bir karar bulunmadığından iptal davasına konu edilebilecek bir husus bulunmadığı, finansal tabloların okunması ve müzakeresine ilişkin 4 no.lu gündem maddesinin oy çokluğu ile kabul edildiği ancak davacının oylama sonrasında muhalefet şerhinin bulunmadığı, mevcut müdürlerin görevlerinin sonlandırılıp yenisinin seçimine ilişkin 9 no.lu gündem maddesine ilişkin olarak da davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, kârın dağıtılmamasına ilişkin 6 no.lu gündem maddesi ile şirket müdürlerine huzur hakkı ödenmesine dair 10 no.lu gündem maddesine ilişkin olarak da davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 5 no.lu gündem maddesinde birden fazla hususun oylamaya konu edildiği, ilkinin şirket müdürlerinin ibrasına ilişkin olduğu, davalı şirketin her üç ortağının da aynı zamanda müdür olduğu, her birinin kendisine yönelik oylamada oy kullanmadığı, davacının ibra edilmediği, dava dışı diğer müdür ortakların birbirlerinin oyu ile ibra edildiği, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 619 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanların, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacakları, müdürlerin ibrasının genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu, buna göre idareye katılan ortaklar ibra kararında ne kendi ibraları ne de diğer müdürlerin ibralarında oy kullanamayacağından davacının bu 5 no.lu gündem maddesine ilişkin iptal talebinin yerinde olduğu, aynı maddede oylanan diğer hususun davacı hakkında sorumluluk davası açılmasına yönelik olduğu, ancak limited şirket yönetim kurulu üyeleri açısından 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen oydan yoksunluk halinin ibra edilmemenin tamamlayıcısı niteliğinde olan ve ibraya oranla daha ağır bir durumu ifade eden sorumluluk davasının oylamasında aynı şekilde ele alınması gerektiği, davacının bu maddeye ilişkin karşı oy kullandıktan sonra muhalefetini tutanağa geçirmemiş olmasının sonuca etkili olmadığı, dava konusu gündem maddelerinden 12 no.lu olanının şirkete ait gayrimenkulün satışı ve bu konuda müdürlere yetki verilmesine ilişkin olduğu, davacının oylama sonrasında muhalefet şerhinin bulunmadığı, davalı vekilinin duruşmada şirketin tek taşınmazının duran mal varlığının aktife dönüştürülmesi amacıyla yapıldığını ifade ettiği, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre şirketin öz kaynaklarını koruduğu, mali durumunun mevcut borçları karşılayacak kadar güçlü olduğu, limited şirketlerde anonim şirketlerde olduğu gibi önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına ilişkin bir düzenleme olmadığı ancak anonim şirketlere ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasıın (f) bendi ve 538 inci maddesinin ikinci fıkrasının kıyasen uygulanması gerektiği, buna göre davalı şirketin sahibi olduğu tek taşınmazını satmak için karar alabilmesinin toplantıya katılan sermayenin en az %75'inin olumlu oyuyla mümkün olacağı, dava konusu genel kurulda kararın %70 nisapla alınmış olması karşısında yeterli nisap sağlanmadan alınan kararın iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5 ve 12 no.lu kararların iptaline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek kurulan hüküm gerekçesinde, davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin detaylı şekilde tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekili ve davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket genel kurulu kararlarının butlanla malul olduğunun tespiti/iptali talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi, 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 445, 619 ve 622 nci maddeleri. 3. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2022 tarihli ve 2020/8038 E., 2022/4957 K. sayılı kararı. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 04.11.2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. - KARŞI OY- Dava konusu Genel Kurul kararlarında Limited Şirket müdürlerinin (YK Üyeleri) ibralarına ilişkin 5 no’lu karar oydan yoksunluk nedeniyle nisap sağlanamadığından, yine Şirketin mal varlığının toptan satışına izin verilmesine ilişkin 12 no’lu karar için gereken %75 nisap sağlanmadığından işbu 5 ve 12 no’lu gündem maddelerine ilişkin kararlar yok hükmündedir. İptal edilebilirlik ile yokluğa bağlanan hukuki sonuçların farklı olduğu gözetildiğinde (zira yokluk tespit davasına, iptal edilebilirlik ise HMK m.108 de düzenlenen inşa-i davaya konu olmaktadır). Mahkemece 5 ve 12 no’lu gündem maddeleriyle alınan kararların yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptallerine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden gerekçenin ve hükmün düzeltilerek kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun olduğu gibi onama görüşüne katılmıyorum.