T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/534 Esas KARAR NO: 2026/643 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/254 Esas- 2025/593 Karar TARİH: 02/07/2025 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/534 Esas KARAR NO: 2026/643 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/254 Esas- 2025/593 Karar TARİH: 02/07/2025 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil .......(......) ...... ile Davalı arasında çam ağacı kerestesi alım ve satımı temelinde bir ticari ilişki kurulmuştur. Yunanistan'da yerleşik Müvekkil, .......'da ticari amaçla kullanmak üzere davalı/borçludan çam ağacı kerestesi ve çam kerestesi tedariki hususunda icapta bulunmuş, işbu icap Davalı tarafından kabul edilerek 24.08.2021 tarihli ve ... numaralı ... fatura davalı/borçlu tarafından düzenlenmiştir. ..... fatura uyarınca birinci kısım kereste bedeli 16.720 Euro, diğer kısım kereste bedeli ise 16.720 Euro olup, toplam proforma bedeli 33.440,00 Euro'dur. Proformada ürünlerin 2 kamyon halinde gönderileceği yazılıdır. Keza teslimatın ..... . müşteri deposuna yapılacağı da belirtilmiştir. İşbu proforma fatura uyarınca davalı, proformada belirtilen ebat ve miktarda kereste ürünü 33.440,00-Euro toplam bedel karşılığında Müvekkile teslim yükümlülüğü altına girmiştir. Müvekkil, satım söz -leşmesi uyarınca semen ödeme borcunu eksiksiz olarak satıcı konumunda yer alan Davalı'ya 01.09.2021 ve 29.09.2021 tarihler -inde iki kısım halinde banka kanalı ile ifa etmiştir Birinci kısım 10.000 Euro ve ikinci kısım 23.440 Euro olmak üzere Davalı'ya toplam 33.440,00 Euro gönderilmiştir. Ödemeler Davalı'nın proformada belirtilen hesabına bankadan yapılmıştır. Müvekkil tarafından sözleşme bedeli eksiksiz bir biçimde Davalı tarafa baştan ödenmesine rağmen Davalı sözleşme konusu ürünlerden sadece birinci kısım çam kerestelerini Müvekkile teslim etmiştir. Teslim edilen bu ürünler de istenen niteliklerde olmayıp dışı siyahlamış, fazlasıyla yaş ve kararlaştırılandan daha az miktarda idi. ........ faturası ve Müvekkilin yaptığı ödemelere istinaden Davalı 16.720,00 Euro tutarın daki ikinci parti çam kerestesi ürünü teslim borcu altında olmasına karşın, söz konusu teslimat hiçbir şekilde Müvekkile ulaşmamış tır.Bedel ödeme borcunu eksiksiz bir biçimde yerine getiren buna karşılık sözleşmeye konu edilen ürünleri teslim alamayan Müvek -kil, 16.720,00-Euro tutarı iade almak amacıyla ........ İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından 16.720,00-Euro asıl alacağın fiili ödeme tarihindeki efektif kur üzerinden ferileri ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı, icra takibine haksız şekilde itirazda bulunmuş tur. Davalı itiraz dilekçesinde Müvekkilin tırı gümrükten teslim almadığına dair mesnetsiz iddialarda bulunmuştur.Davalı, borca itiraz dilekçesinde, böyle bir borcun olmadığından bahisle icra takibinin durdurulmasını talep etmiş olsa da işbu itiraz haksız ve hukuki hiçbir gerekçeye dayanmaktadır. Kötü niyetli olarak ve sırf ilamsız icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz edilmiştir. Davalı, borca itiraz dilekçesinde malları Müvekkile teslim etmediğini ikrar etmektedir.Evvelemirde, ihtiyati haciz talebimizin bu aşama da takdiren teminat aranmaksızın ve Davalı taraf dinlenmeksizin kabulüne ve Müvekkilin 16.720,00-Euro asıl alacağının dava tarihin deki karşılığı olan 697.391,20-TL tutarındaki alacak için Davalı'ya ait menkul, gayrimenkul mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacak larına ihtiyati haciz konulmasına,davanın kabulüne karar verilerek davalı'nın, ...... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı icra takibine yaptığı itiraz iptal edilerek, takibin aynı kayıt ve koşullarla devamına, Haksız yere borcunu inkar eden Davalı'nın takip tutarı üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile cezalandırılmasına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi ne karar verilmesini... talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya cevaplarımızı sunmadan evvel belirtmek isteriz ki yukarıda bilgileri belirtilen Mahkemeniz dosyasından, 23/06/2025 tarihinde haberdar olunmuştur. Mahkemeniz dosyasına vekalet sunmamız akabinde ise müvekkil adına çıkarılan tebligatın müvekkilin ev adresine gönderildiği, bu tebligatın da TK 21/2 şerhli olarak muhtara teslim edildiği görülmüştür. Ayrıca davacı taraf, gerçek kişiler arasındaki uyuşmazlığa ilişkin davasını açarken tarafların tacir olduğuna yönelik hiçbir delil ortaya koymamıştır. Bu halde iki gerçek kişi arasındaki basit ilişkiden doğan huzurdaki uyuşmazlık Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girmediğinden davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddibi gerektirmek tedir. Takibe yasal süresi içerisinde itiraz edilmekle takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İcra takibin durdurulma tarihinden itibar en bir yıl içerisinde dava açılmaması halinde icra takibi düşmüş olacaktır.Davacının dava dilekçesinin ekinde sunduğu proforma faturalardaki imzalar müvekkile ait değildir. Davacı taraf dilekçesinde yalnızca imzası tasdik edilmemiş bir proforma faturaya dayan mıştır. Bu proforma faturanın delil niteliği kazanabilmesi için altındaki imzanın tasdik edilmesi gereklidir. Davacı iddialarının ispatına yarayacak başkaca delil sunmadığından huzurdaki davanın reddi gerekmektedir. Davacı, siparişler için müvekkilin işyerini ziyaret etmiş, ürünleri kendisi bizzat kontrol edip, anlaşmayı imzalamıştır. Bunun üzerine müvekkil ürünleri 2 tır halinde hazırlamıştır. Müvek kil hazırlanan ürünlerin bitki belgesi sertifikalarını da usulüne uygun şekilde alarak göndermiştir(alınan bitki sertifikaları ektedir). Nitekim tırlar ekte sunulan bitki sertifikalarıyla Türkiye gümrük kapılarından sorunsuz şekilde geçmiştir. Öncelikle yetki ve görev itirazlarımızın kabulü ile davanın yetkili ve görevli olan Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine, Dava şartları oluşmadığından davanın reddine, Aksi kanaat hasıl ise davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/07/2025 tarih ve 2025/254 Esas- 2025/593 Karar sayılı kararında; "....HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebile ceğinden, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazıya göre davacının gerçek kişi tacir olmadığı, Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıya göre işletme hesabına göre defter tuttuğu ancak faaliyetinin esnaf/tacir için belirlenen yıllık alım satım miktarlarının altında kaldığı, Esnaf Odasından gelen cevabi yazıya göre ise davalının esnaf kaydının bulunduğu, dolayısıyla davalının tacir olmadığı ve tacirler arasında görülen nispi ticari bir davanın söz konusu olmadığı, iş bu davanın münhasıran ticari davalar arasında da yer almadığı, genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu, ancak istinaf başvuru ve karar harcını yatırmaması üzerine Mahkemece düzenlenen ihtaratlı muhtıranın davalı vekiline 25/01/2026 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 1 haftalık yasal süre içerisinde istinaf başvuru ve karar harcının yatırılmadığı, bunun üzerine Mahkemece 11/02/2026 tarihli ek kararı ile davalı vekilinin istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, ek kararın davalı vekiline 17/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği ve ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması sebebiyle kararın kesin leştiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusu inceleme konusu yapılmamıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiğini, dava konusu faturaya bakıldığında, davalının esnaf olarak değerlendirilemeyeceğini, huzurdaki dava tacirler arasında görülen ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren itirazın iptali davası olduğunu, gerekçeli kararda, davacı hakkında Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıt olmadığından bahsedildiğini, müvekkil davacı, yabancı uyruklu gerçek kişi bir tacir olduğunu, dolayısıyla Ticaret Sicili veya Vergi Dairesi kayıtlarında yer almamasının tabii olduğu yerel mahkeme yargılama kapsamında davacının tacir olup olmadığı ile ilgili bir araştırma yapmadığı nı, bu bakımdan gerekçeli karardaki ifadeler dahi hatalı olduğunu, davalı ile ilgili olarak yaptığı tahkikatta, Ticaret Sicilinde kaydı olma dığı, esnaf odasında kaydı olduğu bulgularına ulaşıldığını, yerel mahkemenin, bundan bahisle davalının tacir olmadığı kanaatine vardığı anlaşıldığını, söz konusu tespitler, bir kimsenin gerçekten tacir sıfatını haiz olup olmadığına dair ancak şekli yönden bir fikir verebileceğini, fakat bu veriler mutlak bir şekilde kişinin tacir olup olmadığını göstermediğini, bir kişinin yaptığı işlerin büyüklüğü esnaf sayılma sınırının üzerinde ise, bu kişi ticaret siciline kayıt yaptırmadığını, olsa dahi tacir sayılması gerektiğini, yerel mahkeme bu durumu irdelemeyerek şekli yönden davalının tacir olmadığına karar verdiğini, fatura bedelinin yüksekliği dikkate alındığında esnaf sınırının üzerinde kaldığı ve dava konusu uyuşmazlığın ticari dava olması sebebiyle Mahkemece verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, aksi görüşte olunması halinde icra dosyası Gaziosmanpaşa Adliyesinde açıldığından, yetkili asliye hukuk mahkemesi Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiğinden, görevli ve yetkili Mahkemenin bu şekilde tespiti ile Yerel Mahkeme kararının bu yönde düzeltilmesini, dosyanın esas yönünden incelenmek üzere Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalıya mal teslimi karşılığı gönderildiği iddia edilen bedele karşılık malların teslim edilmediği iddiasıyla ödenen bedelin istirdadı için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece iş bu yargılamada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine, 08/07/2025 tarihli ek karar ile davacı vekilinin Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yetkisizlik kararı verilmesi talebinin reddine karar verilmiş, gerekçeli karara ve ek karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK. 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olup, bu husus mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalı, dava şartının bulunmaması halinde HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir. TTK'nın 3. maddesinde; "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 4. maddesin de ise bu kanundan doğan ve bu madde de belirtilen hukuk davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava; TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmamakla birlikte iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalar ise nispi ticari davadır. Hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem davanın her iki tarafının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 5/2. maddesinde bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevi dahilinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan "davalara", asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı, 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 11. maddesine göre; Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, ibaresi Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir. Aynı Kanunun 12. maddesine göre bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Yine Aynı Kanunun 15. Maddesine göre ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır. TTK'nın 11.maddeside 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturuldu ğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrıldığı, birinci sınıf tüccarların, bilanço esasına göre defter tutanlar olduğu, ikinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlar olduğu hususu düzenlenmiştir. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiş, VUK'nun 178. Maddesinde ikinci sınıf tüccarların kimler olduğu düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir. Somut uyuşmazlık konusunun davacı tarafından davalıya mal teslimi karşılığı gönderildiği iddia edilen bedele karşılık malların teslim edilmediği iddiasıyla ödenen bedelin istirdadına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın niteliği itibariyle mutlak ticari dava olmadığı, davacı vekili tarafından davacının Yunanistan Genel Ticaret Siciline kayıtlı olduğuna dair belge sunmuş ve tacir olduğu ileri sürülmüş ise de, davalının gerçek kişi olduğu, davalının tacir olup olmadığına ilişkin Mahkemece yapılan araştırmaya ilişkin olarak ilgili kurumlardan verilen cevabı yazılarda ticari işletme kaydının olmadığı, esnaf odasına kayıtlı olduğu bildirilmiş ve Küçükköy Vergi Dairesi Müdürlü ğü'nün 10/04/2025 tarihli müzekkere cevabında davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve VUK'nun 177. maddesinde belirtilen hadleri aşmadığının bildirilmiştir. Tek başına davacının esnaf kaydının bulunması ve işletme hesabı esasına göre defter tutması tacir olmadığını göstermemekle birlikte gelir vergisi beyannamesine göre VUK'nun 177. maddesinde belirtilen hadleri aşmadığı bildirildiğinden davalının gerçek kişi tacir olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık nispi ticari dava niteliğinde de olmadığından Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi isabetlidir. Davacı vekili tarafından görevsizlik kararına karşı istinaf talebinin kabul edilmemesi halinde icra takibinin ....... İcra Müdürlüğü'nde başlatıldığı gerekçesiyle iş bu davada Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yetkisizlik kararı verilmesi talep edilmiş ise de, Mahkemece aynı karar ile hem görevsizlik hem yetkisizlik kararının verilemeyeceği, davalı tarafça süresinde verilen cevap dilekçesinde usulüne uygun yetki itirazında bulunulması halinde görevli mahkemece ilk itiraz olan yetki itirazının değerlendirilebileceği gözetilerek Mahkemece davacı vekilinin yetkisizlik kararı verilmesi talebinin reddi kararı da usul ve yasaya uygundur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının ve ek kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.