11. Hukuk Dairesi 2024/658 E. , 2024/8585 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1916 Esas,2023/1451Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/755 E.,2019/687 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tara
**11. Hukuk Dairesi 2024/658 E. , 2024/8585 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1916 Esas,2023/1451Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/755 E.,2019/687 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nun baharat piyasasında ticaret yapmaktayken son yıllarda geçirmekte olduğu hastalıklar nedeniyle gereği gibi takip edemediğini ve çocuklarından büyük oğlu ile davalılardan ...'nun işlere bakmaya başladığını, ...'nun işleri iyi yönetememesi nedeniyle vekil edeninin de ortak olduğu firmaların nakit sıkıntısı yaşamaya başladığını ve bu sorunun ... tarafından bankalardan ve şahıslardan borç alınmak suretiyle çözülmeye çalışıldığını ve arada işyerlerine haciz uygulanmaya başlandığını, ...'nun davalı ... ile iş birliği yaparak vekil edeninin rahatsızlığından yararlanmak suretiyle vekil edeninin çok değerli gayrimenkullerini elden çıkardığını, vekil edeninin imzasını taklit ederek senet ve çekler düzenlediğini ve hatta noter önünde imzalanması gereken evraklara dahi vekil edeni ... imzalamış gibi imzalar attığını, davalıların vekil edenini alacaklılardan korumak amacıyla vekil edenine ait ...'da bulunan taşınmazı ... üzerine devir yaptıklarını, bununla da yetinmeyerek 07.12.2011 tanzim, 01.02.2012 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli ve borçluları ... ve vekil edeni ... görünen bir bonoya dayanarak İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2012/1963 esas sayılı dosyasından vekil edeni aleyhine icra tekibi yapıldığını, ödeme emrinin usule aykırı olarak muhtarlığa yapıldığını, şeklen kesinleşen bu dosyadan davalının karar aldırarak vekil edenine ait Büyükada ve ...'da bulunan taşınmazları üzerine haciz koydurduğunu, dolayısıyla vekil edeninin davalı ...'den 400.000,00 TL borç almasının söz konusu olmadığını, avukat olan davalının da vekil edenine bu miktarda bir borç verebilmesinin mümkün olmadığını, diğer davalı ...'nun da bu olayda birlikte hareket ettiğini belirterek, takip konusu senetteki imzaların vekil edenine ait olmadığının ve vekil edeninin davalıya bu takip nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacı ...'nun 30/07/2012 tarihinde vefat ettiği, davacı vekilince ...'nun mirasçıları Yeşim Lale Kadıoğlu Çetinkaya, Tuğrul Levent Kadıoğlu, ...'nun mirası reddettiklerini, davaya ... adına devam edeceklerini beyan etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde;dava dilekçesindeki beyanları kabul etmediğini, kendisinin davacı olan babasını zarara uğratmak istemek gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davalının babasının oğlu gibi sevdiği birisi olduğunu ve kendisinin de yakın arkadaşı olduğunu, dava konusu senetteki imzanın bizzat babasına ait olduğunu, senetteki imzaları kendisinin doldurduğunu, diğer davalının kendilerine ödeme yaptığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın davacının vefat ettiği gün açıldığını, dava dilekçesindeki beyanları kabul etmediğini, davacı ...'nun açılan bu davadan haberdar dahi olmadığını, davanın kendisinden vekalet alınarak eşi ve kızı tarafından açıldığını, üzerine olan taşınmazın bizzat ... tarafından kendisine satıldığını ve satış bedelinin tamamını ödendiğini, davacı ...'nun dava konusu senedi eşi ve diğer davalının huzurunda imzalayarak tarafına verdiğini, iddia edildiği gibi ödeme emrinin muhtarlığa değil bizzat davacının eşine tebliğ edildiğini, davacının ve şirketlerinin ekonomik sıkıntı içinde olduğunu, kendisinin de parasal olarak da davacıya ekonomik destekte bulunduğunu eşi ve çocuklarının bildiğini savunarak davanın reddini, davacıların kötü niyetli olmaları nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hüküm verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aldırılan raporlardaki görüşlerin bir kısmı nötr bir pozisyona tekabül ederken, bir kısmının davacının alışkanlıklarını eleştirmekle senetteki imzaların müteveffaya ait olmadığının belirtildiği, bir kişinin sıklıkla imza değiştirmesi teşhis noktasında bir takım güçlükler yaratsa da; imzanın tersimi, kullanılan harf ve karakterin yazılış biçimi vs gibi ayrıntılarda kendini ele vermesinin her daim mümkün olduğu, ne var ki; imza basit tersimli ise, çoğu kez uzman bilirkişi heyetleri dahi teşhis noktasındaki güçlükler nedeniyle kesin kanaat beyan etmekten imtina ettiği, mahkemece senetteki imzanın müteveffa Yavuz' a ait olup olmadığı noktasında yeter mahiyette ve nicelikte etraflıca araştırma yapılmakla başkaca bir delil araştırması yoluna gidilmesinin neticeye müessir olmayacağı gibi usul ekonomisi ilkesiyle de bağdaşmayacağı, senede dayalı hak iddiasında bulunan davalının her şeyden evvel senet metnindeki imzanın davacıya ait olduğunu ispatlaması gerektiği, senet metnindeki imzanın borçluya ait olduğunu isbat külfeti, senet elinde olup takip başlatan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait bulunduğu, dosyada toplanan delillere göre bu durum ispatlanamadığından davacının açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, kötü niyet tazminatı talebi yönünden somut uyuşmazlıkta takip, imzalı senede dayalı olarak var olduğu düşünülen hakkın kullanılması amacına dayalı olup, yargılama sonunda senetteki imzanın davacıya ait olmadığı ve yapılan takibin haksızlığı yapılan yargılama neticesinde belirlenmiş ise de; icra takibi başlatılmadan önce sonuçlanan ve kesinleşen bir hukuk ya da ceza davasında imzanın davacıya ait olmadığının belirlenmesine ilişkin kesin bir karar bulunmaması karşısında senet üzerinde yer alan görünüşteki imzaya dayalı takibe girişilmesi takibin kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı yanın dava konusu bono nedeniyle davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, şartları bulunmayan kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karar davalı ... vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senedindeki imzanın davacı borçluya ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düştüğü, bu kapsamda, senet üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda dosyaya sunulan grafoloji uzmanlarından alınan bilirkişi raporlarında, imzanın davacıya aidiyetinin tespit edilemediği bildirilmiş olup, takibe konu senet üzerindeki keşideci imzalarının kişiye atfedilebilecek kaligrafik ve karakteristik özellikler ihtiva etmeyip, basit tersimli olması nedeniyle borçlunun eli ürünü olup olmadığının belirlenemediği, bu nedenle yeniden rapor alınsa da sonucun değişmeyeceği, imzanın borçluya ait olduğu ispat edilemediğinden davalının bu bağlamda ispat yükünü yerine getiremediği, Mahkemece, imzaların aidiyetinin belirlenememesi sebebiyle kesin kanaat bildirilemeyen raporların borçlu lehine yorumlanması gerektiği, dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında yapılan tespit, hesaplama ve sair değerlendirmelerin dosya içeriğine ve yürürlükteki mevzuata uygun olduğu, mahkemenin kanıtları takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen, istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılığın bulunmadığı, gerek davalı alacaklının, dava konusu senetlerdeki imzanın davacıya ait olduğunu ispatlayamamış olması ve gerekse yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, senetlerde davacıya atfen atılı imzaların davacıya ait olup olmadığına ilişkin bir maddi vakıa değerlendirmesinin bulunmaması karşısında davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği, mirasçılara bu konuda yemin teklif edilemeyeceğinden davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmediği, senet illetten mücerret olup, savunmanın yazılı senede atfen bir belge ile kanıtlanamadığı, bu nedenle bu istinaf isteminin de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı ... vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72. maddesi gereğince icra takibine konu senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72. maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.