İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin kurucusu olduğunu, 23/11/2015 tarihinde %100 paya sahip 50.000 TL kayıtlı sermaye ile kurulduğunu, daha sonra şirketin %90 tutarındaki hi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/783 KARAR NO : 2025/2038 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2022 NUMARASI : 2021/56 Esas - 2022/90 Karar DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin kurucusu olduğunu, 23/11/2015 tarihinde %100 paya sahip 50.000 TL kayıtlı sermaye ile kurulduğunu, daha sonra şirketin %90 tutarındaki hissesinin ... A.Ş'ne, %5 hissesinin de ...'e devrettiğini, şirketin yapısının halen bu durumda olduğunu, yönetim kurulu üyeliğinden müvekkiline 25/08/2016 tarihinde istifa ettirildiğini, 25/08/2016 tarihinde yeni yönetim kurulunun oluşturulduğunu, müvekkilinin istifasından sonra görev alan yönetim kurulu başkan ve üyelerinin basiretsiz yönetim tarzı dolayısıyla şirketin zarara uğratıldığını, borçlandırıldığını, gelir- gider dengesi gözetilmeksizin keyfi harcamalarla iş ve işlemler yapıldığını, genel kurulun toplantıya çağrılması hususunun TTK 414. Maddesinde düzenlendiğini, buna göre genel kurulun toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde şirketin internet sitesinde ve ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ilanla çağrılması gerektiğini, ilanın toplantıdan en az iki hafta önce yapılması gerektiğini, ayrıca nama yazılı pay sahiplerinin ve en az bir pay sahibinin ya da pay sahipliğini ispatlayıcı belgeli şirkete tevdi ederek adresini bildiren hamile yazılı pay sahiplerinin iade mektuplu çağrı yapılmasının zorunlu olduğunu, ilan ve çağrı mektuplarında toplantının yapılacağı yer, saat , toplantı gündeminin belirtilmesi gerektiğini, 30/04/2020 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına müvekkilinin çağrılmadığını, bu nedenle toplantıda alınan kararların yok hükmünde sayılması gerektiğini, alınan kararların mutlak butlan ile batıl olduğunu, TTK 447. Maddesinde de bu hususun düzenlendiğini, gündemde esas sözleşme değişikliği var ise değişen maddenin/ maddelerinin eski ve yeni şekillerinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde verilen ilanın içerisinde yer alması gerektiğini, ancak bu hususun gazetede mevcut olmadığını, 50.000 adet paydan 45.000 adedini toplantıya katılmasına rağmen, söz konusu eksikliğe tüm hissedarların itirazlarının olmadığı şeklinde tutanağa kayıt düşüldüğünü, bu hususun usul ve yönetmelik hükümüne açıkça aykırı olduğunu, toplantının 3. Maddesinde 2019 mali yılına ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporu okundu, müzakere edildi ve şirket hissedarlarının tamamının oyuyla oy birliğiyle onaylandı şeklinde kayda geçildiğini, oysa 5.000 adet payın toplantıda temsil edilmediğini, 4.maddesinde 2019 yılına ilişkin bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunup müzakere edildiği, yine hissedarların tamamının olumlu oyu şeklinde tutanağa kayıt düşüldüğünü, 5. Maddesinde yönetim kurulu üyelerinin hissedarlarının tamamının oyuyla ibra edildiğinin yazılı olduğunu, 6.maddesinde esas sözleşme değişikliği kapsamında sermaye arttırımı yapılacağını ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, tescil ve ilan edilen 74.510.000 TL sermayenin tamamının "ortaklara borçlar" cari hesabından karşılandığının ilan edildiğini, ancak nakit vermek suretiyle sermaye arttırımı yapılabileceğini, şirketin hakim ortağı olan .....A.Ş'nin genel kurulda arttırılan sermaye kadar nakit alacağı olup olmadığının YMM, SMM, bilirkişi, denetçi gibi unsurların raporlarında belirtilip belirtilmediğini, .....A.Ş'nin belirlenen alacağının faiz işletip işletilmediğini müvekkili tarafından tespit edilmediğinin açık olduğunu, TTK 358. Maddesinde pay sahiplerinin şirkete borçlanmalarının belirli koşullara bağlandığını ancak pay sahibinin şirkete faizli veya faizsiz olarak borç vermesine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğini, pay sahibi ile şirket arasındaki ilişkinin temelde sermaye üzerinden kurulduğunu ve kanunun 508. Maddesi uyarınca sermaye için faiz ödenemeyeceğinin hüküm altına alındığını, bu nedenle sermaye artışının usulsüz olduğunu belirterek genel kurul toplantısına yapılan çağrına usulsüz ve yasaya aykırılığı dolayısıyla alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, ayrıca genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkette davacının %5 oranında hissesinin bulunduğunu, diğer hissedarların %90 paya sahip .....A.Ş, %5 paya sahip ... olduğunu, ana sözleşmenin 10. Maddesine göre olağan genel kurul toplantısının şirketin hesap devresi sonundan itibaren 3 ay içerisinde yapılması gerektiğini, 12/07/2019 tarihi itibariyle ...'ın yönetim kurulu başkanı, ...'ın yönetim kurulu başkan vekili olduğunu, 14/09/2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanının istifasının kabul edildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ...'ın görevinin devam ettiğini, 25/11/2020 tarihinde gerçekleşen olağanüstü genel kurul toplantısı ile ana sözleşmenin yönetim kurulu ve süresi başlıklı 7. Maddesinin, yönetim kurulunun en az 1 üyeden oluşmasına ve yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 1-3 yıl arası olması şeklinde tadil edildiğini, yönetim kurulu üyeliğine de ...'ın seçildiğini, 2019 yılı bilançosuna göre şirketin sermayesinin tamamının karşılıksız kaldığının görüldüğünü, TTK 376. Maddesi hükmü uyarınca borca batıklık ve sermayenin karşılıksız kalması hallerinde genel kurulun acilen toplantıya çağrılmasının ve şirketin borca batılıktan kurtulması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğinin açık olduğunu, borca batıklık hükümlerinin bertaraf edilmesi amacıyla davalı şirket tarafından 18/02/2020 tarihli 2020/1 sayılı yönetim kurulu kararı uyarınca davalı şirketin hakim ortağı olan ...'in davalı şirketten olan 74.510.000 TL tutarındaki ortaklar cari nakit alacağının yapılacak sermaye arttırımında kullanılmasına ve sermaye arttırımına dair işlemlerin başlatılmasına karar verildiğini, 07/03/2020 tarihli ... sayılı yönetim kurulu kararı ile gerek olağan genel kurul gündeminin gerekse sermaye arttırımının görüşülerek esas sözleşmenin 6. Maddesinin tadilini karar altına alınması amacıyla olağan genel kurul toplantısı çağrısı ve ilanının yapıldığını, davacı da dahil olmak üzere muhataplara iadeli taahhütlü mektupla bildirildiğini, alınan karar ile şirket sermayesinin 74.560.000 TL olarak tadiline ve arttırılan sermaye tutarı olan bu miktarın tamamının şirketin ortaklara borçlar cari hesabından karşılanmasına karar verildiğini, 04/05/2020 tarihli 2020/3 sayılı yönetim kurulu kararı ile TTK 461. Madde uyarınca rüçhan hakkının kullanılmasına ilişkin esasların belirlendiği ve ilan edildiği, davacı yan tarafından davalı şirketteki anılan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan hakkının kullanılmadığını, davacının dilekçesindeki iddiaların tamamının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, TTK 445. Maddesindeki 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, toplantının 30/04/2020 tarihinde yapıldığını , davanın ise 26/01/2021 tarihinde açıldığını, davacı yanın hak düşürücü süreyi kaçırdığını bildiği için dava dilekçesinde iptal ile aynı zamanda butlan iddiasında da bulunduğunu, iptali gerektiren sebepler ile butlanı gerektiren sebeplerin farklı olduğunu, davacının genel kurul'un usulsuz çağrı ile yapıldığını iddia ettiğini, çağrının usulüne uygun yapıldığını, kaldı ki çağrı usulsüz yapılmış olsa bile karar ve toplantı nishapları bakımından davacının payının kararın alınmasına bir etkisinin bulunmadığını, iadeli taahütlü mektup ile toplantının davacıya gönderildiğini, Yargıtay 11. HD'nin 06/02/2020 tarih 2018/3795 Esas 2020/1059 Karar nolu ilamda da bu hususun açıkça vurgulandığını, gündemin TTK'nın 409 ve 413. Maddelerine uygun olarak belirlendiğini, toplantıda "hissedarların tamamının olumlu oyu ile " şeklinde belirtilen ibareden toplantıya katılan hissedarların kastedildiğini son derece belli olduğunu, TTK 127, 455, 456. Maddeleri ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün 27 Eylül 2013 sayılı tebliği uyarınca davalı şirketin hakim hissedarı ... tarafından sahip olduğu şirket alacağına sermaye olarak konulmasının hukuka uygun olduğunu, buna ilişkin yeminli mali müşavir ...'dan 22/04/2020 tarihli rapor alındığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Toplantı gündem ve tarihinin usulüne uygun şeklide ilan- tescil edilmiş, ayrıca yukarıda belirtildiği üzere davacıya da iade taahhütlü olarak gönderilmiştir. Davacı genel kurul toplantısına katılmamıştır. Yokluk ve butlan halleri TTK 447. Maddesine düzenlenmiş olup dava konusu genel kurulda alınan kararlar irdelendiğinde yoklukla butlanı gerektiren herhangi bir durum bulunmadığı görülmektedir. TTK 127 ve TTK 342 . Maddelerine göre ortağın şirketten olan alacağının da şirkete ayni sermaye olarak konulması mevzuata uygundur. Davacı taraf toplantı gününün kendisine tebliğ edilmediğini iddia etmekte olup, toplantı günü davacıya tebliğe gönderilmese dahi davacının davalı şirketteki pay miktarı dikkate alındığında kararlara herhangi bir etkisinin bulunmadığı, kararların şirketin hakim hissedarı olan ...'in olumlu oyu ile alındığı görülmektedir. Bu durum Yargıtay 11. HD'nin 06/02/2020 tarih 2018/3795 Esas 2020/1059 Karar nolu ilamda da aynen vurgulanmaktadır. Davacının genel kurul kararlarının iptaline yönelik talebi değerlendirildiğinde ise iptal davası açabilecek kişiler TTK 446. Maddesinde sayılmış olup TTK 445. Maddesine göre toplantı tarihinden itibaren 3 ay içerisinde iptal davası açılması gerekmektedir. Toplantı tarihi 30/04/2020 olup dava ise 3 aylık süre geçtikten sonra 26/01/2021 tarihinde açıldığından hak düşürücü süre geçirilmiştir. Toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı şirketin 30/04/2020 tarihli toplantısında alınan kararlarda yokluk/ butlan hallerinin bulunmadığı, davacıya usulüne uygun şekilde toplantı gününün tebliğe gönderildiği, kaldı ki davacının davalı şirketteki pay miktarı itibariyle alınan kararlarda herhangi bir etkisinin mümkün olmadığı, iptal davası için hak düşürücü sürenin geçtiği görülmekle, Davalı şirketin 30/04/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararlar ile ilgili, yokluk/butlan koşulları bulunmadığından bu hususta açılan davanın reddine, Davalı şirketin 30/04/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için açılan davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçe ekinde yer alan PTT barkod sorgu tutanağında alıcı adresinin yazılmadığı çok açık ve bariz biçimde ortada iken yerel mahkemesinin iş bu hususa değinmemiş ve araştırma yapmış olduğunu, davalı şirketin davalı ... ...'ın önceki Genel Kurul'a da katılımını istemediğinin, aynı yola başvurarak TTK 414. Maddesini bir nevi evrakta hile başvurusu yaptığının en büyük delili olduğunu, davacı ... ...'a gönderilen tebliğ evrakı ve posta gönderisi ile alakası olmadığını, sunulan belge davalı şirketin kendi bünyesinde yer alan zimmet ve teslim belgesi olduğu PTT Gönderi evrakıyla alakası olmadığını, TK Yönetmeliğin 73,74, 75 ve 76. maddelerinde açıkça izah edildiğini davalı şirketin kötü niyet ve mahkemeyi yanıltma amacıyla hareket ettiği ve yerel mahkemesinin de yeterli araştırma yapmadan, PTT gönderilerinin ve tebligatın ilgili kurumdan celbini istemeden, görüş talep etmeden davanın reddine karar vermesi hem usul yönünden hem de dava içeriği açısından esasa aykırıdır.Yine Davalı şirketin dava konusu genel kurulda yapılan sermaye artırımına ilişkin dava dilekçemizde talep etmiş olduğumuz amir hükümlere aykırılıkların gerekçeli kararda belirtilmemesi, hakimin resen uygulaması gerektiği yokluk ve butlanına ilişkin tespitlerden bahsetmemesi eksik yargılama kapsamında Bakanlık YMM, SMMM veya bağımsız denetçi tarafından hazırlanacak rapora, gayri nakdi (finansman hizmeti bedeli mahiyetinde) olduğu için ortak alacağına yürütülen faizlerin dâhil edilemeyeceğini fakat alacağın döviz cinsli olması nedeniyle hesaplanan kur farklarının dâhil edilebileceğini öngördüğünü, somut olaya gelince, davalı şirkete hakim ortak ... A.Ş. tarafından nakit borç olarak verildiği iddia edilen 74.560.000 TL nin davalı şirketin sermaye artırımında kullanılmasına ilişkin YMM, SMM raporunda açıklanıp açıklanmadığı, belirsiz olduğu gibi, borç verilen ana paranın ne kadar olduğu, ne kadar faiz işletildiği bilinmediğini, dolayısı ile davalı şirketin dava konusu Genel Kurulda alınan sermaye artırımı kararının yukarıda açıklanan genelge ve kanun hükümlerine uygunluğu yerel mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini, bu minvalde söz konusu sermaye artışına konu raporun ve sayın mahkemenin kararına gerekçe tutmuş olduğu bilirkişi raporunda TTK amir hükümlerinin ve anılan Bakanlık yönetmeliğinin açıkça yok sayıldığı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, ortak alacağının sermayeye eklenmesi işleminin kurumlar vergisine etkisi açısından değerlendirilmesi gerektiğini, 2015 yılında çıkarılan 6637 sayılı Kanunun 8. maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 10. maddesinin 1. fıkrasına eklenen ( ı ) bendi ile nakit olarak yapılan sermaye artışlarına yönelik kurumlar vergisi indirimi hükmü getirilmiş ve bu hükme ilişkin idari düzenleme 9 no.lu Kurumlar Vergisi Tebliğ ile yapıldığını, ortak alacağının sermayeye eklenmesi durumunda, meydana gelen sermaye artışı, ayın konulması suretiyle yapılmış (nakdi olmayan) artış niteliğinde olduğu için bu imkanın kullanılması mümkün olmadığını, iş bu durum dolayısı ile davalı şirketin ve hakim ortak olan ... A.Ş nin anılan sermaye artışı iş ve işlemleri neticesinde vergi kayıtlarının yerel mahkemesince dikkate alınmaksızın karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, anonim şirket genel kurul kararının yokluk/butlanının tespiti ve iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, çağrının yapılıp yapılmadığı ve dava konusu genel kurul karalarının yokluk ve butlanla sakat olup olmadıkları noktasındadır.Davacı tarafça, davalı şirketin 30/04/2020 tarihli olağan genel kurulu kararların yokluk-butlan-iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 414/1. Maddesine göre, genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.TTK'nın 446/1-b maddesinde, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre çağrının usulsüz olması yokluk veya butlan sebebi olmayıp iptal sebebidir. Dava konusu genel kurula çağrı 13/04/2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmıştır. Davacıya çıkartılan çağrıya ilişkin posta ise 17/04/2020 tarihinde mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği gibi tanınmıyor açıklaması ile iade edilmiştir. Buna göre, davacıya çağrıya ilişkin posta ulaşmamış ise de, bu durum, davacının pay adedi nazara alındığında çağrı usulsüzlüğü nedeniyle genel kurul kararının iptali davası açma hakkı bulunmamaktadır. Kanunun açık düzenlemesi karşısında çağrı usulsüzlüğünün yokluk ve butlan sebebi olarak kabulü ise mümkün değildir.Sermaye arttırımına ilişkin genel kurul kararı 17/06/2020 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek ilan edilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda dava dışı ortak ... A.Ş.'nin davalı şirketten olan alacağının 331 ve 320 nolu hesaplardaki alacakların toplamından oluştuğu ve bu alacaklara faiz işlendiğine ilişkin bir kayıt bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı şirketin yönetim kurulunun ... ve ...'dan oluştuğu ve bir oydan yoksunluk halinin söz konusu olmadığı ile sermaye olarak konulan ortağın şirketten olan alacağına ilişkin davacı iddialarının ispatlanamadığı da nazara alındığında, sermaye arttırımına ilişkin kararda dahil dava konusu genel kurul kararlarının yokluk ve butlanını gerektiren bir sebep bulunmadığı gibi süresinde açılan bir iptal davası da bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025