7. Hukuk Dairesi 2025/4704 E. , 2026/552 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/65 E., 2025/74 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava di…
7. Hukuk Dairesi 2025/4704 E. , 2026/552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/65 E., 2025/74 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 702 parsel sayılı taşınmazın davalı adına mera olarak sınırlandırıldığını, dava konusu taşınmazın taraflar arasında düzenlenen hudutnameye göre davacıya bırakılan kısımda kaldığını, taşınmazın kadimden bu yana davacının kullanımında olduğunu belirterek, dava konusu taşınmaza ilişkin mera sınırlandırmasının iptaline ve bu taşınmazın davacı adına mera olarak sınırlandırılmasına, hudutnamaye göre dava konusu taşınmazı da kapsayan alanların davacı köyün kadim kullanımında olduğunun tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Köy temsilcisi cevap dilekçesinde, dava konusu meranın Köylerine ait kadim mera olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/351 Esas sayılı men'i müdahale davasının reddedildiğini, bu kararın kesin hüküm oluşturduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.03.2016 tarihli ve 2014/299 Esas, 2016/77 Karar sayılı kararıyla "davanın reddine" karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarihli ve 2016/11237 Esas, 2019/3792 Karar sayılı kararıyla dava konusu meranın kullanım hakkının hangi köye veya köylere ait olacağının tereddüde yer vermeyecek şekilde saptanması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 04.12.2019 tarihli ve 2020/612 Esas, 2019/686 kararıyla bozma ilâmı doğrultusunda mahalli bilirkişi tespitinin mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazın sadece bir köyün kullanımında olduğunun ispatlanamadığı, davacının mera sınırının belirlenmesine ilişkin talebi olmadığından mera kullanımına dair tespit hükmü kurulmadığı, hudutnamenin de kadim kullanıma dair fiili durumu belirlediği ve davacının iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. 3. Dairemizin 08.02.2022 tarihli ve 2021/892 Esas, 2022/797 Karar sayılı ilâmında bozma ilâmına uyulup uyulmadığı hususunda bir karar verilmemesi ve bozma ilâmına uyulmuş gibi mahalli bilirkişi tespiti için kolluğa müzekkere yazılması doğru olmadığı, Mahkemece, resen belirlenen mahalli bilirkişi isimleri hakkında tarafların beyanları alınmadan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 272. maddesinde belirtilen ret ve çekinme sebepleri ileri sürme imkanı tanınmadan keşif kararı verilerek keşif yapılması da doğru görülmediği, bozma ilâmı doğrultusunda keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerektiği ve taşınmazların öncesinde ve hâlihazır durumda kimler tarafından kullanıldığı şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanması, köy sınırlarının kullanım hakkına etki etmeyeceği de gözetilerek, infaza elverişli hüküm kurulması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meranın her iki Köyün kadim merası olduğu, davacının mera sınırının belirlenmesine ilişkin talebi olmadığından mera kullanımına dair tespit hükmü kurulmadığı, hudutnamenin de kadim kullanıma dair fiili durumu belirlediği ve davacının iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece bozma ilâmlarının anlaşılmadığını, mahalli bilirkişilerin kadim kullanım durumuna ilişkin beyanlarının dikkate alınmadığını, taraflar arasında kabul edilen sınırların dikkate alınmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; kadimlik iddiasına dayalı meranın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu 702 parsel (yeni 1 13... parsel) sayılı mera 1984 tarihinde tapulama çalışmaları sırasında davalı Köy adına sınırlandırılmıştır. Daha sonra İl Mera Komisyonu meraların tahdit ve tespitini yapmış ancak tahsis işlemi yapmamıştır. Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu 3. ve 4. maddeleri). 31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “...tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile de kanun hükmü hâline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder. Somut olayda; dosya kapsamında yapılan keşifler dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/351 Esas, 2014/286 Karar sayılı dosyasındaki deliller, davalı köyün karar defterine 21.12.2004 tarihine işlenen davacı Köy ile davalı Köy arasındaki hudutname birlikte değerlendirildiğinde 15.04.2025 tarihli fen bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda kırmızı renk ile taralı ve "B" harfi ile gösterilen yerin yararlanma hakkının davacı köy tüzel kişiliğine ait olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece dava konusu 1 13... parsel numaralı taşınmazda keşif sonrası hazırlanan 15.04.2025 tanzim tarihli fen bilirkişisi heyet raporunda krokide "B" ile gösterilen ve kırmızı çizgi ile sınırlandırılan yerin davalı Köy Tüzel Kişiliğine ait olan yararlanma hakkının iptali ile, davacı ... Tüzel Kişiliği lehine sınırlandırılmasına bu köyün yararlanma hakkı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.