6. Ceza Dairesi 2013/13008 E. , 2013/23899 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/03/2013 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilerek başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Kasıtlı suçtan önceki hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin …
**6. Ceza Dairesi 2013/13008 E. , 2013/23899 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/03/2013 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilerek başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Kasıtlı suçtan önceki hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanamayacağının anlaşılmasıyla yapılan incelemede; Diğer Temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Zincirleme suç aynı suç işleme kararıyla değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden çok işlenmesidir. Eski düzenlemede ise zincirleme suç bir suç işleme kararının icrası ile aynı hükmün birden fazla ihlali şeklinde tanımlanmaktaydı. Tanımlar arasındaki bu farklılıklar zincirleme suçun eski ve yeni halinin koşullarını değiştirmiş ise tamamen yeni bir kavram da yaratmamıştır. Aynı suçun birden fazla işlenmesi ve aynı suç işleme kararı her iki dönemde de benzer olan koşullardır. Yine 765 sayılı yasa “muhtelif zamanlarda vaki olsa bile” ifadesini kullanmışken yeni yasa “değişik zamanlarda “ifadesini kullanarak önceki yasadan ayrılmıştır. Buna göre, araya zaman aralığı girmeden ve fiil kesintiye uğramadan işlenen suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulama alanı bulmaz. Mağdurun aynı kişi olması ise 765 sayılı Yasanın 80.maddesinde aranan koşullardan olmadığı halde yeni yasada bu ifade açıkça kullanılmıştır. Yüksek Yargıtay 01.05.1929 gün ve 1929/26-20 sayılı içtihatı birleştirme kararında zincirleme suç hükümlerinin şahıslara karşı işlenen suçlara göre mülkiyete yönelik işlenen suçlara farklı uygulanacağını açıklamıştır. Bu bağlamda mağdurların aynı olması eski yasa döneminde de bilinen bir ifadedir. Karar, kasttan farklı bir kavramdır. Kast genel olarak bilme ve istemedir. Karar ise kastı da içine alan ve ondan önce gelen fail ile hareketleri arasındaki subjektif bağlantıdır. Ardı ardına gelen hareketler subjektif bağlantının varlığını ve aynı suç işleme kararını ortaya koyar. Tüm eylemlerin önceden ayrıntılı olarak öngörülmesi şart değildir. Failin aldığı aynı hükmün ihlaline yönelik kararı bölerek işlediğinde zincirleme suç ortaya çıkar. Öyleyse sanığın aldığı eşyaların değişik mağdurlara ait olduğunu bilmesi ve her bir mağdura karşı yönelen eylemini olay akışına göre bulduğu fırsatlardan yararlanarak ayrı ve yeni bir karar sonucu işlemesi halinde eylemler arasında subjektif bir bağlantı veya öngörülmüş bir plan ve kararın mevcudiyetinden bahsedilemeyeceğine göre 765 sayılı Yasanın 80.maddesinin uygulama olanağıda bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek; Yakınanların baba-oğul olduğu, ... sokağı üzerinde dış kapı numarası 5 olan iki katlı evde alt katta yakınan ..., üst katta ise yakınan ... olmak üzere ikamet ettikleri, Uyap sisteminden alınan Mernis adreslerine göre ayrı birer iç kapı numarasına sahip oldukları, sanığın tam olarak belirlenemeyen bir zaman diliminde, söz konusu eve yakınan ...’nın oturduğu alt katın 1.85 cm yüksekliğindeki 40x40 cm ebatındaki tuvalet penceresinden girdiği, ...’nın yatak odasından 3000 TL değerindeki .... tabancayı aldığı, daha sonra merdivenlerden üst kata çıkarak yakınan ...'in oturduğu katta bulunan yatak odasının kapısını sert bir cisimle kırıp yakınanın 2 adet taşlı yüzük, bir küçük Cumhuriyet altını ve akik taşını çaldığı hatta üst katta bulunan çelik kasayı da battaniye ile merdivenlere kadar götürdüğü ancak yanına alamadan ayrıldığı olayda kolluk görevlilerinin her iki katın krokisini çizdiği, olay yerinin betimlemesini yaptığı, ayrıca yakınanların da benzer beyanlarında altlı-üstlü oturduklarını, evin dubleks olmadığını, üst kata çıkmak için alt kata girmeye gerek olmadığını ikisinin de ayrı ayrı girişleri olduğunu beyan ettikleri keşif de icra edildiği, buna göre yakınanların oturdukları katların birbirine göre bağımsız olduğu ve dolayısıyla sanığın iki ayrı şahsa karşı suç işlediği bilincine sahip olduğu dosyadan anlaşılıp mahkemece kabul edildiği anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK.nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve 5237 sayılı TCK.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın yakınan ... yönelik eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 493/1, 522. maddeleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b, 53, 116/1, 53.maddeleri; ayrıca diğer yakınan ... Yılmaz'a yönelik eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 493/1, 522. maddeleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 53, 116/1, 53, 151/1. maddeleri uyarınca mala zarar verme ile konut dokunulmazlığını bozmak suçları için 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerine göre “uzlaşma” müessesesi de değerlendirilerek her iki yasanın ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması suretiyle lehe Yasanın saptanması gerekirken yazılı biçimde 765 sayılı Yasanın 80.maddesine yanlış anlam yüklemek sureti ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Uygulamaya göre de; sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.