İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 05/02/2026 YAZIM TARİHİ : 06/02/2026 Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2024 NUMARASI : ... Esas- ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... & Av. ... DAVALI : ... DAVA : Temsil Kayyımı Tayini İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 05/02/2026 YAZIM TARİHİ : 06/02/2026 Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: DAVA:Davacı vekili, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında görülmekte olan yöneticilikten azil davasının yargılamasında şirket ortaklık yapısında ve özellikle şirket yöneticilik yapısında menfaat çatışması olduğundan bahisle 05/01/2023 tarihli ara kararla, anılan dava dosyasında davacı şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı tayini hususunda dava açılması için süre verildiğini ileri sürerek, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında davalı şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava, "Temsil Kayyımı Tayini" davasıdır. Somut olayda ; davada çözülmesi gereken öncelikli sorunlar; davalı şirketin Romanya menşeli şirket olması karşısında, Türk Mahkemelerinin yargı hakkına ilişkin dava şartı eksikliğinin bulunup bulunmadığı, dava şartı eksikliği yok ise davalı şirkete temsil kayyımı tayin edilmesinin gerekip gerekmediği sorunlarıdır. Davalı şirketin Romanya menşeli şirket olduğu ihtilafsız olup, yabancılık unsuru taşıyan dava konusu ihtilafa 5718 s. Kanun'un da uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. 5718 s. Kanun'un 10/3. maddesine göre de, "(3) Vesâyet veya kısıtlılık kararı verilmesi veya sona erdirilmesi sebepleri dışında kalan bütün kısıtlılık veya vesâyete ilişkin hususlar ve kayyımlık Türk hukukuna tâbidir." Yabancıların kişi hâllerine ilişkin bazı davalar başlıklı 5718 s. Kanun'un 42. maddesine göre de, "(1) Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan yabancı hakkında vesâyet, kayyımlık, kısıtlılık, gaiplik ve ölmüş sayılma kararları ilgilinin Türkiye'de sâkin olduğu yer, sâkin değilse mallarının bulunduğu yer mahkemesince verilir." Yukarıda yazılı yasal düzenlemelere göre, kayyımlık Türk hukukuna tabi ve Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan yabancılar hakkındaki kayyımlık kararı Türkiye'de sakin oldukları veya mallarının bulunduğu yer mahkemesince verilebilecek ise de, 5718 s. Kanun'un 10/3 ve 42. maddesindeki düzenlemeler, gerçek kişilere ilişkin anlatımlar (sakin olduğu yer vs.) ve madde kenar başlıklarından da anlaşılacağı üzere, bu düzenlemelerin yabancı menşeli tüzelkişiler için değil, gerçek kişi yabancılar için getirilmiş bir düzenlemeler olduğu anlaşılmıştır. (Aynı yöndeki görüş için bknz : Yabancıların Kişi Hallerine İlişkin Davalarda Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi, Dr. Öğretim Üyesi Hümeyra Zeynep Nalçacıoğlu Erden, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:12, Sayı :1, Yıl:2022, sf: 911 vd.) Diğer yandan, 5718 s. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre ise, "(1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder." 6100 s. HMK'nin 14/2. maddesine göre de, "(2) Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir." 6100 s. HMK'nin 114/1-a maddesine göre ise, "Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması" dava şartlarından olup, 6100 s. HMK'nin 115/1. maddesine göre de dava şartlarının re'sen de araştırılması gerekmektedir. Buna göre, yukarıda yazılı yasal düzenlemelerden, yabancılık unsuru taşıyan ihtilaflarda Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına göre belirlenmesinin gerektiği (5718 s. K. m. 40), iç hukukumuza göre de (4721 s. MK. 430/2 ve 6100 s. HMK. m. 14/2) bir şirkete temsil kayyımı tayinine ilişkin davanın ilgili tüzel kişinin (şirketin) merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülmesinin gerektiği ve bu kuralın re'sen gözönünde bulundurulması gereken kesin yetki kuralı olduğu, davalı şirketin Romanya menşeli olması nedeniyle bu davanın Romanya da açılmasının gerektiği, Türk Mahkemelerinin somut bu davada yargı hakkının bulunmadığı, Türk Mahkemelerinin yargı hakkının bulunmasının dava şartı olduğu (6100 s. HMK. m. 114/1-a), bu dava şartı eksikliğinin de her aşamada ve re'sen gözetilmesinin ( 6100 s. HMK'nin 115/1.) gerektiği sonucuna varıldığından, davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle, davanın 6100 s. HMK'nin 14/2, 5718 s. Kanun'un 40. ve 6100 s. HMK'nın 114/1-a maddesi gereğince Türk Mahkemelerinin yargı hakkına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili dava dilekçesini tekrarla, Türk mahkemelerinin uluslararası yetkisinin mutlak olduğunu, TTK'da veya başka kanunlarda kayyım tayini hususunda bir hüküm bulunmadığını ve kayyım tayini hususunda tüm gerçek ve tüzel kişilere 4721 sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 5718 sayılı MÖHUK'un 10/3. maddesinde açıkça " (3)Vesâyet veya kısıtlılık kararı verilmesi veya sona erdirilmesi sebepleri dışında kalan bütün kısıtlılık veya vesâyete ilişkin hususlar ve kayyımlık Türk hukukuna tâbidir." denildiğini, bu hükmün dahi Türk mahkemesinin Türk Hukukunu uygulayacağını amir olduğunu, 5718 sayılı MÖHUK'un 42. maddesindeki "Yabancıların kişi hâllerine ilişkin bazı davalar'' (1)Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan yabancı hakkında vesâyet, kayyımlık, kısıtlılık, gaiplik ve ölmüş sayılma kararları ilgilinin Türkiye'de sâkin olduğu yer, sâkin değilse mallarının bulunduğu yer mahkemesince verilir." hükmü gereğince davalı şirketin, dava dışı (aslında kök 2023/7 Esas sayılı dosyada davalı olan) Konya'da mukim ...... A.Ş.'nin büyük ortağı olması ve davalı şirketin mallarının bulunduğu yerin Konya olması nedeniyle ilk derece mahkemesinin aksine kabul ve uygulamasının yerinde olmadığını, ilk derece mahkemesince 5718 Sayılı MÖHUK'un 40. maddesindeki "Milletlerarası yetki'' (1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder." kuralına yanlış anlam yüklenerek Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ile yabancılık unsuru taşıyan bir davaya Türkiye'deki hangi il veya ilçe mahkemesinin bakacağı kuralını birbirine karıştırdığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, 5718 sayılı Yasa'nın 10. maddesinde ''Vesâyet, kısıtlılık ve kayyımlık'' başlığını taşımakta olup, '' (1) Vesâyet veya kısıtlılık kararı verilmesi veya sona erdirilmesi sebepleri, hakkında vesâyet veya kısıtlılık kararının verilmesi veya sona erdirilmesi istenen kişinin millî hukukuna tâbidir. (2) Yabancının millî hukukuna göre vesâyet veya kısıtlılık kararı verilmesi mümkün olmayan hâllerde bu kişinin mutad meskeni Türkiye'de ise Türk hukukuna göre vesâyet veya kısıtlılık kararı verilebilir veya kaldırılabilir. Kişinin zorunlu olarak Türkiye’de bulunduğu hâllerde de Türk hukuku uygulanır. (3) Vesâyet veya kısıtlılık kararı verilmesi veya sona erdirilmesi sebepleri dışında kalan bütün kısıtlılık veya vesâyete ilişkin hususlar ve kayyımlık Türk hukukuna tâbidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın '' Yabancıların kişi hâllerine ilişkin bazı davalar'' başlıklı 42. maddesinde '' (1) Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan yabancı hakkında vesâyet, kayyımlık, kısıtlılık, gaiplik ve ölmüş sayılma kararları ilgilinin Türkiye'de sâkin olduğu yer, sâkin değilse mallarının bulunduğu yer mahkemesince verilir.'' hükmü yer almaktadır. Yasa'nın, ''Milletlerarası yetki'' başlıklı 40. maddesi de '' (1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder.'' hükmünü içermektedir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 14/2 maddesinde de '' Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Dosyanın incelenmesinde, yöneticinin azli davasında davacı olan şirketi temsil etmek üzere mahkemece kurulan ara karar sonrası işbu davanın açıldığı ve yine, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, her ne kadar mahkemece HMK'nın 14/2 maddesine de dayanılmış ise de, anılan yetki kuralının bu davada uygulanma imkanı bulunmadığı gibi, davalı şirketin Türk mahkemelerinde temsil edilmesi için temsil kayyımı atanması talepli olarak açılan işbu davada, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerledirme ve yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığı ve bu itibarla, mahkemece bu davanın açılması için ara kararın kurulduğu Konya .... ATM'nin ... E. sayılı dosyasında 04.10.2023 tarihinde davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin ... E. sayılı dosyasında yapılan istinaf incelemesi neticesinde istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği ve kararın yapılan temyiz incelemesi neticesinde de onanarak kesinleştiği hususları da birlikte değerlendirilmek sureti ile sonucuna göre hüküm tesisi cihetine gidilmesi gerekirken anılan hususlar nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi de yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin, istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 tarih, ... Esas- ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/02/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır ...