11. Hukuk Dairesi 2013/7414 E. , 2013/11546 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 24. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.03.2013 tarih ve 2012/204 Esas sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutan
**11. Hukuk Dairesi 2013/7414 E. , 2013/11546 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 24. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.03.2013 tarih ve 2012/204 Esas sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: İhtiyati tedbir talep eden vekili, müvekillerinin aleyhine tedbir istenilen şirket bünyesinde toplam %40 oranında pay sahibi olduğu halde yönetime dahil edilmeyerek sözlü ve yazılı muhalefet şerhlerine ve önergelerine rağmen hatalı ve hukuka aykırı uygulamalara ısrarla devam ettirildiğini, bu hatalı kararlara karşı taraflarınca çeşitli davalar ikame edildiğini, anılan davalarda icranın geri bırakılmasına yönelik kararlar verilmesine karşın hatalı uygulamalara devam edildiğini ileri sürerek, şirketin 30.05.2012 tarihli 2011 yılı olağan genel kurul toplantısında TTK ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine, şirket ana sözleşmesine ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak alınan kararların icrasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Aleyhine tedbir istenilen şirket vekili, talebin reddini savunmuştur. Mahkemece, ihtiyati tedbir isteyen tarafın 2011 yılına ait 2012 yılında yapılan genel kurulda alınan kararların icrasının durdurulmasına yönelik talebin alınan kararların şirketin işleyişini zor duruma düşüreceği, şirketin büyük oranda zarar göreceği ve ortakların menfaatinin zedeleneceği konusunda kanaat hasıl olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati tedbir isteyen vekili temyiz etmiştir. 1- İstem, olağan genel kurul kararında alınan kararların icrasının geri bırakılmasından ibarettir. Mahkemece 27.02.2013 tarihli celsede alınan ara karar ile yukarıda belirtilen gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir. HMK'nın 391/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması gerekmektedir. Bundan başka, ihtiyati tedbir kararının HMK'nın 391/2. maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası'nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen ara karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece HMK'nın 391/2. maddesine uygun olarak yazılmamış kararın bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görelmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir isteyen vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Bir dava içerisinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulması halinde, bu istemin reddine dair karalar "ara kararı" niteliğinde olup bu nitelikteki ara kararlarının infazı söz konusu olmadığından gerekçeli karar formatında yazılmasına gerek yoktur. HMK'nın 391/2. maddesi ihtiyati tedbir talebinin kabulü haline, bir diğer söyleyişle ihtiyati tedbir kararına ilişkin olup ancak bu nitelikteki kararlarda bulunması zorunlu unsurlara işaret eden bir yasa maddesi niteliğindedir. Bu nedenle, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararları bakımından da söz konusu yasa hükmünün geçerli olduğu kabul edilemeyeceği gibi HMK'nın 297. maddesindeki "hüküm" niteliğindeki kararlarda yer alması gereken unsurların bulunması gerektiğinden de söz edilemez. Keza, HMK'nın Uygulama Yönetmeliği'nde de, bu nitelikteki kararlar bakımından, Daire çoğunluğunun aradığı nitelikte bir format öngörülmüştür. Elbette ki, Anayasa'nın 141/3. maddesi uyarınca mahkemelerin verdiği her türlü kararın ve bu arada ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararlarının da gerekçe taşıması gerekir. Yargıtay'ın müstakilen temyiz yolu açık bulunan ara kararı niteliğindeki ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararlar üzerindeki temyiz incelemesinin de söz konusu ara kararında da yer alması gereken işbu "gerekçe" üzerinde gerçekleştirilmesi gerekli ve yeterlidir. Öte yandan, somut dava bakımından, temyize konu edilen söz konusu ara kararı taraf vekillerinin yüzüne karşı tefhim ve tevdi edilmiş bulunmakla, Tebligat Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca tebliğ işleminin de gerçekleştirilmiş olduğu ortadadır. Tüm bu yasal, gerektirici ve mantiki nedenler karşısında, mahkemenin ihtiyati tedbir kararının reddine dair gösterdiği gerekçelerin yerinde olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan Daremiz çoğunluğunun bozma yolundaki görüşüne katılmayı olanaklı görmüyorum.