T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1603 - 2025/1933 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1603 KARAR NO : 2025/1933 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/04/2023 NUMARASI : 2022/298 E. - 2023/169 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sın…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1603 - 2025/1933 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1603 KARAR NO : 2025/1933 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/04/2023 NUMARASI : 2022/298 E. - 2023/169 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/04/2023 tarih ve 2022/298 E. - 2023/169 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin, “...” ve “...” ibareli markaların münhasır hak sahibi olduğunu, “...” markasını uzun zamandan beri ve aralıksız olarak tescil edildiği alüminyum folyolar, sentetik malzemeden gıda ambalajı, çöp torbaları, buzdolabı torbaları üzerinde kullandığını, markanın belirli bir bilinirliğe/tanınırlığa erişmiş olduğunu, ayrıca “...” ibareli markanın 06, 09, 16, 21, 25 ve 35. Sınıfların tamamı için tescilli olduğunu, itiraza konu 2020/119510 sayı ile başvurusu yapılan “...” ibareli markanın ... ibareli markalarının ön tarafına hiçbir manası olmayan "..." ibaresi eklenerek elde edilmiş olduğunu, müvekkilinin markalarıyla aynı ve benzer emtiayı içerdiğini, markaların yazılışlarının birebir aynı olduğunu, tüketiciler nezdinde başvuru konusu markanın, markalarının seri markası olduğunun, markaların bağlantılı-zincir marka olduğunun veya en azından markaların ait olduğu işletmeler arasında bağlantı olduğunun düşünebileceğini, Arçelik şirketinin "..." eklentisiyle bu markayı müvekkilinin emtiasıyla aynı veya benzer sınıflarda kullanmasının kabul edilemez olduğunu ileri sürerek 2022-M-9269 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, her iki markada bulunan ortak unsurun ayırt edicilik düzeyi düşük olan “...” ibaresi olduğunu, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde, markaların genel izlenimi ve diğer farklı unsurları da dikkate alındığında, davacı markalarının ilgili tüketici tarafından başvuru konusu marka ile benzer olarak algılanması ve karıştırılma ihtimalinin doğmasının mümkün olmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğu yönünde yeterli kanıt sunulmamış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin Ülkemizin köklü ve öncü kuruluşlarından biri olduğunu, ... markasının Arçelik tedarikçi kriterlerine uygun bayilere kullandırmak üzere tescil başvurusu yapılmış bir marka olduğunu, markada yer alan ... ibaresinin müvekkili şirket markalarına referans verirken ... ibaresinin çevre dostu olduğunu belirtmek maksadıyla kullanıldığını, ... ibaresinin Türkçe karşılığı YEŞİL olan bir renk adı olduğunu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, ... ibaresin pek çok şirket/kuruluş tarafından, üretilen ürünün ve/veya verilen hizmetin “çevre dostu” olduğunu belirtmek maksadıyla kullanıldığını, kötüniyet olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusu kapsamında bulunan 06, 16, 21 ve 35. Sınıfta tüm alt gruplarda yer alan mal/hizmetlerin, 09. Sınıfta ilk 3 alt grup dışındaki tüm alt gruplarda yer alan malların, 25. Sınıfta 02. ve 03. alt gruplarda yer alan malların,davacı şirkete ait davaya gerekçe markaların tescili kapsamındaki mal/hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, diğer taraftan davaya konu marka başvuru kapsamında 06, 09, 16, 17, 21, 25. Sınıfta yer alan malların, davacı şirkete ait markaların tüm sınıflarda yer alan malların perakendecilik hizmetlerini kapsayan 35. sınıfta 05. Alt grupta yer alan hizmetleri ile ilişkili mal ve hizmetler olduğu, taraf markalarının başvuru ve tescil kapsamında yer alan mal/hizmetlerin aynı/aynı tür ve benzer/ilişkili olma durumlarının yanı sıra 17. sınıfta 03. alt grupta yer alan “Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç)” malları ile davacı şirkete ait markaların tescil kapsamında 06. Sınıfta yer alan “Metalden mamul sıvı veya gaz nakli amaçlı borular, sondaj boruları ve bunların bağlantı parçaları: metalden vanalar, manşonlar, dirsekler, klipsler, uzatmalar.” mallarının birbirleri rekabet halinde olan, aynı dağıtım kanallarına sahip olan, aynı tüketici kitlesine sahip, kullanım amaçları aynı olan mallar olduğundan benzer olduğu, davaya konu marka başvurusu kapsamında 40. Sınıfta yer alan "Adi metallerin işleme hizmetleri." ile davacı şirkete ait markaların 06. Sınıfta yer alan mallarının, "Cam ve optik cam işleme hizmetleri." ile davacı şirkete ait markaların 09 ve 21. Sınıfta yer alan mallarının, "Çömlekçilik hizmetleri" ile davacı şirkete ait markaların 21. Sınıfta yer alan mallarının, "Baskı hizmetleri, ciltçilik hizmetleri. Plastik işleme hizmetleri" ile davacı şirkete ait markaların 16. Sınıfta yer alan mallarının aynı tüketici kitlesine hitap eden, birbirlerinin yerine ikame edilebilen, hammadde/mamül ilişkisi olan ve birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı mal ve hizmetler olması sebebiyle benzerliğinden söz edilebileceği, ancak, davaya konu markada “...” ve “...” ibareleri bir bütün olarak esas unsur konumunda yer almaktayken, söz konusu markayı parçalara bölmek suretiyle inceleme yapmanın mevzuata ve mevcut uygulamalara aykırılık teşkil edeceği, kaldı ki, İngilizce “...” ibaresinin Türkçe’de “yeşil, taze, ham, acemi, toy, genç, rengi atmış, hasta görünen, yeni, yeşillik, yeşil alan, golf sahası, çimenlik, zindelik, gençlik, para, yeşillendirmek, yeşile boyamak, yeşermek” anlamlarına geldiği, halk tarafından en yaygın olarak kullanılan ve bilinen anlamı bir renk adı olması olduğu, günümüzde dünya çapında çevre bilinci ile ilgili kullanılan, çevreye fayda sağlayan veya gezegen üzerindeki etkiyi en aza indiren her şeyi tanımlayan, çevre dostu olarak tasarlanan ürün ve süreçleri işaret etmede kullanılan bir ibare olarak da sıklıkla karşımıza çıktığı, geri dönüştürülmüş malzemeler kullanmayı, daha az kaynak kullanmayı veya ürünleri çevre dostu ambalajlarla donatmayı içerebileceği, “...” ibaresinin günlük hayatta ve ticaret hayatında yaygın kullanımı olan, bu nedenle de herkesin kullanımına konu olabilecek bir ibare olduğu, ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, markaların başlangıç kısımlarında yer alan harflerdeki farklılıklar görsel açıdan işaretleri farklılaştıran bir husus olarak kabul edildiği, taraf markalarının başlangıç kısımlarındaki farklılıklar ve oluşturulma şekilleri dikkate alındığında markaların görsel bakımdan benzer olmadığı, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin ise bir bütün olarak herhangi bir anlamı bulunmamakla birlikte, “...” ibaresinin anlamı nedeniyle ortalama tüketici nezdinde davalı şirketin “...” ibaresi ile başlayan marka serisinin devamı niteliğinde davacı şirkete ait çevre dostu ürün ve hizmetlere atfen oluşturulmuş olduğu izlenimi uyandıracağı, bu bağlamda taraf markaları arasında kavramsal bakımdan bir benzerliğin bulunmadığı, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı markasının başında bulunan "..." ibaresinin markalar arasındaki karıştırma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, ... markasının başına manasız "..." ibaresinin getirilmesinin herhangi bir farklılık yaratmadığını, ... ile ... markasını telaffuz eden bir insanın bunların farklı olduğuna inanmasının güç olduğunu, en azından aynı şirkete ait iki marka olduğunu düşüneceğini, davacının her markasında ... ifadesinin bulunması nedeniyle bunun çatı marka olduğunu, marka benzerliği tespitinin birçok kriteri olmasına rağmen bunların ne bilirkişi raporunda ne de kararda değerlendirilmediğini, davalı markasında herhangi bir ayırt edici unsur bulunmadığını, davalı şirketin marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." ve "... ..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira, davaya konu markada “...” ve “...” ibarelerinin bir bütün olarak esas unsur konumunda yer aldığı, söz konusu markayı parçalara bölmek suretiyle inceleme yapmanın mevzuata ve mevcut uygun olmayacağı, ayrıca markaların başlangıç kısımlarında yer alan harflerdeki farklılıkların görsel açıdan işaretleri farklılaştırdığı, diğer yandan “...” ibaresinin bilinen anlamı ile bir renk adı olmasının yanı sıra, dünya çapında çevre bilinci ile ilgili kullanılan, çevreye fayda sağlayan veya gezegen üzerindeki etkiyi en aza indiren her şeyi tanımlayan, çevre dostu olarak tasarlanan ürün ve süreçleri işaret etmede kullanılan bir ibare olarak da sıklıkla kullanıldığının belirlendiği, bu niteliğine göre de ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, öte yandan da davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut delillerin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.