6. Ceza Dairesi 2013/1714 E. , 2013/21963 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, üye olma, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, tefecilik, 6136 sayılı Yasaya aykırılık, fuhuşa teşvik HÜKÜM : Kısmen Mahkumiyet, Kısmen Beraat Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ... ve ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; sanık ... ve savunmanlarının duruşma gününden usulen haberdar edildikleri halde …
**6. Ceza Dairesi 2013/1714 E. , 2013/21963 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, üye olma, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, tefecilik, 6136 sayılı Yasaya aykırılık, fuhuşa teşvik HÜKÜM : Kısmen Mahkumiyet, Kısmen Beraat Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ... ve ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; sanık ... ve savunmanlarının duruşma gününden usulen haberdar edildikleri halde duruşmaya gelmedikleri ve bir mazeret de bildirmedikleri anlaşılmakla adı geçen sanık yönünden duruşmasız; sanık ... hakkında yağma suçları yönünden duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla tehdit etme suçundan zamanaşımı süresinde yerinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür. Sanık ... savunmanının süresinden sonra yaptığı duruşmalı temyiz inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi gereğince REDDİNE, I-Mağdur ... vekilinin temyiz talepleri; katılan ... vekilin sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütüne üye olma suçundan kurulan beraat hükümleri, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütü kurma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar ..., ..., ... ..., ve ... hakkında tefecilik suçundan da cezalandırılmaları gerektiğine ilişkin temyiz taleplerinin incelemesinde; 01.04.2011 günlü oturumda sanık ... hakkındaki şikayetinden vazgeçen mağdur ...'in, 5271 sayılı CMK'nın 234/6 ve 243/1. maddeleri gereğince kamu davasına katılmasının hükümsüz kaldığı, bu yönde mahkemece bir karar alınmasa bile bir yasa normu olduğundan, mağdur ...'in katılan sıfatını alamayacağından, kendisinin ve vekilinin kanun yollarına başvurma hakkı bulunmadığından, vekilinin temyiz dilekçesinin bu sebepten; Sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütüne üye olma suçundan kurulan beraat hükümleri, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütü kurma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik, katılan ... vekilinin anılan suçlar bakımından katılan sıfatı olmaması nedeniyle, kurulan hükümleri temyiz etmeye yetkisi bulunmadığından; Sanıklar ..., ..., ... ..., ve ... hakkında tefecilik suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame ile açılan bir dava bulunmadığı gibi mahkemece temyize konu olabilecek bir hüküm kurulmadığından, katılan ... vekilinin bu yöndeki temyiz isteklerinin; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, II-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mağdur ...'e yönelik yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından; sanıklar ... ve ... hakkında ...'e yönelik yağma ve fuhuşa teşvik suçlarından; sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik kişi hürriyetinden yoksun kılma; sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik yağma ve fuhuşa teşvik suçlarından; sanık ... hakkında 6136 Sayılı Yasaya muhalefet suçundan; sanık ... hakkında silahlı çıkar amaçlı suç örgütü kurup yönetmek suçundan; sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı çıkar amaçlı suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçundan kurulan hükümlerin incelemesinde; Sanıkların mağdurlar ... ve ...'e yönelik yağma eylemlerini, iş yerlerinde gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında, haklarında TCK'nun 149/1-d maddesinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından, sanık ... hakkında; 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan özgürlüğü bağlayıcı ceza ile hükümlülüğüne karar verilen sanığın 5237 sayılı TCY.nın 53/1. maddesinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. ve 3. fıkralarında gösterilen sürelerde yoksun bırakılmasına karar verilmemiş ise de, hükümlülüğünün yasal sonucu olarak infaz aşamasında dikkate alınması olanaklı kabul edildiğinden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır. Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... hakkında yağma suçlarından kurulan hükümler yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunmalar doğrultusunda yapılan incelemede, Sanıklara yükletilen dava konusu eylemlerin, yasada öngörülen suç tipine uygun olarak nitelendirildiği, İddiaya, savunmalara ve toplanıp karar yerinde gösterilen yeterli kanıtlara göre belirtilen suçların sanıklar tarafından işlendiği, Soruşturma aşamalarında ileri sürülen iddia, itiraz ve savunmaların incelenip tartışıldığı ve kanıtlara uygun olarak değerlendirildiği Yasal arttırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği, Duruşma sonunda oluşan vicdani kanı ve uygulama maddeleri uyarınca, cezaların doğru olarak belirlendiği, Anlaşıldığından, sanıklar ..., ..., ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde, sanık ... savunmanlarının ise temyiz dilekçelerinde ve duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmalarının reddiyle, eleştiriler dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin ONANMASINA, III- Sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik yağma suçundan; sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'e yönelik tehdit suçundan; sanık ... hakkında ...'a yönelik tehdit suçundan; sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükmü ile sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan hükümlerin incelemesine gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, Ancak; 1-a) Mağdur ... mimar olup, İnşaat ve mühendislik şirketi yetkilisi olduğu, sanık ...'ı 1986 yılından beri tanıdığı, 1996-1997 yılları sonrasında sanıktan birkaç seferde toplam 40-50.000.-TL civarında müşteri çeklerini % 10-15 arası kırdırdığı, bu şekilde borçlarını kapatırken, 2000'li yıllarda borçlarını ödeyemez duruma düşüp, sanıktan ilk olarak % 15 faizle 3000.-TL borç para alıp, aynı miktarda senet düzenleyip verdiği, 6-7 ay 450.TL'nı nakit olarak ödemeye çalıştığı, ancak borcun her ay katlanarak arttığı, bir yıl sonra sanık tarafından borcun 16.000.-TL olduğu söylenip, önceki senet mağdura iade edilip, borç yeniden yapılandırılarak 16.000.-TL bedelli yeni bir senet düzenlettirildiği, bu borcada aylık % 15 faiz uygulanacağının kabul ettirildiği, 6-7 ay borcun mağdur tarafından aylık 500.-600.-TL olarak ödendiği ancak istenilen miktarda alacağın mağdur tarafından ödenmemesi nedeni ile sanığın yanına kimliği tespit edilemeyen iki kişi ile birlikte mağdurun iş yerine gelip silah ile dağa kaldırılmakla tehdit edildiği ve borcun 40.000.-TL'na yükseltildiğinin söylendiği, tehdit ile belirtilen tehlikeler ile mağdurda yansımaları sağlandığı ve bu baskılar altında bunalan mağdur borcun tamamamını kapatmak amacıyla 55.000.-TL'na satın aldığı bir dairesini, sanığın üzerine 28.07.2005 tarihinde devrettiği, ancak bu kazanımı yeterli bulmayan sanığın süregelen tehditlerini tekrarlayarak 15.000.-TL daha ödenmesi durumunda borcun kapatılacağını söylemesi üzerine, mağdurun arkadaşlarından borç olarak istenen parayı temin edip sanığa teslim edip, 16.000.-TL bedelli senedini geri aldığının anlaşılması karşısında; sanık tarafından şartları belirlenen koşullarda faizle para almayı kabul edip, zaman içerisinde düzenli ödemelerin yapılmamasına karşın bu kere sanık tarafından sunulan koşullarda faizle para alınmasını kabul edip, uygulanan faiz oranları ile birlikte ödeme koşuluna giren bu süreç içinde, birkaç kez senet yenilemesi yapılıp, her senet yenilendiğinde eski senedin mağdura iade edilip, yeni senedin ise sanığın elinde tuttuğu olayın akışı içerisinde ele alındığında; sanığın 2000-2005 yılları arasında 16.000.-TL miktardaki senedi mağdurdan zorla alındığının ileri sürülmesine karşın, vaki vaki iddiasını güçlendiren hiçbir delil sunmadığı gibi, kolluk kuvvetlerine yapılan bir şikayetin dahi mevcut olmadığı, gerçeği gözetildiğinde, senet yağmalanması iddialarının inandırıcı niteliğe sahip olmadığın ancak; artan borç ilişkisi ve tıkanmalar üzerine bu kez sanık borç miktarını kabul edilemez seviyeye yükseltip bunun ödenmesi doğrultusunda baskı ve tehditleri yoğunlaştırıp, mağdurdaki geriye yansımaları sağlayıp, bunun sonucu yapılan yağma eyleminin, 28.07.2005 tarihinde mağdura ait gayrimenkulün devrinin sağlanması ve bununda azımsanıp 15.000.-TL daha para alınması ile tamamlandığı somut olayın bir bütün halinde tek bir yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde iki ayrı yağma suçundan hüküm kurulması, b)Uygulamaya göre de; sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik yağma eyleminin silahla, iş yerinde, birden fazla kişi ile birlikte, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanarak suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının ( c), ( f )ve ( g ) bentlerinin yanı sıra ( a ) ve ( d ) bendleri ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Malın alınması veya verilmesini temin için zilyetin üzerinde cebir ve tehdit kullanılmaktadır. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmaması ve bu durumda failin malı doğrudan alması söz konusudur. Yani mağdur malı teslim etmektedir. Bu suçla yalnızca korunan hukuki değer malvarlığı değil, aynı zamanda kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. İcrai hareketle işlenebilen bir suç tipidir. Yağma suçunun maddi unsuru hareket kısmıdır. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkartmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Tehdit muhatabın üzerinde zorlama etkisinin hali hazırda bedensel tesir eden zorlama ile değil gelecekte belirtilen manevi bir zorlama, korkutmayla oluşmasıdır. Ciddi tehdidin objektif olarak ciddi görünüm uyandırması ve tehdit edilen tarafından ciddiye alınması da gerekir. Yağma suçunda tehdit, şahıs veya malvarlığına ilişkin ve kişiyi büyük bir tehlikeye düşürecek ağırlıkta bulunması gerekir. İşte bu konumdaki tehdit yağmanın elverişli zorlama aracı olmaktadır. Dolayısıyla hafif bir tehlikeyle tehdit yani şahsen ve malen büyük bir tehlike oluşturmayan tehditler yağma cürümünün oluşması bakımından yeterli değildir. Tehlikenin büyük olup olmadığı daha çok fiili bir mesele olup, tehdidin yönlendirilmiş olduğu şahıs, yer ve zaman da göz önüne alınarak her somut olayda nicelik incelemesi gerekmektedir. Ayrıca tehditte belirtilen tehlike neticeyi meydana getirmiş ise bu da büyük sayılmalıdır. Ancak tehdit edilen kötülük ile malın teslimi arasında oran yoksa yine yağma suçundan bahsedilemez. Bilindiği üzere subjektif sorumluluğun ilk şekli olan kast 5237 sayılı TCK'nın 21.maddesinde yer almıştır. Kast suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. O halde bilme ve isteme kastın unsurlarıdır. Kast kişi ile işlediği suçun maddi unsurları arasında psikolojik bağı da ifade etmektedir. Hareket ve kast birlikte olmalıdır. Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik psişik olgunun irade aşamasıdır. Sosyal ilişkilerin ve dışa vurmuş hareketlerin disiplini olan hukuk, ceza normunun ihlaline etki yapmadıkça failin zihni ve ruhi durumu ile uğraşmaz. Suçun işlendiği zaman failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenbilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. Kişilerin içinde bulundukları psikiyatrik koşullar da yaşamlarının her alanında oransız endişe duymalarına neden olmaktadır. Çevresel bazı faktörler insanı modellemekte suç korkusu da bundan nasibini almaktadır. Toplumdaki şiddet eylemlerinin genel güvensizlik duygusunu etkilediği de bir gerçektir. Ceza adalet sistemi suç korkusunun ekonomik, sosyal mahiyetini azaltma, suçluyu cezalandırmak aynı kişideki insanı da kazanmak olduğu gerçeği dikkate alındığında, somut olayımıza gelince; Olay tarihinde mağdurlar ... ve ...'in birlikte yaşadıkları, ekonomik olarak sıkıntıya girmeleri nedeni ile kazanç elde etmek için borç para veren sanık ...'dan 4.000.-TL. parayı bir ay sonra 5.000.-TL olarak ödeme koşulu ile alıp, mağdur ...'nin asıl borçlu, mağdur ...'in kefil olarak imzaladığı senedi sanık ...'a verdikleri, ilerleyen zamanlarda borcu tümüyle ödeyemeyen mağdurlar bu defa 3.000.-TL parayı bir ay sonra 3.800.-TL olarak ödeme koşulu ile senet karşılığı sanıktan aldıkları, mağdurların sanıktan toplam 7.000.-TL para almalarına karşın toplam 8.800.-TL lik senet düzenleyip verdikleri, mağdurların şikayet tarihine kadar 6.275.-TL ödemede bulundukları, sanığın ise yapılan ödemeleri dikkate almadan anaparanın üzerine faiz alacağı ekleyerek toplam 14.000.-TL parayı tahsil etmek için cebir şiddet ve tehdit eylemlerini gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; sanığın ... ... ve ...'e karşı gerçekleştirdiği eylemlerinin, değişik zaman ve mekanlarda birden fazla cebir ve tehdit ile aynı borç ile ilgili olarak senede bağlanan ve uzlaşılan alacak miktarının çok üstünde ödemeyi sağlamaya yönelik gerçekleştiği, bu yönde yapılan tehdit eylemleri mağdurlara yönelik yağma suçunun içerisinde değerlendirilmesi gerekip tek yağma suçunu oluşturduğu ve bu yönde ayrıca hüküm kurulduğu gözetilmeden, sanık ... hakkında ayrıca anılan mağdurlara yönelik olarak iki defa tehdit suçlarından yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-Sanık ...'ın faiz karşılığı borç verip senede bağladığı alacağının, mağdur ... tarafından vade tarihinde ödenmemesi üzerine; olay tarihinde mağdurun iş yerine yanında hakkında dava açılmayan ... olduğu halde gittiği ve sanık ...'ın azmettirmesi ile sanık ...'ın mağdura hitaben “...'a olan borcunu öde, aksi takdirde senin için iyi olmaz camlarını ve çerçevelerini dökeceğim” diyerek tehdit etmesi şeklinde gerçekleşen eylemde; a) Hükmün gerekçesinde sanık hakkında “TCK'nun 150. maddesi delaletiyle TCK'nun 106/2-c,d maddesine temas etmekte olup, bu maddeye göre cezalandırılması gerektiği” kabul edildiği halde, kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK'nun 106/2-a-c-d maddesi gereği cezalandırılması suretiyle çelişkiye düşülmesi; b) Oluş ve dosya kapsamına görede; koşulları bulunmadığı halde ek savunma hakkı dahi verilmeden 5237 sayılı TCK'nın 106/2-a ve 43/1. maddeleri gereği ceza arttırımı yapılarak fazla ceza verilmesi, 4-Tefecilik suçu 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme" biçiminde tanımlanan ve maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle dahi oluşan sırf hareket suçu niteliğindedir. Diğer bir ifade ile suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin önemi olmayıp bu suçun zincirleme olarak işlenmesi olanaklıdır. Oluş ve dosya içeriğine göre; mağdurlar ... ve ...'ın sanık ...'dan senet karşılığı faizle para aldıkları, sanık ...'nın bir süre sonra mağdur ...'den olan alacağını kayın pederi sanık ...'a devrettiği; mağdurlar ... ..., ... ve ...'e sanık ... tarafından kazanç elde etmek için borç verilen para karşılığı düzenlenen kambiyo senetlerinin, sanık ... tarafından hazırlanıp mağdurlara imzalattırıldığı, mağdurlar ... ve ... ... ticari kazanç elde etmek için verilen paraların, adı geçen mağdurlar tarafından ödenmesi aşamasında sanık ... adına P.T.T. havalesi ile gönderilip sanık ...'a teslim edildiği, sanığın tefecilik faaliyeti yapan sanık sanık ...'ın iş yerinde sürekli olarak bulunduğu ve kazanç elde etmek için verilen paraların tahsilatında kayınpederi olan sanığa yardım ettiği ve bir kısım mağdurlara bizzat kendisi tarafından kazanç elde etmek için ödünç para verdiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eylemlerinin tefecilik işi yapan ...'ın eylemlerine iştirak boyutuna vardığı gibi , kendisi tarafından da tefecilik eyleminin icra edildiği gözetilip, yüklenen suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 5-01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde tefecilik suçunun; “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi,...” biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, tefecilik suçunun ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümü içerisinde yer aldığı, bu bölümün de topluma karşı suçlar kısmı içinde bulunduğu, 5237 sayılı Yasanın 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen “Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirildiği, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesinin olanaklı olduğu, Ayrıca, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği anda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte, 5237 sayılı Yasanın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde bulunduğu, bu suçun ivaz karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlandığı, suçun tamamlanması için ivazın temin edilmiş olmasının şart olmadığı, hatta ödünç olarak alınan paranın vadesinde geri ödemesinin yapılmamış olmasının da suçun oluşması üzerinde bir etkisinin bulunmadığı, Oluş ve dosya içeriğine göre; sanık ...'ın değişik kişilere faizle para verdiğinin kabul edilmesi ve 01/06/2005 tarihinden sonra işlenen suçlarda TCK'nın 241. maddesindeki açık düzenlemeye göre süreklilik şartının aranmaması karşısında eylemini değişik tarihlerde zincirleme şekilde gerçekleştirmiş olan adı geçen sanık hakkında TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekili, sanıklar ... savunmanının temyiz dilekçelerinde; sanık ... savunmanlarının duruşmada ve temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... hakkında yağma suçları yönünden duruşmalı, diğer suçlardan duruşmasız temyiz incelemesi yapılan hükmün kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle verilen karar 06.11.2013 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'nun katıldığı oturumda, sanık ve savunmanlarının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.