T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1661 KARAR NO : 2026/341 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2022 NUMARASI : 2017/1307 E., 2022/91 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Nakliyat sigortası- rücu) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1661 KARAR NO : 2026/341 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2022 NUMARASI : 2017/1307 E., 2022/91 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Nakliyat sigortası- rücu) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13.10.2016 düzenleme tarihli Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesiyle sigorta örtüsü altına aldığı dava dışı ... A.Ş'ye ait alüminyum plakalarının bir kabının davalı tarafından Almanya'dan Türkiye'ye taşınırken kaybolduğunu, 2 adet 2.128,231 kg emtianın birleştirilip 1 palette sevk edildiğini, araçtaki toplam 190 kap parsiyel yükün 185 kabının ilk etapta ... üssündeki geçici depolama yerinde boşaltıldığını, içerisinde 5 kap kalan aracın mühürlenip 09.08.2016 tarihinde ...'ın geçici depolama alanına gönderildiğini, tahliye sırasında 1 kap ürünün eksik olduğunun tespit edildiğini, davalının yetkilisinin iştiraki ile tutanak düzenlendiğini ve bu durumun ... belgesine not edildiğini, sigortalının uzun süre zararın karşılanmasını beklediğini, yapılan ekspertiz incelemesi sonucu davalının sorumluluğunda taşınırken kaybolan emtia için sigortalıya 05.04.2017 tarihinde 44.383,91 TL tazminat ödediğini, bu miktarın ...'nin 23. maddesinde belirlenen taşıyıcının sorumluluk sınırının altında olduğunu, müvekkilinin ödeme ile TTK'nın 1472. maddesine göre sigortalısının haklarına halef olduğunu, 04.07.2017 tarihinde gönderilen rücu yazısına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 44.383,91 TL'nin 05.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının abonman sigorta poliçesi ile halefiyet iddiasında bulunduğunu, taşımayı ilişkin spesifik nakliyat sigorta poliçesi olmadığını, hatır ödemesi yapıldığını, ...'nin 30. maddesine göre usulüne uygun hasar ihbarı yapılmadığını, ... belgesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, 09.08.2016 tarihinden sona eren dava konusu taşıma işi için ...'nin 30. maddesinde öngörülen ihbar süresine uyulmadığını, 1 yıldan uzun süre geçtikten sonra 06.12.2017 tarihinde dava açıldığını, taşımaya ilişkin dava ve taleplerin ...'nin 32. maddesine göre zamanaşımına uğradığını, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, iddia edilen hasarda müvekkilinin kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, eksik çıkan emtianın araca yüklendiğinin ispatlanması gerektiğini, talep edilen faizin Konvansiyon'a aykırı olduğunu, taşıyıcının sorumluluğu kabul edilse dahi bunun sınırlı sorumluluk olacağını savunarak, davanın husumet ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalının rapora karşı zamanaşımı ve husumet itirazı az yukarıda belirtildiği gibi yerinde değildir. Davacı alacağı temlik aldığından husumeti bulunmaktadır. Yine bilirkişice tazminat alacağının geçerli poliçeye dayanmadığı belirtilmiş ise de, davacı rapora itirazında teslim tarihini kapsar poliçeyi de sunmuş olup, kaldı ki dava konusu alacak temlik alındığından hatır ödemesi tartışmasına gerek yoktur. ... konvansiyonunun 17. Maddesine göre taşımacı yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından sorumludur. Yine 30. Madde uyarınca ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslimden itibaren bildirilmesi gerektiği aksi halde onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına karine oluşacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda da değinildiği gibi davacının sigortalısı ile taşıyıcı firma kaşesinin atıldığı eksiklik tutanağı mevcut olup, ...'ye de 1 kap emtianın eksik teslim edildiği şerh düşülmüştür. Bu durumda ... 30.maddede belirtilen sürelere de sigortalı tarafından uyulduğu açık olup, 1 kap emtianın eksik olarak davalı tarafından teslim edildiği ve zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Yine emtianın ağırlığı, ... kuru gözetilerek sınırlı sorumluluk hesabı yapılmasına gerek olmadığı bilirkişice belirtilmiş olup, mahkememizce rapor aynen benimsenmiştir. Davacı rapordaki hesaplama miktarına itiraz etmiş ise de; yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi davalı gerçek zarardan sorumludur. Yargıtay 11.HD'nin 2006/14188 E. 2008/6700 K. Sayılı ilamında: Kabul şekline göre de; satıcı şirket 16.12.2003 tarihli davacı sigorta şirketine muhatap yazısı ile toplam hasar 19.890.USD olarak bildirdiği halde sigorta şirtetinin % 10 ilave bedel ile birlikte 21.878.09 USD karşılığı yaptığı ödeme yapması, bilirkişi raporunda ise zararın % 10 kâr marjı hariç 23.889.17 USD olarak tespit edilmesi ve bu miktardan da 7.000 USD sovtaj değeri tenzili suretiyle bakiye 16.889.17 USD'nin poliçede gösterilen 1.498.592 YTL kur üzerinden karşılığı olan 25.309.97 YTL'na hükmedilmesi, taşıyıcının gerçek zarardan sorumluluğu ilkesine aykırıdır. gerekçesi ile bu hususa değinilmiştir. Yine 2009/13631 E. 2011/15383 K. Sayılı ilamında: Öte yandan, tazminat miktarının tespitinde poliçede belirtilen Euro kuru esas alınmış ise de taşıyıcı davacı ile sigortalısı arasındaki akdi ilişki ile kararlaştırılmış bulunan kur ile değil, hasar tespit tarihinde geçerli bulunan Euro kuru ile sorumlu olduğundan hesaplamanın poliçedeki Euro kuru üzerinden yapılması doğru olmadığı gibi, davaya konu taşımanın tabi olduğu ... Konvansiyonu’nun 27. maddesinde faizin ödeme isteğinin yazılı olarak taşımacıya gönderildiği tarihten başlayacağı, böyle bir istekte bulunulmamış ise tahakkukun dava açıldığı tarihten itibaren yapılacağının düzenlenmiş olması karşısında hüküm altına alınan miktara davacı tarafından sigortalıya ödeme yapıldığı tarihten itibaren faiz yürütülmesi de doğru olmayıp, taşıyıcının temerrüdünün sözkonusu madde hükmüne göre tespit edilerek tespit edilen tarihten itibaren faize karar verilmesi gerektiğinden kararın bu yönlerden de davalı yararına bozulması gerekmiştir. gerekçesi ile açıkça bu hususa değinilmiştir. İstanbul BAM 14. HD'nin 2018/925 E. 2019/306 K. Sayılı ilamı da bu yöndedir. Hal böyle olunca davacının itirazları yerinde görülmemiş ne var ki bilirkişi raporunun dayanak kuru icelendiğinde merkez bülten numarasının 2016/173 olduğu, Mahkememizce Merkez Bankası sitesinden re'sen yapılan araştırmada bu bültenin 08/09/2016 tarihine ait olduğunun anlaşıldığı, oysa ki raporda da belirtildiği üzere eksik teslimin 09/08/2016 tarihi olduğu bu durumda uygulanması gereken kurun 2,9835 olduğu bilirkişinin bu hususta yanlış hesaplama yaptığı anlaşıldığından Mahkememizce yapılan hesaplamada gerçek zarar 42.908,34-TL olarak tespit edilmiş, bilirkişinin hesabına katılmak mümkün olmamıştır. Davacı tarafça yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsil talep edilmiş ise de; ... Konvansiyonu 27. Maddesi uyarınca faizin, ödeme isteğinin yazılı olarak, taşımacıya gönderildiği tarihten itibaren başlaması, her ne kadar rücu yazısının tebliğ edildiği açıksa da dosyada tebliğ tarihine ilişkin somut delil olmaması sebebiyle dava tarihinden..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 42.908,34 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece ...'nin 30. maddesine göre uyulması gereken 7 günlük ihbar süresine uyulmadığına ilişkin savunmanın değerlendirilmediğini, bu hususun bilirkişi raporunda da değerlendirilmediğini, ihbar süresine uyulmaması nedeniyle hasarın müvekkilinin sorumluğu altındayken gerçekleştiğinin kanıtlanması gerektiğini, ...'nin 30/1 hükmüne uygun şekilde yapılmış bir hasar ihbarının bulunmadığını, Bilirkişilerce bir yıllık hak düşürücü süreye ilişkin takdirin mahkemeye bırakıldığını, taşımanın 09.08.2016 tarihinde yapıldığını, davanın Konvansiyon'da öngörülen 1 yıllık sürenin aşılmasından sonra 06.12.2017 tarihinde açılması nedeniyle talebin ...'nin 32. maddesine göre zamanaşımına uğradığını, mahkemece 32/2. maddesi uyarınca davacının rücu yazısının müvekkil şirkete tebliğ edildiği ve müvekkili şirketçe cevap verilmediğinden zamanaşımı süresisinin durduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımına uğramadığına karar verildiğini, davacının sadece ihtarname görselini mahkemeye sunduğunu ve tebliğe dair tebliğ şerhi sunulmadığını, ... belgesinde sürücünün imzasının bulunmadığını, 25.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda hatalı varsayım ile müvekkilinin sorumlu olduğunun belirtildiğini, davacının eksik çıkan kabın araca yüklendiğine ilişkin tesvik edici belge sunmadığını, gümrük mühürlü araçla emtianın taşındığını ve teslimat adresinde mühürde sorun olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle iddia edilen hasarda müvekkilin kusuru bulunmadığını, tek taraflı olarak ... belgesine düşülen şerhin kabul edilemeyeceğini, Bilirkişilerin gerçek zararın tespitini mahkemeye bıraktıklarını, hasardan müvekkilinin sorumlu olduğuna hükmedilmesi halinde, dava dışı sigortalı ile müvekkil şirket yönünden müterafik kusurun tespit edilmesi ve yerleşik Yargıtay kararları uyarınca müterafik kusurun ağılıklı kısmının sigortalı üzerinde kalacak şekilde uygulama yapılması gerektiğini, ...'nin 23. maddesine göre müterafik kusur uygulanması gerektiğinin bir çok Yargıtay kararı ile kabul edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesi kapsamında yapılan ödemenin rücuan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava konusu emtianın Almaya'dan Türkiye'ye taşınması nedeniyle olayda Karayoluyla Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası (...) Sözleşmenin hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından 14.09.2016 tarihli Emtea Nakliyet Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alınan dava dışı sigortalı ... AŞ'ye ait alüminyum plakası, davalı taşımacı tarafından ... plakalı araç ve dorsesi ile Almanya'dan Türkiye'ye taşınmıştır. Taşıma sonucu oluşan hasar abonman poliçesine göre düzenlenen spesifik poliçe kapsamında taşıma rizikolarına karşı sigortalanmıştır. Hasar sonucu davacının yaptığı eksper incelemesi sonucu 44.383,39 TL hasar bedelinin 05.04.2017 tarihinde ödendiği, sigortalıdan alınan ibraname ve temlikname ile sigortalının haklarına halef olunduğu anlaşılmıştır. Geçerli bir poliçe kapsamında ödeme yapılmıştır. Aksi kabul halinde dahi dosyadaki ibra ve temlikname ile sigortalının ödeme miktarındaki alacağını yazılı şekilde davacıya devretmesi karşısında, davacının alacağın devri hükümlerine göre de talepte bulunabileceği kabul edilmelidir. ...'nin 17/1.maddesine göre, taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2.maddesinde ise, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacının sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Taşıyıcının anılan madde uyarınca sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın önlenmesine imkan bulunmayan bir halden meydana geldiğini kanıtlaması gerekir. Zira, taşıyıcının sorumluluğu ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Bir diğer ifadeyle, davalı taşıyıcı hasarın, ...'nin 17/2. maddesinde belirlenen hâllerden ileri geldiğini ispatla yükümlüdür. Davalı taşımacı bu madde kapsamında oluşan hasardan kural olarak sorumludur. ...'nin 30. maddesi gereğince, hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden itibaren yedi gün içinde ziya veya hasarın taşıyıcıya ihbar edilmemesi halinde, taşıyıcının emtiayı sağlam olarak teslim ettiği hususunda karine oluşacaktır. Somut olayda emtianın bir kabını teslim edilmemesi nedeniyle anılan madde uygulanamayacaktır. Diğer yandan taşıma konusu bir kap emtianın eksik teslimine ilişkin olarak sigortalı ile davalı taşımacının yetkilisi olduğu belirtilen ... tarafından düzenlenen tutanağın bulunması nedeniyle anılan maddeye göre süresinde eksik veya hasarın ihbar edildiğini de kabul edilmelidir. Davalı tarafça yasal süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. ...'nin 32/1. maddesine göre; bu sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Buna göre taşımacının ağır kusurlu olması halinde üç yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. Somut olayda, taşımaya konu emtianın taşımacının sorumluluğuna iken henüz alıcıya teslim edilmediği aşamada kaybolduğu, ispat yükü üzerinde olan davalının emtianın zayi olmasında sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir neden ileri sürmediği gibi zayi olgusuna bir açıklama getiremediği anlaşılmakla hasarın ağır kusurlarıyla meydana geldiğinin kabulü gerekir. Bu durumda taşımacının bilerek kötü hareketi olan emtianın kaybedilmesi ve kayba ilişkin bir açıklama yapılamaması nedeniyle davanın üç yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve 16.12.2017 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmaktadır. ...'nin 29. maddesinde, "Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurdan ileri gelmiş ise, taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz" denilerek taşımacının sınırsız sorumluluk hâlleri sayılmıştır. Hasarın davalının ağır kusurundan kaynaklandığı anlaşılmakla, davalının ...'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanması mümkün değildir. Ancak bilirkişi raporunda kilogram başına ve ... üzerinden sınırlı sorumluluk esaslarına göre yapılan hesaplamada tazminatın 42.278,41 TL olarak hesaplanması ve davacının kesin olan ret kararına karşı istinafının bulunmaması nedeniyle, istinaf edenin sıfatına göre sorumluluğunu artırıcı bir işlem yapılamayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkemece davalının ...'nin 17.maddesine göre taşımadan kaynaklı zarardan sorumlu olmadığına ilişkin bir kanıt getirmediğinin kabul edilerek, farklı alıcılara ait parsiyel yükleri alarak taşıyan davalının gönderenden teslim aldığı emtiayı eksik teslim etmesi nedeniyle zarardan sorumlu tutulması ve zarar miktarının Konvansiyon hükümlerine göre belirlenmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.198,28 TL nispi istinaf karar harcını davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.