11. Hukuk Dairesi 2020/17 E. , 2020/3278 K. MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15/10/2014 tarih ve 2014/78-2014/294 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilek…
**11. Hukuk Dairesi 2020/17 E. , 2020/3278 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15/10/2014 tarih ve 2014/78-2014/294 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı; "doğru danışmanlık" ibareli, 2011/99491 kod numaralı marka tescil başvurusunun davalı tarafından 556 sayılı KHK'nın 7/a,c maddesi kapsamında ayırt ediciliği bulunmayan ve vasıf bildirici bir işaret olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ret kararının kaldırılması amacıyla yaptığı itirazın YİDK tarafından 2013/M-7899 sayılı kararla nihaî olarak red edildiğini ifade ederek, hukuka aykırı YİDK kararının iptaline ve başvurunun marka olarak tamamen tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı TPMK vekili; kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olmadığını, davacının tescil ettirmek istediği "doğru danışmanlık" ibareli işaretin danışmanlık hizmetleri için 556 sayılı KHK'nın 7/a ve c maddesi kapsamında ayırt edici olmaması ve vasıf bildirici bir işaret olduğunu, bu nedenle işaretin bir teşebbüsün mallarını başka bir teşebbüsün mallarından ayırt etme koşulunu sağlamadığını, başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7.maddesinin a ve c bendi hükmü uyarınca reddinin gerekli olduğunu ifade ederek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; başvuru konusu işaretin "doğru danışmanlık" ibaresinden oluştuğu, "doğru danışmanlık" ibaresindeki doğru sözcüğünün TPMK tarafından işin hatasız dosdoğru yapıldığını gösterdiği yönünde kabul edildiği, başvuru konusu "doğru danışmanlık" ibaresinden müteşekkil işarette, münferit unsurlardan ziyade, işaretin bir bütün olarak bıraktığı genel intibâının nazara alındığında, kullanılacağı 35.sınıftaki iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat, ihracat acente hizmetleri dahil) için marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu; çünkü, anılan hizmetlerin hiç birinin "doğru danışmanlık" sözcük ve şekli ile tanımlanmadığı, bu hâliyle başvuru konusu işaretin bütün olarak ayırt ediciliğinin bulunduğu, marka kapsamındaki ürünleri/hizmetleri ferdileştirdiği ve bunları ürünlerin/hizmetlerin yararlanıcıları için piyasada teşhis edilebilir hâle getirmeye elverişli bulunduğu, diğer yandan dava konusu işaretin, çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen mahiyette bulunduğu, 556 sayılı KHK’nın 7. maddesi anlamında re'sen nazara alınabilecek başkaca herhangi bir ret sebebi yahut nakise taşımamasına göre marka olabilme vasfının bulunduğu kanısına ulaşıldığı, başvurunun 35.sınıftaki iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat, ihracat acente hizmetleri dahil) bakımından reddine dair YİDK kararının hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TPMK YİDK'nın 2013/M-7899 sayılı kararının başvurunun 35. sınıftaki iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat, ihracat acente hizmetleri dahil) yönünden reddi bakımından iptaline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 29/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.