İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:30/09/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/04/2025 tarih ve 2024/114 Esas 2025/332 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Davalı şirket tarafından müvekkil aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi... E. Say…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1389 KARAR NO : 2025/1595 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/04/2025 ESAS NO: 2024/114 KARAR NO : 2025/332 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:30/09/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/04/2025 tarih ve 2024/114 Esas 2025/332 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Davalı şirket tarafından müvekkil aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi... E. Sayılı dosya ile icra takibi başlatılmış ancak takip dayanağı senet konusu borç hiç oluşmamasına karşın haksız şekilde takip yapılması sonucu işbu dava ile müvekkilin takibe konu borcu olmadığının tespiti gerektiğini, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında hiçbir ilişki mevcut olmadığını, davalı şirket müvekkil aleyhine takip başlatmak suretiyle hiç var olmayan bir alacağı haksız bir şekilde tahsil etmeye çalıştığını, davalı tarafın, ticari defterlerinin kontrol edilmesi durumunda davacı müvekkil ile aralarında herhangi bir ticari veya başkaca bir ilişki bulunmadığı ve müvekkile ait olan senedin haksız bir şekilde davalı şirketin elinde bulunduğu ve ticari defterlerinde kaydı olmadığı görüleceğini, arabuluculuk süreci tarafların anlaşamaması ile sonlandığını, izah ettiğimiz üzere somut durumdan da anlaşılacağı üzere borcun olmadığını gösteren açık deliller ve hukuki sebeplerin yanında; borcun hiç doğmamış olması dolayısıyla müvekkilin daha fazla mağdur olmaması ve ileride telafisi mümkün olmayacak zararların meydana gelmemesi için davanın kabulünü ve takibi yapmasından ötürü İİK. md.170 gereğince; aleyhine, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini " talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİ DOSYASINA SUNDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: Davacı taraf müvekkil firma ile olan borç ilişkisini inkar ettiğini, ancak senetteki imzaya ve senet metnine herhangi bir itiraz da bulunmadığını, bu bağlamda senede ilişkin borç ilişkisini ikrar ettiği anlaşılan davacı borçlunun yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince imzayı kabul eden davacı borçlunun ödeme yaptığını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, keza taraflar arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı iddiasındaki davacı borçlunun senedin verildiğine, senet metnine ve senetteki imzaya ilişkin bir itirazı bulunmadığını, davacı tarafın taraflar arasında herhengi bir ilişkinin bulunmadığı iddiasına rağmen kambiyo senedini keşide etmesi de hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacı firma, müvekkil firma lehine kayıtsız şartsız borç ödeme vaadi içeren kambiyo senedini keşide ettiğini, zaten bu hususta dava dilekçesinde de aksine bir iddia bulunmadığını, hal böyleyken davacı tarafın soyut iddialar ve somut gerçeklikten uzak gerekçelerle borçlu bulunmadığının tespitini talep etmesi müvekkil firmanın alacağına kavuşmasını engelleme kastını içerdiğini, kambiyo senedi hamili alacak talebini sadece senede dayanacağını, yoksa taahhüdün sebebini açıklamak ve bunu ispatlamak zorunda olmadığını, tam aksine borçlu, böyle bir alacağın var olmadığını iddia ediyorsa bu durumu ispatlamak zorunda olduğunu, davacı tarafın ticari defterlere delil olarak dayanması hususu da bononun hukuki niteliğini etkilemediğini, Yargıtay'ın geçmiş tarihli bir ilamında da belirtildiği üzere ispat yükü kendisine düşen taraf karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanmışsa da bu husus davanın sonucuna etki edecek mahiyette olmadığını, nitekim borç ilişkisini oluşturan bononun geçerliliğini etkilenmediğini, işbu takibe konu bononun borcu ise ödenmediğini, hal böyleyken davacı tarafın ödemelerin gerçekleştiği iddiasıyla borçlu bulunmadığının tespitini talep etmesi haksız ve hukukilikten uzak olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini " talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...- Yemine ilişkin meselenin değerlendirilmesi; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kendisine kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır. Bütün ispat vasıtalarında olduğu gibi yeminin de konusu davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır (HMK.m.225/1). Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılırken (HMK.m.225/2); tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki taraflı irade açıklamalarının yeterli görülmediği haller, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yeminin konusu olamaz (HMK.m.226). Somut olayda davacının iddiaları davalı tarafı ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar niteliğinde olduğundan yemin delili hatırlatılmamıştır.-Kötüniyet tazminatına ilişkin meselenin değerlendirilmesi; İİK'nun 72/4. maddesinde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklinde ve İİK'nun 72/5. maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı yönünden dava davalı alacaklı lehine sonuçlandığı, mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmediği bu nedenle davalı alacaklı yönünden dava nedeniyle doğan zararları bulunmadığından İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca tazminat istemi reddedilmiştir.1-Davacının davasının reddine, 2-Davalının tazminat talebinin reddine..." dair karar verilmiştir. İş bu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine açılan Kayseri Genel İcra Dairesi... Esas sayılı dosya ile takibe geçildiğini, takip konusu 17/06/2023 ödeme günlü, 05/04/2023 düzenlenme tarihli, 250.000TL bedelli senet olduğunu, yerel mahkemece müvekkilinin borçlu olmadığını kesin deliler ile ispatlayamadığından davanın reddine karar verildiğini, davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığında dava konusu senedin defterlerde kaydı olmadığının görüldüğünü, ispat yükü yerine getirilmek adına davalının ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığını, senedin bir ödeme aracı olduğunu, belirli bir alacak veya borç ilişkisinin varlığını gösteren bir belge olduğunu, her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı için elde edilen neticeleri tespit etmek amacıyla işletmenin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmakla yükümlü olduğunu, dava dilekçelerinin hukuki deliler kısmında açıkça yemin deliline başvurmuş olmalarına rağmen mahkemece yemin delilinin hatırlatılmadığını, tüm izahat neticesinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve icra baskısı altında ödemiş olduğu paranın istirdadını sağlamak amacıyla kararın düzeltilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinden özetle; resen nazara alınacak sebeplerle davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbirin reddine ilişkin karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda; Somut olayda mahkemece kabul olunduğu üzere; davaya konu kambiyo senedi nedeniyle davalıya borcu olmadığının ispat yükü davacıya ait olup dava konusu edilen alacağın meblağı dikkate alındığında 6100 Sayılı HMK'nın 200 md.si uyarınca yazılı delille ispatı gerekmektedir. Ancak, davacı yan söz konusu iddialarını usulüne uygun yazılı delillerle ispatlayamamıştır. Bu durumda mahkemece olayda davacı tarafın iddialarını - dava konusu senede dayanan bir borcu olmadığına ilişkin - yazılı delille ispatlayamadığından yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılması yerine yanılgıya düşülerek davacı iddialarının davalı yönünden konusu suç teşkil edecek nitelikte olduğu gerekçesiyle yemin teklif hakkı hatırlatılmadan karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Öyleyse, dava konusu edilen olayda davacı yanın iddialarını yazılı delillerle ispat edememesi fakat dava dilekçesinde "yemin" deliline dayanması nazara alınarak, davacıya, davalıya karşı yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu sebeplerle 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre esastan bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 10/04/2025 tarih ve 2024/114 E - 2025/332 K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve isitnaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 24/09/2025