T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/253 - Karar No:2026/279 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/253 KARAR NO : 2026/279 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 16.01.2026 ESAS NUMARASI : 2025/760 DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit ve İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati tedbir KARAR TARİHİ : 06/03/2026 K…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/253 - Karar No:2026/279 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/253 KARAR NO : 2026/279 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 16.01.2026 ESAS NUMARASI : 2025/760 DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit ve İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati tedbir KARAR TARİHİ : 06/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat istemli davada, mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebine ilişkin ara kararına karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Tarafların Hınıs Başköy Sulaması ve İnşaatı Uygulaması işi kapsamında yapılması gereken Acar Tüneli Sondaj işi konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, müvekkili şirketin anlaşma doğrultusunda tek sorumluluğunun kuyuları açmak olduğunu, müvekkilinin işi tamamlayıp davalıya teslim ettiğini, davalının hiç bir itirazda bulunmayıp işin tam ve eksiksiz teslim edildiğini kabul ettiğini, müvekkilinin davalıya hiç bir borcu bulunmadığını belirterek yargılama aşamasında yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinden sonra dava değerini artırmak kaydıyla, Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı icra dosyasına ilişkin olarak şimdilik 500,00 TL miktar üzerinden davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin bu şekilde iptaline, müvekkili şirketten Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasında hacizler aracılığıyla tahsil edilen şimdilik 871,34 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı şirketten istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 20.10.2025 havale tarihli dilekçesinde özetle; Borcun kaynağı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasındaki hacizlerin devam etmesi halinde müvekkili açısından telafisi imkansız veya güç zararlara sebebiyet verebileceğinden icra dosyasına yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesini talep ettiklerini, somut olayın özelliklerine ve mevcut dosya kapsamına göre İİK.72/3 maddesindeki "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmü gereğince asgari düzeyde teminat ile Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasında vezneye yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen 16.01.2026 tarihli ara kararında özetle: Talebin İİK’nun 72.maddesine göre icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olduğu, mahkemece evvelce verilen ret ara kararının istinaf merciince kaldırıldığı, kaldırma kararında, davacının işbu incelemeye konu talebinin ikinci, müstakil ve İİK 72/3.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken bir talep olduğuna işaret edildiği, yargılamaya devamla; İİK'nın 72/2. maddesine göre; icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği, diğer yandan, 6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkânsız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390. maddesi gereğince; ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğu, yani çekişmeli vakıanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esas olup, mahkemenin mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerektiği, buna göre icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında İİK 72/2. maddesine göre takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için HMK'nın 390.maddesine göre yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmesinin gerektiği, davacı tarafın iddialarını bu aşamada mevcut dosya kapsamı ve delil durumuna göre yaklaşık olarak ispatlayamadığı, talebin yargılamayı gerektirdiği sonucuna varılarak, yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden söz konusu icra takibinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Taleplerinin İİK'nın 72/2 maddesi kapsamında takibin durdurulmasına yönelik olmadığını, ara kararda bir gerekçe dahi gösterilmeden taleplerinin reddine karar verildiğini, 20/10/2025 tarihli talep dilekçelerinde müvekkilinin icra dosyasına yatıracağı paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda talepte bulunulduğunu, yani İİK'nın 72/2.maddesi değil 72/3.maddesi kapsamında icra dosyasına yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik olduğunu, talepleri ve istinaf ilamı incelenmeden salt soyut nedenlerle reddedilmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, tarafların Hınıs Başköy Sulaması ve İnşaatı Uygulaması işi kapsamında yapılması gereken Acar Tüneli Sondaj işi konusunda anlaştıklarını, müvekkili şirket yetkililerinin davalı şirket yetkilisi ... ile sadece sondaj işlemi için anlaştığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, yetkilinin müvekkili şirkete gönderdiği bilgiler ışığında sondaj işinin gerçekleştirildiğini, dosyaya sundukları görüntülerin dahi müvekkili şirketin iddiasını destekler mahiyetteyken mahkeme tarafından yeterli bir delil bulunmadığı iddiasıyla taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilgili whatsapp yazışmaları incelendiği takdirde müvekkili şirketin davalı şirketin isteği doğrultusunda işlem tesis ettiğinin açıkça görüleceğini, salt bu yazışmaların dahi müvekkili şirket açısından yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğini gösterdiğini, tüm bu hususlar göz önünde tutulduğunda müvekkili şirketin ilgili icra dosyasına ödeme yapması durumunda olası dava sonucunda alacağını tahsil etme durumunun zorlaşacağını, müvekkili şirketin aktif bir şekilde ticari hayatını devam ettirdiğini ve şirket aleyhine icra takibi başlatılarak mal varlığına haciz konulmasının tüm ticari işlerini durma noktasına getirdiğini, bu sebeplerle icra takibindeki hacizlerin devam etmesi halinde müvekkili şirket açısından telafisi imkansız veya güç zararlara sebebiyet verebileceğinden İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında icra dosyasına yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesini talep ettiklerini, İİK'nın 72/3 maddesi hükmü gereğince asgari düzeyde teminatla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki İİK'nın 72/3 maddesi hükmünde tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat kuralına da gerek duyulmadığını belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, icra dosyasında vezneye yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Talep İİK'nın 72/3 maddesi hükmü kapsamında ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Mahkemenin 22.10.2025 tarihli ara kararında: Yapılan inceleme sonucunda, mahkemenin 10/10/2025 tarihindeki ara kararı ile davacı yanca sunulan aynı talebe ilişkin olarak uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğinden bahisle talebin reddine karar verildiği, davacının 20/10/2025 tarihli dilekçesi ile aynı konuya ilişkin yeniden talepte bulunmasına rağmen mahkemece önceki ara kararı değiştirmeye matuf yeni bir delil bulunmadığı cihetiyle işbu yeni talebin de reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince ara kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2025/1214 E- 2026/3 K sayılı 05.01.2026 tarihli kararında özetle: “…Davacı vekili dava dilekçesi ile Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasındaki icraların durdurulmasına yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemenin 10.10.2025 tarihli ara kararı ile uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğinden davacının ödemenin durdurulmasına ilişkin isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 20.10.2025 havale tarihli dilekçesinde ise İİK.72/3 maddesindeki "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmü gereğince asgari düzeyde teminat ile Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/55932 sayılı dosyasında vezneye yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 22.10.2025 tarihli ara kararında davacının 20/10/2025 tarihli dilekçesi ile aynı konuya ilişkin yeniden talepte bulunduğu, mahkemece önceki ara kararı değiştirmeye matuf yeni bir delil bulunmadığı gerekçesiyle işbu yeni talebin de reddine karar verilmiş ise de davacı vekilinin 20.10.2025 havale tarihli dilekçesinde talep ettiği ihtiyati tedbir istemi İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında olup, dava dilekçesiyle talep edilen icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talebi ile aynı olmadığından mahkemece İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme ara kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine…” karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 16.01.2026 tarihli ara kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, icra takibi sonrasında açılan menfi tespit davasıdır. İcra İflas Kanunu (İİK.) 'nun 72/3 maddesinde "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemine konu 20.10.2025 tarihli dilekçesindeki talebi İİK'nun 72/2 maddesi kapsamındaki takibin durdurulması değil, İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin olup, bu maddedeki düzenlemeye uygun olarak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15' den aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu durumda, mahkemece menfi tespit davasında talep edilen bedel de dikkate alınarak İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında ve teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken, Dairemizin kaldırma kararı hatalı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK.'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.01.2026 tarih, 2025/760 Esas sayılı ara kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-İhtiyati tedbir talebine ilişkin davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan 732,00 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a ve 362/1-f maddeleri gereğince KESİN olarak 06.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır