İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 05/11/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/500 Esas 2025/554 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... isimli alıcı ile toplam 975.000 TL üc…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1774 KARAR NO: 2025/1972 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/06/2025 NUMARASI: 2025/500Esas - 2025/554Karar ASIL DAVADA VE BİRLEŞEN DAVADA ASIL DAVADA DAVALI BİRLEŞEN DAVADA DAVALI DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 05/11/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/500 Esas 2025/554 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... isimli alıcı ile toplam 975.000 TL ücrete, taşınabilir ahşap yapının yapımı ve alıcının belirttiği adrese teslimi hususunda anlaşıldığını, teslim yerinin engebeli olması sebebiyle müvekkilinin ürün taşımak için davalı ile anlaştığını, davalının söz konusu taşımayı aracı ile yaptığını, davalının bu ürünü tam ve eksiksiz almak için müvekkilinden peşin 25 bin TL ödeme aldığını, taşıma esnasında ahşap yapının kasanın üstünden devrilerek yolun kenarına düştüğünü, gönderinin zarar görmesi nedeniyle davalıya bildirim yapıldığını ancak davalının bu durumu kabul etmeyerek müvekkilinin zararını gidermediğini, söz konusu yapının hiçbir parçasının kullanılamadığını, davalı tarafından taşıma esnasında hasara uğraması nedeni ile alıcı ... tarafından teslim alınmayan taşınabilir ahşap yapının ıslah edilmek üzere, şimdilik 200,00 TL bedelinin, ıslah edilmek üzere şimdilik 200,00 TL mahrum kalınan karın ve ıslah edilmek üzere şimdilik; 200,00 TL taşıma için alınan bedeli olacak şekilde, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 600,00 TL'nin davalıdan tazminini, olay tarihinden itibaren işleyecek, ticari faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... isimli alıcı ile toplam 975.000 TL ücrete, taşınabilir ahşap yapının yapımı ve alıcının belirttiği adrese teslimi hususunda anlaşıldığını, teslim yerinin engebeli olması sebebiyle müvekkilinin ürün taşımak için davalı ile anlaştığını, davalının söz konusu taşımayı aracı ile yaptığını, davalının bu ürünü tam ve eksiksiz almak için müvekkilinden peşin 25 bin TL ödeme aldığını, taşıma esnasında ahşap yapının kasanın üstünden devrilerek yolun kenarına düştüğünü, gönderinin zarar görmesi nedeniyle davalıya bildirim yapıldığını ancak davalının bu durumu kabul etmeyerek müvekkilinin zararını gidermediğini, söz konusu yapının hiçbir parçasının kullanılamadığını, aynı olaya ilişkin müvekkilinin davacı olduğu Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/42 Esas sayılı dosyasının halen devam ettiğini, davalı tarafından taşıma esnasında hasara uğraması nedeni ile alıcı ... tarafından teslim alınmayan taşınabilir ahşap yapının ıslah edilmek üzere, şimdilik 200,00 TL bedelinin, ıslah edilmek üzere şimdilik 200,00 TL mahrum kalınan karın ve ıslah edilmek üzere şimdilik; 200,00 TL taşıma için alınan bedeli olacak şekilde, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 600,00 TL'nin davalıdan tazminini, olay tarihinden itibaren işleyecek, ticari faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Asıl dosya davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'nın ... isimli firmanın sahibi olduğunu, yıllardır vinç operatörü olarak alanında uzman şekilde çalıştığını, davacı ile müvekkkilinin iş bu davaya konu ahşap evin nakliyesini gerçekleştirecek kamyonete yüklenebilmesi yani vinç operatörlüğünün yapılması için anlaştığını, müvekkilinin üstüne düşeni yaparak evi taşımayı üstlenen davalının kamyonuna yükleyerek görevini layıkıyla yerine getirdiğini, davacı ve diğer davalı arasında yapılan taşıma sözleşmesinin doğal olarak tarafı olmadığını, dava konusu olayın da nakliye hizmeti gerçekleşirken meydana geldiği davacının beyanları ve sunulan tüm tutanaklarda görüldüğünü, yalnızca dava konusu ahşap evin taşıma aracına konulmasında vinç operatörlüğünü yapan dava konuus kaza ve ortaya çıkan zararla herhangi bir bağı bulunmayan müvekkiline karşı bir dava yöneltmesi mesnetsiz olduğunu, iş bu davanın taşıyıcı ve davacı arasında doğan bir husumet olduğunu, bu sebepten bu davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, belirterek davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanatte ise esastan reddini talep ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Birleşen dosya davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Somut olayın meydana gelmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, müvekkilinin taraf olduğu bir sözleşme ya da müvekkili ile yapılan bir anlaşma mevcut olmadığını müvekkilinin emeğinin karşılığını dahi alamadığını, söz konusu olayın meydana gelmesinde müvekkile yüklenebilecek hiçbir kusurun olmadığını, müvekkilinin üzerine düşen bütün emek ve çabayı gösterdiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan prefabrik eve ait fotoğrafların gerçeği yansıtmadığını, dava konusu evin daha sonra parçalara ayrıldığını belirterek müvekkili aleyhine ikame edilen kötü niyetli davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "eldeki davanın arabulucuya başvurulmadan davacı vekili tarafından ilk olarak 30/01/2025 tarihinde Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılmış, dava mahkemenin 2025/42 esas sırasına kaydedilmiş, yapılan yargılama neticesinde Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/42 esas 2025/199 Karar 18/04/2025 tarihli gerekçeli kararı ile görevsizlik kararı verildiği, dosyanın mahkememize gönderilmesi üzerine davacı vekilinin 05/06/2025 tarihli beyan dilekçesinde de 12/05/2025 tarihinde "Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk" yoluna başvurulduğu ve son tutanağın ibraz edildiği, eldeki davanın açılış tarihinin asıl davanın 30/01/2025 tarihinde birleşen davanın 31/01/2025 tarihi olduğu nazara alındığında dava tarihinden önce başlamış ve sonlanmış bir arabuluculuk son tutanağının bulunmadığı görevsizlik kararından sonra yapılan ve sonuçlanan arabuluculuk görüşmesinin dava şartının sağlanması için yeterli olmayacağı, olsa olsa yeni bir dava açma hakkı getireceği anlaşılmakla, dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmaksızın açılan işbu davanın 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden karar vermek gerekmiş.... "gerekçesiyle Asıl dava yönünden ve birleşen dava yönünden arabuluculuk tutanağının sunulmaması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı Kanun'un 18/A. maddesi uyarınca davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili süresinde asıl ve birleşen dava yönünden istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Açılan dava, ilk olarak Kayseri 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/42 Esas sayılı dosyasınca görüldüğünü, Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi görevli yargı merciinin Ticaret Mahkemesi olduğu belirtilerek dosya görevsizlik kararı ile yukarıda esas numarası belirtilen yerel mahkemeye gönderildiğini, Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığı esnada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A uyarınca arabuluculuk dava şartı henüz söz konusu olmadığı için arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, dosyanın Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesinin ardından, bu davada arabuluculuk şartının mevcut olduğu açıkça görüldüğünden, ivedilikle arabuluculuk süreci başlatılmış, taraflar arasında anlaşma sağlanamaması nedeniyle de “anlaşmama tutanağı” alındığını ve sürecin tamamlanmasının hemen ardından dosya yerel mahkemeye sunulduğunu, dava şartı arabuluculuk usulüne uygun şekilde yerine getirildiğini, söz konusu kararda da açıkça belirtildiği üzere, önemli olan arabuluculuk sürecinin, görevli mahkemece yapılacak ilk incelemeden önce tamamlanmış olduğunu, bu şartın sağlandığını, görevsizlik kararı sonrası, ancak görevli mahkemede yargılamaya geçilmeden önce arabulucuya başvurduğunu, sonuç olarak müvekkilin iyi niyetle ve ivedilikle arabuluculuk sürecini başlattığı, görevli mahkemeye dosya ulaşmadan önce arabuluculuk anlaşmama tutanağını aldığı ve sunduğunu, dava şartı usulüne uygun şekilde tamamlandığını, anılan nedenlerle haklı davanın reddi açıkça hatalı olup, davanın esası hakkında incelemeye geçilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, arz ve izah ettiği sebeplerle; haklı davada arabuluculuk dava şartının usulüne uygun şekilde tamamlandığının kabulüne, mahkemenin usulden red kararı yerine, esasa girilerek yargılamaya devam edilmesine istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının ‘kaldırılması’ ve yeniden yargılama yapılarak talebi doğrultusunda ‘davanın kabulüne’ karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Asıl dava ve birleşen dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle TTK'ye eklenen 5/A maddesi uyarınca, "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının istemi netice itibari ile bir miktar para alacağının davalıdan tahsiline ilişkindir. Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk uygulaması 01/01/2019 tarihinden itibaren geçerlidir. Başka bir deyişle tarafların arabuluculuk dostane çözüm yoluna başvurması ve sonrasında anlaşamamaları halinde anlaşamadıklarına dair son oturum tutanağı arabulucu tarafından düzenlendikten sonra dava açılması uygulaması zorunludur. Huzurdaki davanında TTK 4.gereğince mutlak ticari dava niteliği itibari ile Ticaret Mahkemelerinde ikamesi gerekir iken Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 30/01/2025 ve 31/01/2025 tarihinde açıldığı, Mahkemece nihayetinde görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, davanın başlangıçta Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı, mahkemece davanın TTK.4 mad kapsamnda mutlak ticari dava olduğundan bahisle 18.04.2025 tarihli kararla görevsizlik kararı verildiği, 13.05.2025 tarihinde kararın kesinleştiği, 30.05.2025 tarihinde dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından davanın başlangıçta Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosyanın Ticaret Mahkemesine gönderildiği belirlenmiştir. Davanın ticari dava niteliği, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmasıyla ortadan kalkmaz. Türk Ticaret Kanununa göre mutlak ticari dava da ; TTK'nın 5/A-1 maddesinde ticari dava niteliğindeki alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu kabul edilmiş ayrıca 7155 sayılı Kanun'un 23'ncü maddesi ile eklenen 6325 sy m.18/A-2 maddesinde de, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmadığı hallerde dava şartı eksikliğinin giderilmesi için mahkemece süre verilmesi yasal olarak mümkün bulunmadığından bir başka deyişle arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığından arabulucuya başvurulmadan dava açılamayacağından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3170 Esas 2025/1085 Karar, 2022/2611 Esas 2023/4942 Karar, 2022/6436 esas 2024/2761 Karar)(Yargıtay 11. HD nin 2024/1595 esas-2024/9423 karar sayılı emsal içtihadı da bu yöndedir.) Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekilinin yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/500 Esas 2025/554 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen dava yönünden HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacı taraftan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına , İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 05/11/2025