T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/262 KARAR NO : 2026/364 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02.01.2026 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/1186 Esas DAVANIN KONUSU: Şirketin fesih ve tasfiyesi Taraflar arasındaki esas davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/262 KARAR NO : 2026/364 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02.01.2026 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/1186 Esas DAVANIN KONUSU: Şirketin fesih ve tasfiyesi Taraflar arasındaki esas davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı şirketin sürekli zarar ettiğini, davalı şirket ortağı ve müdürü ...'ın, davalı şirketin mal varlığını kendisinin ortaklığının bulunduğu başka bir şirket lehine kullandığını, davacının bilgi edinme ve inceleme haklarının engellendiğini, mahkemece davalı şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiğini, buna ek olarak, TTK'nın 636. maddesinin 4. fıkrası gereği, feshi talep edilen davalı ...’nin mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 02.01.2026 tarihli ara kararıyla; "... Feshi talep edilen davalı ...’nin mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, talep etmiş ise de; davacının, davalı şirkette münferiden temsili yetkili müdür olduğu, temsile yetkili müdür olması nedeniyle TTK hükümleri gereği görev ve sorumlulukları da dikkate alındığında; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı, davanın niteliği gereği konunun yargılamayı gerektirdiği anlaşılmış, HMK 389. gereği ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak..." davacı vekilinin feshi talep edilen davalı ...’nin mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine, karar vermiştir.Bu ara kararına karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirketin tasfiyesi hususunda prensipte mutabık kaldıklarını, ancak davalı şirketin diğer ortakları ve yetkili müdürlerinin mutabakata aykırı kötü niyetli tutum ve davranışları nedeniyle taraflar arasında Büyükçekme Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/55149 Soruşturma sayılı dosyasına konu olacak boyutta ciddi husumet doğduğunu, şiddetli geçimsizlik bulunduğunun ortada olduğunu, söz konusu şahısların sadece zarar verme kastıyla hareket ederek gerek müvekkili gerekse de şirket aleyhine tasarruflarda bulunabilme tehlikesinin somutlaştığını, gelinen aşamada müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve yetkili müdürü olmasına rağmen kanunen sahip olduğu yetkileri fiilen kullanamadığını ve ortaklık haklarından faydalanamadığını, mevcut husumet nedeniyle davalı şirketten mal kaçırmaya yönelik tasarrufta bulunulmasının kuvvetle muhtemel olduğunu bu durumun müvekkilini haklarına kavuşmasını önemli ölçüde zorlaştıracağı gibi sorumlulukları nedeniyle telafisi güç ve imkansız zararlara uğrama tehlikesini de beraberinde getirdiğini, davalı şirketin diğer yöneticilerinin davalı şirketin kayıtlarında halen faal olmasına rağmen dava dışı ......Ltd Şirketini kurduklarını, bu eylemleri ile davalı şirkete karşı olan yükümlülük ve sorumluluklarını ihlal ettikleri gibi şirketi gereken özenle yönetmediklerinin açıkça anlaşılabildiğini, yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediğinden talebin reddi yönünde hüküm kurulduğunu ancak müvekkilinin kanunun kendisine tanınan bilgi edinme ve inceleme hakkını dahi kullanamadığını, davalı şirketin mal varlıklarına tedbir konulması neticesinde şirketin içinin boşaltılmasının önlenmesinin müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında oluşturulabilecek kamu borçlarından korunması ve şirketin mal varlığının güvence altına alınarak davanın konusuz kalmasının engellenmesinin amaçlandığını belirterek, mahkemenin 02.01.2026 tarihli kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 636/3 maddesi uyarınca davalı limited şirketin feshi, bu mümkün olmazsa TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemlerine; istinaf başvurusu ise ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında yönetim kayyımı atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 02.01.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı şirkete ait Ticaret Sicil Gazetesi'nin incelenmesinden; şirketin 10.08.2017 tarihinde tescil edildiği, şirket kurucu ortaklarının, ..., ... ve davacı olduğu, şirketin şirket müdürleri tarafından temsil edileceği hususuna yer verildiği, davacı ve dava dışı ...'ın şirketin münferiden temsile yetkili müdürleri oldukları anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde delil olarak, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/55149 Soruşturma sayılı dosyası, şirketin defterleri ile ticari sicil kayıtları gösterilmiştir. TTK'nın 636/4. maddesinde, fesih ve tasfiye davası açıldığında mahkemece gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmiştir. Davacının terditli talebi ise şirket ortaklığından çıkma olup, TTK'nın 638/2. maddesinde alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. Bir diğer deyişle, TTK'nın 638/2 ve 636/4 maddelerindeki tedbirlere hükmedebilmek için, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunması gerekir. Bu bağlamda davacı, geçici hukuki koruma kararı verilmezse telafisi güç veya imkansız zararların doğacağını ve davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispatlamalıdır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ". Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, mahkemece davalı şirkete ait mal varlıklarına ihtiyati tedbir konulmasına dair talebin reddedildiği tarih itibariyle HMK 390/3. fıkrasında belirtildiği şekilde yaklaşık ispat şartının gerçekleşmiş olduğunun kabulü mümkün görülmemektedir. Bu nedenle mahkemece ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen ara karar yerinde görülmüştür. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi ve şartların oluşması hâlinde her zaman ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu da dikkate alındığında, bu aşamada ihtiyati tedbirin koşulları oluşmadığından, ilk derece mahkemesi ara kararında usule ve yasaya aykırılık görülmemiş, istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve HMK'nın 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.