11. Hukuk Dairesi 2012/14497 E. , 2013/12017 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 41. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.02.2012 tarih ve ... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup
**11. Hukuk Dairesi 2012/14497 E. , 2013/12017 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 41. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.02.2012 tarih ve ... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, ... Kum San. Tic. Ltd. Şti'nin hisselerinin şimdilik 10.000 TL'ye tekabül eden kısmının müvekkili adına tesciline, şirket pay defterine kaydına, müvekkilinin uğradığı zarar ve mahrum kaldığı kar toplamının belirlenerek şirket kuruluş tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte şimdilik 10.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... Kum San. Tic. Ltd. Şti., ... ve ... vekili; var olduğu iddia edilen hisse devir kararı üzerinden 27 yıl geçtiğini, müvekkillerine yönelik tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, aradan çok uzun zaman geçtiğinden müvekkillerinin böyle bir kararı hatırlamadıklarını, davaya dayanak kararın aslının dosyaya ibrazı durumunda imzaya ilişkin beyanda bulunacaklarını, müvekkillerinin imzayı kabul etmediklerini, ...'nın kardeşleri adına hisse sahibi olmadığı gibi sahibi olduğu payın kardeşlerine ve bu arada davacıya devrine yönelik sözlü yada yazılı bir anlaşma bulunmadığını, davaya dayanak karar incelendiğinde anlaşılacağı üzere zaten ortada bir hisse devri olmadığını, davaya dayanak yapılan kararın noterliğin onayına sunulmadığını, ticaret sicil gazetesinde yayınlanmadığını, şirket pay defterine yada ilgili defterlere işlenmediğini, bu tarihe kadar da davacı tarafça buna yönelik sözlü yada yazılı bir talepte olmadığını, davacının hisseleri için bir ödeme yapmadığını, davacının kardeşi olan davalı ...'nın ödeme yaparak hisse almadığını, toplantı tarihinde davalılardan ...'nın hisse sahibi olmadığını, buna yönelik talebin sebebinin anlaşılamadığını, talep edilen 10,000 TL'lik hisse ile uğranılan zarar ve mahrum olunan karın neye göre hesap edildiğinin anlaşılamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 13.12.2012 tarihli celsede; davacı vekilinin kesin sürede gider avansını yatırdığına ilişkin makbuzu sunmadığı ve bu hususun HUMK 144,1/g maddesi uyarınca dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK 115/2. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalılar adına kayıtlı bir kısım hisselerin davacı adına şirket pay defterine kaydı ve 10.000 TL tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece süresi içinde gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece 05.12.2011 tarihli celsede 110,00 TL gider avansını yatırması için HMK 120. maddesi gereği davacı vekiline mehil verilmiş olup, dosya içinde bulunan 05.12.2011 tarihli tahsilat makbuzuna göre davacı vekili tarafından bu miktar aynı gün mahkeme veznesine depo edilmiştir. Bu durumda, mahkemece süresi içinde gider avansının yatırılmadığından bahisle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.