T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1203 KARAR NO:2025/2022 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/02/2022 NUMARASI:2021/453 Esas - 2022/182 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1203 KARAR NO:2025/2022 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/02/2022 NUMARASI:2021/453 Esas - 2022/182 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu hakkında 29.12.2020 tarih, ... nolu 19.000,01 TL lik faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla,... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun hiçbir gerekçe göstermeden haksız ve kötü niyetli olarak takibe ve borca itiraz ettiğini, söz konusu alacağın, ticari satımdan kaynaklanan bir alacak olması nedeniyle dava öncesinde arabulucuya başvurulduğunu, herhangi bir anlaşma ve uzlaşma sağlanamadığını, davalı/borçlunun ödeme yaptığına, borcu olmadığına dair bir itirazının da olmadığını, fatura konusu malın (... Jeneretörü) 29.12.2020 tarihli sevk irsaliyesi ile davalı/borçlu çalışanı ...'a teslim edildiğini ancak söz konusu fatura bedelinin müvekkiline ödenmediğini,, .... Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını takibe itirazın haksız olduğunu iddia ederek; ... Sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davacı şirket tarafından söz konusu makinenin müvekkile teslim edildiğinin doğru olduğunu, ancak teslim edildikten sonra müvekkiline bu makinenin kurulumunun da yine davacı firma tarafından yapıldığını, müvekkilinin, bağımsız denetçiler tarafından denetlendiğini ve analiz sonuçlarının beklediği gibi ve söylendiği gibi çıkmadığını, müvekkili çalışanlarından ...'ın, bu durumu davacı şirkete bildirdiğini ve vaad edilen özelliklerin makinede bulunmadığını, bu durumun analiz raporu ile tespit edildiğini bildirdiğini, daha sonra davacı şirket tarafından müvekkili şirkete bu makinenin kendilerine yetmediğini, daha büyüğünü satabileceklerini söylediklerini, bu yönde de bir fiyat teklifi gönderdiklerini ancak müvekkilinin başka makine istemediğini ve bu mevcuttaki makineyi de kullanmasının mümkün olmadığını, kendi şirketlerinde serin ve gün görmeyen bir yerde makineyi muhafaza altına aldıklarını, istedikleri zaman gelip alabileceklerini ilettiklerini, tüm bu konuşmaların telefon ile yapıldığını, davacı firma tarafından müvekkile satılmış olan makine üzerinde gizli bir ayıbın ortaya çıktığını savunarak, davanın reddi ile asıl alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...6098 sayılı TBK’nın 223. maddesinde ayıp ihbarı için herhangi bir şekil şartı ise getirilmemiştir. Ancak 6102 sayılı TTK'nın 18-(3) maddesi uyarınca, taraflar tacir ise ihbarın noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması gerekmektedir. Somut olayda satışa konu ... jenaratörü 29/12/2020 tarihli fatura ve sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edildiği vazıhtır. davalı tarafından düzenlenen iade faturası tarihi ise 22/02/2021 tarihidir. Görüldüğü üzere olayda tacir olan taraflara göre uygulanması gereken yasal düzenlemeler ışığında satılanın ayıplı olduğunu ilişkin 8 günlük süresi içinde TTK. 18/3 maddesi gereği noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza ile yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığından bir an için malın ayıplı olduğu kabul edilse dahi malın mevcut haliyle kabul edilmiş sayılacağı da tespit ve tayin edilmiştir. Böylece davacı şirketin davasını, TMK'nın 6, HMK'nın 190 ve 222/3 maddeleri nazarında birbirini doğrulayan her iki tarafın ticari defter ve belgeleri ile bundan neşet eden bilirkişi raporuna göre açıkça ispat ettiği anlaşılmıştır. Binaenaleyh; dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilmiş ve taleple bağlılık ilkesi ile tarafların tacir sıfatına göre takip tarihinde yürürlükte olan yıllık % 16,75 oranında avans faizi istenebileceği de gözetilerek, davacının davasının kabulü ile, davalı-borçlunun ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazınını iptali ile icra takibinin asıl alacağa (19.000,01 TL) takip tarihinden itibaren yıllık % 16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına, karar verilmiştir. Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise, Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda alacağın gerçek miktarı belli olmasının yanında, davalı taraf da sözleşme ilişkisi ve fatura gereğince borcunun varlığı ve miktarını kendi ticari defter ve belgeleri nazarında açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle davalının itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve dava konusu alacak/borç muayyen/likit olduğundan İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmakla asıl alacağın %20'si olan 3.800,00 TL icra-inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle..." gerekçesiyle davanın kabulüne, İİK'nın 67/1 maddesi gereğince davalı-borçlunun ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazınını iptali ile icra takibinin asıl alacağa (19.000,01 TL) takip tarihinden itibaren yıllık % 16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına, davacının İİK'nın 67/2 maddesi gereğince icra inkâr tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın (19.000,01 TL) %20'si olan 3.800,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hiçbir delilin incelenmediğini, ayıbın ihbar edilip edilmediğinin ortaya çıkartılmadığını, mahkemece 8 gün içinde malın kontrol edilip ihbar yükümlülüğü olduğu gerekçesiyle taleplerin reddedildiğini ancak iş bu makinenin suyun içerisinde asit ve diğer bazı kimyasallarının oranının azaltıldığı bir makine olduğunu, müvekkili şirketin bu makineyi kullanmadan, daha sonrasında da bu makine dolayısıyla suyun içindeki kimyasalların azalıp azalmadığını görmeden makinenin vadedilen fonksiyonları gerçekleştirilip gerçekleştirmediğini görme olasılığının olmadığını, taraflarınca makinenin vadedilen işlevleri yerine getirmediği tespit edildiği gibi bunun bilgisinin davacı şirkete şirket telefonları ile yapılan görüşmeler, mail yazışmaları ile bildirildiğini, ayıp ihbarından sonra davacı şirket tarafından müvekkillerine makinenin ufak geldiğinin belirtilerek daha büyüğünün olduğuna dair mail gönderildiğini, müvekkilinin makineden memnun olması durumunda davacıdan daha büyük bir makinenin mailini ve fiyatlarını sormayacağını, müvekkilinin ve davacı firmanın HTS kayıtlarının getirilmesi hâlinde görüşmelerin olduğu ve tanıklar dinlenildiğinde ise ayıp ihbarının yapıldığının görüleceğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, satıma ilişkin faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, ticari satım konusu emtianın ayıplı olup olmadığı, davalı tarafın ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, delillerin yeterince toplanarak değerlendirilip değerlendirilmediği ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı şirket tarafından, davalı şirket adına 29.12.2020 tarihinde... Jeneratörü ürününe ait 16.101,70 TL tutarında KDV dâhil toplam 19.000,01 TL tutarında e-faturadüzenlendiği, ürünün aynı tarihli sevk irsaliyesi ile teslim edildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete 22.02.2021 tarihinde ürüne ait iade faturasının düzenlendiği, fatura üzerinde fatura tarihinden itibaren bir ayı geçen ürünlerin iadesinin kabul edilmediği hususuna ve ayrıca cihazın istenilen analiz değerlerini vermediğinden iade edildiği hususları ile iade belge tarihi olarak 29.12.2020 tarihinin belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete, davalı şirket tarafından gönderilen iade faturası ile ilgili olarak yazılan mailde, faturanın iade faturası olduğunun anlaşıldığı, taraflarına iade edilmeyen ürüne ait iade faturasının kesilmiş olduğu, uzun süredir kullanılan ürünün iadesinin mümkün bulunmadığı, iade faturasının kabul edilmeyeceği ve defter kayıtlarına alınmayacağının bildirildiği, davalıya ait BA/BS Formunda davacı şirketin düzenlemiş olduğu 16.101,00 TL tutarında faturaya yer verilmiş olduğu, davacı şirket tarafından... sayılı dosyasında 19.000,01 TL tutarındaki fatura ve ticari defter kayıtlarına dayalı alacağın tahsili amacı ile 27.04.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirketin borca itiraz ettiği, davacının İİK 67.maddesi gereğince arabuluculuk aşaması sonrasında bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde 27.07.2021 tarihinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ile birlikte bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 11.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davacı defterlerinin HMK m. 222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde bulunduğu, davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davalı defterlerinin HMK m. 222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde bulunduğu, dosyada mevcut belgeler ışığında, dava ve takip konusu Cari Hesap (Muavin Hesap) kayıtlarındaki işlemlerin (fatura, ödeme, havale, vb.) davacının ve davalının ticari defter kayıtlarına, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve Vergi Usul Kanunu'na göre uygun olarak kaydedildiği, Gelir İdaresi Başkanlığından gelen cevap yazılarının ekinde bulunan, davacı ve davalıya ait BS-BA formlarının birbirleri ile uyumlu olduğu, davacı yanın ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı yandan 31.12.2020 tarihi ve yine takip tarihi olan 27.04.2021 tarihi itibarıyla kaydı olarak 19.000,01 TL alacaklı göründüğü, davalı yanın ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda ise, davacı yana 31.12.2020 tarihi ve yine takip tarihi olan 27.04.2021 tarihi itibarıyla kaydı olarak 19.000,01 TL borçlu göründüğü, davalı yanın aldığı malın ayıplı olması konusunda herhangi bir ayıp ihbarının ya da ihtarnamenin dosyada mevcut olmadığı, bu konuda ki takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; yargılamanın bu aşamasında dahi cihazda iddia edilen ayıp iddiasına dair bir açıklamanın olmadığını, cihazın ayıplı olduğu şekilde hukuken mesnetsiz bir iddiada bulunulduğunu, TTK 7 ve TBK 223.maddeleri uyarınca süresinde yapılan bir ayıp ihbarının bulunmadığını, mail yazışmalarında herhangi bir ayıp ihbarı ve bildirim olmadığının son derece açık olduğunu, raporda bu yönde görüş bildirildiğini, söz konusu cihazın ayıp olması durumunda yeni bir cihaz için fiyat teklifinin istenmeyeceğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde; aleyhe değerlendirmeleri kabul etmediklerini, makine alındıktan sonra makine üzerinde gizli ayıp olduğu , vadedilen şekilde çalışmadığının analiz rapora ile ortaya çıktığını, tanık dinletme taleplerinin yeniden değerlendirilmesi ve ayrıca mail yazışmaları ile birlikte HTS kayıtlarının iddialarını destekleyeceğini, kaydı olarak müvekkilinin ticari defterlerine işlenmiş olan fatura nedeniyle alacak taleplerinin dinlenmesinin yeterli olmadığı, gizli ayıp iddiasının araştırılması gerektiği iddia edilmiştir.Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda TTK 23. ve TBK'da ayıba ilişkin hükümleri de belirtilmek suretiyle davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Takip konusu faturadaki ürün davacı şirketten 29.12.2020 tarihli fatura ile satın alınmış ve aynı tarihte davalı şirkete teslim edilmiştir. Davalı şirket tarafından fatura tarihinden sonra davacı tarafa usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair dosya içerisine herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmemiştir. Davalı tarafça ibraz edilen 08.01.2021 tarihli İstanbul ... Laboratuvarına ait muayene ve analiz raporu kullanım suyuna ilişkindir. Analiz raporunun davacı tarafa usulüne uygun şekilde gönderilip varsa ayıp ihbarında bulunulduğuna dair herhangi bir delil mevcut değildir. Davalı şirket tarafından 29.12.2020 tarihinde satın alınan fatura konusu ürün ile ilgili 22.02.2021 tarihli iadesi fatura tarihine kadar herhangi ayıp iddiası mevcut değildir. Ayıbın ne olduğuna dair somut bir açıklamada mevcut değildir. Davacı tarafça 22.02.2021 tarihli icra takibi öncesi son uyarı başlıklı yazı davalı şirkete gönderilerek fatura bedelinin ödenmesi talep edilmiştir. Davalı şirket, aynı tarihli iade faturasını düzenlemiştir. Taraflara ait usulüne uygun şekilde düzenlenen ticari defter ve kayıtlarda satım konusu ürüne ait fatura yer almaktadır. Ayrıca davalının BA Formunda da fatura konusu asıl alacak miktarının vergi dairesine beyan edildiği tespit edilmiştir. Davalının düzenlemiş olduğu iade faturası davacı tarafça kabul edilmediği gibi, davalının iddia ettiği ayıbın ihbar edildiği kanıtlanmamıştır. Fatura konusu alacak iddiası taraf ticari defter ve kayıtları ile BA/BS Formları ve bilirkişi raporları ile ispat edilmiş olduğundan ve davalı tarafça ayıp ihbarının TTK ve TBK'nın ilgili hükümleri gereğince usulüne uygun ve yasal süre içerisinde gerçekleştirilmiş olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varıldığından, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Tanık beyanları ve HTS kayıtları yargılamaya herhangi bir katkı sağlamayacağından davalı vekilinin söz konusu talep ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 973,19 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.