T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/28 KARAR NO : 2025/1427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/11/2021 ESAS NO: 2021/293 KARAR NO : 2021/989 DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: D…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/28 KARAR NO : 2025/1427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/11/2021 ESAS NO: 2021/293 KARAR NO : 2021/989 DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 21/26 Ocak 2020 tarihinde gerçekleşen 16. Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı esnasında 19-24 Ocak 2021 tarihlerinde düzenlenecek 17. Fuar için davalı ile anlaşıp, aralarında kurulan sözleşme uyarınca 38.696,50 TL peşinatı 24/01/2020 tarihinde EFT yoluyla davalıya ödediğini, Dünya Sağlık Örgütünce ilan edilen Corona virüsün ilk vakası Türkiye’de 11.03.2020 tarihinde görülmüş olup o tarihte Covid 19 pandemisinin sonuçlarının bu denli büyük olacağını tahmin etmenin mümkün olmadığını, bununla birlikte virüsün çok kısa sürede tüm dünyada yayılması ile ülkelerce alınan sıkı önlemler zamanla had safhaya çıkarılmış olsa da sürecin zamanla hafifleyeceği, pandeminin etkisinin azalacağı ve kısa zamanda normal yaşama dönüleceğin umulduğunu, 07.05.2020 tarihinde mail yoluyla iletilerek imzalanması talep edilen, sürekli fuar etkinlikleri düzenleyen davalı tarafından bu etkinlikler için matbu olarak hazırlanmış ve benzer tüm etkinliklerde kullanılan nitelikte ayrıntılı sözleşme formunu imzalayarak davalıya mail yoluyla ilettiğini, 08.05.2020 tarihinde kalan ödeme olan 195.424,35 TL'yi yine EFT yolu ile davalıya ödediğini, akabinde yaz mevsiminde vakalarda artış hızı düşmüş ve tedbirler gevşetilmiş olsa da sonbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte vakalarda artış oranı yeniden yükselişe geçmiş ve Covid 19 Pandemisinin ikinci dalgasının başladığı açıklandığını, bununla birlikte 19 – 24 Ocak 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek olan 17. Uluslararası İstanbul Fuarının, davalı tarafından 14.10.2020 tarihinde iletilen bir maille 3 – 8 Ağustos tarihine ertelendiği bildirildiğini, bu salgın kapsamında alınan idari tedbir ve kararlar baz alındığında, davalı ile aralarında mevcut sözleşmede öngörülen edimin ifası objektif olarak imkansız hale geldiğini, son olarak 21 – 26 Ocak 2020 tarihinde yapılan 16. Uluslararası İMOB Fuarı verileri dikkate alındığında 750'nin üzerinde firmanın katıldığı, davacı ve diğer birçok katılımcı firma açısından bu fuara katılmaktaki en önemli etken Ocak ayında gerçekleşmesi yönüyle kış mevsiminde durgun olan sektöre hareket kazandırması olduğunu, dolayısıyla davacının iş yoğunluğunun zaten fazla olduğu yaz mevsiminde bu fuara katılmanın davacıya hiçbir faydası olmadığı gibi aksine yaratacağı yükle davacıya zora sokarak zarara uğratacak olup, davacının bu fuara katılmakta hiçbir menfaati kalmadığını ve fuara katılma amacını imkânsızlaştırdığını, hastalığın ülkemizde aldığı seyirle birlikte davalı tarafından 14.10.2020 tarihinde taraflarına ulaştırılan maille fuar tarihinin Ağustos ayına ertelendiğinin bildirilmesini takriben kendilerinin de 20.10.2020 tarihinde davalıya ilettikleri maille pandemi sebebiyle, gerçekleşecek fuara katılamayacaklarını bildirerek ödenen ücretin iadesini talep ettiklerini, fakat herhangi bir dönüş alamamaları üzerine davalıya İnegöl 4. Noterliğince 18 Şubat 2021 tarih ... yevmiye numarası ile aralarında mevcut sözleşmenin sona ermesi ve ücretin iadesi konulu ihtar gönderdiklerini ve yine dönüş alamadıklarını belirterek sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda davalıya yapılan ödemenin tahsilin talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle ortaya çıkan hafta sonu yasakları nedeniyle fuarın gerçekleşme imkanı ortadan kalkmış daha sonra Ticaret Bakanlığı tarafından alınan kararlar ile ülkemiz genelinde yapılacak olan tüm fuarlar durdurulduğunu, hal böyle olunca davalı şirkette ülkemizde faaliyet gösteren diğer tüm fuar firmaları gibi bu tarihler arasında gerçekleştirecek olduğu fuarlarını ertelemek zorunda kaldığını, bu durumun müvekkili açısından mücbir sebep teşkil ettiğini, her ne kadar davalının fuarı mücbir sebeple ertelemiş olsa da taraflar arasında imzalanmış olan (davacı vekilinin dilekçesinde de değinmiş olduğu) Fuar Katılım Sözleşmesi dördüncü maddesi incelendiğinde zaten müvekkilinin gerekli görmesi halinde fuar tarihini değiştirme hakkı olduğunu, bu durumun katılımcıya fesih hakkı vermeyeceğinin görüleceğini, Fuar Katılım Sözleşmesi’nin 2. Maddesi uyarınca sözleşmeyi imzalayan katılımcıların, sözleşmenin imzalanmasından sonra ilgili fuara katılmayı reddetmeleri halinde dahi katılımcıların sözleşmeden doğan maddi ve manevi sorumlulukları devam ettiğini, bu durum davalının fuarlar ile ilgili yapacağı iptal dahil her türlü değişiklik hallerinde dahi geçerli olduğu belirtilerek davacı tarafından imzalanmış sözleşmedeki açık hükümler kapsamında davacının sebepsiz zengileşme hükümlerine göre bedel iadesi talebinin kabulü mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda''.....Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 21-26 Ocak 2020 tarihinde gerçekleşen 16. Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı esnasında 19-24 Ocak 2021 tarihlerinde düzenlenecek 17. Fuar için fuar katılım sözleşmesi yapılmış ise de, Covid-19 pandemisinin 2. Dalgası kapsamında fuarın 03-08 Ağustos 2021 tarihine ertelendiği, davalı tarafından 14/10/2020 tarihinde davacıya mail yoluyla iletilmiş olup, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen tarihlerde ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerden dolayı imkansızlaşmıştır. Davacı tarafından, İnegöl 4. Noterliğince 18 Şubat 2021 tarih ... yevmiye numarası ile aralarında mevcut sözleşmenin sona ermesi ve ücretin iadesi konulu ihtarın davalıya gönderildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı her ne kadar, fuarın iptal edilmeyip, ertelendiğini ve davacı ile müvekkili arasında imzalanmış olan Fuar Katılım Sözleşmesi dördüncü maddesi incelendiğinde zaten müvekkilinin gerekli görmesi halinde fuar tarihini değiştirme hakkı olduğunu, bu durumun katılımcıya fesih hakkı vermeyeceğinin görüleceğini, Fuar Katılım Sözleşmesi’nin 2. Maddesi uyarınca sözleşmeyi imzalayan katılımcıların, sözleşmenin imzalanmasından sonra ilgili fuara katılmayı reddetmeleri halinde dahi katılımcıların sözleşmeden doğan maddi ve manevi sorumlulukları devam ettiğini, bu durum müvekkilin fuarlar ile ilgili yapacağı iptal dahil her türlü değişiklik hallerinde dahi geçerli olduğunu, Fuar Katılımcı Sözleşmesini imzalamakla davacının bütün bu koşulları kabul ettiğini, sözleşme yükümlülükleri aynen devam ettiğini belirtmiş ise de, dosyaya ibraz edilen sözleşme içeriğinde bu yönde maddelerin bulunmadığı görülmüştür. Kaldı ki, her ne kadar imkansızlık geçici nitelikte olup, kural olarak borcu sona ermesine neden olmaz ise de, bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. İfanın muayyen bir zamanda yapılacak olması veya ifa zamanının alacaklı için önem taşıdığı hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurduğu kabul edilmelidir. Somut olayda, davacı, ocak ayında yapılan ve kış aylarında ölgünleşen mobilya piyasasında hatırı sayılır bir hareketlilik yaratması sebebiyle fuarın tercih edildiğini, müvekkilinin iş yoğunluğunun zaten fazla olduğu yaz mevsiminde bu fuara katılmanın davacıya hiçbir faydası olmayacağı gibi aksine yaratacağı yükle müvekkilini zora sokarak zarara uğratacağını ve müvekkilinin bu fuara katılmakta menfaati kalmayıp, fuarın amacının müvekkili yönünden imkansızlaştığını beyan etmiş olup, davacının, iptal edilen tarihin kendisi için taşıdığı öneme dair iddiaları samimi bulunmuş ve borcun sona erdiği kabul edilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde de belirtildiği üzere karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür. Davacı tarafça ifanın imkansızlaşmasına dayalı olarak sözleşmeden dönülmesi nedeniyle davalıya yapılan 24/01/2020 tarihli, 38.696,50 TL ve 08/05/2020 tarihli 195.424,35 TL olmak üzere toplam 234.120,85 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 23/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde özetle; fuara ilişkin tüm hazırlıkların tamamlandığı, Covid-19 durumunun davalı açısından mücbir sebep teşkil ettiği, fuarın belirsiz tarihe ertelenmediği, davalı tarafından davacının fuara katılımı için bütün hususların yerine getirildiği , ertelenen tarihte aynı şartlarla fuarın yapıldığı ancak davacının mazeretsiz olarak katılmadığı, belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir. Davalı vekili tarafından 20.12.2021 havale tarihli istinaf dilekçesinde ise, fuar katılım sözleşmesinin eksik sunulduğu, 2020 tarihli fuar katılım sözleşmesine ek protokol yapıldığı belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında düzenlenen fuar katılım sözleşmesi bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi istemidir. Dava dilekçesine ekli olarak sunulan 19/24 Ocak 2021 tarihinde davalı İstanbul ... şirketin organizasyonunda gerçekleşecek 17. Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarına katılım konusunda taraflar arasında sözleşme incelendiğinde, sözleşme bedeli olarak yer alan 234.120,85 TL nin 08.05.2020 tarihinde nakit olarak öedeneceği belirlenmiş ve ''fuar katılım sözleşmesi'' başlıklı belgenin 2. Maddesinde Katılımcı, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, katılımcının fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb. düzenleyicinin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder...hükmü yer aldığı tespit edilmiştir.Mahkemenin 22/09/2021 tarihli celsesinde verilen 1 no lu ara karar uyarınca davalı vekili tarafından davaya konu sözleşmenin onaylı örneği sunulmuştur. Anılan sözleşmenin maddeleri incelendiğinde ;''2. maddesinde; "..Fuar Katılım Sözleşmesi'ni imzalayarak DÜZENLEYİCİ'nin ... Expo Uluslararası Fuar Merkezi'nde (kısaca ... Expo) organize ettiği, .....tarihleri arasında gerçekleşecek.....isimli sergi veya fuara (kısaca Fuar) katılmayı kabul eden KATILIMCI bu imzadan sonra sözleşmeye konu standını boş bırakma-erken ayrılma hakkı olmamakla birlikte fuara katılmasa geç gelse, erken ayrılsa dahi KATILIMCI nın sözleşmeden ve kanundan doğan maddi dahil tüm yükümlülükleri devam eder. ''hükümlerini içerdiği ve 27.03.2019-26.04.2019-28.05.2019 ve 26.06.2019 tarihlerinde 9.716,00 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça İnegöl 4.Noterliği aracılığıyla gönderilen 18 Şubat 2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile , fuarın gerçekleşebilirliğinin tamamen belirsiz hale geldiği ve fuarın amacının imkansızlaştığı belirtilerek 38.696,50 TL ve 195.424,35 TL sözleşme bedelinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 5 gün içinde davacı hesabına yatırılması istenilmiştir. Davalı tarafça katılımcılara hitaben düzenlenen duyuruda, Covid- 19 pandemisi nedeniyle küresel seyahat engellerinin de kalkacağı tarihin de göz önünde bulundurulduğu ve iş bu nedenle fuarın 03-08 Ağustos 2021 tarihine ertelendiği belirtilmiştir. 31.03.2021 tarihinde açılan dava ile, fuar 03-08 Ağustos tarihine ertelenmiş ise de; o tarihte de fuarın gerçekleşebilirliğinin belirsiz olduğu, salgının belirsiz süreyle devam etmesi ve sebep olduğu sonuçların ortadan kalkacağı zamanın öngörülememesi nedeniyle sözleşme ilişkisinin katlanılmaz hal aldığı, ifa imkansızlığının davacıdan katlanılmayacak derecede olması nedeniyle sürekli ifa imkansızlığı teşkil ettiği ve TBK m.136-137 maddeleri uyarınca imkansızlaşan borcun sona erdiği belirtilerek davalıya ödenen bedelin ticari avans faiziyle birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi istemli açılan davada mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer bir takım istisnai ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.İfa imkansızlığı, TBK'nın 136. maddesinde düzenlenmiş olup, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsız olmasını ifade etmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 136/1. Maddesinde; "Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer." 137. Maddesinde Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkansızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkansızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi ifa imkansızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkca anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer . hükümlerine yer verilmiştir.TBK’nın 138. maddesi ile getirilen "Aşırı ifa güçlüğü" başlıklı yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan maddede belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar (1) sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, (2) bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması yine (3)bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve (4) borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkı bulunmaktadır. ( Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 27/06/2019 tarih 2019/2379 E. 2019/7997 K. Sayılı ilamı) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmüne haizdir. Somut davada, davacının talebinde haklılık durumun tespiti yukarıda belirtilen yasa hükümleri ışığında incelenmelidir. Ancak , dava dilekçesine ekli olarak sunulan sözleşme ile davalının sunduğu fuar katılım sözleşmesi hükümleri birbirinden farklık göstermektedir. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda açıklanan gerekçeli kararda bu durum tartışılmamış ve hangi nedenle davalı tarafça sunulan sözleşmeye üstünlük tanındığı açıklanmamıştır. Öncelikle , hükme esasa alınacak sözleşme konusundaki bu belirsizliğin giderilmesi gerekmektedir. İş bu nedenle taraf /vekillerine 6100 sayılı HMK nun 31. Maddesi uyarınca yazılı beyanlarını sunması için süre verilmeli ve uyuşmazlığa konu sözleşme belirlendikten sonra davanın esasına girilerek varılacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/293 E. 2021/989 K. Sayılı 10/11/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/12/2025