İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP : İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talebinde bulunan banka ile müvekkili şirket arasında, icra takibine konu edilebilecek veya ihtiyati hacz…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1279 KARAR NO : 2025/1339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/08/2025 (Ek Karar) NUMARASI : 2025/1394 D.İş - 2025/1512 Karar TALEP: İhtiyati Hacze İtiraz İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP : İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talebinde bulunan banka ile müvekkili şirket arasında, icra takibine konu edilebilecek veya ihtiyati hacze dayanak teşkil edebilecek herhangi bir borç ilişkisi olmadığını, ne var ki ihtiyati haciz talebinin Mahkememizce kabul edilmiş ve bu doğrultuda karar verilmiş olduğunu, ancak bu kararın, açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira İİK'nın 257. maddesi, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için gerekli şartları açık şekilde düzenlemekte olduğunu, bu madde uyarınca, “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa.” şeklinde olduğunu, oysa yukarıda da belirtildiği üzere, müvekkili şirketin yerleşim yerinin "Fulya Mah. Büyükdere Cad. Quasar... İç Kapı ... Şişli/İstanbul" adresinde olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin, 09.04.2025 tarihinden bu yana, bir kamu kurumu olan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) denetimi altında olduğunu, kamu kurumu denetimi altında faaliyet gösteren bir şirket hakkında, İİK m. 257 kapsamında değerlendirme yapılması ve müvekkilinin mallarını kaçırdığı, kaçmaya teşebbüs ettiği veya hileli işlemlerde bulunduğu iddiasıyla ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin kaçak olmadığını, mal kaçırmamış olduğunu ve bu yönde herhangi bir teşebbüste de bulunmamış olduğunu, tüm bu hususların bu kadar açık ve net ortada iken, Mahkememizce müvekkili şirket dinlenmeden aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesinin taraflarınca anlaşılamamakta olduğunu ve hukuken kabul edilemez nitelikte olduğunu, dosya kapsamında müvekkili şirketin talep edilen borçtan sorumlu olup olmayacağının toplanacak deliller ve yapılacak yargılamadan anlaşılacağından, müvekkili şirketin mal kaçırma ya da kaçma hazırlığında olduğuna ilişkin herhangi bir delil de bulunmadığından, ihtiyati haciz talebinin reddi gerekirken Mahkemece kabul edildiğini, müvekkili şirketin, kanuna uygun olarak kurulmuş ve kamu kurumu niteliğindeki sigortacılık ve özel emeklilik düzenleme ve denetleme kurumu (SEDDK) denetimine tabi bir sigorta şirketi olduğunu, binlerce sigortalıya hizmet vermekte olup, sigortalıların zararlarını karşılamakla yükümlü olduğunu, bu doğrultuda, faaliyetlerine kesintisiz şekilde devam etmesinin hem yasal yükümlülükleri hem de kamu yararı açısından zorunlu olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; duruşma açılması taleplerinin kabulünü, haklı itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ek kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, " Somut olayda mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararı; taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi kartı harcamaları ve tazmin edilen teminat mektuplarından doğan alacağa dayalı olarak verilmiş olup, borçlu tarafça kamu denetimi altında faaliyet gösteren sigorta şirketi oldukları, ihtiyati haciz sebebiyle sigortalılarına ödeme yapamadıkları, faaliyetlerinin engellendiğinden bahisle itirazda bulunulmuş ise de, itiraz edenin kullandırılan kredi kartı harcamalarına ve tazmin edilen teminat mektuplarına ilişkin bir itirazının bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme gereği itiraz edenin borçtan sorumlu olduğu anlaşılmakla dosyaya mübrez ve talep dayanağı genel kredi sözleşmesi, kat ihtarnamesi ve tebliğ şerhi kapsamında; İİK'nun 257/1 fıkrası ile İİK'nun 258 fıkrasında aranan şartların mevcut olduğu, muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağın varlığı hususunda Mahkememizin 26/06/2025 tarihli ihtiyati haciz kararında kabul edilen miktar yönünden yaklaşık ispat şartının sağlandığı anlaşıldığından mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle ihtiyati hacze itirazın reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesinin, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için gerekli şartları açık şekilde düzenlemekte olduğunu, ne talep eden taraf ne de Sayın Mahkeme, anılan yasal düzenlemeyi dikkate alarak hareket ettiğini, müvekkili şirketin, 09.04.2025 tarihinden bu yana, bir kamu kurumu olan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) denetimi altında olduğunu, kamu kurumu denetimi altında faaliyet gösteren bir şirket hakkında, İİK m. 257 kapsamında değerlendirme yapılması ve müvekkilinin mallarını kaçırdığı, kaçmaya teşebbüs ettiği veya hileli işlemlerde bulunduğu iddiasıyla ihtiyati haciz kararı verilmesinin, hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin kaçak olmadığını, mal kaçırmadığını, bu yönde herhangi bir teşebbüste de bulunmadığını, müvekkili aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının, şirketin faaliyetlerini sürdürebilmesine ciddi şekilde engel teşkil etmekte olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Talep, genel kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarına dayalı olarak verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. İhtiyati haciz isteyen tarafça, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların ödenmediğinden bahisle, ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş, Mahkemece talep kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Bunun üzerine ihtiyati hacze itiraz eden tarafından, ihtiyati haczin şartlarının bulunmadığı iddiasıyla ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nın 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nın 265/3. Maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği, düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir. Somut olayda, Kartal 28. Noterliğinin 09/05/2025 Tarih ve ... YN'lu hesap kat ihtarı ile kredi hesabının kat edildiği ihtar edilmiştir. Hesabın kat edilmesiyle borç muaccel hale gelir. Hesap kat ihtarına itiraz edilmiş olmasının dahi, alacağın muaccel olmasına ve ihtiyati haciz kararı verilmesine bir engeli bulunmamaktadır. Buna göre, ihtiyati haciz isteyen banka tarafından sunulan belgeler ile, hesap kat edilerek muaccel hale gelen alacağın varlığı bakımından yaklaşık ispat şartı gerçekleşmiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025