7. Hukuk Dairesi 2011/5164 E. , 2011/8401 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu…
**7. Hukuk Dairesi 2011/5164 E. , 2011/8401 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Genel kuralı oluşturan bu hükümler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyeti kural olarak arzın mukadderatına tabi olduğundan muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Aksine bir hüküm bulunmadıkça da muhtesatların mülkiyetinin taşınmazın malik veya maliklerinden başka birisine veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespiti dava edilemeyeceği gibi mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Ne var ki, böyle bir istemle dava açılması halinde "Çoğun içinde azı da vardır" kuralı gözetilerek hukuki yarar bulunması ve diğer koşulların da varlığı halinde davanın kısmen kabulü ile muhtesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. HUMK.'un 94.maddesi hükmüne göre de davanın kabulüne karar verilmesi halinde davalı tarafın harç ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılabilmesi için davalı tarafın kendisine yapılacak tebligat üzerine ilk duruşma oturumuna gelerek davayı kabul etmiş olması ve bunun yanında hal ve vaziyeti ile dava açılmasına da sebebiyet vermemiş olması gerekir. Bu koşullardan birinin gerçekleşmemesi halinde davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan alınmasına karar verilmesi ve davacı taraf yararına yargılama giderlerinden sayılan avukatlık parasına hükmedilmesi zorunludur. Somut olaya gelince, davacı tarafın paylı mülkiyet şeklinde tapuda taraflar adına kayıtlı, ortaklığın giderilmesi davasına konu 200 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bina ve müştemilatlarının kendisi tarafından yapıldığını, ağaçların kendisi tarafından dikilip yetiştirildiğini öne sürerek mülkiyetinin tespiti istemiyle görülen davayı açtığı, davalıların yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermedikleri, duruşmalara katılmadıkları, davaya cevap vermemekle reddini istemiş sayıldıkları, ortaklığın giderilmesi davası sırasında da davaya konu muhdesatların davacıya ait olduğunu kabul etmedikleri, bu nedenle dava açılmasına sebebiyet verdikleri anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece davacının mülkiyet tespiti isteminin yerinde olmadığı, davalıların dava açılmasına sebebiyet verdikleri, en geç ilk duruşma oturumunda davayı kabullerinin de sözkonusu olmadığı, bu nedenle somut olayda HUMK’nun 94 maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmediği gözetilerek davanın kısmen kabulü ile davaya konu muhtesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, davacının mülkiyet tespitine ilişkin isteminin reddedilmesi, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline, yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 528,10 TL temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 22.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.