7. Hukuk Dairesi 2013/3222 E. , 2013/8960 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesi
**7. Hukuk Dairesi 2013/3222 E. , 2013/8960 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, davacının davalılardan ... A.Ş.de 02.01.1998 tarihinde çaycı olarak işe başladığını, 01.05.2003 tarihine kadar şirkette çalışan müvekkilinin 01.05.2003-10.06.2007 tarihleri arasında şirket sahibinin annesinin evinde, 10.06.2007'den sonra da kız kardeşinin evinde çalıştırıldığını, 26.10.2009 tarihinde de akaryakıt istasyonunda geceleri saat 23'den sabah 09'a kadar çalışacağı ve tuvalet temizliği yapacağı söylendiğini, küçük bebeği olması nedeniyle gece çalışamayacağını söylemesi üzerine de iş sözleşmesinin kötü niyetli ve haksız olarak feshedildiğini, ... A.Ş.de çalıştığı dönemde haberi olmaksızın diğer davalı ... A.Ş.den SSK bildirimlerinin yapıldığını bu durumu iş sözleşmesinin feshinden sonra öğrendiğini son ücretinin net 650.00.TL ve yemek yardımından yararlandığını iddia ederek ihbar, kıdem tazminatı ve kötü niyet tazminatı ile ücret alacağı, fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının son olarak müvekkillerinden ... A.Ş.de çalışmış olduğunu, davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, önceki işveren ... A.Ş.ye husumet tevcihi yasal olarak mümkün olmadığından hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacının fazla mesai, tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının zaman aşımına uğramış olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıalar doğru olmayıp davacının Levent-İst. adresinde faaliyet gösteren ... A.Ş.de işe başladığını, işyerinin Ağustos 2005 ayında Kemerburgaz'a nakledildiğini, 2006 yılında evlenip 2007 yılında çocuğu olan davacının evine daha yakın olan ... A.Ş.de işe alınarak 01.01.2008'den itibaren çalışmasını bu şirkette sürdürdüğünü, işveren değişikliğini fesihten sonra öğrendiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının çalıştığı işyeri şirkete ait benzin istasyonu olup çay ve temizlik işlerinde çalışan davacının gece çalıştırılmak istendiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının 15.11.2009 tarihinde işten ayrılıp 16-17-18-19 Kasım 2009 günlerinde işe gelmediğinden iş sözleşmesinin İş kanunun 25/II-g maddesine göre haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, davacı iş yerinde kıdemli bir işçi olup işverenin emrinde götürülüp uzun süre ev işinde çalıştırılmış bir işçidir. Davacı tanıkları davacının 650,00 TL net ücret aldığını beyan etmişler ancak davacının ücreti yasal asgari ücret üzerinden bildirilmiştir. Dosyadaki delillerden davacının 650,00 TL net ücret + 100 TL yemek parası şeklinde çalıştığı sabit olduğu halde hesaplamanın 550 TL + 100 TL üzerinden yapılması hatalı olmuştur. Davacının tüm hak ettiği alacaklarının bu ücrete göre hesaplanması gerekirken aksinin kabulü ile hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.