11. Hukuk Dairesi 2012/17974 E. , 2013/21517 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.09.2012 tarih ve 2011/692-2012/519 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları
**11. Hukuk Dairesi 2012/17974 E. , 2013/21517 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.09.2012 tarih ve 2011/692-2012/519 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi müteveffa ....'ın daire satın almak için davalı bankadan kredi kullandığını, bu krediden dolayı bankanın kendi bünyesinde kurulu bulunan diğer davalı şirketçe 18.263,55 TL vefat teminat bedeli üzerinden 14/02/2008 tarihinde 5726954 poliçe numarası ile bir yıllık hayat sigortası poliçesi ile murisin sigorta ettirildiğini, vefatı anında da halen sigorta poliçesi geçerli olduğu halde, kalan borcun sigorta kapsamı dışındaymış gibi yorumlandığını, haksız şekilde ipotekli dairenin cebren satışına yol açılarak müvekkillerinden tahsil edildiğini, gerek sigorta tazminatı ödenmemesi ve gerekse de ipotekli dairenin cebren satışından dolayı gerçek değerinden satılmamasından ötürü müvekkillerinin maddi zarara uğradıklarını ileri sürerek, 18.263,55 TL vefat tazminatı ile ipotekli dairenin gerçek değerinin tespiti ile aradaki farkın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili; müvekkilinin TTK gereğince tali acentelik görevini yerine getirmesi nedeniyle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, bununla beraber davacıların murisinin sigorta poliçesi oluşturulmadan ve sigorta sözleşmesi diğer davalı ile imzalanmadan önce doldurmakta olduğu beyan formunda gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, hayat sigortalarında sigorta ettirenin gerçeğe aykırı beyanda bulunması ve gizlenen hastalık ile ölüm olayı arası bağlantı olması halinde tazminat ödemesinin mümkün olmayacağını, bu nedenle de savunmaları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, davacıların talebinin TTK 1290. maddesi gereği teminat dışında kaldığını, krediyi kullanan müteveffaca vefat nedeni olan koroner arter hastalığının beyan edilmediğini, hastalığın tanısının sigorta sözleşmesinden önce konulduğunu, hayat sigortalarında beyana itimadın esas olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir ilişkisi olmadığı kredi dosyası nedeniyle satılan emlaktan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; muris Cavide Okan'ın 07/01/2010 tarihinde vefat ettiği, ölüm tutanağında murisin ölüm nedeninin "kronik kalp hastalığı" olarak gösterildiği, ayrıca dosyaya getirtilen kayıtlara göre muris Cavide Okan'ın 2003 yılında Koroner By-Pas ameliyatı geçirdiği, hastalığın ilk poliçe tarihi olan 14/02/2008'den önce mevcut olduğunun 10/05/2012 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile belirlendiği, sigortalının bütün bunlara rağmen poliçe tarihinden önce kendisinde bulunan ve açıklanması durumunda karşı tarafın sigorta sözleşmesini yapmaktan kaçınabileceği hastalık ve ameliyatlarını gizlemek suretiyle sözleşme öncesi ihbar külfetine aykırı davrandığı, gizlenen hastalıkla gerçekleşen riziko (ölüm) arasında illiyet olduğu, bu nedenle poliçe bedeline ilişkin talebin reddi gerektiği, buna bağlı olarak davacıların taşınmazın gerçek değerinden düşük değerde satılması nedeniyle aradaki farkın tazminine ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili ; kararı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.