11. Hukuk Dairesi 2008/9422 E. , 2010/813 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.03.2008 tarih ve 2006/75-2008/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm…
**11. Hukuk Dairesi 2008/9422 E. , 2010/813 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.03.2008 tarih ve 2006/75-2008/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait tekstil emtiasının İstanbul’dan Slovenya’ya nakliyesinin davalı tarafından yapılmak üzere emtianın davalıya ait tıra yüklendiğini, daha sonra davalının aracı kendilerine ait otoparka park ettiğini, 4 gün sonra meydana gelen yağış nedeniyle park alanının yakınındaki derenin taşması sonucu suların tır içine girdiğini ve emtianın kullanılamayacak şekilde hasarlandığını, davalının taşıma sözleşmesine göre hasardan sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, aşırı yağış nedeniyle tır parkının sular altında kalmasının ve emtianın hasarlanmasının önlenmesine imkan bulunmayan olağanüstü hal olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesine göre davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, taşıma sözleşmesine dayalı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı taşıyanın davacı taşıtandan 30.06.2006 Perşembe günü teslim aldığı tekstil ürünlerinin yüklendiği TIR’ın yola çıkmadan önce beklediği TIR parkında, 04.07.2006 Pazartesi günü son 20 yılın en şiddetli ve fazla yağan olağanüstü yağmurun neden olduğu dere taşması olayı sonucu yükselen suyun, TIR seviyesindeki yüke ulaşıp zarar verdiği dosya kapsamı ile sabit ve çekişmesizdir. Mahkemece, yağmurun önceden tahmin edilemeyecek şiddette olduğunun sabit olması nedeniyle CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesi uyarınca davalının sorumlu tutulamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tüm aşamalarda yükün teslim alınmasından sonra davalı tarafından hemen hareket edilmeyip aracın bekletildiğini, bu sırada da anılan olayın meydana geldiğini, şayet hemen hareket edilse idi bu zararın meydana gelmeyeceğini, davalının bu nedenle kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesinde, kayıp, hasar ve gecikmenin taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarına engel olamayacağı bir olaydan doğmuş ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı öngörülmüştür. Deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gereken özen ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacak ise taşıyıcının sorumlu olmadığı kabul edilebilecektir. Doktrinde bir görüşe göre basiretli bir tacirin göstereceği özenin üzerinde, hatta basiretli bir taşımacıdan beklenen dikkat ve özenin ötesinde en üst düzeyde özenin gösterilmesine ihtiyaç duyulur (Bkz:Arıkan Sabih, Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayın No:40, Ankara, 1982, Sh 44). Meydana gelen aynı olay nedeniyle davalı hakkında açılan bir başka dosyada Dairemizin 2008/2440 Esas, 2009/6634 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, yaz ortasında anormal bir kış havası yaşanması ve bunun meteoroloji tarafından önceden bildirilmemiş olması gibi durumların taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaracağı, somut olayda olduğu gibi davalının öngöremeyeceği ve önleyemeyeceği bir doğa olayı nedeniyle meydana gelen zarardan anılan 17/2. madde uyarınca davalının sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak, mahkemece davacının itirazları üzerinde yeterince durulmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, taşıma sözleşmesi ve ekleri ile gümrük işlemlerine ilişkin belgeler celbedilerek ve ek rapor alınarak, taşıma süresi ve taşımaya başlama gününün kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, kararlaştırılmamışsa, makul bir taşıma süresinin ve buna göre ne zaman yola çıkılması gerekeceğinin belirlenmesi, yükün teslim alınmasından sonra davalının Pazartesi gününe kadar beklemesinde zaruret bulunup bulunmadığı, beklemeye davacının neden olup olmadığı, tarafların karşılıklı kusurlarının bulunup bulunmadığı, yola çıkışta gecikme nedeniyle meydana gelen zararın gümrük işlemlerinin uzamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zarar ile tarafların hangisinin hangi eylemi ile nedensellik bağı kurulabileceği, bir başka ifade ile davalının yukarıda bahsedilen kurtuluş beyyinesinden istifade edip edemeyeceği ve ayrıca aracın davacıya ait parkta beklerken meydana gelen su taşkınlığının aniden olup olmadığı, suyun yükselmesi esnasında aracın bu yerden uzaklaştırılmasının mümkün bulunup bulunmadığı, davalının bu konuda gerekli dikkat ve özen görevini yerine getirip getirmediği, dolayısıyla kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.