11. Hukuk Dairesi 2011/2289 E. , 2011/5219 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen DavadaYozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 gün ve 2008/73 - 2008/311 sayılı kararı bozan Daire’nin 30.11.2010 gün ve 2009/1116 - 2010/12220 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yin…
**11. Hukuk Dairesi 2011/2289 E. , 2011/5219 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen DavadaYozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 gün ve 2008/73 - 2008/311 sayılı kararı bozan Daire’nin 30.11.2010 gün ve 2009/1116 - 2010/12220 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi verilerek ve ikna edilerek müvekkilinden davalılardan şirket adına 01.01.2001 tarihinde 20.000 DM tahsil edilip, “... Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” ibareli belge verildiğini, devir eden gözüken ...'ın şirketin temsilcisi olup olmadığının belli olmadığını, bu nedenle ortaklık ilişkisinden sözedilemeyeceğini, davalılara gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini, davalı şirketin ise davacının ortak olduğunu ve TTK'nun 329 ve 405. maddelerini sebep göstererek parayı ödemediğini, Yimpaş Holding A.Ş.’nin ana sözleşmesinin 4/a bendinde faiz ve temettü garantisi verildiğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, SPK’na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların nedensiz zenginleştiğini, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329 ve 405. maddelerine dayanılamayacağını, şirket yöneticilerinin Dursun’un TTK’nun 67. maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, davalı ...’un şirketi paravan olarak kullandığını ve TTK'nun 336. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu sözleşme ile hisse devri yapılamayacağının, davacının ortaklığının kurulmadığının tespitini, tahsil edilenin faiziyle birlikte toplam TL karşılığı olan 17.713.18 TL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının davalı şirkete 200 hisse ile ortak olduğunu, Dursun'a da ortaklık payı iadesi davası açılamayacağını, husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili bulunduğu şirketin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul tarafından faaliyetleri denetlenen bir Anonim Şirket olduğunu, TTK'nun 329. ve 405. maddesi gereğince Anonim Şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketin tasfiye halinde olmadıklarını, 1 yıllık zamanaşımının dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davacının davalı şirkete 200 hisse ile ortak olduğu, davalıların Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalı şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur. Davalılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 25.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.