11. Hukuk Dairesi 2014/985 E. , 2014/8947 K. MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/02/2012 tarih ve 2010/196-2012/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihal…
**11. Hukuk Dairesi 2014/985 E. , 2014/8947 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/02/2012 tarih ve 2010/196-2012/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 2003 yılından bu yana kesintisiz şekilde kullandığı S..., ...S... ve ...S... XL ibarelerini içeren markaların sahibi olduğunu ve büyük yatırımlar sonucunda “S...” ibareli markalarını tanınmış marka haline geldiğini, davalı şirketin “...!” ibaresinin marka olarak tescili için diğer davalı ...'ye başvuruda bulunduğunu, başvurunun ilanı üzerine itiraz ettiklerini, ancak itirazlarının YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa davalı başvurusunun müvekkili tanınmış markaları ile gerek yazılış, gerek telaffuz ve gerekse harf adedi ve sıralanışı bakımından ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve iltibas yarattığını, tescil istenen sınıfların da aynı olduğunu, davalının “...!” işaretini marka olarak tescil ettirmek istemesinin kötü niyete dayandığını ileri sürerek ... YİDK’nın 2010-M-3400 sayılı kararının iptaline, başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu ... YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu başvurunun emtia listesindeki malların tamamının davacının markasının emtia listesindeki mallar ile aynı veya aynı tür olduğu, davacının 2003/16435 sayılı markasının münhasıran "S..." ibaresinden oluştuğu dolayısıyla esaslı unsurunun S... kelimesi olduğu, "...S..." ibareli markasında iki kelimeden birinin diğerine göre ön plana çıkarılmadığı, esaslı unsurun bu iki kelimenin bütünü, yani ...S... ibaresi olduğu, davacının diğer markalarında da "S..." kelimesinin esaslı unsur olarak kullanıldığı, “S...” ibaresinin İngiltere’nin başkenti Londra’da Asya ve Akdenizli göçmenlerin ve onların kültürünün yaşadığı eğlence merkezi olarak da bilinen bir semt adı olduğu, bununla beraber ülkemiz ortalama gıda alıcılarının büyük bir kısmının kelimenin bu anlamını bildiğinin kabulünün mümkün olmadığı, dava konusu başvurunun ise "...!" ibaresinden oluştuğu, “...” ibaresinin Türkçe’de “daha neler” anlamında bir ünlem olduğu, anılan farklar nedeniyle işaretler aynı olmadığı gibi, bütün olarak ayırt edilemeyecek derecede bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, öte yandan davacı markalarında münhasır veya esas unsur olarak yer alan “s...” ibaresi ile dava konusu başvurunun esaslı unsuru olan “...!” ibarelerinde “o”, “h” ve “o” harflerinin ortak olduğu ancak davacı markalarının esaslı unsurunun “s” harfi ile başladığı; esasen soldan sağa doğru okunup algılanan kelimelerde ilk hece ve harfin vurguyu üzerinde taşıması nedeniyle önem arz ettiği, bu nedenle, anlam farklılığı yanında karşılaştırılan esaslı unsurların yazılışları ve görünümleri itibariyle de farklı oldukları, davacı markalarının tanınmışlığına dair itiraz sürecinde delil sunulmadığı gibi yargılama aşamasında sunulan delillerin de, davacının "S..." ibareli markasının kullanım yoğunluğu ve yaygınlığı ciro, reklam ve tanıtıma ayrılan süre, ihlale maruz kalma sıklığı gibi tüm kıstaslar itibariyle KHK'nın 8/4 hükmü anlamında tanınmışlığının kanıtlanamadığı, sonrada kazanılmış yüksek bir ayırt ediciliğinin varlığından da söz edilemeyeceği, dolayısıyla taraf markaları arasında KHK md. 8/1-b anlamında iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair hiç bir kanıt ve verinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.