11. Hukuk Dairesi 2019/3800 E. , 2020/2130 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 04/07/2019 tarih ve 2019/338-2019/729 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihala…
**11. Hukuk Dairesi 2019/3800 E. , 2020/2130 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 04/07/2019 tarih ve 2019/338-2019/729 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 4.4.2012 tarihinde bir kısım şirket ortakları arasında imzalanan sözleşme ile davalının hisselerinin 1.000.000 TL bedelle satışı ve satış bedelini teminen müvekkili şirketin gayrimenkulü üzerinde davalı lehine 1.000.000 TL bedelli ipotek tesisine karar verildiğini, sözleşmede imza eksiği bulunmasına rağmen 10.4.2012 tarihinde şirket müdürü sıfatıyla ... tarafından hiçbir yönetim kurulu veya genel kurul kararı olmaksızın söz konusu sözleşme hükmüne istinaden müvekkili şirkete ait gayrimenkul üzerine davalı lehine 2. derecede 1.000.000 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, anılan işlemin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirkete ait dava konusu gayrimenkul üzerinde tesisi edilen 1.000.000 TL bedelli, 2. derecedeki ipoteğin terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ipotek tarihinde davacı şirketin genel kurulunun bu işleme onay verecek konumda olduğunu, protokole imza koyanların aynı zamanda davacı şirkette karar yeter sayısında oy oranına sahip olduklarını, yani davacının her zaman genel kurulu toplayarak davalıya verilen ipoteği onaylama hakkına sahip olduğunu, ancak bunu yapmayarak haksız ve kötü niyetli olarak ipoteği iptal ettirmeye çalıştıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının YK üyesi iken şirket ile arasında bir ipotek tesisi işlemi yapmış olduğu, bu konuda verilmiş bir genel kurul izni veya onayı bulunmadığından işlemin batıl olduğu ve iyiniyete de herhangi bir sonuç bağlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ipoteğin terkinine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı lehine yapılan 10.4.2012 tarihli ipotek tesisine yönelik işlemlerin, TTK'nın 334'ncü maddesinin öngördüğü geçerlilik şartı olan genel kurul izni koşulu gerçekleşmiş olmadığından hükümsüz olup iptali isteminin mümkün olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.