Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/2567 E. , 2024/2610 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2019/2567 Karar No : 2024/2610 DAVACILAR : 1. .... Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 2. ... Energy Mühendislik Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 12/05/2019 tarih ve 30772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 28. maddesinin 7. fıkrasın
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/2567 E. , 2024/2610 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2019/2567 Karar No : 2024/2610 DAVACILAR : 1. .... Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 2. ... Energy Mühendislik Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 12/05/2019 tarih ve 30772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 28. maddesinin 7. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davaya konu Yönetmelikte, mülga Yönetmelikte yer alan kuralın aynen korunduğu, bu kuralın yatırım yapılabilir ve öngörülebilir devlet ilkesinden uzak olduğu, ciddi sayıda yatırımcının ülkeden ayrılmasına neden olduğu, hukuk devleti ilkesinin temeli olan öngörülebilirlik ve ölçülülük ilkelerinin ihlal edildiği, EPDK'nın kanun tarafından kendisine verilmeyen bir kısıtlama yetkisi kullandığı, dava konusu Yönetmelik maddesi ile ölçüsüz bir cezanın öngörüldüğü, kaçak elektrik kullanımına ilişkin zaten halihazırda etkili yaptırımların olduğu, madde ile lisansız elektrik üretimi yapan firmaların dağıtım şirketleri karşısında savunmasız ve korumasız bırakıldığı, dağıtım firmalarının asılsız tespitleri ile lisansız elektrik üretim iznini kolayca geri alabileceği ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI : Öncelikle, usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığının tespiti hâlinde süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak ise, dava konusu Yönetmelik maddesinin tüm yönleri ile mevzuata uygun olduğu, mülga Yönetmelik maddesinden farklı olarak, kaçak elektrik kullanım faturasına ilgili mevzuat kapsamında itiraz edilmemesi ya da yapılan itiraz sonucunda nihai olarak kaçak elektrik tüketiminin tespit edilmesi hâlinde ilgisine göre bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu, bağlantı anlaşması ve sistem kullanım anlaşmasının iptal edileceğine dair kurala yer verildiği, böylece davacının dilekçesinde öne sürdüğü mağduriyetlerin önlenmesinin amaçlandığı, lisanssız elektrik üretimi yapan firmalar üzerinden dağıtım firmalarının gelir elde etmediği, dolayısıyla sayılarının artmasında ya da azalmasında bir yararlarının bulunmadığı, lisanssız elektrik üretiminde asıl amacın bir tüketim tesisine sahip olmanın yanı sıra burada elektrik tüketmek, tüketilen bu elektriği inşa edilen üretim tesisinden sağlamak ve tüketimden arta kalan ihtiyaç fazlası enerji için gelir elde edilmesi olduğu, tüketim tesisinin elektrik tedarikinin kaçak olarak yapılması halinde mevzuatın amacına aykırı bir uygulamanın ortaya çıktığı, lisanssız elektrik üretim tesisinin tüketim tesisiyle bir bütün olduğu, lisanssız elektrik üretim tesisiyle ilgili mağduriyet yaşamak istemeyen kişilerin tüketim tesisini mevzuata uygun şekilde tesis etmesinde zorunluluk olduğu savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava; 12/05/2019 tarih ve 30772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 28. maddesinin 7. fıkrasının iptali istemi ile açılmıştır. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, üretim faaliyetinin, lisans almak koşuluyla yürütülebilecek elektrik piyasası faaliyetlerinden biri olduğu; 14. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, kurulu gücü azami bir megavatlık yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisinin lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf faaliyet kapsamında olduğu; üçüncü fıkrasında, lisans alma yükümlülüğünden muaf olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten kişilerin ihtiyacının üzerinde ürettiği elektrik enerjisinin sisteme verilmesi hâlinde elektrik enerjisi son kaynak tedarik şirketince, 10/05/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'da kaynak türü bazında belirlenen fiyatlardan alınacağı; dördüncü fıkrasında, bu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır. 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un 6/A maddesinde; "4628 sayılı Kanunun 3'üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kurulacak yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri için başvuru yapılması, izin verilmesi, denetim yapılması ile teknik ve mali usul ve esaslar, Bakanlık, İçişleri Bakanlığı , Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve DSİ’nin görüşleri alınarak EPDK tarafından çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenir...." hükmü yer almaktadır. 6446 ve 5346 sayılı Kanunlara dayanılarak hazırlanan ve 12/05/2019 tarih ve 30772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin amacı elektrik piyasasında, tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarını tüketim noktasına en yakın kendi üretim tesisinden karşılaması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve küçük ölçekli üretim kaynaklarının etkin kullanımının sağlanması ile elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi amacıyla lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğü olmaksızın, elektrik enerjisi üretebilecek, gerçek veya tüzel kişilere uygulanacak usul ve esasların belirlenmesidir." hükmü; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "Bu Yönetmelik; a) 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesi çerçevesinde kurulması öngörülen üretim tesislerinin sisteme bağlanmasına ilişkin usul ve esaslar ile bu üretim tesislerinin kurulmasına ilişkin başvuruların değerlendirilmesine, b) Lisanssız üretim kapsamında elektrik enerjisi üreten gerçek ve tüzel kişilerin ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektrik enerjisinin sisteme verilmesi halinde yapılacak uygulamaya, c) Lisanssız üretim ile ilgili üretim tesisi devri ve üretim faaliyetinde bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile ilgili şebeke işletmecilerinin hak ve yükümlülüklerine, ç) Lisanssız üretim yapan kişilerin bu Yönetmelik kapsamındaki faaliyetleri ile kurulan üretim tesislerinin denetlenmesine, ilişkin usul ve esasları kapsar." hükmü; "Tüketim tesisleri" başlıklı 28. maddesinin 7. fıkrasında; "Bu Yönetmelik kapsamında bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu sahibi ve bağlantı anlaşması imzalayan gerçek veya tüzel kişiler uhdesindeki üretim tesisi ile ilişkilendirilen tüketim tesisi veya tesislerine ilişkin aboneliğe ait kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesi halinde, ilgili döneme ilişkin üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğu kabul edilerek bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmaz ve bu kapsamda sisteme verilen enerji YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak dikkate alınır. Kaçak elektrik kullanım faturasına ilgili mevzuat kapsamında itiraz edilmemesi ya da yapılan itiraz sonucunda nihai olarak kaçak elektrik tüketiminin tespit edilmesi halinde ilgisine göre bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu, bağlantı anlaşması ve sistem kullanım anlaşması iptal edilir." hükmü yer almaktadır. Elektrik piyasasında, lisanssız üretimin düzenlenmesi amacı ile yürürlüğe giren Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektirk Üretimine İlişkin Yönetmeliğin amacı, tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarının tüketim noktasına en yakın üretim tesislerinden karşılanması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve etkin kullanımının sağlanması, elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi şeklinde sayılmıştır. Amaç maddesinde belirtilen tesisler, açık şekilde ifade edildiği üzere, kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere üretim yapan tesislerdir. Bu tesislerin asıl amacı, üretim lisansı almadan enerji üretimi yapmak ve ürettiği bu enerjiyi tüketmektir. Elektrik üretim faaliyetinin ticarî faaliyet olarak düzenlenmesi, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nde hüküm altına alınmıştır. Yönetmelik hükümleri uyarınca, gerekli şartları sağlayan ve üretim lisansı başvurusunda bulunmak isteyen önlisans sahibi, önlisansı kapsamındaki yükümlülüklerini tamamlamak koşulu ile önlisans süresi içerisinde Yönetmelikte belirtilen şekilde, üretim lisansı başvurusunda bulunmakta, gerekli şartları sağlaması hâlinde de kendisine üretim lisansı verilmektedir. Lisanssız üretim tesisi ise; bu yönetmelik kapsamında değerlendirilmemekte, amaçlarının farklı olması nedeniyle ayrı bir düzenleme altında değerlendirilmekte ve farklı düzenleyici işlemlere tâbi tutulmaktadır. Getirilen düzenleme ile amaçlanan, elektrik şebekesinde meydana gelen kayıpların azaltılması ve tüketim noktasına en yakın üretim tesislerinden tüketim ihtiyacının karşılanmasıdır. Elektrik üretim faaliyetinin lisans alma şartıyla gerçekleştirilmesinin esas olduğu, kurulu gücü azami 1 MW'lık yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinin ise lisans hükümlerinden müstesna olduğu ve söz konusu tesislerin kendi ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektriği sisteme vermeleri hȃlinde 5346 sayılı Kanun kapsamındaki fiyatlardan yararlanma imkȃnlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. 12/05/2019 tarih ve 30772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin amacının açıklandığı 1. madde ile, düzenlemesi yapılan alanların kapsamını belirleyen 2. maddenin gerçekleştirilmesi amacıyla getirilen dava konusu düzenlemenin; idarȋ düzeni ihlȃl eden gerçekleşmiş bir fiile ilişkin olmayıp, lisanssız elektrik üretim şirketlerince ileriye dönük bir ihlȃl yapılmaması amacına matuf uyarıcı bir düzenleme olduğu ve üst hukuk normlarına aykırı olmadığı açıktır. Bu nedenle, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 28. maddesinin 7. fıkrasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Lisanssız elektrik üretimi yapan davacı şirketler tarafından, 12/05/2019 tarih ve 30772 sayılı Resmî Gazete'de Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin yayımlanması üzerine, anılan Yönetmeliğin 28. maddesinin 7. fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı tarafından, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 12/05/2019 tarih ve 30772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin 28. maddesinin 7. fıkrasının iptali istemiyle, yayım tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde 11/07/2021 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile dava açıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin usule yönelik itirazı geçerli görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT : 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 5. maddesinde, tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak ve dağıtım için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tespit etmek ve gerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmek Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır." şeklinde belirtilmiş; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinde, "Bağlantı anlaşması: Bir üretim şirketi, dağıtım şirketi ya da tüketicinin iletim sistemine ya da dağıtım sistemine bağlantı yapması için yapılan genel ve özel hükümleri içeren anlaşma" şeklinde tanımlanmış; "Lisanssız yürütülebilecek faaliyetler" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, lisans alma yükümlülüğünden muaf faaliyetler sayılmış; anılan maddenin 3. fıkrasında, "Lisans alma yükümlülüğünden muaf olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten kişilerin ihtiyacının üzerinde ürettiği elektrik enerjisinin sisteme verilmesi hâlinde elektrik enerjisi son kaynak tedarik şirketince, 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan alınır."; 4. fıkrasında ise, "Bu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." kurallarına yer verilmiştir. 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretim Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un "Lisanssız elektrik üretim faaliyeti" başlıklı 6/A maddesinde, "Kendi tüketim ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten lisanssız elektrik üretim faaliyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler; ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektrik enerjisini iletim veya dağıtım sistemine vermeleri halinde I sayılı Cetveldeki fiyatlardan on yıl süre ile faydalanabilir. Bu kapsamda iletim veya dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisinin görevli tedarik şirketi tarafından satın alınması zorunludur. İlgili şirketlerin bu madde gereğince satın aldıkları elektrik enerjisi, ilgili görevli tedarik şirketi tarafından YEK Destekleme Mekanizması kapsamında üretilmiş ve sisteme verilmiş kabul edilir.” kuralı yer almıştır. Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı elektrik piyasasında, tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarını kendi üretim tesisinden karşılaması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve küçük ölçekli üretim kaynaklarının etkin kullanımının sağlanması amacıyla lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğü olmaksızın, elektrik enerjisi üretebilecek, gerçek veya tüzel kişilere uygulanacak usul ve esasların belirlenmesidir."; 5. maddesinin 2. fıkrasında, "Önlisans ve lisans alma yükümlülüğünden muaf olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten gerçek veya tüzel kişilerin ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektrik enerjisinin sisteme verilmesi hâlinde söz konusu elektrik enerjisi, ilgili görevli tedarik şirketi aracılığı ile YEKDEM kapsamında değerlendirilir."; 28. maddesinin 7. fıkrasında, "Bu Yönetmelik kapsamında bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu sahibi ve bağlantı anlaşması imzalayan gerçek veya tüzel kişiler uhdesindeki üretim tesisi ile ilişkilendirilen tüketim tesisi veya tesislerine ilişkin aboneliğe ait kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesi halinde, ilgili döneme ilişkin üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğu kabul edilerek bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmaz ve bu kapsamda sisteme verilen enerji YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak dikkate alınır. Kaçak elektrik kullanım faturasına ilgili mevzuat kapsamında itiraz edilmemesi ya da yapılan itiraz sonucunda nihai olarak kaçak elektrik tüketiminin tespit edilmesi halinde ilgisine göre bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu, bağlantı anlaşması ve sistem kullanım anlaşması iptal edilir." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdarelerin genel olarak düzenleyici işlem yapabilme yetkisi, Anayasa'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olup, mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla idareler tarafından düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur. Düzenleyici ve denetleyici kurumlar ise, ilgili bulundukları sektörde düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kuruluşların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlardaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir. Kamu hizmetlerinin değişen koşullara uyarlanması ve geliştirilmesi ihtiyacı, idarelere, kamu hizmetinin sunumuna ilişkin düzenleyici işlemlerin değiştirilebilmesi ya da yürürlükten kaldırılabilmesi imkanını tanımakta olup, diğer idareler ile karşılaştırıldığında, bağımsız idari otoritelerin düzenleme yapma ve mevcut düzenlemelerde değişiklik yapma yetkisinin, düzenlemeye tabi sektörün dinamik ve teknik yapısı gereği daha kapsamlı olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Aktarılan mevzuat düzenlemeleri gereği, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulmasını teminen gerekli düzenlemeleri yapmak Kurum'un yetkileri arasında olup, 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 4. fıkrası ile de lisanssız elektrik üretimi faaliyetlerine özgü olarak, bu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esaslara ilişkin düzenleme yapma yetkisi Kurum'a verilmiştir. Bu itibarla, iptali istenilen Yönetmelik kuralı yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde, lisanssız elektrik üretiminin amacı doğrultusunda kaçak elektriğin tespiti halinde neler yapılacağına ilişkin üst norm olan 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 4. fıkrası ile verilen yetki kapsamında yapıldığı görülmektedir. Dava konusu düzenleme ile bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu sahibi ve bağlantı anlaşması imzalayan gerçek veya tüzel kişilerin uhdesindeki üretim tesisi ile ilişkilendirilen tüketim tesislerine ilişkin aboneliğe ait kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesi halinde, ilgili döneme ilişkin üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğu kabul edilerek bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması ve bu kapsamda sisteme verilen enerjinin YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak dikkate alınması kurala bağlanmış, kaçak elektrik kullanım faturasına ilgili mevzuat kapsamında itiraz edilmemesi ya da yapılan itiraz sonucunda nihai olarak kaçak elektrik tüketiminin tespit edilmesi halinde ilgisine göre bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu, bağlantı anlaşması ve sistem kullanım anlaşmasının iptal edileceği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin E:2019/110, K:2021/85 sayılı kararında, "(...) İdari cezalardan farklı olarak idari tedbirlerin temel amacı cezalandırmak değil belirli bir kamu hizmeti alanında kurulan düzeni korumak, onun bozulmasını engellemek ve işleyişine yönelik muhtemel tehlikeleri önlemektir. Dolayısıyla idari yaptırım kapsamındaki tedbirler, ceza niteliğinde değildir. Bu itibarla idari cezalardan farklı olarak idari tedbirler bakımından ceza hukukunun temel ilke ve güvencelerinin uygulanma zorunluluğu bulunmamaktadır (AYM, E.2007/68, K.2010/2, 14/1/2010)(...) İdari tedbirlerin çok çeşitli olduğu ve değişen koşullar karşısında her zaman yeni tedbirlerin belirlenme ihtiyacının ortaya çıkabileceği düşünüldüğünde tüm idari tedbirlerin kanunla sınırlı olarak sayılmasının mümkün olmadığı açıktır. Diğer yandan hukuk kurallarının belirliliğinin sağlanması yalnızca kanunla düzenleme yapılması anlamına gelmemektedir. Belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği de ifade etmektedir. Yasal dayanağının bulunması ve erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olması gibi gereklilikleri karşılaması koşuluyla yürütmenin düzenleyici işlemleriyle de hukuki belirlilik sağlanabilir. Asıl olan muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır.(...)" denilmek suretiyle idari yaptırım kapsamındaki idari tedbirlerin idari ceza niteliğinde olmadığına vurgu yapılmış, idari tedbirler yönünden ceza hukukunun temel ilke ve güvencelerinin uygulanma zorunluluğu bulunmadığı belirtildikten sonra, kanunilik şartının ne şekilde yorumlanması gerektiğine açıklık getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı ışığında bir değerlendirme yapıldığında, kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe sahip bir kamu kurumu olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 6446 ve 5346 sayılı Kanunlar uyarınca elektriğin tüketicilere kaliteli ve güvenli şekilde ulaştırılması amacıyla bu alandaki faaliyetlerin regüle edilmesine yönelik tedbirler alma, bu bağlamda bazı yükümlülüklerin ihlali durumunda yaptırımlar uygulama, bu yaptırımların türünü ve miktarını belirleme konusunda yetkili olup, sözü edilen görev alanıyla ilgili olarak ikincil mevzuatla idari tedbir getirme yetkisine de sahiptir. Anayasa Mahkemesi kararında da vurgulandığı üzere, her türlü idari tedbirin kanunda sayılması hukuken mümkün olmadığından, yasal dayanağın bulunması şartıyla idarenin düzenleyici işlemleriyle de idari tedbir öngörülebilecek olup dava konusu düzenlemede yine anılan Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen idari tedbirler yönünden kanunilik ilkesinin görünümü olan hukuki belirliliğin gereklerinden erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olma gerekliliklerini taşımaktadır. İdari yargı denetiminde ölçü norm olarak kullanılan temel ilkelerin birini de ölçülülük ilkesi teşkil etmektedir. Hukuki temelinde Anayasa'nın 2. maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi ile temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, literatür ve yargısal içtihatlarda, bireylere tanınan hakları sınırlandıran idari işlemlerin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, tanınan bir hakkı sınırlandıran idari işlemin ulaşılmak istenen amaç için gerekli olması ve amaç ile hakkı sınırlandıran idari işlemin orantılı olması şeklinde tanımlanmaktadır. Belirtilen tanımlamadan hareket edildiğinde, ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık şeklinde alt ilkeleri bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır. Konumuz açısından önem arz eden orantılılık ilkesi, bir özgürlük ya da hakkı sınırlandırmada başvurulan araç ile sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amaç arasında kabul edilebilir bir orantı bulunması durumuyla ilgilidir. Dolayısıyla idare, bir yaptırım/tedbir öngörürken yaptırım uygulanmasına neden olan fiilin ağırlığı ile yaptırım/tedbir uygulamakla ulaşılmak istenen amacı gözetmelidir. Elektrik piyasasında lisanslı üretim esas, lisanssız üretim ise istisnai üretim şeklidir. 6446 sayılı Kanun'da bazı şartlarda lisanssız üretime izin verilmiş, üretim sonucu ihtiyaç fazlasının sisteme verilerek satın alınması öngörülmüştür. Bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu sahibi ve bağlantı anlaşması imzalayan gerçek veya tüzel kişilerin uhdesindeki üretim tesisi ile ilişkilendirilen tüketim tesislerinde kaçak elektrik kullanımıyla haksız gelir elde edilmesinin yanı sıra kaçak elektrik bedeli tarifeler içinde birer maliyet kalemi kabul edilerek tüm tüketicilerden tahsil edildiğinden, kaçak elektrik kullanımı tüm tüketiciler için yük oluşturarak bütün bir piyasayı etkilemektedir. Ayrıca, bağlantı anlaşmasının iptali için kaçak elektrik kullanım faturasına ilgili mevzuat kapsamında itiraz edilmemesi ya da yapılan itiraz sonucunda nihai olarak kaçak elektrik tüketiminin tespit edilmesinin şart olduğu, kuralda yer verilen "nihai tespit" şartının ise yargısal denetimini de kapsadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında dava konusu düzenlemenin amacı ile sınırlanan hak arasında makul, kabul edilebilir bir orantının bulunduğu görüldüğünden dava konusu düzenlemede ölçülülük ilkesine de aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 28. maddesinin 7. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 06/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.