11. Hukuk Dairesi 2012/335 E. , 2012/12348 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/12/2010 tarih ve 2009/95-2010/615 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... dışındaki taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnş. Tar. A.Ş. vekili Av. ...din
**11. Hukuk Dairesi 2012/335 E. , 2012/12348 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/12/2010 tarih ve 2009/95-2010/615 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... dışındaki taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnş. Tar. A.Ş. vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine müvekkilinin belge karşılığında davalılara 17.550 DM verdiğini, davalıların aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para topladıklarını, kısa bir süre sonra müvekkilinin parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, Kombassan Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını ve davalı ...’ın zarardan sorumlu olduğunuı ileri sürerek, şimdilik 19.518,96 TL’nin faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan şirketler vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve toplanan kanıtlara göre, ortaklık durum belgesi adını taşıyan altında belge fotokopisinin davalı şirketlere para verdiğini ispata yeterli olmadığı, davalı şirketlere ödünç para verildiğinin de ispat edilemediği, davacının devir yoluyla ortak olduğu, davalı defter kayıtlarının incelenmesine göre de davacının şirket ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, TTK.329 ve 405. maddeleri uyarınca da paranın iadesi talebinin dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, davalılardan ... ile davacı arasında hukuki ilişkiyi kanıtlar belge sunulmadığı ve davalı yöneticinin kişisel sorumluluğuna yönelik delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davalılardan ... dışındaki taraf vekilleri temyiz etmiştir. (1) Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ile iade edileceği sözüyle verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi kurulunca, incelenen davalı ... İnş. Tarım San. ve Tic. A.Ş.’ne ait 2001 yılında tasdik olunmuş ciltli pay defterinde davacı ...’in beheri 6.000 TL değerinde 215 adet hisse ile anılan şirkete ortak olduğunun belirtildiği, kaydın haricen yazılan kağıdın defter sayfasına yapıştırılması biçiminde tutulmuş olduğu, şirketin 1997-2000 yıllarına ilişkin olup kapanış onayı bulunmadığı anlaşılan defterlerinde ise davacının isminin yer almadığı gibi pay defteri dışında şirketin sermaye hesabı kayıtlarında davacı ...’in adının geçmediği, davacının kayıtlanmış hisselerini doğrudan şirketten edindiğine dair bir kayıt bulunmadığı hususları saptandıktan sonra davalı şirket kayıtlarında davacının ortak olarak görünüyor olmasının sahih olup olmadığının defterlerin mevcut durumu nedeniyle şirket kayıtlarından saptanmasının mümkün olmadığı ancak davacı konumundaki kişiler ile bir anonim şirket arasındaki ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olarak tanımlanması gerektiği, davacının bu karinenin aksini uygun delillerle kanıtlayamadığı değerlendirmesine yer verilmiş, diğer davalı şirket kayıtlarında davacının izine rastlanılmadığı belirtilmiştir. Dosya kapsamı ve Dairemize intikal eden emsal dosyalar içeriği ile saptandığı üzere, davalı şirketlerin yöneticilerinin, haklarında açılan davalarda Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde örgütlü dolandırıcılık fiillerinden yargılandıkları, ilk davada verilen davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin kararın henüz kesinleşmediği, diğer davada ise aynı yolda verilen kararın kesinleştiği ve adı geçenler hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, söz konusu ceza davasına konu olan fiiller bakımından TBMM Araştırma Komisyonu raporları düzenlendiği, keza SPK tarafından da davalı şirketlerin usulsüz sermaye ihracı ve fon toplama fiilleri ile ilgili olarak raporlar düzenlendiği gibi ilgililere de çeşitli uyarıcı duyurular yapıldığı gözlenmektedir. Bilirkişi raporunda vurgulandığı ve emsal dosyalarda yapılan incelemelerde de saptandığı üzere, davalı şirketin incelenen kayıtlarında sermaye hesabında sadece kurucu 30 ortağın hissedar görüldüğü, davacının ibraz ettiği hisse senetlerinin ise hamiline yazılı olup şirketin yönetim kurulunca 1997 ve 1999 yıllarında alınan 8 ve 37 nolu kararlar ile primli hisse (sermaye) ihracı niteliğinde işlemlerden bahisle nominal değer ile aradaki farkın emisyon primi olarak muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Bilirkişi kurulu bu olguları saptamakla birlikte, davacı paylarının sermayede gerçek manada temsil edilip edilmediğini, sermaye halen 30 adet ortak üzerinde görüldüğünden pay defterinde mevcut ortaklık kaydının ve davacıya verilen hisse senetlerinin kimden ve/veya kimlerden intikal ettiği hususlarını birlikte değerlendirmek yerine, hangi bilimsel temele dayandığı belirtilmeyen bir karineye dayalı olarak bunun aksini davacının ispatlaması gerektiğinden bahisle davacının ortak olduğu kanısına varmışlar ise de, söz konusu nihai değerlendirmenin iddianın davalı şirketle sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı/kurulmadığı biçimindeki ileri sürülüş biçimi de gözetildiğinde yeterli ve sağlıklı olduğu söylenemez. Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi gözetilerek, davalı ... İnşaat Tarım San. Tic. A.Ş’nin kayıtlarının usulüne uygun olmadığının saptanmış bulunmasına rağmen sadece şirketin pay defterinde bulunan davacının ortak olduğuna ilişkin kaydın hangi temele dayandığı hususu, bu temelin sahih bir ortaklık ilişkisi kurucu vasfı bulunup bulunmadığı hususları net bir şekilde belirlenmeden, nihai değerlendirme açısından yeterli olmayan bilirkişi kurulu raporuna dayalı olarak davanın reddi doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse bilirkişilerden ek rapor da alınmak suretiyle belirtilen hususlar açıklığa kavuşturulmalı, davacının sahih bir ortaklığının söz konusu olduğunun şirket kayıtları ile net bir şekilde ortaya konulamaması halinde, taraflar arasındaki hukuksal ilişkinin, o tarihlerdeki cari mevzuat hükümleri, özellikle 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10. maddesi çerçevesinde “izinsiz mevduat toplama” niteliğinde olduğunun kabulüyle davalı şirketin sorumlu tutulması, diğer davalı ... ve gerçek kişinin bu eylem bakımından sorumluluğunun taraflar arasındaki hukuksal ilişkinin ortaklık olarak gösterilmesinin bir perdeleme mahiyetinde bulunup bulunmadığı, buna diğer davalıların ne biçimde katkıda bulunmuş oldukları tüm dosya kapsamı ile birlikte karar yerinde tartışılıp değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalılar vekilinin süresinde dile getirmiş olduğu zamanaşımı def’i ile ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden davalılar lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına, (2) nolu bentte gösterilen nedenle mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan Kombassan İnş. Tarım San. İşl. Tic. A.Ş. ve Kombassan Holding A.Ş.'ne verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden ... dışındaki davalılara iadesine, 12.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.