11. Hukuk Dairesi 2009/12254 E. , 2011/4972 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.04.2009 tarih ve 2006/20 - 2009/133 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakl…
**11. Hukuk Dairesi 2009/12254 E. , 2011/4972 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.04.2009 tarih ve 2006/20 - 2009/133 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında 01/12/2005 tarihli sözleşme ile müvekkilinin davalıya ait personelin taşıma işini yapacağını, davalı tarafından 19/12/2005-20/12/2005-21/12/2005 tarihlerinde işin yapıldığı Lüleburgaz da hava sıcaklığının -22 derece olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmesinin 18. maddesinde bu hususun mücbir sebep olarak belirtilmesine rağmen 21/12/2005 tarih ve 1769 sayılı yazısı ile eksik işlerin giderilmesi için ihtarda bulunulduğunu, meydana gelen gecikmenin müvekkilinden değil o tarihte taşıma yapacak olan araçların -22 derecede düzenli olarak çalışamamasından kaynaklandığını, davalı tarafından, sözleşmenin 27. maddesinde müvekkilinin araçları temin edememesi halinde sadece gecikme cezası uygulaması ve 20 gün süreli ve nedenlerini belirten ihtar çekmesi gerekmesine rağmen bunun yapılmayarak sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini, feshin hukuki dayanağının olmadığını, müvekkilinin davalılara 6 araç ile aylık 8.824.00 TL tutarında hizmet verdiğini, müvekkiline ortalama 3.530.00 TL kâr getirdiğini, sözleşmenin ortalama 12 ay süreceği gözönünde bulundurulduğunda müvekkilinin zararının yaklaşık 42.356.00 TL olarak tespit edilebileceğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500 TL. maddi, 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline, 6.353,40 TL tutarındaki teminat mektupları konusuz kaldığı için müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28/04/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarının artırılarak 16.676,49 TL'nin tahsilini istemiş, manevi taminat talebine ilişkin davayı atiye bıraktığını bildirmiştir. Davalı vekili, davacının mesaiye riayet etmediğini, personeli soğuk hava şartlarında mağdur ettiğini, yeterli araç bulundurmadığını, mücbir sebep olarak ileri sürülen soğuk hava şartlarında başka firmalar tarafından taşıma işlerinin yapıldığını, sözleşmenin feshinin davacının kusurundan kaynaklandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davacı şirketin sözleşmenin feshedildiği 22/12/2005 tarihine kadar yaptığı taşıma hizmeti karşılığı hakediş miktarının 4.936,96 TL olduğu, bunun 2.615,00 TL'nın davalı tarafından ödendiği, davacı şirketin bu hakedişten 2.231,96 TL alacağının kaldığı, davacının sözleşmenin fesih tarihinden sözleşmenin normal bitim tarihine kadar olan zararı olan 19.959,53 TL ile hakedişten kalan 2.321,96 TL alacağı toplamının 22.281,49 TL olup bu miktardan cezalar toplamı olan 5.605,00 TL tenzil edildiğinde sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle davacının uğradığı net zararın 16.676,49 TL olduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.676,49 TL'nın tahsiline, teminat mektuplarının konusu kalmadığı için davacıya iadesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, taşıma akdinin haksız feshine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.676,49 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. HUMK'nun 388/3. maddesine göre, mahkeme kararında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılarak ret ve üstün tutulma nedenlerinin gösterilmesi gerekmektedir. Öte yandan, Anayasa'nın 141/3. maddesi de, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektigini vurgulamaktadır. Yargıtay denetimi de, mahkeme kararında gösterilen gerekçenin ışığında yapılabilir. Somut olayda, gerekçe kısmında sözleşmenin feshinin haksız olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmişse de, ne şekilde bu sonuca ulaşıldığı gerekçeden anlaşılamadığı gibi Makina Mühendisi bilirkişiden alınan raporun da mahkeme kararının gerekçesini açıklayabilecek mahiyette olmadığı belirlenmiştir. Bu şekilde mahkemece, HUMK'nun 388/3. maddesine uyulmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.