11. Hukuk Dairesi 2010/10857 E. , 2012/8380 K. MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/03/2010 tarih ve 2007/86-2010/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisinde…
**11. Hukuk Dairesi 2010/10857 E. , 2012/8380 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/03/2010 tarih ve 2007/86-2010/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin "İKİNCİ BAHAR HUZUR EVİ + şekil" markası bulunduğunu, davalının ise 'Özel Oluşum İkinci Bahar Huzurevi' ibaresini kullandığını, böylece davacının markasına açıkça tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek, davalının "İKİNCİ BAHAR" ibaresini işletmenin her türlü tanıtımında, yazışmalarında tabelalarında kullanımının önlenmesini, davalının eyleminin davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile bu tecavüzün önlenmesini, "ikinci Bahar" ibaresinin bulunduğu her türlü evrak tabela reklam ve tanıtım malzemesinden çıkartılmasını, davalının bu ibareyi kullanmaktan yasaklanmasını, 5.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminatın ihtarnamenin tebliği tarihi olan 14.12.2006 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsilini, hükmün ilanını talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini takip etmediğini bildirmiştir. Davalı vekili, “İkinci Bahar" ibaresinin anonim bir ibare olduğunu, şiirlere ve şarkılara konu edildiğini, sinema filmleri ve televizyon dizileri çekildiğini, bu ibarenin gençlikten sonra sağlıklı bir yaşlılık dönemini çağrıştırdığını, sektörde herkesin kullanımına açık olduğunu, davacının tescilinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kullanımının davacının markasına tecavüz oluşturmadığını, karıştırma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, "İkinci Bahar" ibaresinin huzur evleri hizmetlerinin kalitesi ile ilgili bir ibare olmayıp, genel anlamda "yaşlılıkta gelen mutluluk" olması nedeniyle ikinci ya da üçüncü evlilikleri veya yaşlı insanların yeni bir hayat kurarak mutlu olmalarını gösterdiği, böylece bu ibarenin huzur evi hizmetleri bakımından tasviri olmadığı, davacının markasının asli unsuru "İKİNCİ BAHAR" ibaresi olup, davalının da işletmesinde 'Özel Oluşum İkinci Bahar Huzurevi' ibaresini kullandığından, bu ibarede yer alan ikinci bahar deyimi nedeniyle davalının işletmesinin, davacıyla bir organik bağ içerisinde bulunduğu kanaatinin doğacağı, davalıya ait işletmenin davacının bir şubesi olarak görülebileceği ya da ikinci bahar ibaresinin davacıdan lisans alınarak kullanıldığının düşünülebileceği, böylece karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu gerekçesiyle, davacı vekili maddi tazminat talebinden sarfınazar etmiş ancak bu talebi davalı tarafından kabul edilmediğinden ispat edilemeyen ve sarfınazar edilen maddi tazminat talebinin reddine, davanın kısmen kabulüne, davalının 'Özel Oluşum İkinci Bahar Huzurevi' biçimindeki kullanımının davacının tescilli markasına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine, davalının işletmesinde her türlü tabela, görsel, işitsel reklam, ticari tanıtım evrakı üzerindeki "İkinci Bahar" ibaresinin çıkarılmasına, davalının bu ibareyi yaşlılar için huzurevi hizmetlerinde kullanmaktan yasaklanmasına ve davalının bu ibareyi işletmenin tanıtımı ile ilgili her türlü resmi ve özel yazışmalarda ve tabelalarında, sesli tanıtımlarında kullanmasının önlenmesine, takdiren 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat ve sair istemlerin reddine, hükmün ilanına karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak, davacı tarafından tanzim edilen 06.12.2006 tarihli ihtarname ile davalıya 3 gün atıfet mehli verilmiş olup, davalı da tebliğden itibaren 3 gün sonra temerrüde düşeceğinden faizin anılan tarihten itibaren başlatılması gerekirken, faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi bozmayı gerektirmiş ise de; bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK 438/7 madde uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bölümünün 2. fıkrasında geçen “dava tarihinden itibaren” kısmının çıkartılarak yerine “ temerrüt tarihi olan 18.12.2006 tarihinden itibaren “ ibaresi eklenerek bu şekli ile davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 222,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.