İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 16/04/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/02/2026 tarih ve 2024/976 E - 2026/132 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkili şirket ile davalı banka arasında 17.11.2021 tarihli üye işyeri sözleşmesi bulunduğunu ve müvekkili …
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/663 KARAR NO: 2026/827 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/02/2026 ESAS NO: 2024/976 KARAR NO: 2026/132 DAVANIN KONUSU: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 16/04/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/02/2026 tarih ve 2024/976 E - 2026/132 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkili şirket ile davalı banka arasında 17.11.2021 tarihli üye işyeri sözleşmesi bulunduğunu ve müvekkili şirketin davalı bankanın POS cihazını kullandığını, davalı tarafın müvekkili şirketin ... numaralı hesabından müvekkilinin bilgisi ve rızası olmaksızın 03.04.2024 tarihinde ''... vadesiz mevduat taahhüt komisyonu açıklaması ile 125.211,60 TL kestiğini, Müvekkilinin hesabından yapılan söz konusu kesintinin hukuka aykırı olduğundan, yapılan kesintinin davalı banka tarafından ticari avans faizi ile birlikte müvekkiline iadesinin sağlanmasını talep ettiklerini, müvekkili ve davalı banka arasındaki üye işyeri sözleşmesi maddeleri genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu kesin hükümsüz olduğunu, vadesiz mevduat taahhüt komisyonu adı altında müvekkilinden kesinti yapılmasının mümkün olmadığını, zira müvekkili şirket ile davalı banka arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesinde komisyon ücreti miktarı belirlenmediğini, Somut olayda da müvekkili ve davalı banka arasında komisyonsuz çalışma teamülü oluştuğunu, sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana, hiçbir zaman davalı banka tarafından böyle bir komisyon ücreti kesintisi yapılmadığını beyan ederek; davanın kabulü ile, müvekkili şirket hesabından 03.04.2024 tarihinde haksız şekilde yapılan 125.211,60 TL miktarındaki kesintinin, kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak müvekkili şirkete iadesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Müvekkili bankanın, gerçekleştirdiği işlemlerde ve davacı taraf ile yapılan sözleşmede gerekli müzakere şartlarını sağladığını, davacı tarafın sözleşmede açıkça imzası ile de sabit olduğu üzere, davacı tarafa sözleşme maddelerini okuması, müzakere etmesi ve kabul/reddetmesi hususunda tüm imkanları sağladığını, davacının bu iddialarının TMK m.2 dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, Davacı taraf ile yapılan sözleşme gereği üye işyerinin ilgili ay cirosuna göre taahhüt edeceği vadesiz taahhüt oranının, müvekkili banka güncel tabela fiyatları, getiri oranları, işyerinde kullanılan kart tipi dağılımı gibi çeşitli parametreler doğrultusunda değişkenlik gösterdiğini, aylar içerisinde sistem tarafından güncellenebildiğini, standart taahhütlü fiyatlama şeklinde yapılan fiyatlama içerisinde yer alan vadesiz taahhüt oranının ortalama bir değer ifade etmekte olduğunu, taksitli işlemler gibi maliyeti daha yüksek olan işlemler sonucunda ilgili vadesiz taahhüt oranının değişiklik gösterebildiğini, Davacı tarafın mart ayı vadesiz hesap ortalamasının 563.848,16 TL olduğunu, işlemin gerçekleştiği tarihte müvekkili banka tabela fiyatları ve vadesiz mevduat getiri oranları ile hesaplama yapıldığında ortaya çıkan müvekkili banka kaybının 125.211,60 TL olduğunu, Dolayısıyla müvekkili banka tarafından kesilen taahhüt komisyonu usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının müvekkilinden almış olduğu ürün ve hizmet ile dijital ortamda satış yapma imkanı, taksitli satış imkanı, e-ticaret işlemleri gibi ticaretine ve gelirine katkı sağlayacak bir çok imkanı müvekkili bankayla yapmış olduğu sözleşme ile elde ettiğini beyan ederek; Davacı tarafından açılan haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Taraflar arasında üye işyeri sözleşmesi bulunduğu, davalının kredi kartı ve banka kartı POS cihazından yapılan harcamalara ilişkin davacıdan 125.211,60 TL komisyon tahsil ettiği görülmüştür. Tahsilata dair bankacılık işlemi ve üye işyeri sözleşmesi dosyamız arasına alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Her ne kadar alınan ilk raporda taraflar arasındaki üye işyeri sözleşmesinin ... maddesinde davacının, ."..banka tarafından hesaplanacak taahhüt komisyonunu ödeyeceğini..." taahhüt ettiği dolayısıyla kesintinin haklı olduğu tespit edilmiş ise de davacı vekilinin rapora karşı itirazları yerinde görülerek, ayrı bir vadesiz mevduat taahhütnamesinin bulunmadığı hususu dikkate alınmayan, soyut ve genel işlem koşulları mahiyetindeki madde metni tartışılmayan, bankacılık teammülleri ve mevzuatı ile maddenin ve kesintinin buna uygunluğu tartışılmayan rapor denetime elverişli bulunmayarak başka bir heyetten rapor tanzimi istenilmiştir. Hazırlanan ikinci uzman heyeti raporu niteliği itibariyle hüküm kurmaya, denetime elverişli bulunarak hükme esas alınmıştır. Somut olayda davalı banka tarafından yapılan kesinti/ komisyon için taraflar arasında imzalanan bir taahhütnamenin bulunmadığı görülmüştür. İlk raporda belirtilen ve davalı tarafın ileri sürdüğü sözleşmenin ... maddesinin genel işlem koşullarından olduğu; soyut ve belirlenemez, ön görülemez olduğu, davalı bankaya sınırsız tahsilat hakkı verdiği görülerek, geçersiz olduğu kanaatine varılmıştır. Taraflar arasında spesifik olarak vadesiz mevduat taahhütnamesi bulunmadığı, bu nedenle davalı banka tarafından geriye dönük olarak '' .. Vadesiz mevduat taahhüt komisyonu ..'' adı altında masraf tahsilatının gerçekleştirilmesi işleminde, bankanın tek taraflı ve keyfi işlemle masraf tahsil edemeyeceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte davacı firma tarafından davalı bankaya hitaben yapılan; tahsilatın kendilerine iade edilmesini içeren herhangi bir ihtarname gönderilmediğinden; talebin ve temerrütün dava tarihi itibariyle başlayacağı kabul edilerek; faiz başlangıcında dava tarihi baz alınmıştır. Ayrıca tarafların tacir olması ve ticari işlerine dair tahsilat söz konusu olduğundan; davacının alacağa avans faizi işletilmesi talebi yerinde görülmüştür. Neticede davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 1-Davanın KABULÜ İLE; 125.211,60-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... Bankası vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Sözleşmenin ...maddesi açık bir taahhüt ve bağlayıcı olduğunu, Yerel Mahkeme gerekçesinde; taraflar arasında spesifik bir "vadesiz mevduat taahhütnamesi" bulunmadığı, sözleşmenin ... maddesinin soyut ve genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu iddiasıyla kesintiyi haksız bulmuştur. Bu tespit hukuken hatalı olduğunu, davacı tacir, sözleşmeyi imzalayarak vadesiz mevduat taahhütlü çalışma modelini ve taahhüdün tutturulamaması halinde komisyon ödemeyi peşinen kabul ettiğini, sözleşme metninin kendisi bir taahhüt içermekteyken, ayrıca harici bir "taahhütname" aranması, sözleşme serbestisi ilkesine ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı taraf, sözleşmenin ön bilgi formu ve eklerini müzakere ederek imzaladığını, nitekim emsal bir uyuşmazlıkta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi; "taraflar arasında ticari müşteri bankacılık sözleşmesi bulunduğu, sözleşmesel ilişkinin yanlar arasında uzun süredir sorunsuz devam ettiği, sözleşmeye yabancı şaşırtıcı hükümler olmadığı, tacir olan davacının sözleşme hükümlerini anlayarak , bilgi sahibi olarak kabul ettiğinin kabulü gerektiği, nitekim sözleşmede tarafların tam mutabık olduklarının belirtilmiş olduğu, bu nedenle genel işlem denetimine tabi tutulması gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı" şeklinde hüküm kurarak, tacirlerin imzaladıkları sözleşme hükümleriyle bağlı olduğunu teyit ettiğini, davacının tacir sıfatı ve basiretli davranma yükümlülüğü göz ardı edildiğini, davacı bir Limited Şirket olup tacir olduğunu, 6102 sayılı TTK’nın 18/2. maddesi gereğince, "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." Davacı, ticari işletmesi için POS cihazı tahsis ettirdiğini ve bunun karşılığında imzaladığı sözleşmenin mali yükümlülüklerini kabul ettiğini, tacir olan davacının, sözleşmedeki komisyon maddesini görmediğini, anlamadığını veya bunun genel işlem koşulu olduğunu iddia etmesi hukuken korunamayacağını, mahkemenin, davacıyı bir tüketici gibi değerlendirerek sözleşmenin açık hükmünü "genel işlem koşulu" gerekçesiyle geçersiz sayması, TTK hükümlerine ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, zira İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin de belirttiği üzere; "Bir hükmün salt genel işlem koşulu niteliğinde olması, onun geçersiz olması sonucunu doğurmayacağını, TBK'nın 25. maddesi uyarınca, "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz", bankanın sunduğu POS hizmeti karşılığında, sözleşmede kararlaştırılan taahhüdün yerine getirilmemesi üzerine komisyon talep etmesi dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, çelişkili bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, yargılama sürecinde alınan ilk bilirkişi raporunda; davacıdan kesilen komisyonun taraflar arasındaki sözleşmenin ... maddesine uygun olduğu, davacının taahhüdünü yerine getirmediği ve kesintinin haklı olduğu açıkça tespit edildiğini, ancak mahkeme, hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin ve sözleşmenin açık hükmünü yorumlamaksızın, sadece "ayrı bir taahhütname olmadığı" yönündeki hatalı tespite dayanan ikinci bilirkişi raporuna itibar ettiğini, HMK m. 281 ve 282 uyarınca, raporlar arasındaki bu temel çelişki giderilmeden, sözleşme hükmünü yok sayan ikinci rapora dayalı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, benzer bir durumda İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi; "Mahkemece de yukarıda belirtilen yargısal içtihat doğrultusunda ... banka uzmanı bilirkişiye ... yaptırılmak suretiyle ... belirlenmeden, ... alınan bilirkişi raporuna göre, rapora itirazlar da değerlendirilmeksizin hüküm kurulması yerinde olmamış" gerekçesiyle eksik inceleme nedeniyle kararı kaldırdığını, somut olayda da ilk rapor müvekkil banka lehine iken, mahkemenin çelişkiyi gidermeden aleyhe olan raporu esas alması bozma sebebi olduğunu, bankanın ücret ve komisyon talep etme hakkı yasal olduğunu, müvekkil Banka bir ticaret şirketi olup, sunduğu hizmetler karşılığında ücret talep etme hakkına sahip olduğunu, ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 144 ve TCMB Tebliğleri uyarınca bankalar, ticari müşterilerden alacakları masraf ve komisyonları serbestçe belirleyebileceklerini, mahkemenin, bankanın bu yasal hakkını "keyfi işlem" olarak nitelendirmesi kabul edilemeyeceğini, "komisyonsuz çalışma teamülü" iddiası hukuki olmadığını, mahkeme, geçmişte komisyon alınmamasını bir "zımni teamül" olarak yorumladığını, oysa Üye İşyeri Sözleşmesi’nin ... maddesi, bankaya günün koşullarına göre fiyatlama koşullarını güncelleme yetkisi verdiğini, bankanın belirli dönemlerde ticari stratejiler gereği komisyon tahsil etmemesi, bu hakkından feragat ettiği anlamına gelmeyeceğini, öncelikle, müvekkil bankanın telafisi güç zararlara uğramasının önlenmesi amacıyla, İİK m. 36 gereğince teminat karşılığında icranın geri bırakılmasına karar verilmesini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05/02/2026 tarihli, 2024/976 Esas ve 2026/132 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer deliller ile sabit olduğu üzere; taraflar arasında davalı bankanın iddia ettiği gibi bir sözleşme olmadığını, davalı banka ile müvekkil arasında davaya konu masraf tahsilatı yapılmasına dair herhangi bir anlaşma veya sözleşme olmadığını, davalı bankanın belirsiz ve keyfi kesintiler yapma yetkisi olmadığını, ayrıca bir taahhütname aranmamasının hayatın olağan akışına uygun olduğu iddiası kabul edilemez nitelikte olduğunu, davalı banka tarafın haksız istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, davalı banka tarafından davacının banka hesabından haksız kesinti yapıldığı iddiasıyla açılan alacak talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı banka tarafından yapılan kesintilerin yerindeliğine ilişkin dosya kapsamında iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığı ancak farklı görüş bildiren bilirkişi heyetlerinin görüşleri arasında çelişkinin giderilmesi gerektiği halde yerinde olmayan gerekçelerle mevcut çelişki giderilmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiş, bu kapsamda davalı istinafı yerinde görülmekle, dosyanın iki bankacılık alanında uzman ve bir nitelikli hesaplamalar alanında uzman bilirkişiden oluşan yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin de giderilerek davacı talebi hakkında alınacak rapor sonucunda oluşacak kanaate göre karar verilmesi için HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/02/2026 tarih ve 2024/976 E - 2026/132 K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre esastan bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 15/04/2026