11. Hukuk Dairesi 2011/12727 E. , 2012/19124 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/02/2011 gün ve 2007/352-2011/63 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı iş yerinin, arka cephesinde bulunan davalıya ait iş yerinde 30.07.2007 tarihinde çıkan yangının, sigortalı iş yeri…
**11. Hukuk Dairesi 2011/12727 E. , 2012/19124 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/02/2011 gün ve 2007/352-2011/63 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı iş yerinin, arka cephesinde bulunan davalıya ait iş yerinde 30.07.2007 tarihinde çıkan yangının, sigortalı iş yerine sirayet etmesi sonucunda hasarlandığını, sigortalı iş yerinde oluşan hasarın müvekkili şirket tarafından 28.07.2007 tarihinde sigortalısına ödendiğini, davalının yangına ve zarara sebebiyet verilen işyerinin maliki olduğundan meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 121.575,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının iş yerinde 30.07.2007 tarihinde çıkan yangının arka cephede bulunan davacı şirkete sigortalı iş yerine de sıçradığı ve bu iş yerinin zarar gördüğü, sigortalı iş yerinin zararının, davacı ... tarafından karşılandığı, söz konusu yangının çıkmaması için her türlü önlemin davalı tarafından alınmadığı, sigortalı iş yerinde meydana gelen zarardan BK'nun amir hükümleri uyarınca davalının sorumlu olduğu ve davacı ... şirketinin sigortalısına ödemiş olduğu miktarı davalıdan rücu edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 121.575,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, adli yardım talepli olarak davalı vekili temyiz etmiş, mahkemece temyiz eden davalı vekilinin adli yardım ve temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir. Adli yardım ve temyiz taleplerinin reddine dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dava, davacı ... nezdinde Yangın Sigorta Poliçesi ile sigortalı iş yerinde meydana gelen yangın rizikosu sonucunda oluşan sigorta tazminatının sigortalıya ödenmesi nedeniyle açılan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Davalı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunulmuş, ancak mahkemece talebin reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 336/3. maddesi uyarınca kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır. Aynı Yasa’nın 448. maddesi uyarınca bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. 336/3. maddesi, bu Kanun’nun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümlerinden olmadığından , geçici 1. madde kapsamında da değildir. Dolayısıyla anılan davalının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Dairemizdir. Bu doğrultuda, davalı vekilinin adli yardım talebi ile ilgili olarak yapılan incelemede, 6100 Sayılı Yasa’nın 335 vd. maddeleri uyarınca, adli yardım talebinde bulunan kimsenin, kendisiyle ailesini geçindirmek bakımından önemli bir zarurete düşürmeksizin davanın gerektirdiği giderleri ödemekten kısmen veya tamamen aciz içinde bulunduğunu (fakirlik şartı) ve davasında veya savunmasında haklı olduğunu (haklı olma şartı) ispat etmesi gerekir. Aynı Yasa’nın 336/2. maddesine göre de talepte bulunan kişi, iddiasını dayandırdığı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. Somut uyuşmazlıkta ise anılan davalı tarafından sunulan adli yardım talebine ilişkin dilekçelerin ekinde, taleplerini haklı gösterecek hiçbir bilgi ve belgeye yer verilmemiştir. Bu durum karşısında dairemizce davalı vekilinin kanun yoluna ilişkin harç ve giderler bakımından adli yardım talebinin HMK’nun 337/2. maddesi uyarınca kesin olarak reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle Dairemizce adli yardım talebinin kesin olarak reddine karar verildiğinden, bu kez mahkemece davalı vekiline adli yardım taleplerinin reddedildiğinin bildirilmesi ve 1086 Sayılı HUMK’nun 432. maddesi yollaması ile 434. maddesi uyarınca peşin temyiz harcının ve dosyanın Yargıtay’a sevki giderinin ikmali gereklidir. Bu durum karşısında mahkemece, Dairemizin adli yardım talebinin reddi kararının da eklenmesi suretiyle davalı tarafa HUMK’nun anılan hükümleri uyarınca gerekli muhtıranın usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi için dosyanın mahalline iadesine karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin adli yardım talebinin kesin olarak reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mahkemece Dairemizin adli yardım talebinin reddi kararının da eklenmesi suretiyle, adı geçen davalı vekiline gerekli muhtıranın usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE, 26.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.