6. Ceza Dairesi 2023/2320 E. , 2024/13425 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2253 E., 2022/1483 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin bi…
**6. Ceza Dairesi 2023/2320 E. , 2024/13425 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2253 E., 2022/1483 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir. Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır. Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadğı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da ihtilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi ... olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir. Somut olayda; Sanıkların taksici olan mağdurun taksisine bindikleri, mağdurun cep telefonunu istedikleri, arkadaşları tanık ...'nın konumu mağdurun telefonuna atması üzerine Gemlik ilçesinde tanık ...'yı aldıkları, mağdurun sanıkların konuşmasından şüphelendiği için sanıkların akaryakıt istasyonunda taksiden inmeleri üzerine 112 ihbar hattını aradığı, tekrar sanıklar ve tanığın taksiye bindiği, mağdurun yola devam ettiği, yolda jandarmanın taksiyi durdurduğu, sanıkların üzerine herhangi bir suç unsuru çıkmaması sebebiyle mağdurun sanıklar ve tanık ... ile birlikte yoluna devam ettiği, tekrar başka bir akaryakıt istasyonuna girdiklerinde tanık ...'nın paralarının çıkışmayacağını söylediği, 200,00 TL yakıt almak istediği ve aldığı, tanık ...'nın akaryakıt istasyonunda kaldığı, Yenişehir ilçesine geldiklerinde sanıklardan birinin inmek istediği, 100,00 TL para uzattığı, ancak mağdurun taşıma ücretinin 450,00 TL tuttuğunu söyleyerek geri kalan parayı istediği, sanıkların üzerlerinde para olmadığını söylediği, sanık ...'ın para bulmak için ablasının ikametine gitmek üzere araçtan ayrıldığı, bu sırada sanık ...'ın arkadaşından para istemek için mağdurun telefonunu istediği, bu aşamaya kadarki olay gelişiminin mağdurun beyanı ile sanıkların aşamalarda değişmeyen, birbirleriyle tutarlı beyanlarıyla örtüştüğü, yalnızca mağdurun soruşturma aşamasında araçtan inen şahıs olarak ... yerine ...'ı teşhis etmesi sebebiyle fark olduğu, mağdurun beyanı ve İlk Derece Mahkemesinin kabulune göre; sanık ...'ın bu defa annesinin evinin önüne gitmek istediğini, mağduru sokaklarda dolaştırıp dar bir sokakta durdurdukları, sanık ...'ın annesinin evinin ilerde olduğunu ve para alıp geleceğini söyleyerek araçtan inmeye çalıştığı, mağdurun sanıkların gitmesine engel olduğu, sonrasında sanıklardan birinin boynuna ucu sivri metal bir parça dayayarak cebinde bulunan paraları istedikleri, mağdurun 700,00-750,00 TL civarındaki parayı sanıklara verdiği, mağdurun parayı vermesinin akabinde "bizi bırakıp gidecektin şimdi paradan da oldun" deyip olay yerinden koşarak uzaklaştıkları, buna karşın sanıkların tüm aşamalarda değişmeyen, birbiriyle uyumlu şekilde araçtan indiklerini, arkalarından mağdurun geldiğini, korkarak kaçtıklarını, sanık ...'ın indikleri yerde kameranın olduğunu, bu görüntüler incelendiğinde yağma suçunu işlemediklerinin belli olacağını beyan ettikleri, olay anına ilişkin 15.12.2021 tarihli Görüntü İnceleme Tutanağında; aracın olay yerine geldiği, aracı park ettiği, sonrasında farlarını kapadığı ancak birkaç ... sonra tekrar açtığı, kamera açısına ilk olarak giren sanık ...'ın normal adımlarla yürüdüğü, hemen arkasından mağdur, onun arkasında da sanık ...'ın görüntü açısına girdiği, sanıklardan ...'ın mağdurla konuştuğu, yakın mesafede olduğu, sanık ...'ın onlarla arasında biraz mesafe olduğu, kısa konuşma sonrası sanık ...'ın sanık ...'ın arkasından gittiği, mağdurun araca doğru gittiği, sanık ...'ın sanık ...'a el hareketi ile koşmasını işaret edip koşmaya başladıkları, mağdurun kullandığı değerlendirilen aracın da sanıkların arkasında gittiğinin belirtildiği, dolayısıyla mağdurun sanıkların araçtan iner inmez kaçtıklarına dair beyanının görüntü inceleme tutanağı ile uyuşmadığı aksine sanıkların savunmalarını doğrular mahiyette olduğu, sanıkların araç içerinde yağmaladığı mağdurla birlikte araçtan inerek normal adımlarla yürümesinin ve mağdurun elinde kesici alet bulunduğunu bildiği sanığa yakın mesafede durmasının ve konuşmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanıkların savunması ve mağdurun beyanına göre taksi ücretini ödemek için sanıkların birilerine ulaşmaya çalışmasının ve taksi parasının bir kısmını vermelerinin sanıkların sonradan yağma suçunu işlemesi ile bağdaşmadığı, mağdurun kesici aletten bahsetmesine rağmen mağdurun sanıkları 112'ye ihbar etmesi üzerine durdurduklarında düzenlenen tutanakta sanıklarda suç unsuru oluşturacak bir bulgunun bulunmadığının tespit edildiği, her ne kadar sanıklar ile mağdur arasında önceye dayalı husumet olmasa da taksi ücretinin eksik ödenmesi sebebiyle aralarında husumet oluşmasının mümkün olduğu, yalnızca mağdurun beyanı dikkate alınarak nitelikli yağmadan mahkumiyet hükmü kurulduğunun anlaşılması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıkların nitelikli yağma suçundan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi; Yukarıda açıklanan nedenlerle sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/2253 Esas, 2022/1483 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İnegöl 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.