11. Hukuk Dairesi 2022/1987 E. , 2023/5709 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1916 Esas, 2021/1583 Karar DAVA TARİHİ : 12.06.2018 HÜKÜM : Tespit davasının usulden reddine, müdürler kurulunun azli ve kayyım tayinine ilişkin davanın konusu kalmadığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/404 E., 2019/642 K. Taraflar arasındaki davalının ş…
**11. Hukuk Dairesi 2022/1987 E. , 2023/5709 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1916 Esas, 2021/1583 Karar DAVA TARİHİ : 12.06.2018 HÜKÜM : Tespit davasının usulden reddine, müdürler kurulunun azli ve kayyım tayinine ilişkin davanın konusu kalmadığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/404 E., 2019/642 K. Taraflar arasındaki davalının şirkete verdiği zararın tespiti, müdürler kurulunun azli ve şirkete kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle tespit davasının usulden reddine, müdürler kurulunun azli ve kayyım tayinine yönelik davanın konusu kalmadığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Elektrik Telekomünikasyon Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin %33,5 hissesinin ...'e, %22 hissesinin ...'e, %22,5 hissesinin Dalyan Saltuk Alacuklu'ya ve %22 hissesinin Abdulhakim ...'e ait olduğunu, dava dışı şirketin 20.10.2016 tarihli genel kurulunda davacı dışındaki hissedarların birlikte hareket ederek sahip oldukları çoğunluk hakkını kullanarak önce davacıyı haksız bir şekilde müdürler kurulu üyeliğinden azlederek sonrasında haksız işlemler tesis etmeye başladıklarını, davalının açıkça kötü niyetli olduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin sevk ve idaresi, hakim ortakların şirket kayıt ve belgelerini gizlemeleri ve karartmalarının önlenmesi için tedbiren dava sonuçlanıncaya kadar söz konusu şirkete kayyım atanmasını, şirket temsilcisinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi uyarınca azli ve şirketin sevk ve idaresi için kayyım atanmasını, davalının haksız işlemleri nedeniyle şirkete verdiği zararın tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının haksız bir şekilde azledildiği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yapılan her genel kurul toplantısından sonra davacının açtığı davaların ret ile sonuçlandığını, davacının kendi dönemindeki şaibeli işler nedeniyle kendi ibrasını isteyeceği genel kurul toplantısını yapmaktan ısrarla kaçındığını, bunun yerine ortaklarıyla suni kavgalar çıkarmayı davalaşmaya neden olacak ihtilaflar yaratmayı, blok halinde kendisine zarar verildiği veya ortaklar arasında ihtilaf olduğu görüntüsünü yaratmayı tercih ettiğini, bunları da şirketin tasfiyesi/ortaklıktan çıkma davasında haklı sebep olarak sunmayı amaçladığını, davacının görevden azledilmesi kararına karşı daha önce açtığı davanın esastan reddedildiğini, bu kararın davacının açtığı davada 6102 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin ikinci fıkrası, 636 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 638 inci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri ile aranan haklı sebep dava şartını ortadan kaldırdığını, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin 27.03.2018 tarihli olağan genel kurulunda davalı ...’ün şirket müdürü olarak seçildiği, dava dışı şirketin hesaplarından çekilen 670.000,00 USD'nin yurt dışı işçilik ücretleri için götürüldüğüne dair dava dosyasına resmi bir yazının ya da iznin sunulamadığı, söz konusu paranın şirket müdürleri tarafından çekildiği, ancak bu paranın nereye harcandığına ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, bu durumun dava dışı şirketin müdürü olan davalı ...’ün azlini gerektirdiği, davalının şirkete 670.000,00 USD zarar verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının şirkete 670.000,00 USD zarar verdiğinin tespitine, davalı şirket temsilcisi ...'ün 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, söz konusu şirkete mali müşavir ... ... ...'nin yönetim kayyımı olarak atanmasına, kayyım için aylık 5.000,00 TL ücret takdirine, kayyım ücretinin ... Elektrik Telekomikasyon Metal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ödenmesine, kararın tescil ve ilanına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının dava dışı şirkete verdiği zararın 670.000,00 USD olmayıp, 2.470.000,00 USD olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davalının şirkete verdiği zararın 2.470.000,00 USD olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının dava konusu işlemleri aldığı resmi izin belgeleri ile şeffaf ve denetlenebilir şekilde yaptığını, bu hususun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, aksine davacının şirket müdürü olduğu dönemde tüm işlemleri izin belgesi almadan yaptığını, defterde harcama belgesi kaydının bulunmamasının davalı aleyhine değerlendirilemeyeceğini, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinde belirtilen şartların somut olayda gerçekleşmediğini, haklı sebeplerin bulunmadığını, tedbir talebinin dava dışı şirket hakkında olup, taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket organsız olmamasına rağmen yönetim kayyımı atandığını, işbu davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, mahkemenin yetkili olmadığını, davacının soyut iddialar dışında herhangi bir delil sunmadığını, kanunun ve esas sözleşmenin olaya hatalı uygulandığını belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin sunduğu istinaf başvuru dilekçesi ve beyan dilekçesine eklenen dava dışı ... Elektrik Telekomikasyon Metal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 26.12.2019 tarihli ve 04.03.2020 tarihli olağanüstü genel kurul ve olağan genel kurul toplantı tutanaklarından şirketi temsil ve ilzama yetkili olmak üzere ... ... ...'ın seçildiği anlaşıldığından davadaki şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanmasına ilişkin talep yönünden davanın konusuz kaldığı, mahkemece somut uyuşmazlıkta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106 ncı maddesindeki koşulların bulunmadığı, davacı tarafın çıkma payı veya sorumluluk davası açması mümkün iken, tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından tespit davasının usulden reddine, müdürler kurulunun azli ve kayyım tayinine ilişkin davanın konusu kalmadığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacının sorumluluk davası açabileceği veya ortaklıktan çıkma davası açılabileceği belirtilmişse de anılan tarihte davacı adına ortaklıktan çıkma davası açılmış olduğunun dava dosyasına bildirildiğini, bu davanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/837 E. sayılı dosyası ile yargılamasının devam ettiğini, bu dosyada alınan raporlarda davalının eylemleri nedeni ile şirketin borca batık olduğunun da tespit edildiğini, ancak işbu davanın kesinleşmesinin beklendiğini, işbu dosyada yapılan incelemenin de şirketin içinin boşaltıldığını gösterdiğini, ancak şirketin zararının bu dosya ile de tespitinin mümkün olmadığını, davacının şirket zararına eylemler nedeniyle zararın şirkete ödenmesi halinde halen yargılama sürecinde yönetici olan davalının bu zarar bedelini şirkete ödemesi sonrasında gerçek dışı nedenlerle şirketten çekme ihtimali olduğundan davacının yararına olan yasa yolunun işbu dava olduğundan davacı açısından hukuki yarar yokluğundan bahsedilmesinin de mümkün olmadığını, sorumluluk davasında asıl dava hakkına sahip olanın şirket olduğunu, şirketin dava açabilmesi için genel kurul kararı gerektiğini, ancak mevcut durumda bu yönde bir genel kurul kararı alınmasının mümkün olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi uyarınca müdürler kurulunun azli, şirkete kayyım atanması ve şirkete verilen zararların tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı, 369 uncu, 370, 371 ve 389 uncu maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.