TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26/01/2023 NUMARASI : 2019/723 Esas 2023/46 Karar DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALILAR : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesi Kaynaklı DAVA TARİHİ : 27/12/2019 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne y…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1358 Esas 2026/443 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1358 KARAR NO : 2026/443 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26/01/2023 NUMARASI : 2019/723 Esas 2023/46 Karar DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALILAR : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesi Kaynaklı DAVA TARİHİ : 27/12/2019 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden Saray şubesi tarafından davalı şirkete kullandırılan kredilerin vadesinde ödenmemesi üzerine Beşiktaş 17. Noterliği'nin 26/04/2016 tarih, 36169 yevmiye nolu kat ihtarnamesinin keşide edilerek bahsi geçen firmanın ve kefilinin borçlarının kat edildiğini, ihtarnamede belirtilen süre içerisinde ödemekle yükümlü olunan tutarın ödenmemesi üzerine muaccel hale gelen banka alacağının tahsili amacıyla 20/06/2019 tarihinde Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8278 sayılı dosyası ile kredi borçlusu davalı şirket ve kefili ... ... aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlanıldığını, davalıların 24/06/2019 tarihinde vekil aracılığıyla takibe itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8278 sayılı dosyasına yaptıkları tüm itirazların iptali ile takibin devamına %20 'den az olmamak kaydıyla davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından dava konusu takibe dayanak gösterilen kredi sözleşmesinin dava dosyasına sunulmadığını, davalılardan ... ...'ın sözleşmeyi şirket yetkilisi mi yoksa kefil olarak mı imzaladığının ya da imzasının bulunup bulunmadığının incelenmediğini, davacının dava konusu ettiği alacağın likit olmadığını, davacı yanın vadesi gelmemiş borçlar için çok fahiş faiz oranları üzerinden icra takibi başlattığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan temerrüt maddesindeki hükümlerin mutlak butlanla batıl olduğunu ve yok hükmünde olduğunu bildirerek, davanın reddine, davalılar lehine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Ankara 17. İcra Dairesinin 2019/16309 takip sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; davalı ... ... Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden 1.502.547,99 TL asıl alacak, 83.734,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.586.282,36 TL tutarları yönünden takibe itirazlarının iptaline, kredili mevduat hesabından kaynaklanan 97.174,96 TL asıl alacak kısmının takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 31,80 oranında temerrüt faizi, diğer kredilerken kaynaklanan toplam 1.405.373,03 TL'lik asıl alacak kısmının takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 51 oranında temerrüt faizi ile birlikte tahsili suretiyle takibin devamına, davalı ... ... yönünden 1.497.769,09 TL asıl alacak tutarına ilişkin takibe itirazlarının iptaline, kredili mevduat hesabından kaynaklanan 96.665,77 TL asıl alacak kısmının takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 31,80 oranında temerrüt faizi, diğer kredilerken kaynaklanan toplam 1.401.103,32.-TL'lik asıl alacak kısmının takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 51 oranında temerrüt faizi ile birlikte tahsili suretiyle takibin devamına, 46 adet çek yaprağı için toplam 93.380,00 TL depo bedelinin davalı şirket tarafından bankada açılacak bir hesapta depo edilmesine imkan verecek şekilde icra takibinin devamına, fazlaya yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin red edilen kısma yönelik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bankanın T.C. Merkez Bankasına bildirdiği en yüksek ticari kredi faiz oranının %50 fazlasının uygulanacağı hükmü gereği akdi faiz oranı %38, temerrüt faizi oranı ise %57 olduğunu, müvekkili bankanın alacağının belirli olmasına rağmen alınan bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmeler sebebiyle davalı firma yönünden 38.219,31 TL TL'lik , davalı kefil yönünden ise 42.998,21 TL TL 'lik müvekkil banka alacak kısmının reddedilmesinin ayrıca doğru olmadığını ve her iki davalının da borcun tamamından sorumlu olacağını, Temerrüt tarihi itibariyle davalı ve kefil yönünde sayın mahkemece ayrıma gidilmesinde ayrıca usul ve yasaya aykırı olduğu kefilden sözleşmeden kaynaklı olarak temerrüt sorumluluğunun asıl davalı firma ile birlikte başlaması gerekeceği '' diğer davalı kefil yönünden keşide edilen ihtarnamenin tebliğ edilemediği TTK 7. maddesi ile Yargıtay yerleşik uygulamasına göre kefil yönünden temerrüt tarihinin takip tarihi olan 20/06/2019 olduğunun kabulü gerekmiştir (Y19HD., 08/03/2016 tarih, 2015/12924 Esas, 2016/4207 Karar). '' şeklinde gerekçe oluşturan mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığı bu sebeple mahkemece hatalı karar verildiğini, Yine yerel mahkemece kefil davalı Harun ... yönünden kredili mevduat hesabından kaynaklanan 96.665,77 TL'lik alacak ile sorumlu olduğu olduğu belirtilirken aynı alacak kalemine ilişkin davalı firmanın 97.17,96 TL' kredili mevduat hesabından kaynaklı asıl alacak borcu olduğunun belirlendiği, aradaki farkın hangi alacak kaleminden kaynaklandığının gerekçeli kararda belirtilmediğini, bu sebeple tarafınca da bu hususun anlaşılamadığını, Taraflar arasında akdedilen ve kefil sıfatıyla sözleşmeyi imza edenin bir bütün olarak sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini , bu doğrultuda davalı kefilin çeklerden kaynaklı olarak sorumlu tutulamayacağına yönelik karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2019/8278 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine 1.540.767,30 TL asıl alacak, 83.734,37 TL işlemiş faiz, 24,25 masraf olmak üzere toplam 1.624.525,92 TL'nin tahsili ile 93.380,00 TL gayri nakit alacak deposu talebi ile icra takibi başlatıldığı, takipte talep edilen temerrüt faiz oranının %57 olduğu, davalıların süresi içerisinde ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Davacı banka ile davalı şirket arasında 11/04/2018 tarihli 1.700.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi tanzim edildiği, davalı ... Balçıklı'nın iş bu sözleşmeye aynı limitle kefil olduğu görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan ve hükme esas teşkil eden 30/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; takip tarihi itibariyle davacının davalı asıl borçlu şirketten 1.502.547,92 TL asıl alacak, 83.734,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.586.282,36 TL alacaklı olup, asıl alacağına diğer kredilerden kaynaklanan 1.405.373,03 TL'lik kısmına yıllık %51 kredili mevduat hesabından kaynaklanan 97.174,96 TL'lik kısmına ise TCMB tarafından kredi kartları için ilan edilen ve takip tarihi itibarı ile %31,80 oranındaki faizin uygulanması gerektiği, davalı kefil ... ... yönünden ise davacının davalı kefilden 1.497.769,09 TL asıl alacaklı olduğu, asıl alacağın diğer kredilerden kaynaklanan 1.401.103,32 TL'lik kısmına yıllık %51, kredili mevduat hesabından kaynaklanan 96.665,77 TL'lik kısmına ise TCMB tarafından kredi kartları için ilan edilen ve takip tarihi itibarı ile %31,80 oranındaki faizin uygulanması gerektiği tespit edilmiştir. Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı banka ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazı akdi ve temerrüt faiz oranlarının talep gibi hesaplanmaması neticesinde alacağın eksik hesaplanarak mahkemece talebinin bir kısmının reddinin doğru olmadığına, kefil ve asıl borçlunun temerrüt tarihinin farklı tarih alınmasına ve gayri nakit alacağın deposundan davalı kefilin sorumlu tutulmamasına ilişkindir. Davacı vekilince her ne kadar akdi faiz oranı %38, temerrüt faizi oranı ise %57 olması gerektiği ileri sürülerek istinafa gelinmiş ise de, bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı bankanca normal kredi hesaplarında izlenen firmalara temerrüt tarihi olan 02/05/2019 tarihinde fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranın yıllık % 25,50 olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı bankaca nakdi kredilere fiilen uygulanan en yüksek kredi faiz oranının %25,50 , temerrüt faizinin %100 fazlası yıllık %51 olarak uygulanabileceği tespit edilmiş olup, tespit edilen faiz oranının taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğu ve bu hale göre sözleşme ve yargısal içtihatlara uygun olarak belirlenen faiz oranın esas alınması suretiyle yapılan hesaplama neticesinde davacı banka alacağının kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür. Davacı bankaca davalılara keşide edilen Beşiktaş 17. Noterliği'nin 26/04/2019 tarih, 36169 yevmiye numaralı ihtarnamesinde 25/04/2019 tarihi itibari ile toplam 1.539.497,07 TL nakit, 97.440,00 TL gayrinakit kredi borcunun bulunduğu hususlarına yer verilerek nakit borcu (1) gün içinde ödenmesi ile aynı süre içinde gayrinakit kredi borcuna ilişkin bankaya iade edilmesi veya 97.440,00 TL'nin bankada depo edilmesinin istenildiği, ilgili ihtarnamenin davalı asıl borçlu şirketin sözleşmede belirtilen adresine 30/04/2019 tarihinde bila iade tebliğ edildiği , davalı kefile de yine aynı tarihte bila tebliğ iade edildiği görülmüştür. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede asıl borçlu ve kefilin sözleşmede yer alan adresinin davacı banka tarafından yapılacak tebligatlarda esas alınacağı hususu düzenlenmiştir. İİK'nun 68/b maddesinde ise kredi kullananın adres değişikliğini noter ihtarıyla bildirmediği takdirde eski adresin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hüküm asıl borçluya ilişkin olup, kefile ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Hal böyle olunca , asıl borçlu şirketin sözleşmede yer alan adresine gönderilen hesap kat ihtarının bila tebliğ tarihi olan 30/04/2019 tarihine (1) gün eklenmek suretiyle bulunan 02/05/2019 tarihi asıl borçlu şirket yönünden temerrüt tarihi kabul edilmekle , İİK'nun 68/b maddesi hükmünün kefile uygulanma olanağı bulunmadığı dikkate alınarak , davalı kefil yönünden temerrütün takip ile gerçekleştiğinin kabulü usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Ayıraca davacı vekilinin yerel mahkemece kefil davalı Harun ... yönünden kredili mevduat hesabından kaynaklanan 96.665,77 TL'lik alacak ile sorumlu olduğu olduğu belirtilirken aynı alacak kalemine ilişkin davalı firmanın 97.17,96 TL kredili mevduat hesabından kaynaklı asıl alacak borcu olduğunun belirlendiği, aradaki farkın hangi alacak kaleminden kaynaklandığının gerekçeli kararda belirtilmediği yönündeki istinaf itirazı değerlendirildiğinde; davacı bankanın kredili mevduat hesabından kaynaklı alacağının kat tarihi itibariyle 92.444,60 TL , kat tarihi itibariyle işlemiş akdi faizin de 4.221,17 TL olduğu denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlenmiş olup, kat tarihi itibariyle davacı bankanın davalılardan talep edebileceği asıl alacağın 96.665,77 TL olduğu izahtan varestedir. Yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere davalı asıl borçlu şirket takipten önce (02/05/2019) temerrüte düşmesi nedeniyle , asıl borçlu şirket yönünden 96.665,77 TL'lik ana paraya kat tarihi olan 25/04/2019 tarihi ile temerrüt tarihi olan 02/05/2019 tarihi arasında %25,80 oranında temerrüt faizi (484,94 TL) ve BSMV'si (24,25 TL) işletilmek suretiyle , asıl borçlu şirketten temerrüt tarihi itibariyle talep edilebilecek asıl alacak 97.17,96 TL belirlenmiş olup, aradaki fark davalı asıl borçlu şirket yönünden temerrüt tarihi itibariyle işlemiş faiz ve BSMV'sinden kaynaklanmaktadır. Yine mahkemece , davacı bankanın 46 adet çek yaprağından kaynaklı 93.380,00 TL depo talebinden davalı kefilin sorumlu tutulmaması davacı vekilince istinafa getirilmiştir. Oysa ki kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi gereği davalı kefilin depo taleplerinden sorumlu tutulabilmesi için kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunması gerekmekte olup , dava konusu genel kredi sözleşmesinde bu yönde açık hüküm bulunmadığından, davalı kefilin gayrı nakti alacaktan sorumlu tutulamayacağı , Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/11/2018 tarih 2018/19-689 E ve 2018/1624 K sayılı ilamının da bu yönde olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı/lı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -