T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/615 KARAR NO : 2025/1423 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2022 NUMARASI : 2020/694 E. - 2022/79 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/615 KARAR NO : 2025/1423 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2022 NUMARASI : 2020/694 E. - 2022/79 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı arasında imzalanan 06.01.2014 tarihli Ana Bayilik Sözleşmesi uyarınca müvekkilinin İstanbul İli Avrupa Yakası ... Depo Faaliyet alanı sınırları içerisinde bulunan ilçe ve beldelerde 19 LT Damacana Su, Bardak Su, Pet Şişe Su ve Kutu Su satış ve dağıtımı yapacağını, davalı şirketin 15.11.2019 tarihli bir fesih ihtarnamesiyle “Firmanız ile aramızda 06.01.2014 tarihli Ana Bayilik Sözleşmesi imzalanmıştır. Halihazırda devam eden sözleşmemizin 06.01.2020 tarihinde sona ereceğini bilgilerinize sunarız.” demek suretiyle sözleşmeyi tek taraflı, gerekçesiz ve haksız olarak feshettiğini, sözleşmenin sona ermesiyle doğal olarak tüm tali bayiler müvekkilinin elinden alındığını ve dolayısıyla müvekkilinin hiçbir kazanç elde edemez hale geldiğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere 20.000,00 TL denkleştirme tazminatının sözleşmesinin fesih tarihi olan 06.01.2020’den itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 24.12.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile portföy kaybının 202.100,83 TL olduğunu belirterek bu miktarın fesih tarihi olan 06.01.2020’den itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında 2014 tarihli bir ana bayilik sözleşmesi olduğunu, davacı yanın bayi olarak ilk ve temel yükümlülüğünün alım yükümlülüğü olduğunu, sözleşmenin 14. maddesibib ise, sözleşmenin feshini düzenlemekte ve sonuçlarını hüküm altına alındığını, bu aşamada davacı ile müvekkili arasında akdedilen ana bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacı yanın müvekkilinin koymuş olduğu kotalara, müşteri memnuniyetine, sadakat yükümlülüğüne, rekabet etmeme gerekliliğine ve diğer hususlara dikkat etmeden, basiretli bir tacir gibi davranmayarak müvekkilinin marka değerine zarar verdiğini, davacı yanın denkleştirme tazminatı talebinin haksız ve hukuksuz olduğunu, müvekkilinin sözleşmesinin feshi sürecinde davacı yana tüm kolaylıkları sağladığını, davacı yanın borçlarını yapılandırılmış, teminat olarak verilen çeklerin davacı yana iade edildiğini, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, bayilik sözleşmesinin feshi sebebiyle denkleştirme tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. ...Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile dosya kapsamındaki tüm belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla uğranılan denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Acentelik sözleşmesinin sona ermesi üst başlığı ve Denkleştirme istemi alt başlığı altında 122 nci maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiştir. Buna göre Kanun'un "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." hükmünü düzenlediği, taraflar arasında 06/01/2014 tarihli "Ana Bayiilik Sözleşmesi" imzalandığı, taraflar arasındaki ilişkinin bayilik olarak nitelendirilmesi karşısında tek satıcılık ve acente sözleşmelerinde uygulama imkanı bulunan denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;11.11.2021 tarihli bilirkişi raporunun 5 numaralı sonuç kısmında "taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinden söz edilemeyeceği" 6 numaralı sonuç kısmında "portföy tazminatı talep şartlarının gerçekleştiği"nin mütalaa edildiğini, buna rağmen mahkemenin ret gerekçesinin son derece hatalı olduğunu, TTK'nın 122/5'inci maddeye de açıkça aykırı olduğunu, TTK 122/5 Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacağını, kanunun lafzından açıkça anlaşılacağı üzere denkleştirme tazminatının uygulanma alanı sadece acentelik ve tek satıcılık sözleşmeleriyle sınırlı olmadığını, tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanacağını, taraflar arasındaki ana bayilik sözleşmesinin 2.4.maddesinde davacı müvekkilinin faaliyet alanının belirlendiğini, ... Depo Alanı içerisinde bulunan ilçe ve beldelerden oluşacağının belirtildiğini, ... Depo Alanında bulunan ilçelerin ise Arnavutköy, Beylikdüzü, ..., Silivri, Çatalca ve Esenyurt İlçeleri olduğunu, dolayısıyla taraflar arasındaki ana bayilik sözleşmesi uyarınca davacıya münhasır bir bölgede satış yetkisi verildiğini, davacının sözleşmede belirtilen ... depo alanında satış tekelini elinde bulundurduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/3275 E. - 2019/2884 K sayılı kararında "6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında, bu hüküm hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır hükmü bulunduğundan, denkleştirme tazminatının tek satıcılık hakkı veren bayilik sözleşmeleri bakımından da istenebileceği, İlk Derece Mahkemesinin bu konudaki, taraflar arasında acentelik ilişkisi bulunmadığından denkleştirme talep edilemeyeceği yolundaki gerekçesi yerinde olmamakla" denilerek denkleştirme tazminatının sadece acentelik ve tek satıcılık başlıklı sözleşmelerine hasredilemeyeceğinin belirtildiğini, portföy tazminatı şartlarının oluştuğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiği iddasına dayalı denkleştirme alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 06.01.2014 tarihli ''Ana Bayilik Sözleşmesi'' imzalanmış olup uyuşmazlık, taraflar arasındaki bu sözleşmenin TTK'nın 122/son maddesinde belirtilen tek satıcılık vb tekel hakkı veren bir sözleşme niteliğinde olup olmadığı, bunun sonucuna göre de portföf tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının ana bayi olarak, davalının da üretici olarak belirlendiği, sözleşmenin 2.3 maddesine göre, davacının, davalıya ait damacana su, pet şişe ve cam su gibi ürünlerin ilgili satış bölgesinde satışı, pazarlanması ve servisi işini üstlendiği, 2.3 maddesinde davacı ana bayinin faaliyet alanının İstanbul ili, Avrupa yakası, ... depo faaliyet alanı içindeki ilçe ve beldelerden oluştuğu, havalanı, yrt dışı ve İstanbul dışının ana bayinin faaliyet alanı dışında olduğu, 4.1 maddesinde sözleşmenin konusunun belirtildiği, maddeye göre, davacı ana bayinin bu sözleşmede belirlenen dağıtım bölgesinde su satış belgesi olan ya da su satmak satmak için belge söz konusu olmadığı durumlarda davalının göstereceği veya davacı ana bayinin bulup davalının onaylayacağı her yerde davalının tatmin duyacağı ölçüde ve davalının belirlediği satış fiyatından dağıtım yapmakla yükümlü olduğu, 4.2 maddesinde davalı üreticinin davacı ana bayinin faaliyet bölgesini muvafakat almak zorunda olmaksızın tali bayiliklere ayırabileceği, ana bayi davacının buna muvafakat ettiği, 5.maddesinde sözleşmenin kapsamının belirlendiği, buna göre sözleşme kapsamının, sözleşmede tanımlanan ürünlerin davacı ana bayi tarafından faaliyet bölgesindeki tali bayilerine satış, pazarlama ve servis yetkisini taşıdığı, ancak bu yetkilerin davalı üreticiyi temsil etme veya onun yaptığı anlaşmaları, sorumluluk ve yetkilerini davacı ana bayiye hiç bir şekilde vermediği, 6.3 maddesine göre davacı ana bayinin vereceği siparişleri fatura ile davalı üreticiden alarak fiyat listesindeki üst sınıra göre yetkili olduğu bölgede tali bayi ve kendi müşterilere satcağının belirtildiği, 7.maddede davacı ana bayinin satış yapmak üzere mevcut bayiler dışında kendi bölgesinde davalı üreticinin yazılı onayı ile tali bayilik verebileceğinin düzenlendiği görülmektedir. TTK'nın 122. maddesi acentenin denkleştirme istemine ilişkin bir düzenleme olmakla birlikte maddenin 5. bendinde "Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır" denilmektedir. Buna göre acentelik dışındaki bir sözleşme ilişkisinde denkleştirme isteminde bulunulabilmesi için, sözleşme ilişkisinin süreklilik arz etmesi ve tekel hakkı vermesi gereklidir. Tekel hakkından bayilik verenin ürünlerini belirli bir yer veya bölgede pazarlama, dağıtma, satma yetkilerini sözleşme süresince münhasıran bayiye bırakması, o yerde bu ürünün pazarlanması, dağıtımı ve satışı için başka bir kişiyi tayin etmemesi anlaşılmalıdır. Oysa taraflar arasındaki sözleşmenin 7.maddesinde, davacı ana bayinin satış yapmak üzere mevcut bayiler dışında kendi bölgesinde davalı üreticinin yazılı onayı ile tali bayilik verebileceğinin düzenlendiği, 4.2 maddesinde ise davalı üreticinin davacı ana bayinin faaliyet bölgesini muvafakat almak zorunda olmaksızın tali bayiliklere ayırabileceği görülmektedir. Sözleşmedeki bu hükümlerden davacıya bir inhisar hakkının verilmediği anlaşılmaktadır.Buna göre sözleşmenin bayilik sözleşmesi niteliğinde olduğu, tarafların iradesinin bu yönde oluştuğu, sözleşmenin herhangi bir hükmünün sözleşme konusu bölgede davacıya tekel hakkı verecek şekilde düzenlenmediği veya bu anlama gelmediği, TTK'nın 122/5. maddesinde belirlenen şartın oluşmadığı anlaşıldığından, mahkemece denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.