11. Hukuk Dairesi 2012/4173 E. , 2013/5575 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../01/2012 tarih ve 2008/118-2012/11 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t…
**11. Hukuk Dairesi 2012/4173 E. , 2013/5575 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../01/2012 tarih ve 2008/118-2012/11 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı ...’nun davacı şirketin % 30 hissedarı olduğunu, üç ortaklı şirketin ortaklarından ...’ın ölümünden sonra mirasçılarının şirkete miras hisseleri oranında ortak olduklarını, davalının şirketi temsil yetkisine sahip iken, ...’ın ölümünü fırsat bilerek şirketi içeriden çökertmeye başladığını, hesap vermediğini yetkisiz bağışlar yaptığını, çalışanları şirket aleyhine yönlendirdiğini, faturalar almadığını, şirketi vergi yönünden zarara uğrattığını, davalının bu davranışlarından ötürü imza yetkisinin alındığını, şirkete gelmemesi yönünden uyarı yapıldığını, davalının eşine yakınları ile birlikte kurduğu Isı-Dek adlı şirketi faaliyete geçirdiğini, ortaklıktaki güven duygusunu zedelediğini, şahsi çıkarlarını öne aldığını, şirketin devam eden işlerini bıraktırdığını, bir kısmını ortağı olduğu Isı-Dek şirketine alarak yapmaya başladığını, şirketi kötülediğini, zarara uğrattığını, diğer davalı Isı-Dek’in de, davacı şirketin 20 yıla yakın zamandan beri yaptığı işleri kendisi yapmış gibi göstererek haksız rekabet yaptığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile ve dava tarihinden geçerli en yüksek mevduat faizi ile mevcut zararların tespiti ile davalı ...’ndan şimdilik 50.000,00 TL maddi 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, davalı ... şirketinden ....000,00 TL maddi, ....000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, haksız rekabetlerinden men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davalı ...’nun şirketin % 30 hissesi ile ortağı olduğunu, ...ile imza yetkisi bulunduğunu, müşterek imza ile şirketi temsil ettiklerinin doğru olduğunu, kendisinin inşaat işleriyle ilgilendiğini, ...’nun ise tahsilât ödeme ve banka işlerini takip ettiğini, bu konularda sorumluluğunun bulunmadığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların hangi kusurlu davranışlarının davacı şirketin maddi veya manevi zarara uğramasına neden olduğu ve bu maddi veya manevi zararın neden ibaret bulunduğu davacı şirket tarafından ispatlanamadığı, delil listesinde belirtilen sözleşmelerdeki işlerde ise, davacı şirketin değil de, davalı şirketin tercih edilmesinde davalı ...'nun ne ölçüde etkili olduğu ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. 1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı şirket bakımından yapmış olduğu temyiz itirazları yerinde değildir. ...)Dava, limited şirket yöneticilerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı şirket vekili, davalı gerçek kişinin müvekkili şirketin yöneticisi olduğu sırada şirkete ait hesaplardan yetkisiz bağışlar yaptığını, faturalar almadığını, eşine yakınları ile birlikte kurduğu davalı tüzel kişiyi faaliyete geçirdiği ve bu şirketin, davacı şirketin 20 yıla yakın zamandan beri yaptığı işleri kendisi yapmış gibi göstererek haksız rekabet yaptığını ileri sürerek davalılardan tazminat isteminde bulunmuştur. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı mülga ...'nın 556. maddesi hükmünde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa ...'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır. Mülga ...'nın 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davası açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bunun yanı sıra limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen mülga ...'nın 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu görülmüştür. Mülga ...’nın 548. maddesinde, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların mülga BK'nın531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. O halde ortak sayısı yirmiden fazla ise davanın denetçiler tarafından aksi halde yönetici olayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Somut olayda, yukarıda belirtilen kanun hükümleri anlamında usulüne uygun olarak alınmış bir ortaklar genel kurul kararı bulunmadığı gibi, davanın yöneticilerce açıldığı anlaşılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır. Mahkemenin gerekçeli kararında “... Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlere dayanıldığı takdirde bu davanın açılabilmesi için ...'nın 341. maddesinde öngörülmüş olan şartların yerine getirilmiş olması gerekir. Ancak bu şartların yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. ...” denilmiş ise de; mülga HUMK'un 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulu ve denetçilerin veya yönetici olayan diğer ortakların karar ve muvafakatlerinin alınması ve vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluştuktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin davalı şirket yönünden yapmış olduğu temyiz itirazlarının reddine, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.