11. Hukuk Dairesi 2021/3454 E. , 2022/7446 K. MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.11.2018 tarih ve 2016/268 E. - 2018/405 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2019/714 E. - 2021/278 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davac…
**11. Hukuk Dairesi 2021/3454 E. , 2022/7446 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.11.2018 tarih ve 2016/268 E. - 2018/405 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2019/714 E. - 2021/278 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; senetlerdeki alacaklı Hedef Ecza Deposu Ticaret Anonim Şirketinin ünvan değişikliği yaparak Alliance Healthcare Ecza Deposu Anonim Şirketi olduğunu, müvekkilinin ilaç deposu olup davalının da eczacı olduğunu, aralarındaki ticari faaliyet sebebi ile davalının, müvekkili şirkete olan borçlarına karşılık davaya konu senetleri imzalayarak verdiğini, ancak senet bedellerinin ödenmediğini, dava konusu her bir senet için vade tarihlerinden itibaren reeskont faizi işletilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili; müvekkilinin mernis de kayıtlı ikamet adresinin Elazığ ilinde bulunduğunu, HMK'nın genel yetki kuralları gereğince Malatya mahkemelerinin yetkili olmadığını, açılan davanın konusu olan alacağın gerçek olmayıp, davacının geçmişte tahsil ettiği fahiş ve mükerrer alacak kalemleri ihdas ederek tekrar dava açmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı müvekkili aleyhine aynı alacak kalemlerine dayanılarak icra takibi başlatıldığını, işbu takibe itiraz üzerine takibin durduğunu ve itiraz dilekçesinin tebliğinin üzerinden 1 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olmasına rağmen itirazın iptali davası açılmadığını, bu nedenlerle senetlere dayalı alacak isteminin, itfa, zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 1999 yılından bu yana devam eden bir ticari ilişkinin ve cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davaya konu senetlerin de bu ilişkiden kaynaklı olarak düzenlendiği, senetlerin bedelsiz olduğu veya davalıdan sadır olmadığının açıkça iddia edilmediği, cevap dilekçesinde muallak bir ifade ile imza inkarında bulunulmuş ise de; bu beyanların yanında ödeme iddasında da bulunulduğu nazara alınarak imza inkarına ilişkin beyanların göz önüne alınmadığı, davacının davaya konu senet bedelleri kadar davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, bu alacağın ödendiğinin ve dosyaya sunulan TUTANAKTIR başlıklı belgenin davaya konu senetler için düzenlendiğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, dosyaya sunulan belge ile senet bedellerinin birbiri ile uyumlu olmadığı, teminat olarak verilen taşınmazın borca karşılık olarak ödendiği iddia edilmiş ise de söz konusu ödemenin davaya konu senetler için yapıldığına dair dosyada bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 170.952,00 TL'nin senetlerin zamanaşımına uğramış oldukları dikkate alınarak temerrüt tarihinden (takip tarihinden) işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalının cevap dilekçesine ekli delil olarak sunduğu "Tutanaktır" başlıklı belgede "Yeni Harput Eczanesi ...'den 130.000,00 TL bedelli, 15/11/2007 tarihli bono alınmıştır" şeklinde ibare olduğu, bu ibarenin davacı tarafça da kabul edildiği, davacı vekilinin 20/12/2016 tarihli ıslak imzalı beyanında mevcut tutanağı kabul etmekle birlikte davalının geçmiş borçlarını (2006) ödememesi üzerine bu senetlerin iptal edilerek 15/11/2007 vadeli, 130.000,00 TL bedelli senedin alındığını ve bu senedin de ödenmemesi üzerine davaya konu on üç adet senedin, diğer senetler iptal edilmek suretiyle alındığını beyan ettiği, davacının dava dosyasına sunduğu cari hesap ekstresinde tarih ve numaralı belirtilmek suretiyle davaya konu bonoların alındığı, akabinde bu bonoların davalı tarafa iade edildiği ve böylelikle davaya konu bonoların taraflar arasında iptal edildiği, davaya konu bonoların düzenlenme ve vade tarihlerinin, 15/11/2007 vadeli, 130.000,00 TL bedelli bononun vade ve keşide tarihlerinden önce olduğu gözetildiğinde, davalının davaya konu senetlerin iptal edilerek 15/11/2007 vadeli, 130.000,00 TL bedelli bono ilişkisinin kurulduğu yönündeki savunmasına itibar etmek gerektiği, bu durumda davaya konu edilen bonoların taraflar arasında iptal edildiği ve bu nedenle de zamanaşımına uğramış bonolardan kaynaklı borç ilişkisinin sonlanmış olduğu, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Dava, zamanaşımına uğrayan kambiyo senedi vasfını yitiren bonoya dayalı temel ilişki kapsamındaki alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davalı yan savunmasında; dava konusu yapılan bono bedellerine karşılık 15.11.2007 tarihli 130.000TL’lik bono verildiğini, bu nedenle de dava konusu bono bedellerinin ödendiğini belirtmiştir. Davacı ise davalının savunmasına karşı; 15.11.2007 tarihli 130.000TL bedelli bononun davalı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ve yine senede bağlanan 2006 tarihli bono bedellerine karşılık alındığını belirtmiştir. 130.000TL’lik senet alındığına ilişkin tarafların imzası bulunan ve davalının dayandığı “TUTANAKTIR” başlıklı belgede; bahsi geçen bononun önceden doğan hangi borca ilişkin alındığı belirtilmediğinden, bu 130.000TL’lik bononun dava konusu senetlerin bedeline karşılık verildiğini davalı tarafın ispatlaması gerekmektedir. Davalı, ayrıca banka vasıtasıyla ödeme yaptığını savunmuştur. Bu durumda mahkemece, tarafların banka hesapları ve defterleri üzerinde ayrıntılı inceleme yapılıp, davalı tarafın dava tarihi itibariyle borcunun bulunup bulunmadığı saptanarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2.maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.