T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/405 - 2026/604 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/405 KARAR NO : 2026/604 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/05/2023 NUMARASI : 2022/418 E. - 2023/271 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/405 - 2026/604 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/405 KARAR NO : 2026/604 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/05/2023 NUMARASI : 2022/418 E. - 2023/271 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/05/2023 tarih ve 2022/418 Esas - 2023/271 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2021/024698 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "..." markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira uyuşmazlık konusu edilen "..." ibaresinin 30. sınıf mallar yönünden markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını ve müvekkili markasında sadece tali unsur olarak kullanıldığını, dava konusu edilen markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkili adına önceki tarihlerden beri tescilli "..." ibareli markalardan kaynaklı müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu, bu markalar ile birebir aynı "..." ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden dava konusu markanın, "..." tali unsuru nedeniyle davalı firmanın markalarıyla karıştırılma ihtimalinden bahisle reddedilmesinin müvekkilinin kazanılmış haklarına aykırı düştüğünü, ayrıca "..." ibaresinin İtalyanca kökenli bir kelime olup "beğeni, zevk" anlamlarına geldiğini, dolayısıyla bu iki kelime birlikte değerlendirildiğinde dava konusu edilen markanın "zevkli tatlı" veya "rafine tatlı" anlamlarını ifade ettiğini ve tek başına "tatlı" kelimesinden uzaklaştığını, her halükarda "tatlı" anlamına gelen İngilizce "..." kelimesinden türetilmiş "..." ibaresinin zayıf bir marka olması nedeniyle kimsenin tekeline verilemeyeceğini ve bu ibareye dayalı olarak davalının başka kişi ve kuruluşların marka tescillerine engel olamayacağını, ayrıca somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini, zaten müvekkilinin tek başına "..." ibaresini ihtiva eden onlarca tescilli markasının bulunduğunu ve bu ibare üzerinde kazanılmış bir hakkı haiz olduğunu, ayrıca müvekkili markasının tescil edilmek istendiği 30. sınıftaki malların hitap ettiği tüketici kesiminin bilinç/algı/dikkat seviyelerinin yüksek bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-11431 sayılı kararının iptaline, 2021/024698 başvuru sayılı markanın kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili, müvekkiline ait "..." markasının tanınmış marka olması nedeniyle dava konusu edilen markanın, müvekkili markalarıyla karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, kaldı ki taraf markalarının birebir aynı mallarda kullanılacağını, dava konusu edilen marka içerisinde yer alan "..." ibaresinin davacının tescilli pek çok markasında yer alan çatı markası olduğunu, dolayısıyla bu ibarenin karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi esnasında dikkate alınamayacağını, birebir aynı unsuru ihtiva eden ve görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olan taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bu nedenle çok yüksek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında esas/tek unsur hüviyetinde kullanılmış olan "..." ibaresinin ortaklığından hareketle işaretlerin ilk anda görsel, işitsel ve kavramsal açılardan uyandırdığı algının yarattığı benzerliğin yüksek olduğu, davacının markasında kullanılmış olan ve davacının çatı markası hüviyetini haiz "..." ibaresinin mevcudiyetinin ve taraf markalarındaki ibarelerin yazım özelliklerinin/harflerinin tasarımının farklı olmasının bu yakınlaşmayı ortadan kaldırabilecek nitelikte olmadığı, davacının markasının, davalının söz konusu markalarının kapsamına giren mallar açısından davalının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markalarının tescil tarihlerine bakıldığında, bu markalardan sadece 2014/69296 sayılı markanın, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle en az beş yıldır tescilli olduğu ve bu nedenle potansiyel hükümsüzlük tehdidi altında olmadığı, ancak dava konusu marka başvurusunun 2014/69296 sayılı markanın asli unsuru korunarak oluşturulduğunun söylenemeyeceği, ayrıca davacının 2014/69296 sayılı markasının işbu davaya konu 30. sınıfta yer alan mallar bakımından fiilen kullanıldığına ilişkin marka işlem dosyasında evrak bulunmadığı, bu nedenlerle davacı yanın ileri sürdüğü müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, kelime anlamı itibariyle doğrudan tatlı, şeker, şekerleme çağrışımı yapan bir sözcük olduğunu, bu anlamları itibariyle zayıf marka niteliğinde bulunduğunu ve tescilli olduğu sınıfta ayırt edici ek almadan tek bir kişinin kullanımına hasredilmesinin mümkün olmadığını, gerekçeli karardaki hukuki değerlendirmenin aksine müvekkilinin seri markası olan "..." markası ile davalı şirketin marka kullanımları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kaldı ki müvekkilinin "..." ibareli seri markalarının olduğunu ve bu ibarenin sonuna almış olduğu ekler ile türetilmiş birden fazla markasının bulunduğunu, "..." ibaresinin tanınmış marka olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, davalı Şirketin bu savunmasını destekler deliller sunamadığını, müvekkilinin önceki marka tescillerinden doğan ve korunması gereken haklarının görmezden gelindiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli başvurusu ile redde mesnet "..." ibareli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira davacı başvurusunda yer alan "..." ibaresinin, davacının çatı markası olduğu ve bu itibarla başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, redde mesnet markaların asli unsurunun da aynı ibare olduğu, her ne kadar bu ibarenin tanımlayıcı olduğu ileri sürülmüş ise de tatlı anlamına gelen "..." ibaresinden türetilerek oluşturulan söz konusu ibarenin tanımlayıcı olduğunun söylenemeyeceği, redde mesnet markaların asli unsurunu aynen içeren dava konusu başvuru ile redde mesnet markaların karıştırılması ihtimalinin bulunduğu, davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.