T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2368 - 2026/184 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2368 KARAR NO : 2026/184 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2024 NUMARASI : 2022/794 E. - 2024/451 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2368 - 2026/184 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2368 KARAR NO : 2026/184 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2024 NUMARASI : 2022/794 E. - 2024/451 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/07/2024 tarih ve 2022/794 E. - 2024/451 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin ''...'' markasının 2014/70564 numara ile 06, 20, 40 ve 35. sınıflarında tescil edildiğini, davalıların şirket sahibi ve üst düzey yöneticilerinin müvekkili şirketten ayrılan ve yine üst düzey görevlerde bulunan kişilerden oluştuğunu, davalı şirket kurulduktan hemen sonra müvekkili şirket adına tescilli marka görsellerini, teknik şartnameleri ve referans listelerini izinsiz ve haksız olarak kullanarak müvekkilini zarara uğrattıklarını, 2015 yılından sonra müvekkilinin cirolarında büyük bir düşüş yaşandığını, davalı şirketin, müvekkilinin tüm portföyüne ulaşarak aynı ürünleri pazara sunduğunu ileri sürerek 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi zararın haksız fiilin öğrenilmesinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, asıl ve birleşen davada, taraflar arasında yazılı bir rekabet yasağı bulunmadığını, olayda haksız rekabetin gerçekleşmediğini, davacının ...©gmail.com adresiyle elde ettiği belgelerin hukuka aykırı olduğunu, markasının “...” değil “..." olduğunu, davacı şirketten 18.09.2015 - 30.11.2015 tarihleri arasında 640.804,89 TL mal alımı yapıldığını, üçüncü kişilere satıldığını, davacının kendisi ile sözleşme yapmış olmasının artık haksız rekabet temeline dayanma hakkını ortadan kaldırdığını, davacı şirketle yapılan ticarete konu malların satışı için fiyat listeleri, ürün görselleri ve teknik şartnamelerin davacı tarafça davalıya eposta olarak verildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece verilen 23/09/2021 Tarih, 2018/92 E., 2021/589 K. Sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın Ankara 52. İş Mahkemesine gönderildiği, Ankara 52. İş Mahkemesinin 03/06/2022 Tarih, 2022/266 E., 2022/250 K. Sayılı kararı ile Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/738 E., 2019/267 K. Sayılı dosyasının tefrik edilerek, 2018/92 E. Sayılı dosyası ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/550 E. Sayılı dosyası yönünden görevsizlik kararı verildiği bu dosyalar yönündün Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 07/11/2022 Tarih, 2022/1368 E. 2022/1400 K. Sayılı kararı ile yargı yerinin belirlendiği, görevsizlik kararı üzerine gelen dosyaların Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/92 ve 10 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/550 Esas sayılı dosyaları olduğu, dava konusu olayda davacının davalı şirkete müşteri gibi davranarak e-posta yolladığı, davalı şirketin de bu epostaya cevap olarak teklifler sunduğu, davalı şirket tarafından sunulan teknik şartname, ürün görselinin davacı şirketin teknik şartname ve ürün görselleri ile aynı olduğu, davalı şirket ile davacı şirketin ticari alışverişi olsa da davacı şirketi tarafından kullanılan teknik şartname, logo ve ürün görsellerinin davalı tarafından kullanıldığı ve buna yönelik davacı şirketin bir bilgisi olmadığı, aksinin davalı tarafından kanıtlanmadığı dikkate alındığında davalı şirketin eyleminin TTK'nın 55. maddesi uyarınca haksız rekabet eylemini oluşturduğu, bilirkişi raporlarında davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesinde davacı şirketin davalı şirket kurulduktan ticari ilişki içinde oldukları şirketlerin aynı olanlarının belirlendiği, davacı şirketin yurt dışı satışında azalma olduğu ve davacının satış kaybı yaşadığı ve bünyesindeki eksilen firmalara yapabileceği toplam satış tutarının karlılık oranına göre zarara uğradığına yönelik değerlendirme sunulan kanıtlar dikkate alınarak hükme esas alındığı gerekçesi ile asıl davada davalı şirketin davacı şirkete yönelik haksız rekabetinin tespit ve men’i ile 5.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davada davalı şirketin davacı şirkete yönelik haksız rekabetinin tespit ve men’i ile 10.000,00 TL maddi dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, alınan bilirkişi raporlarının görmezden gelindiğini, zira 01/08/2019 tarihli bilirkişi raporu ve 31/10/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda, dava konusu talep miktarını ve zararı ispatla mükellef olan davacının, tazminat talebini niçin ve neye dayanarak talep ettiği hususlarını izah ve aynı zamanda ispat etmesi gerektiği ve zararla illiyet bağının kurulması gerektiği haksız rekabet eyleminin ekonomik bir zarara dönüştüğü yönünde kesin bir bulguya rastlanmadığının tespit ve rapor edildiğini, 19/10/2020 tarihli bilirkişi raporu, 11/03/2021 ve 15/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporlarında da, davacı yanca davacı şirketin çalışanı durumunda iken ...'in şirket kurduğu hususunun davacı şirket tarafından biliniyor olması, karşılıklı ticaret yapılmış olması sebebiyle haksız rekabete ilişkin hususların önceden bilindiği, davalı diğer çalışanların transfer değil de işten çıkarıldıktan sonra davalı şirkete geçmiş olması, rekabet kapsamında çalışılan firmaların davacı şirket listesindeki firmalarının bazılarından oluşması sebebiyle haksız rekabetin söz konusu olmayacağının rapor edildiğini, iki ayrı heyetten alınan bilirkişi raporlarıyla haksız rekabetin olmayacağı ve zarara ilişkin bir bulguya rastlanmadığı rapor edilmesine rağmen, hem haksız rekabet olgusunun varlığı, hem de olmayan zararın davalı müvekkili şirket aleyhine hüküm altına alınmasının bir başka hukuka aykırılık hali olduğunu, 15.11.2023 tarihli ek raporda da, haksız rekabetin davalı şirket yönünden söz konusu olmayacağı, bu dosyadan ayrılan ve dosyaya taraf olmayan gerçek kişiler ... ve ... ' nun TTK. Madde 55.I.b.3 uyarınca haksız rekabet fiili işlemiş olduğu rapor edilerek bu iki gerçek kişi yönünden bir maddi tazminat hesaplaması yapıldığını, 15.11.2023 tarihli ek raporda davalı şirket yönünden haksız rekabet olmayacağı rapor edilmişken, mahkemenin davada taraf olmayan ... ve ... hakkında bilirkişi heyetinin yaptığı tazminat hesabını davalı şirket yönünden kabul etmesinin hatalı bulunduğunu, davalı şirket kurulduktan sonra taraflar arasında 18.09.2015-30.11.2015 tarihleri arasında ortak ticaret yapıldığını, davacı şirketten 640.804,89-TL tutarında mal alımı yapılarak 3. kişilere satıldığını, taraflar arasında davalı şirket kurulduktan hemen sonra ortak ticaret yapılması nedeniyle davacı şirketin davalı şirketin kuruluşunu ve ticaretini bilmesi ile mümkün olup, ortada haksız rekabet olmadığını, davacının haksız rekabete ilişkin iddiasının başlangıç tarihinin 2015 yılı olduğunu, oysa haksız rekabet iddiasına dayalı olarak iş bu asıl davanın 02.02.2018 tarihinde, birleşen davanın ise 11.11.2020 tarihinde aradan uzun süre geçtikten sonra açıldığını, bunun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacı ve davalı şirket arasındaki ortak ticaret sona erdikten sonra davacı ve davalı şirketlerinin ürün görselleri ve teknik şartnamelerinin aynı olmasının mümkün bulunmadığını, bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere marka hukukuna ilişkin de bir tecavüz fiiline de rastlanmadığını, ürün görseli denen şeyin, üretilip satılan ürünün resmi olduğunu, teknik şartnamenin ise satılan ürünün teknik özelliklerini (ölçülerini, kullanılan malzeme türü vs.) belirten metin olduğunu, farklı ürünler üreten, satan firmaların ürün görsellerinin ve şartnamelerinin aynı olmasının mümkün olmayacağını, benzer olan tek şeyin satılan ürüne ilişkin hazırlanan Word formatının benzer oluşu olduğunu, bu Word formatının da davacı şirket adına tescilli bir format olmadığını, bu metinlerin basit, ürünün boyu, metali, ahşabı vs hakkında bilgi veren metinler olup, haksız rekabet teşkil edecek ticari bir sır, üretim ve iş sırrı olma bir fonksiyonları olmadığını, davacının ortaya koyduğu bir ispatlanmış zarar olmamasına rağmen kök raporda davacının zararı değil, davalının karı hesaplanarak dava dışı gerçek kişiler ... ve ...'dan istenecek maddi tazminat olarak raporlaştırıldığını, davacı taraf seçimlik hak olarak kendi zararını maddi tazminat olarak isterken, zararını ispat edemeyen davacı için davalının karı üzerinden hesap yapılarak maddi tazminat hesaplanması ve bu hesap esas alınarak davacının maddi tazminat talebinin kabul edilmesi açık bir şekilde taleple bağlılık ilkesine, usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 15.11.2023 tarihli 2. ek bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere iş bu asıl dava ile birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/550 Esas sayılı dava dilekçesindeki taleplerin talepler birebir aynı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Asıl ve birleşen dava, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere, mahkemece; davacının davalı şirkete müşteri gibi davranarak e-posta yolladığı, davalı şirketin de bu e-postaya cevap olarak teklifler sunduğu, davalı şirket tarafından sunulan teknik şartname, ürün görselinin davacı şirketin teknik şartname ve ürün görselleri ile aynı olduğu, davalı şirket ile davacı şirketin ticari alışverişi olsa da davacı şirketi tarafından kullanılan teknik şartname, logo ve ürün görsellerinin davalı tarafından kullanıldığı ve buna yönelik davacı şirketin bir bilgisi olmadığı, davalı şirketin eyleminin TTK'nın 55. maddesi uyarınca haksız rekabet eylemini oluşturduğu kabul edilmiş, iş bu kabule dair karar asıl ve birleşen davada davalı tarafça istinaf edilmiştir. Ancak, mahkemece bu yönde bir kabul yapılmasına rağmen, davacı şirket tarafından kullanılan, teknik şartname, logo ve ürün görsellerinin neler olduğunun belirlenmediği, davalının bu teknik şartname, logo ve ürün görsellerini nerede ve nasıl kullandığının tespit edilmediği, tarafların, teknik şartname, logo ve ürün görselleri açıkça ve denetime elverişli olarak karşılaştırılmadığı görüldüğü gibi, 15/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda, bu metinlerin basit, ürün hakkında bilgi veren metinler olduğu, haksız rekabet teşkil edecek ticari bir sır, üretim ve iş sırrı olma fonksiyonunun olmadığı, aynı sektörde çalışan firmalarda aynı formatların kullanıldığı, davacının davalının eylemlerinden haberdar olduğu ve aynı format kullanılmasının makul olduğu hususları da açıklığa kavuşturulmamış, denetime elverişli bulunmayacak şekilde yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece, açık ve denetlenebilir bir şekilde, davacı şirket tarafından kullanılan, teknik şartname, logo ve ürün görsellerinin neler olduğu öncelikle belirlenmesi ve bu belirlemeden sonra davalının bu teknik şartname, logo ve ürün görsellerini nerede, nasıl ve tüm satışlarında kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespitten sonra ise, tarafların, teknik şartname, logo ve ürün görsellerinin açıkça ve denetime elverişli olarak karşılaştırılması, bu metinlerin basit, ürün hakkında bilgi veren metinler olup olmadığının, ticari bir sır, üretim ve iş sırrı olma fonksiyonunun bulunup bulunmadığının, aynı sektörde çalışan firmalarca aynı formatların kullanılıp kullanılmadığının, davacının davalının eylemlerinden haberdar olup olmadığının, aynı format kullanılmasının makul bulunup bulunmadığının belirlenmesi, ceza yargılamasında bulunan dosyanın da incelenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Diğer yandan, kabule göre, 31/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda, haksız rekabet eyleminin ekonomik bir zarara döndüğü yönünde kesin bir bulguya rastlanılmadığının bildirilmiş olmasına, 19/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda bu davada davalı olmayan kişiler yönünden hesaplama yapılmış olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan tazminatın denetlenebilir olmamasına rağmen, bilirkişi raporları arasında oluşan açık çelişki giderilmeden hükme esas alınamayacak bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, tüm satış kaybının davalının kullandığı iddia edilen teknik şartname, logo ve ürün görsellerine bağlı olarak kabul edilmesi de yerinde bulunmamıştır. Yukarıda açıkça belirlendiği üzere, mahkemece deliller yeterinde toplanmadan ve değerlendirilmeden hüküm kurulduğu anlaşıldığından asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/07/2024 gün ve 2022/794 E. - 2024/451 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 1.708,00.TL nispi, 427,60.TL maktu, 427,60.TL maktu olmak üzere toplam 2.563,20.TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.