T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/616 Esas KARAR NO: 2026/733 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2024/717 Esas - 2026/6 Karar TARİHİ: 07/01/2026 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ: 09/04/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı isti…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/616 Esas KARAR NO: 2026/733 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2024/717 Esas - 2026/6 Karar TARİHİ: 07/01/2026 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ: 09/04/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, davalı şirkete ortak olduğu günden bu yana 1 TL dahi kar payı ödemesi almadığını, 2021 yılında hakim ortak baba ...' nun vefatı sonrasında şirket süreklilik arz edecek şekilde olağan ve olağanüstü genel kurullar yapılmak sureti ile kar payının sermaye eklenmesi yolu ile sermaye arttırımına gitmiş ve aynı zamanda hakim ortağın şirketten alacaklı olduğu iddia eden ortak alacakları ve sermaye avans hesapları dahilinde davacının şirket hisseleri sulandırılmış, şirkette yok sayılmış , şirket her yıl kar etmesine rağmen davacı hiçbir yarar yada fayda sağlamadığını, bu kapsamda işbu tarihe kadar davacı tarafından şirket aleyhine;-T.C. İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/450 Esas sayılı dosyası (GK iptal) T.C. İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/471 Esas sayılı dosyası (GK iptal) T.C. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/106 Esas sayılı dosyası (GK iptal) T.C. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/507 Esas sayılı dosyası (YK iptal) T.C. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/16 Esas sayılı dosyası (GK iptal) ile ayrıca T.C. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/601 Esas sayılı dosyası şirketin FESHİ davası açıldığını, şirketin feshi davası açılması ve sonrasında da T.C. İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/450 Esas sayılı dosyasından yapılan bilirkişi incelemesi ile ;''Birleşen davada 23.06.2023 tarihli genel kurulda alınan 3. Madde açısından yapılan incelemede; dosyada şirketin ana sözleşmesi mevcut olmadığından inceleme yapılamamışsa da davacının davalı şirketin 10 yıldır kar dağıtımı yapmaması iddiasının kabulü halinde, TTK’da pay sahiplerine her yıl düzenli olarak kar payı dağıtımını zorunlu kılan bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Yargıtay kararlarına göre şirketlerin esas amaçlarından birinin kar paylaşımı olması ve uzun zamandır kar dağıtımı yapılmamasının mümkün olmayacağı ve iptal koşulunun oluştuğu'' hususunda tespite yer verilmesinden sonra şirketin karlılık oranı özellikle son çeyrekte artan maliyetler ve düşen karlılık oranları kapsamında adeta çakılmış, işbu defa 188.631.852,73 TL satış yapmış olan firmanın net dönem karının 5.427.503,65 TL olduğu belirtildiğini, Şirketin mali kayıtlarından sabit olduğu üzere;2021 yılı için 34.603.836,00 TL satış yapan davalı firma 5.885.799,00 TL net dönem karı2022 yılı için 79.243.566,00 TL satış yapan davalı firma 19.908.359,00 TL net dönem karıElde ettiği ancak bilgi talebinde bulunduğumuz 2023 yılı için 188.631.852,73 TL satış yapan davalı firmanın net dönem karı 5.427.503,65 TL olarak gözüktüğünü, Önceki 2 yılda karşılık oranı %17-%20 olan firma bir önceki yılki brüt satışlarını %150 arttırmış iken kar oranı %3 'e düşmüş bir önceki yıllara göre karlılık oranı %85 düştüğünü, Önceki yıllar bakımında işbu brüt rakamların üstüne ayrıca stok ve matrah arttırımına da gidildiği beyan edildiğini, Şöyle ki yukarıda da izah edildiği üzere ;2021 yılı için 34.603.836,00 TL satış yapan davalı firma 5.885.799,00 TL net dönem karı olmak ile karlılık oranının %17 olduğunu, 2022 yılı için 79.243.566,00 TL satış yapan davalı firma 19.908.359,00 TL net dönem karı olmak ile karlılık oranının %25 olduğunu, ancak ne hikmet ise hiçbir somut gerekçe ve rakam sunulmaksızın ekonomi giriş cümleleri ile verilen cevaplar ile izah edilen genel kurula ilişkin mali yıl olan 2023 yılı için aynı şirket;188.631.852,73 tl satış yapmış olmasına rağmen net dönem karı 5.427.503,65 tl olduğunu, karlılık oranının %2,87 olduğunu, şirket cirosunu %150 nin üzerinde arttırmış iken karlılık oranı bir yıl öncesine göre % 88,50 düşmüş kar olarak belirtilen tutarın da sadece % 5lik kısmı paydaşlara ödendiğini,3 er aylık dönemsel olarak incelendiğinde ise davalı firmanın bilançosu daha da ilginçleştiğini, fesih davasının açılması ile paralel olarak şirketin karlılık oranı düşmeye başladığını, ancak karlılık düşerken ciro her çeyrek %100 ün üzerinde artış sağlamış ve ilk çeyreğin 6 katının üstüne çıktığını, Maliyetler ise ilk çeyrek ve son çeyrek karşılaştırıldığında son çeyrekte %800 arttığını, Bu hususun gerekçesi için bilgi talep edildiğinde verilen hiçbir somut evap veya hesap bulunmadığını, Karlılık oranlarındaki düşüş ve maliyetlerdeki artışların aşırı yükselmesinden hemen önce davacı tarafından T.C. İstanbul10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/601 Esas sayılı dava dosyası ile şirketin feshi davası açıldığını, Açılan şirketin fesih davası ile paralel ilerleyen diğer bir hususta şirketin Diğer ticari borçlar adı altında bilançoda yer verilen ve bir önceki yıla göre 27 kat artış gösterdiği görülen 13.519.022 TL tutarındaki borç olduğunu, Bu kapsamda denetim yapılmasını talep ettiklerini, Satıcılara borç kalemi ciro 2,5 kat artmışken 7 kat arttığını, 2.çeyrekte -122.880,24 TL olan olağan dışı giderler yıl sonunda -2.260.749,66 TL olmuş %2000 oranında arttığını, Son 3 aylık dönemde satış iadesi ve iskontosunda çok ciddi bir artış görüldüğünü, Bu husus izaha muhtaç olduğunu, Yine şirketin feshi davası sonrasında bilançodan sabit olduğu üzere yüksek rakamlarda iskonto yapıldığı anlaşıldığını, Bu iskontoların sebebi, hangi gerekçe ile yapıldığı, oranları izaha muhtaç olduğunu, Şirketin mali yıl içinde yapmış olduğu matrah artırımının sebebi ve türü hakkında hiçbir bilgi verilmemiş, bunun bilançolara etkisi hakkında bilgi verilmediğini, Stok affı kapsamında hangi ürün-hammaddelerin stok affına tabi tutularak şirkete girişi yapıldığı, belgelenmeyen alım veya satım olup olmadığı finansal tablolardan anlaşılamadığını, Stok affı sonucu oluşan bakiyenin hangi hesap üzerinden muhasebe kaydına alındığına dair bir emareye rastlanılmadığını, Şirketin bilançosunda kur farkı gideri kur sabit olmasına rağmen son 3 aylık dönemde 1,5 kat arttığını, Şirketin geçmiş yıllar bilançoları ile beraber incelendiğinde bu sene 44 Milyon TL nin üzerinde müşteri avansı hesaplarda görülmekte olup daha önceki yıllarda benzer bir durum söz konusu olmadığını, Bu konuda yönetim kurulu vermiş olduğu bilgide 2024 yılının ilk çeyreğinde kara ekleneceği beyan edildiğini, Bu kapsamda avansa konu iş bakımından sözleşmeler ile mali yıl içinde işbu tutarların muhasebeleştirilmemesinin sebepleri izaha muhtaç olduğunu, ......'daki inşaatın geldiği aşama ve harcandığı iddia edilen tutarlar dikkate alındığında yapılan harcama ve gelinen aşama arasında orantısızlık bulunduğu sabit olduğunu, Genel Kurulda müzakere edilen Şirketin geçmiş yıllar bilançosu incelendiğinde ile beraber incelendiğinde 2023 mali döneminde 44 Milyon TL’nin üzerinde tutarın müşteri avansı hesaplarında görüldüğü sabit olduğunu, Önceki yılların bilançolarında buna benzer bir avans bakiyesi hiç olmadığını, Söz konusu tutar brüt satışlar dikkate alındığında önceki yıllardaki şirketin kar marjı ortalaması olan %20-%25 marjına karşılık geldiğini, Yönetim kurulu tarafından genel kurul esnasında verilmiş olan bilgide 2024 yılının ilk çeyreğinde 44 Milyon TL nin üzerindeki bu tutarın kara ekleneceği beyan edildiğini, Toplantı 2024 yılının Haziran ayı sonunda yapıldığını, Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı sabit olduğunu, Muhalefet şerhimize rağmen söz konusu finansal tablolar tasdik edildiğini, Karın sadece 232.025,78 TL lik kısmının dağıtılmasına karar verilerek kalan kısmın dağıtılmamasına ilşkin alınan karar hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, Alınan kararın maksadı ortaklara kar dağıtmak değil , kanunda belirtilen asgari sınır ile kötü niyeti gizlemek ve iptal edilebilirliğin önünde geçme gayesi olduğunu, Yukarıda izah edildiği üzere davacıca açılan fesih davası ve önceki genel kurula ilişkin olarak karın dağıtılmaması yönünden verilen kararın iptaline yönelik bilirkişi raporu sonrasında davalı yan minimum tutarda kar dağıtımı ile davacıya kar dağıtmama gayesi ile hareket ettiği sabit olduğunu, Karın bu şekilde dağıtılmasının keyfi ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak alındığı aynı genel kurulda bizzat Yönetim Kurulu başkanı ve üyesi ... tarafından ikrar edildiğini, 44 Milyon TL tutarındaki müşteri avansının 2024 yılının ilk çeyreğinde kara ekleneceği bizzat kendisi tarafından beyan edildiğini, Bu beyanın verildiği tarih 28 Haziran 2024 tarihi olduğunu, Bir an için yönetim kurulunun müşteri avanslarına ilişkin beyanı ve işbu tutarların gerçekten ticari sözleşmeler kapsamında 2024 yılında kara eklendiği kabul edilse dahi bu durum davalı şirketin Haziran 2024 tarihinde yapılan genel kurulda karın tamamını veya % 5 inden fazla kısmını dağıtabilecek durumda olduğunun somut ikrarı anlamına geleceğini, Şirket 2023 yılında 188.631.852,73 TL brüt satış yaptığını, Davacıya ödenen kar payı 57.063,72 TL olduğunu, Karın kalan kısmının dağıtılmaması için hiçbir somut gerekçe veya izahat yapılmadığını, Şirketin mali durumu ve öz kaynakları incelendiğinde karın sadece 232.025,78 TL lik kısmını dağıtmasını haklı kılacak hiçbir haklı gerekçe ve dayanağı bulunmadığını, Tüm bu hususlar dahilinde 28.06.2024 tarihli genel kurulun 3 nolu maddesi ile şirketin finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdiki ile kar dağıtılıp dağıtılması hususunun görüşmesi ve karara bağlanmasına ilişkin alınan kararın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde netice-i talep olarak Özel Denetçi Tayini talep edildiğinden, aynı konuda huzurda görülmekte olan işbu davadan daha evvel açılan ve halen derdest olan İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/685 E sayılı dosyasında sundukları cevap ve itirazlarını aynen bu dosyada tekrarla ilgili dosyanın delil olarak celbini talep ettiklerini, Özetle, davacının özel denetçi talebine yönelik olarak; Yasada işbu talebin nasıl kullanılabileceği düzenlenmiş olup on günlük, otuz günlük ve üç aylık sürelere yer verildiğini, Bu nedenle öncelikle hak düşürücü süre yönünden müruruzaman itirazları bulunduğunu, Davalı şirket tarafından hesap verme ve dürüstlük ölçüsü ilkesine azami gayret ile vazifesini yerine getirip davacıya bugüne kadar tüm aşamalarda gerçek ve yeterli bir şekilde özenli ve gerçeğe uygun olarak bilgi verildiği ve inceleme talebi karşılandığı için denetçi tayini talebi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Denetçi tayini ancak belirli ve somut olgu ve olaylarla sınırlı istenebileceğinden "talepten fazlasına hükmedilemez" kuralı da nazara alınarak usulüne uygun hazırlanmayan dava dilekçesinin reddi gerektiğini, TTK 439/(2) maddesinde "Dilekçe sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını, ikna edici bir şekilde ortaya koymaları hâlinde özel denetçi atanır" hükmünü havi olup davacının iddiaları salt varsayımlara dayalı soyut beyanlardan ibaret olup şirketin nasıl ve ne şekilde zarara uğradığı ortaya konulmadığı gibi buna ilişkin hiçbir somut delil de ibraz edilmediğini, Bu hususta açılmış herhangi bir dava da bulunmadığını, Açıklanan nedenlerle, yasal şartları oluşmayan özel denetçi talebinin reddini talep ettiklerini, Bu hususta Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/685 E sayılı dosyasında sundukları cevap ve itirazlarını aynen işbu dosyada tekrarla dosyaya delil olarak dayandıklarını, Ayrıca derdestlik itirazları saklı olmak ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava dilekçesindeki sair iddialara karşı cevaplarını hak kaybı yaşamamak açısından aşağıda ibraz ettiklerini, Aile şirketi olan davalı işletmede, tarafların babaları vefat ettikten sonra davacı kardeşi ve annesinden paylarını kendisine devretmesini istediğini, Bu talebe olumlu yanıt alamayınca bu kere, ........... Noterliği'nin ...12.2022 tarih ....... sayılı ihtarnamesi ile diğer pay sahibi ortaklara (yani dava dışı annesi ve kardeşine) "kendisine ait olan payları satın almaları için" ihtarname keşide etmiş, bu talebe de olumlu cevap alamadığını, Bunun üzerine davacı, azınlığa tanınmış bir kısım hakları, sırf şahsi amaçlarını gerçekleştirmek, kişisel ve bencil isteklerini ortaklığa ve diğer pay sahiplerine zorla kabul ettirebilmek için yasal düzenlemeleri bir baskı ve yıldırma aracı olarak kullanmak suretiyle huzurda görülmekte olan bu ve benzeri birçok davalar açtığını, İlgili dosyalarda açıkladıkları üzere davalı şirketin kar dağıtımı hususundaki kararının en önemli haklı sebebi özellikle halen devam eden fabrika ve makina yatırımından kaynaklanan inşaatından kaynaklanan özel sebepler olduğunu, Davalı şirket normal faaliyetlerinin yanında ayrıca, 14.12.2017 ve 1.7.2020 tarihli Arsa Ön Tahsis ve Arsa Tahsis Sözleşmeleri ile 26.12.2019 tarih ve ..... no.lu 111.119.189,00 TL olan Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında ........'de fabrika yapımı gerçekleştirdiğini, fabrika yatırımı şirketin rutin faaliyetleri dışında olup ekstra kaynak aktarılması gerektiğini, Bu yatırım, ana bina, tesisler, yerli ve ithal makine yatırımlarından oluştuğunu, Yatırım Teşvik Belgesinde yatırım harcamasının yabancı kaynak (kredi) ile karşılanması öngörüldüğü halde özel ve devlet bankalarına orta ve uzun vadeli yatırım kredisi kullanımı için yapılan başvurulara dönemin zorluklarından dolayı olumlu bir cevap alınamadığını, Bankalar istenen miktar ve koşularda yatırım kredisi vermemekte ancak çok kısa vadeli küçük ölçekli krediler kullandırma yoluna gittiklerini, Bugüne kadar yatırım harcamaları, şirket faaliyetlerinden yaratılan fonlar, kısa vadeli krediler, yatırım malı satıcılarının sağladığı vade imkanı ve ortak ...'nun sağladığı nakit kaynaklarla yürütülmeye çalışıldığını, Öte yandan ekonomik kriz, enflasyon oranlarındaki ve döviz kurlarındaki yüksek artışlar, yatırım maliyetinin olağanüstü artmasına yol açtığını, İnşaat maliyetlerinin tamamının dövize endeksli olduğunu, yatırım teşvik belgesinde dolar kuru 5,94 TL'den nazara alındığında bugünkü kurlarla ve inşaat maliyetleriyle karşılaştırıldığında yapılan imalat bedelinin bu miktarın kat be kat daha fazla değere tekabül ettiğini, keza içinde bulundukları enflasyonist ortamda maliyetlerin her geçen gün değiştiğini ve öngörülemez olduğunu takdirlerinize arz ettiklerini, Davalı şirketin fabrika inşaatına başladığı tarihte 1USD=5.94TL, 1EURO=6,58 TL iken bugün 1 USD=34,5 TL, 1EURO=37TL seviyesinde, Demir birim fiyatı 3,22 TL iken 35 TL seviyesinde, beton metreküp fiyatı 190 TL iken 3.000-3.500,00 TL mertebesine ulaştığını, Bu rakamlar her gün değişmekte olup son derece oynak olduğunu, Keza davalı şirketin aldığı önemli projeler bulunmakta olup bu nedenle ham madde ihtiyacı ve yapmak zorunda olduğu ekipman, makine, teçhizat yatırımları ile personel ihtiyacı artarak devam ettiğini, Şirketin finansal analizi amacıyla alınan 18.7.2023 tarihli YMM mali analiz raporunda, şirketin finansal tablolarının analizi neticesinde yapılan değerlendirmelerde; ...........'ın mali oranlarının şirketin normal faaliyetlerinin başarılı olduğunu gösterdiği, ancak şirkete giren her nakidin beklenmeksizin harcamalarda ya da borç ödemede kullanılması nedeniyle şirketin bankalarda mevduatının bulunmadığı, nakit oranının 0.04 olduğu ve bu oranın çok düşük olduğunu, ......'daki fabrika inşaatı nedeniyle ilave nakdi kaynağa ihtiyaç bulunduğu, dönem karları ile yaratılan fonların ancak şirketin artan satış cirosu nedeniyle emtia stokları ve alacaklardaki artışı finanse etmek için kullanıldığı, yatırım harcamaları için ise ilave nakdi sermayeye ihtiyaç duyulduğu, faaliyete geçip gelir getirmesi uzun vadeli olan yatırım harcamalarının özkaynak ve uzun vadeli krediler ile finanse edilmesi kuralı karşısında kısa vadeli kaynaklarla finanse edilmesinin artan faizler de dikkate alındığında riskli ve geçici bir çözüm olduğu, yatırım harcamalarının artan enflasyon nedeniyle daha da artacağı, vergi mevzuatı gereği ortak borcunun ödenmemesi halinde faiz ödenmesinin de gerekeceği, şirketin nakit oranının zayıf olması nedeniyle büyük ölçekli yatırım harcamalarının tamamının mevcut faaliyetlerinden elde edilen fonlarla karşılanamayacağı, ortakların sağlayacağı kalıcı nakdi sermaye gibi fonlara ihtiyaç olduğu sonucuna varıldığını, Davalı şirketin Yatırım Teşvik kapsamındaki yatırımları dış kaynakla yapmak istemesi halinde, 31.12.2025 tarihinde oluşacak proforma bilançosuna göre yapılan çalışma ve oran analizleri yöntemiyle hazırlanan 13.6.2024 tarihli YMM Finansal Durum Tespit Raporu ve ayrıca inşaatın güncellenmiş bütçe raporu dilekçe ekinde ibraz edildiğini, söz konusu finansal durum tespit raporunda dış kaynaklarla yatırıma devam edilmesinin olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler aşağıda kısaca özetlenmiştir:3.1.-Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında Haziran/2026 yılına kadar taahhüt edilen Yatırım Teşvik Belgesi üzerindeki yatırım tutarı bilgileri; Ana Bina ve Tesisleri :60.000.000-TL Yerli Makine :2.731.500-TL İthal Makine :6.925.536-USD (41.137.689-TL olup, Dolar Kuru 5,94)Toplam Yatırım Tutarı :111.119.189-TL olduğunu,İşbu yatırım teşvik belgesi kapsamında yatırıma başlandığını, Yatırım için tarihsel maliyetler ile 31.12.2023 tarihine kadar 49.913.236,59-TL harcama yapıldığını, Binanın kalan kısmının tamamlanması için yapım maliyetlerinin 2024 yılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı metrekare inşaat birim fiyatları ile yapım işine devam eden ......... tarafından güncellendiğini, İşbu güncelleme ile birlikte inşaatın kalan kısmının yapımı için öngörülen yapım maliyetinin 327.751.000,00 TL olacağı öngörüldüğünü, Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yapılacağı taahhüt edilen yatırım tutarının güncel tutarlara taşınması neticesinde bundan sonraki süreçte yapılacak yatırımın güncel tutarı ilgili raporda yer alan tabloda gösterildiği şekilde 616.500.868,97 TL olarak güncellendiğini,2023 Sonu İtibariyle Fiilen Yapılan Yatırım Harcaması Tutarı:49.913.236,59 TLOcak-Mayıs/2024 Döneminde Fiilen Yapılan Yatırım Harcaması Tutarı: 13.159.662,58 TL Tahmini Bina İnşaat Tamamlama Maliyeti: 327.751.000,00 TL Yerli Makine Maliyeti:2.731.500,00 TL İthal Makine Maliyeti:6.925.536 USD (Kur:32,19180=222.945.469,80 TL) Tahmini Toplam Yatırım Tutarı:616.500.868,97 TLBu tutardan yapılan harcamalar düşüldükten sonra 553.427.969,80 TL kalan 2 yıllık süre içerisinde yapılması gereken harcama tutarını ifade ettiğini, 2026/Haziran dönemine kadar yatırımın tamamlanması için yapılacak harcama tutarı olan 553.427.969,80 TL'nin 327.751.000,00-TL'si inşaatın tamamlanması için 225.676.969,80TL'si ise makine, cihaz ve işletme malzemeleri için yapılacak harcamadan oluştuğu teşvik belgesinden tespit edildiğini,Buraya kadarki harcamaların yıllara göre dağılımı; 2024 yılının kalan kısmı için : 109.250.333 TL2025 yılının kalan kısmı için : 331.339.151 TL2026 yılının kalan kısmı için: 112.838.484,90 TL olmak üzere toplam 553.427.969,80 TL olduğunu,3.2.-Ancak işletme yatırım yapıp bunu da dış kaynak ile finanse etmek yoluna giderse 2024 yılında ihtiyacı olan 109.250.333 TL kredi kullanımı gerekeceğini, Bahse konu kredi için 2024 yılında 5 aylık faiz gideri 27.814.048-TL olduğunu, 2025 yılında krediler sebebiyle ödenecek faiz giderleri ise 136.149.835 TL olmakta, 4 eşit taksitte kullanılacağı varsayıldığında kredi taksit ödeme tutarları ise 159.763.343,00 TL olarak gerçekleşeceğini, 3.3.-İşletmenin rapordaki varsayımlar altında yatırımına dış kaynak kullanarak devam etmeyi istemesi halinde 31.12.2025 tarihinde oluşacak proforma bilançosu ve oran analizleri yöntemi ile yapılan çalışmalara göre işletmenin; 3.3.a)Cari oranı 0,43 olarak tespit edilmiş olup, beklenen oranlar 1,5 ile 2 arasında olup, işletmenin ilerleyen safhada finansman ihtiyacını karşılamasında çeşitli sorunlar ile karşılaşması muhtemel olduğu,3.3.b)İşletme sermayesi -187.828.263 TL olarak gerçekleşeceği tahmin edilmiş olup, işletmenin net çalışma sermayesinin pozitif bir değer olması beklenmektedir. İşletmenin 187.828.263 TL işletme sermayesi açığı oluşacağı görülmekte olup, ilerleyen zaman içerisinde banka kredi maliyetleri ve kredi bulma konusunda zorluklar çıkacağı öngörülmekte ve bankalar ile olan ilişkisinde şirket risk priminde artış olmasının muhtemel olduğu, 3.3.c)İşletmenin asit-test (likidite) oranı 0,27 olup, bu oranın beklenen değeri 1'in üzerinde bir değer olması olup, bunun altında olması halinde işletmenin süreç içinde önlem almaması halinde bir ödeme sıkıntısı içerisine girmesine neden olabileceği öngörüldüğü, 3.3.d)Gelir İdaresi Başkanlığı Tahsilat İç Genelgesi bakımından yapılan değerlendirmeye göre işletmenin 0,24 olan oranı işletmenin çok zor durum halinin varlığına işaret ettiği,3.3.e)Gümrük ve Ticaret Bakanlığının I seri nolu Tahsilat İşlemleri Gümrük Genel Tebliği kapsamında da konuya bakılmış olup, bu kapsamda tebliğin öngördüğü formül ile yapılan hesaplamaya göre bulunan değer 0,24'dir. İlgili tebliğ "l ” ve altındaki değerleri Çok Zor Durum Hali olarak kabul etmekte ve işletmelerin bu zor durumlarından kurtulmalarını sağlamak bakımından gümrük vergisi alacağını taksitlendirdiğini, bu bakımdan da değerlendirildiğinde işletmenin ivedi şekilde bilanço yapısını değiştirmesi ve işletmeye ek kaynak koyması gerektiği, 3.3.f) Şirketin Nakit Oranlarına bakılmış ve buna göre de işletmenin nakit oranın 0,012 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmiştir. Beklenen oranın 0,20 olması gerekmekte olup, bunun altındaki oranlarda işletme için nakit ödeme kapasitesi bakımından önlem alınması gerektiği,Yukarıdaki detayları açıklanan oranların bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde işletmenin yatırımları dış kaynakla yapmak istemesi halinde bu kaynaklara erişmesinin olası olmayacağı, Şu kadarki dış kaynaklara erişmiş olması halinde ise 2025 sonu itibariyle ortakların işletmeye kredi taksitlerini ödeyebilmek için ya yeni dış kaynaklar bulması ya da öz kaynak ilave etmesi veya borç vermesi gerekeceği, İşletmenin ticari hayatında bir sıkıntı oluşmasını şimdiden öngörüp önlemek adına ortakların işletmeye öz kaynak ilave etmek suretiyle işletmenin finansal yapısını güçlendirici ve işletmenin nakit ihtiyacını karşılamaya dönük borçlanma ihtiyacını azaltıcı önlemler alması gerektiği kanaatine varıldığını, Davalı şirket yatırım faaliyeti için sermayeye ihtiyaç duymasına rağmen iyi niyetini göstermek için net karın %5'ine tekabül eden kısmının kar payı olarak dağıtılmasına karar verdiğini, Bu hususta yasanın ilgili hükümleri incelendiğinde TTK 519 ve 523. maddelerinin değerlendirilmesi gerekmekte olup yasada kar dağıtımı zorunluluğunu düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmadığını, TTK'nun "Genel kanuni yedek akçe" başlıklı 519. maddesi ;"(1) Yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır.(2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da; a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı, b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı, c) Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, genel kanuni yedek akçeye eklenir" hükmü ile önce kanuni yedek akçelerin ayrılmasını emretmektedir. TTK'nun Kâr payı ile yedek akçeler arasında ilgi başlıklı 523. maddesi ;"(1) Kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez(2) Genel kurul;a) Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, b) Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir" düzenlenmesini havidir. Söz konusu yasal düzenlemeler ve içtihatlar nazarında öncelikle ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar kanuni yedek akçe ayrılması, bu sınıra ulaşıldıktan sonra yüzde beş oranında birinci temettü dağıtılması gerektiği kabul edildiğini, Söz konusu sınıra ulaşılmamış ise TTK 519/1 uyarınca birinci temettü dağıtımı zorunluluğu olmadığını, Keza anonim şirketlerde öncelikli menfaat şirket sermayesinin korunması ve şirketin sürekli gelişiminin sağlanması olup şirket mali yapısının güçlendirilmesi, ortaklığın gelişmesinin ve şirketin oto finansmanının sağlanması gibi haklı sebeplerle TTK 523 mad. uyarınca karın dağıtılmamasını, Hatta TTK. 380. maddesi bazı hallerde yedek akçelerin azaltılması ile ilgili tasarrufların iptal edilmesini dahi düzenlediğini, Somut olayda; söz konusu yasal düzenleme ve içtihatlar nazarında gerek kar payı ve gerekse de birinci temettünün dağıtılması zorunluluğu bulunmadığını, Çünkü öncelikle; Yıllık kârın yüzde beşi oranında ayrılması gereken genel kanuni yedek akçe miktarı, yasal sınır olan ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşmadığını, buna rağmen davalı şirket yönetim kurulu tarafından iyiniyetin gösterilmesi açısından %5 oranında kar payı dağıtılması önerilmiş, genel kurulda kabul edilmiş ve paydaşlara bu oranda birinci temettü ödendiğini, belirtilen nedenlerle, yaptırılacak bilirkişi incelemelerinde öncelikle genel kanuni yedek akçelerin ayrılıp ayrılmadığı miktarı ödenmiş sermayeye oranı ve yasal düzenlemeye göre gerekli sınıra ulaşılıp ulaşılmadığının araştırıp incelemesi ni talep ettiklerini, Davacı bugüne kadar katıldığı toplantılarda bizzat kendisi kar payı dağıtılmamasına karar verdiğini, Bir kısım genel kurullara ise usulüne uygun davetlere rağmen kendisi katılmamış, kararlara muhalif kalmamış ya da iptal talebi ile herhangi bir dava açmadığını, Bugüne kadar yapılan tüm genel kurullara usulüne uygun davet edildiğini gösteren ilan ve davet mektupları cevap dilekçemiz ekinde delilleri arasında sunulduğunu, Özetle davacı katıldığı toplantılarda bizzat kendisi kar payı dağıtılmamasına karar verdiği gibi, usulüne uygun davet edilmesine rağmen katılmadığı toplantılarda kar payı dağıtılmamasına ilişkin alınan kararlara yönelik olarak da açtığı hiçbir dava ve kesinleşmiş mahkeme kararı da bulunmadığını, Bu kere babasının vefatı akabinde ve son derece önemli yatırım/inşaat faaliyetinin devam ettiği bir dönemde işbu iddia ve talepte bulunması iyiniyet kurallarına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, tam tersine karın dağıtılmayan kısmı şirket kayıtlarında muhafaza edildiğinden yasal olarak ortakların hakları zayi olmadığı gibi Anonim ortaklığın genel amacı kazanç elde etmek olduğuna göre ortaklığın doğrudan ya da dolaylı olarak kazanç elde etmesini sağlayan, ilerde kazanç elde etmesi için yeni olanaklar yaratan ya da ekonomik olarak kayba uğramasını engelleyen işlemler, büyüme stratejileri, yeni yatırımlar gerçekleştirmek, devamlılık, paylarının piyasa değerini artıracak işlemler ortaklığın ve dolayısıyla pay sahiplerinin menfaatine olduğunu, Karın sermayeye eklenmesi ile daha güçlü öz kaynağa sahip şirkette pay sahiplerinin paylarının değeri de artmakta, ticari gerekliliklere uyum sağlamış daha verimli bir şirkette pay sahibi olma ve muhtemelen daha fazla kar payı elde etme olanağı sağlandığından ve kar dağıtımının genel kurul kararıyla her zaman yapılabileceği hususları da nazara alındığında, bu durum her halükarda pay sahibinin menfaatine olduğunu, Davacının finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı iddiası "sahtelik" anlamına gelmekte olup "iftira" suçu kapsamındaki bu asılsız iddiayı davacının kanıtlamasını ve yasal haklarını saklı tuttuklarını beyan ettiklerini, Bu konuda davacının hiçbir savcılık şikayeti ve mahkeme kararı bulunmadığını da belirttiklerini, Davalı şirket tam tasdik gören bir firma olup, tüm defter ve kayıtları usul ve yasaya uygun olduğunu, Davacı tarafından daha evvel İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/668 E sayılı dosyası ile de denetçi tayini talebinde bulunulmuş olup yapılan incelemelerde şirket organlarının kanunu veya sözleşmeyi ihlal ederek şirket veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarının ikna edici şekilde ortaya konulmadığı ve bu konuda açılmış bir dava bilgisi de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verildiğini, Davacının soyut, dayanaksız ve gerçeğe aykırı iddiaları ile ilgili olarak gerekli tüm bilgilendirmeler ve açıklamalar genel kurulda yapıldığını, Firma cirosunun yükselmesine rağmen karın düşük kaldığı iddia edilmiş ise de üretim yapan veya mal hizmetüreten bir firmanın karlılığı ürettiği ürünün maliyeti ve satış fiyatı ile doğru orantılı olduğunu, Bir ürünün maliyeti yapılırken ürün reçeteleri oluşturulmakta, ürünün marjlı olarak üretim süresi, işçilik maliyeti, gerekiyor ise makine teçhizat yatırımı, ön seri üretim numuneleri, gerekli testler ve sair tüm unsurlar belirlenmek suretiyle satış fiyatı tespit edilip proje bazında teklif sunulduğunu, 2023 senesinde 2 büyük proje devreye alınmış, faaliyet raporlarında da bu projelere ait bilgiler hissedarların bilgisine sunulduğunu,Bu bilgiler ışığında otomotiv sektöründeki proje devreye alış süreçlerinde parçalar meydana çıkana kadar bir takım parçanın maliyetine etkileyen unsurlar meydana gelebildiğini, Örneğin, projeye ilk teklif verirken base (taban) bir fiyat verilmekte, ancak müşteri talebi doğrultusunda ekstra donanımlar eklenmesi istenebildiğini, Bu durumda parçanın maliyetleri değişmesine rağmen müşteri base fiyat üzerinden ödeme yapmakta ya da hesaplaşmak üzere sonradan kullanmak üzere avans verebildiğini, Bankadan faiz ile para almak yerine teminat mektubu karşılığı avans kullanarak bu süreci yürütmek şirket ve ortakların her halükarda menfaatine olduğunu, Davalı şirket tarafından da süreç bu şekilde yürütülmüş, parça fiyatları oturduktan sonraki dönemde de fark faturaları kesilmiş olup bu durum tamamen otomotiv sektörünün işleyiş ve süreçlerinden kaynaklanmakta ve muhasebe ilke ve tekniğine aykırı bir yön bulunmadığını, Stok affı firmalara verilen bir hak olup ülkemiz koşullarında tüm ticari şirketlerin bu hakkı kullandığı Sayın Mahkemenin malumu olduğunu, On binlerce komponent ile üretim yapan firmada fire, üretim firesi, red ve iade malzemelerin süreklilik göstermesi ihtimali işin tabiatı gereği olup stok affından doğan özel karşılık tutarı genel kurulda sermayeye eklenmiş ve ortaklara hisseleri oranında pay edildiğini, Dolayısı ile ortakların herhangi bir hak kaybı söz konusu olmadığını, Davalı şirketin işçi, vergi, SGK, kredi ve sair hiçbir borcu olmadığı gibi bine yakın ürün çeşidi bulunan ahvalde istenen bilgilerin tamamının hazırlanması ve verilmesi imkansız olduğu gibi şirketin ticari sırlarının açıklanması ve korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girmesi mahsurlarını da içerdiğini, Davacıya bugüne kadar tüm aşamalarda bilgi alma ve inceleme hakkı kullandırıldığını, Baba ...'nun 2022'Nisan ayında vefatından sonraki süreçte davacı tetkikine sunulan bilgi ve belgeler aşağıda kronolojik olarak açıklandığını, 2017-2018-2019-2020-2021 yıllarına ait bilanço tabloları, YK karar defteri, ortaklar pay defteri tarihsiz tutanak ile teslim edildiğini,2018-2019-2020-2021 Genel Kurul evrakları tarihsiz tutanak ile teslim edildiğini,1.11.2022 tarihli tutanak ile yatırım teşvik belgesi, gelir tabloları, bilançolar teslim edilmiş ve istemiş olduğu bilgiler verildiğini, .... Noterliği'nin 27.12.2022 tarih 26835 sayılı ihtarnamesi ile YMM raporu, faaliyet belgesi, ayrıntılı bilanço, banka dekontları, cari hesap ekstreleri, mahsup fişi, ticaret sicil gazetesi gönderildiğini,18.5.2023 tarihinde şirket merkezinde 2022 yılı faaliyet raporu, gelir tablosu, bilanço, 2023'Ocak ayı bilanço ve gelir tablosu, YMM tespit raporu incelenmiş ve teslim edildiğini, .... Noterliği'nin ...5.2023 tarih ... sayılı ihtarnamesi ile bilgi almak istediği konulardaki sorularını somutlaştırması istendiğini, .... Noterliği'nin 9.6.2023 tarih ...sayılı ihtarnamesi ile sorduğu sorulara cevap verilmiş ve inceleme hakkı kapsamında şirket merkezine davet edildiğini,20.6.2023 tarihinde şirket merkezinde avukatı ve muhasebecisi ile birlikte tutanakta detaylandırılan tüm belgeler (dört klasör ve sair evraklar) incelemesine sunulduğunu,25.4.2024 tarihinde şirket merkezinde avukatı ve muhasebecisi ile birlikte tutanakta detaylandırılan tüm belgeler incelemesine sunulmuş ve bilançonun bir örneği teslim edildiğini,28.6.2024 tarihinde 2023/(1.) (2.) (3.) dönem Geçici Vergi Beyanları, 2023 yılı genel kurul sunumunu içeren flash bellek, genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli elden teslim edildiğini, dava konusu genel kurul tutanağından da anlaşılacağı üzere istenen bilgiler detaylı şekilde genel kurul bilgisine sunulduğunu, Ayrıca tüm olağan genel kurul ilanlarında rutin olarak finansal tablo ve raporların genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulduğu bildirilmiş ve incelemelere açık tutulduğunu, Davacı her genel kurul öncesinde şirket merkezinde Yönetim Kurulu Faaliyet raporu, YMM raporu, bilanço ve finansal tabloları, kar dağıtım önerisini incelemiş ve elden teslim aldığını, Ayrıca fabrika inşaatına ilişkin tüm belgeler klasörler halinde incelemesine sunulduğunu, Bütün bu gelişmeler karşısında davacının bilgi ve belge verilmediği şeklindeki iddiaları gerçeğe aykırı olduğunu, Dava dilekçesinde yer alan, şirketten dışlandığı, hakim ortakların şirketten yararlandıkları vs iddialarla ilgili olarak her ne kadar " işbu davanın konusu olmamakla birlikte" kısa da olsa Sayın Mahkemeyi aydınlatmak gereği doğduğunu, Baba ... yıllar önce hayatta iken davalı şirkete ortak olduğunu, Bir süre sonra, şirketin diğer ortaklar tarafından borca batık hale getirildiği, işçi, vergi, kredi, üçüncü şahıslara borçlar nedeniyle ağır bir borç yükü altında olduğu anlaşıldığını, Baba, çocuklarından şirkette pay sahibi olmalarını ve çalışmalarını istediğini, Davacı, şirketin borçlu olduğunu gerekçe göstererek "satın, kurtarın kendinizi, beni bu işe sokmayın" gibi sözlerle şirketin tasfiyesi için babasını baskı altına almış, şirkete ortak olmak ve burada çalışmak istemediğini, Aile büyüklerinin rica ve telkinleriyle, bir şey olursa arkasında babasının olduğuna dair güvenceler verilerek isteksiz olarak şirkette pay sahibi olmayı kabul etmiş ancak hiçbir zaman aktif olarak ve fiilen şirkette çalışmadığını, ... ise üniversite tahsilini bitirip yurt dışından dönünce babası ile birlikte şirkette yıllarca gece-gündüz çalışmış, tüm birikimini/kazancını buraya yatırmış, emeğini koymuş, yurt içi ve yurtdışı bağlantılar kurmuş ve şirket yıllar içinde kar eder seviyeye geldiğini, Davacı en baştan itibaren davalı şirketteki ortaklığa sıcak bakmamış, şirkette fiilen çalışmamış, babasının maddi katkılarıyla kendisi için kurduğu sigorta şirketinde çalıştığını, Taraflar arasında görülen başka bir dosyada davacının kendi beyanına göre, 2014 yılında bir sigorta teklifinin kendisi haricinde alınması olayına içerlediğini ve bundan sonra ilişkisinin kopma noktasına geldiğini söyleyen davacı kendi kişisel meselesi nedeniyle ailesinden ve şirketten soğuduğunu, Bu tarihten sonraki toplantılara davet edildiğini gösterir 2018 ve sonrası tüm iadeli posta gönderileri de delil olarak ibraz edilmiş olup şirketten uzaklaştırıldığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki bahsettiği olayın üzerinden yaklaşık 10 yılı aşkın süre geçmiş olup davalının şirketin işleyişi ile ilgili olmayan ve ticari hayatla ilgisiz bir takım sebeplere on yıl sonra dayanması iyiniyete ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu, Hakim ortakların şirketten fayda sağladıkları iddia edilmekte ise de bu iddia da gerçeğe aykırı olduğunu, Davacı dışındaki şirket ortakları olan ... (kardeşi) ile ...'na (annesi) ödenen huzur hakkı veya her ne nam adı altında olursa olsun karşılıksız olarak sağlanan bir fayda bulunmadığını, Şirketin pay sahibi ve Yönetim Kurulu başkanı olan ... 2005 yılından beri şirkette proje mühendisi olarak fiilen çalışmaya başlamış, halen genel müdür sıfatı ile şirkette fiilen çalışmaya devam ettiğini, Genel müdür sıfatı ile çalışmasından kaynaklanan ücreti ve diğer üst düzey yöneticilere de sağlanan bireysel sağlık sigortası dışında karşılıksız hiç bir fayda, ücret, kar payı, kazanç payı, huzur hakkı her ne nam adı altında olursa olsun karşılıksız olarak sağlanan bir fayda bulunmadığını, Dava dilekçesinde bir kısım başka dava dosyalarından da bahsedilmekte ise de; söz konusu dava dosyalarının konusu işbu dava konusu genel kurul olmayıp huzurdaki dosya ile ilgisi olmadığını, Bu nedenle ilgisiz dosyaların celbi gereksiz yere dosyanın şişmesine ve yapılacak incelemelerin sağlıklı yapılmamasına sebep olacağı hususunu kısaca arz ettiklerini, Tarafların babaları vefat ettikten sonra davacı kardeşi ve annesinden paylarını kendisine devretmesini istediğini, Dava dışı kardeşinin yıllarca tüm birikimi koyduğu şirket sermayesinin ve keza babadan taraflara miras yolu ile intikal eden hisselerinin yarısını kendisine devretmesini, şirkette yüzde elli/ elli ortak olmayı istemiştir. Bu talebe olumlu yanıt alamamıştır. Bu kere, ........ Noterliği'nin ......12.2022 tarih .......... sayılı ihtarnamesi ile diğer pay sahibi ortaklara (yani dava dışı annesi ve kardeşine) "kendisine ait olan payları satın almaları için" ihtarname keşide etmiş, bu talebe de olumlu cevap alamamıştır. Davacının en baştan itibaren asıl isteği paylarının şirket veya diğer ortaklar tarafından satın alınması olup birçok ortamda "şirketin satılıp paraya çevrilmesini istediğini, paraya bu yaşında ihtiyacı olduğunu, ülke şartlarında sanayileşmek, yatırım yapmak gibi idealleri olmadığını" dile getirmiştir. Bu şekilde davacı, azınlığa tanınmış bir kısım hakları, sadece şahsi amaçlarını gerçekleştirmek için MK 2'ye aykırı olarak kötü niyetli olarak birtakım kişisel ve bencil isteklerini ortaklığa ve diğer pay sahiplerine zorla kabul ettirebilmek için yasal düzenlemeleri bir baskı ve yıldırma aracı olarak kullanmakta ve ortaklığa zarar verdiğini, Bu şekilde ortaklığın yarar ve çıkarları yerine kendi özel çıkarlarını ön planda tutarak dürüstlük kuralına aykırı şekilde şirketin zararına sebep olduğunu,MK 2/2 uyarınca bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı gibi buna sebep olan pay sahiplerinin tazmin sorumluluğu olduğunu, TTK'nun 448/3 maddesinde düzenlenen "Mahkeme, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın nitelik ve miktarını mahkeme belirler" ve TTK'nun 451. maddesinde düzenlenen "Genel kurulun kararına karşı, kötüniyetle iptal veya butlan davası açıldığı takdirde, davacılar bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumludurlar" Şeklindeki hükümleri uyarınca, ortaklığın iptal davası nedeniyle uğrayabileceği zararların karşılanması, mesnetsiz davalarla taciz edilmesini ve iptal davasının ortaklığa karşı baskı aracı olarak kötüye kullanılmasını önlemek amacı ile mahkemenin davalı ortaklığın talebi üzerine teminat gösterilmesine karar verebileceğini düzenlediğini, TTK'nun 529/b maddesine göre işletme konusunun gerçekleşmesine veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesine ve zarara sebep olan davacıya karşı açılacak tazminat ve dava hakları saklı olmak üzere, davalı şirketin ve alacaklıların muhtemel zararlarına karşı davacının teminat göstermesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesini özetle; Davanın Uyap üzerinden Genel Kurulun iptali davası olarak açıldığını, Dava dilekçesinde konu olarak dava konusu 28.06.2024 tarihinde yapılan genel kurulun 3 nolu maddesi ile şirketin finansal tabloların okunması , müzakeresi ve tasdiki ile kar dağıtılıp dağıtılması hususunun görüşmesi ve karara bağlanmasına ilişkin alınan kararın iptaline olarak belirtildiğini, dava dilekçesinin içeriğinde davanın konusunun açık ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıkça tüm gerekçeleri ile belirtildiğini, dilekçede yer verilen başlıklarda iptale konu genel kurul başlığı altında iddialarının beyan edildiğini, devamında muhalefet şerhi adı altında iptale konu muhalefet şerhine yer verildiğini, dilekçe sonunda '' 28.06.2024 tarihli genel kurulun 3 nolu maddesi ile şirketin finansal tabloların okunması , müzakeresi ve tasdiki ile kar dağıtılıp dağıtılması hususunun görüşmesi ve karara bağlanmasına ilişkin alınan kararın talebi'' ile dava açıldığının beyan edildiğini, netice ve sonuç kısmında davalının da beyan etmiş olduğu denetçi davasına ilişkin dilekçeden işbu davamıza konu kısımlara ilişkin kopyalama ve yapıştırma yapılırken sehven genel kurulun iptali yerine denetçi davasının netice sonuç kısmı dilekçede kaldığını, HMK madde 183 hükmü gereğince taraflarca dilekçelerde yapılmış olan maddi hatalar hüküm kurulana kadar her zaman düzeltilebileceğini, bu kapsamda netice ve sonuç kısmının davamıza ilişkin netice ve talebin a bendinin 28.06.2024 tarihinde yapılan genel kurulun 3 nolu maddesi ile şirketin finansal tabloların okunması , müzakeresi ve tasdiki ile kar dağıtılıp dağıtılması hususunun görüşmesi ve karara bağlanmasına ilişkin alınan kararın iptaline şeklinde düzelttiklerini, davalı vekilinin muhalefet şerhinde imza bulunmaması sebebi ile muhalefet şerhinin geçersiz olduğuna ilişkin beyanı hukuk ve yasaya aykırı , mesnetsiz bir iddia olduğunu, TTK md. 422 hükmü gereğince Genel Kurul tutanağı toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır. TTK md.446 hükmü gereğince toplantıda hazır bulunup karar olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçiren her paydaş iptal davası açma hakkına sahip olduğunu, davalı firmanın hakim ortağı ve tek yetkilisinin başkanlık ederek imzaladığı,davalı vekilinin yazman olarak imzaladığı, taraflarınca da imza altına alınan tutanak bakımından muhalefet şerhlerinin geçersiz olduğunu iddia etmesin ancak kötü niyet ve hukuk tanımamazlık olarak tanımlanabileceğini, İst. And. 9. ATM'nin 2023/450 Esas sayılı dosyası ile önceki genel kurullarda kar dağıtılmamasına ilişkin olarak genel kurulda alınan kararların iptali hususunda dava ikame edilmiş olmak ile yapılan yargılama neticesinde ;''Asıl davada 22.05.2023 tarihli genel kurulda alınan 5. Madde açısından yapılan inceleme yapıldığında; Davalı şirket tarafından alınan sermaye artırım kararı bakımından, sermaye artışı dağıtılmayan karlardan yapılmış olup, davalı şirketin borçları ödemede güçlük çekmesinin söz konusu olmadığı bu itibarla sermaye artışının şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmayıp; söz konusu kararla azınlık pay sahibi davacının bir zarara uğradığı tespit edilememekle birlikte, şirketin amaç ve gereksinimleriyle paralellik göstermediği, iptal koşulunun mevcut olduğu anlaşılmakla bu maddenin iptaline karar vermek gerekmiştir. Asıl davada 22.05.2023 tarihli genel kurulda alınan 6. Madde açısından yapılan inceleme sonucunda ; Pay devrine ve ön alım hakkına ilişkin koşulları düzenleyen 30. Maddenin ana sözleşmeye dahil edilmesine ilişkin olduğundan TTKm.421/3’te aranan nisaba tabi olmayacağı, bu noktada iptal koşulunun mevcut olmadığından davacı tarafın bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada 23.06.2023 tarihli genel kurulda alınan 3. Madde açısından yapılan incelemede; Yargıtay kararlarına göre şirketlerin esas amaçlarından birinin kar paylaşımı olması ve uzun zamandır kar dağıtımı yapılmamasının mümkün olmayacağı ve iptal koşulunun oluştuğu anlaşılmakla bu maddenin iptaline karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada 23.06.2023 tarihli genel kurulda alınan 5. Madde açısından yapılan incelemede; Şirketin sermaye artırımını iç kaynaklardan -dağıtılmayan kar- yapmasının ve bu kararın tescili ile mevcut pay sahipleri, sermaye oranına göre bedelsiz pay iktisap ettiğinden bütün hissedarlar açısından paylarının oranlarının korunduğu, rüçhan hakkının ihlali olmadığı, ancak ... sermaye avansının sermayeye eklenmesi ile davacının şirketteki hissesinin azalmasına yol açacağı başka bir anlatımla davacının rüçhan hakkının ihlal edileceği, bu kapsamda iptal koşulunun oluştuğu bu maddenin iptaline karar vermek gerekmiştir.'' şeklinde karar verildiğini, şirketin mali ve ticari kayıtlarından karı dağıtmamak için haklı bir sebebin olmadığı, şirketin amacına aykırılık teşkil ettiği somut olarak ortaya konulduğunu, cevaba cevap dilekçesindeki gerekçeler ve dosyada mübrez beyan, bilgi ve belgeler çerçevesinde, fazlaya ilişkin tüm haklar saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile 28.06.2024 tarihinde yapılan genel kurulun 3 nolu maddesi ile şirketin finansal tabloların okunması , müzakeresi ve tasdiki ile kar dağıtılıp dağıtılması hususunun görüşmesi ve karara bağlanmasına ilişkin alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/01/2026 tarih ve 2024/717 Esas - 2026/6 Karar sayılı kararında; "......Somut uyuşmazlıkta, davacının muhalefetinin oylama öncesinde peşinen yapıldığı, ancak Yargıtay içtihatlarına göre iptal davası açılabilmesi için muhalefetin oylama sırasında veya sonrasında tutanağa geçirilmesi gerektiği, dosyada toplantı tutanağı dışında ayrı bir muhalefet şerhi tutanağı bulunmadığı ön koşul yerine gelmediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Dosya kapsamına göre alınan rapor dosyadaki verilere uygun, gerekçeli ve denetime uygun olduğu görülmekle hükme esas alınmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1.Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; muhalefet şerhinin usul ve yasaya uygun olduğunu, TTK md. 422 hükmü gereğince Genel Kurul tutanağının toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanacağını, TTK md. 446 hükmü gereğince toplantıda hazır bulunup karar olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçiren her paydaşın iptal davası açma hakkına sahip olduğunu, davalı firmanın hakim ortağı ve tek yetkilisinin başkanlık ederek imzaladığı,davalı vekilinin yazman olarak imzaladığı, taraflarınca da imza altına alınan tutanak bakımından muhalefet şerhinin geçerli olduğunu, söz konusu maddeye ilişkin muhalefet şerhinin davalı vekili ve yazman olan Sayın Av. ......'a toplantı esnasında yazım kolaylığı için mail yolu ile iletilmiş olduğunu, e-postanın ekte dava dosyasına sunulduğunu, oylama yapıldıktan sonra ileri sürülmüş ise de toplantı tutanağında oylama öncesine yer açılarak bu kısma eklendiğini, toplantı tutanağından sabit olduğu üzere toplantının saat 10:00'da başladığını, söz konusu muhalefet şerhinin 10:30'da mail yolu ile tutanağa geçirilmek üzere yazmana iletildiğini, söz konusu mailden de açıkça alınan karara yönelik itiraz ve ret gerekçelerinin açıkça belirtildiğini, karar alınması sonrasında karara ilişkin olarak muhalefet şerhi konulduğunu, ayrıca karşı oy kullanıldığı ve dolayısı ile kanunda belirtilen muhalefet şartlarına uygun olarak muhalefet ettiğinin sabit olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı şirketin 28.06.2024 tarihinde yapılan 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında 3 nolu gündem maddesi ile ''şirketin finansal tabloların okunması , müzakeresi ve tasdiki ile kar dağıtılıp dağıtılması hususunun görüşmesi ve karara bağlanmasına, '' ilişkin alınan kararın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı şirketin sermeyesinin 80.000.000,00 TL. olup hisse adedinin 8.000.000 adet olduğu, şirket ortaklarından ...'nun 5.550.271 adet, ...'nun 482.235 adet, davacı ...'nun ise 1.967.494 adet hisse sahibi olduğu, davalı şirketin 02/05/2024 tarihinde yapılan 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında TTK 420 uyarınca ... vekili Av. ...' ın erteleme talebi doğrultusunda genel kurul toplantısı 1 ay sonraya bırakıldığı, finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular kapsamında gündemin 2., 3. Ve 4. Maddeleri de 1 ay sonraya ertelendiği, erteleme sonucu 28.06.2024 tarihinde yapılan 2023 yılı olağan genel kurul toplantısına şirket ortaklarından ...'nun asaleten, ... ve davacı ...'nun ise vekaleten katıldıkları anlaşılmıştır. Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. (Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı emsal ilamı) Somut olayda; davacı ortağın, 28.06.2024 tarihinde gerçekleş en 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında 3 nolu gündem maddesi ile ''şirketin finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdiki ile kar dağıtılıp dağıtılması hususunun görüşmesi ve karara bağlanmasına," ilişkin alınan kararın iptali talep edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 446. maddesi genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Davacı ortağın, 28.06.2024 tarihinde yapılan 2023 yılı olağan genel toplantısında kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, genel kurul toplantı tutanağına göre davacı ortağın vekilinin gündemin 3. maddesi ile ilgili olarak daha karar alınmadan önce karşı çıkıp itiraz ettiği (peşin muhalefette bulunduğu), bu şekildeki muhalefet öneriye karşı çıkma olup, oylamadan sonra davacı ortak vekili tarafından alınan kararlara karşı muhalif kalınarak muhalefet şerhi tutanağa geçirtilmemiştir. Bu durumda, dava şartı sayılan muhalefet şerhinin şekle uygun olarak sunulmadığı, davacının kararlara olumsuz oy vermesine rağmen karara muhalefetini tutanağa geçirtmediği ve bu haliyle kanunun aradığı toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesi şartının sağlanmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde;'' tarafımızca da imza altına alınan tutanak bakımından muhalefet şerhlerinin geçersiz olduğunu iddia etmenin ancak kötü niyet ve hukuk tanımamazlık olarak tanımlanabileceğini,'' ileri sürerek geçerli muhalefet olduğunu ileri sürdüğü, istinaf dilekçesinde ise "tarafımızca imza altına alınan tutanak" şeklindeki beyanı ile tutanağı bizzat kendisinin imzaladığını kabul ve ikrar etmekte olup davacı vekili tarafından, ne dava dilekçesinde ne de toplantı tutanağında alınan karara muhalefetinin tutanağa geçirilmediğine ilişkin iddiası ve itirazı bulunmamakta ise de bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde; yazım kolaylığı olması için muhalefetinin saat 10:30'da mail olarak davalı şirket vekiline iletildiğini iddia etmekte ise de dava basit yargılama usulüne tabi olduğundan dava dilekçesinde dayanılmayan iddia ve delillere bu aşamadan sonra dayanılması iddia ve savunmanın genişletilmesi kapsamında olduğundan davalı tarafın açık muvafakatinin gerektiği, davalı tarafında muvafakati olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.İptali talep edilen kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan kararlar yönünden dava şartının mevcut olmadığı, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak, mahkemece ilgili genel kurul kararının iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Emsal Yargıtay 11. HD'nin 2020/1528 Esas 2021/880 Karar- 2019/2841Esas 2019/6994 Karar sayılı kararları) Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.