İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davalı ... ... İnşaat Limited Şirketi vekili ile Fer'i Müdahil ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı ve ...'nun noter kanalıyla kurmuş oldukları ... ... İnsaat Ltd. Şti.'nin an…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/411 KARAR NO : 2025/1828 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/12/2021 NUMARASI : 2018/867 Esas - 2021/880 Karar DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davalı ... ... İnşaat Limited Şirketi vekili ile Fer'i Müdahil ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı ve ...'nun noter kanalıyla kurmuş oldukları ... ... İnsaat Ltd. Şti.'nin ana sözleşmesinin tescil ve ilanını istedikleri ve aynı noter kanalıyla imza beyannamesini yaptırarak şirket tescil ve ilan edildiği ve Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde yayınlandığı, şirketin 500.000,00-TL sermaye ile kurulduğu, %25 hissenin ...'ya, % 25 hissenin ...'ya ve % 50 hissenin ...'na ait olduğu, 10 yıl şirket müdürlüğünü ...'nın getirildiği ve şirketin faaliyete geçtiği, daha sonra şirketin merkezinin Rasimpaşa Mah. Orgeneral Şahap Gürler Cad. ... Kadıköy adresine taşındığı, 13.06.2013 tarihinde yöneticinin azli için dava açıldığı ve şirket müdürü ...'nın şirket müdürlüğünden azline karar verildiğini; ayrıca İstanbul Anadolu 9 Asliye Ticaret Mahkemesinde ortklıktan çıkma davası açıldığı, davacı müvekkili ... ile davalı arasında derdest olan şirket ortaklığından çıkma davası kapsamında ...'nin feshi ile tasfiyesi davası ile İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1077 Esas sayılı dosyası ile derdest olan iş bu davanın birleştirilmesine karar verilmiş olmasına rağmen talep etmelerine karşın dosyanın 6. Asliye Ticaret Mahkemesi ile 9. Asliye Ticaret Mahkemesi arasında gidip geldiğini;ortak tarafından açılan davalar nedeni ile şirket ortaklığının ve şirketin devamının mümkün olmadığını, bütün bu nedenlerle ...'nin feshini ve tasfiyesini, davanın gerekirse bilcümle harç ve masraflarların ve masraflarla avukatlık ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. Feri müdahil ...'nun 05.02.2020 tarihli talep dilekçesi ile; müvekkilinin müdahale talebinde bulunan ... huzurdaki davada davalı olan ve tasfiyesi istenen ... ... İnşaat Limited Şirketi'nin %50 nispetinde ortağı, diğer ortak davacı ...'nın şirketin müdürü olduğu ve aleyhine taraflarınca müdürlükten azli talebiyle İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/763 Esas, 2017/601Karar sayılı davanın ikame edildiği, davanın kabulüne karar verildiği ve davanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nce onandığı, iş bu onama kararının sadece vekalet ücreti kısmı bakımından taraflarınca Yargıtay'a temyiz edildiği, bu kısım için temyiz aşamasında olduğu; ayrıca yine taraflarınca müvekkili ...'nun şirketten alacaklarının tahsili talebi ile ... ... İnşaat Limited Şirketi aleyhine İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1077 Esas numarası ile dava açıldığı ve davanın bilirkişi incelemesi aşamasında olup, halen derdest olduğunu: bütün bunlardan başkaca huzurdaki davacılar tarafından İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1082 Esas numarası ile şirketin tasfiyesi konulu dava açıldığı, davanın reddine karar verilmekle birlikte kararın henüz kesinleşmediği bu nedenle davanın derdest olduğunu; huzurdaki davanın neticesinin müvekkilini ve müvekkilinin haklarını yakinen ilgilendirmesi ve etkilemesi söz konusu olduğundan davalının yanında katılan davalı olarak yer almak istediklerini, davada katılan davalı olarak yer almalarına karar verilmesini talep etmelerinin zaruretinin hasıl olduğunu; davanın esası yönünden davaya katılmalarına karar verilmesi halinde derdestlik itirazlarının olduğu, taraf yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, ivedi olarak davalı yanında davaya katılmalarını, işbu taleplerinin kabulü halinde usul ve yasaya aykırı, haksız, mesnetsiz ve tamamen kötü niyetli davanın reddini, dava ve vekalet ücreti giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Somut olayda davalı şirketin ticaret sicil kayıtları incelenmiş yapılan incelemede 3 ortaklı olduğu 13.05.2008 de 500.000TL sermaye ile kurulduğu,%25 hissesinin ...'ya,%25 hissesinin ...'ya, %50 hissesinin müdahil ...'na ait olduğu anlaşılmıştır. Şirket tipik bir limited şirket olup az ortaklıdır. Yönetici ortak olan ...'nın mahkeme kararı ile görevden azledildiği anlaşılmıştır.Azil nedeni ise şirketin Çorlu'da bulunan gayrımenkullerini gerçek değerinin altında 3. Kişilere satması ve bu nedenlerle şirketi zarar uğratmasıdır. Şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde kurulduğu günden beri genel kurul icra etmediği, yönetici ortağın 10 yıllığına müdür olarak seçildiği kaldı ki 2011-2013 yıllarında faaliyetleri ( gayrımenkul satışları ) nedeni ile azledildiği ve şirkete İstanbul Anadolu 6. ATM'nin 2017/1077 E. Sayılı dosyasında 03.06.2020 tarihli ara kararı ile yönetim, temsil kayyımı atandığı anlaşılmıştır. Şirket ortaklarının bir araya gelip genel kurul icra edemedikleri, husumet içinde oldukları, aralarında iş birliği ve uyumun yitirildiği, şirketin uzun süre organsız kaldığı, kayyım atandıktan sonra da yeni yönetici tayini için bir çaba göstermedikleri anlaşılmıştır. Nitekim şirketin 3 ortağı bulunmakta olup 2 tanesi iş bu davada davacı diğeri ise müdahil sıfatına haiz olup bahsi geçen İstanbul Anadolu 6. ATM 2017/1077 E. Sayılı dosyasında da müdahilin davacı sıfatına haiz olduğu, ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi talepli davasının uzun zamandır derdest olduğu, ortaklar arasında uzun zamandır uyum ve ahengin kalmadığı sabittir. Şirketin mali verileri incelendiğinde davalı şirketin 2017 yılında 4.433,31 TL, 2018 yılında 4.956,84 TL , 2019 yılında 5.281,90 TL zarar ettiği, zararın nedeninin genel yönetim giderlerinden kaynaklandığı, başka bir anlatımla davalı şirketin herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, şirketin demirbaşlarının rayiç değerinin 3.110,00 TL olduğu, gayrımenkullerin rayiç değerinin 681.900,00 TL olduğu, şirket adına kayıtlı sadece 2 gayrımenkul bulunduğu, bunlardan birinin Edirne ili Uzunköprü ilçesi ... ada 68 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmaz ile Tekirdağ ili Çorlu ilçesi 2239 ada 5 parsel zemin kat 1 nolu dükkan vasıflı gayrımenkul olduğu anlaşılmıştır. Çorludaki taşınmaz üzerinde Çorlu Beldiye başkanlığının kamu haczi bulunduğu, Edirnedeki taşınmaz üzerinde de Kadıköy vergi dairesi başkanlığının 69.490,96 TL tutarında kamu haczi bulunduğu tapu kayıtlarından anlaşılmıştır. Bahsi geçen İstanbul Anadolu 6. ATM dosyasında alınan bilirkişi raporları UYAP sistemi üzerinden incelenmiş 20.11.2015 tarihli rapora göre şirket adına kayıtlı taşınmazların 2011,2012 ve 2013 yıllarında satıltığı, bu satışlar nedeni ile davacı yanca şirket yöneticisi aleyhinde açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı, 21.03.2017 tarihli rapora göre 2014 ve 2015 yılı bilançoları ve 2016 yılı 3. Dönem geçici vergi beyannamesi ekindeki gelir tablosununa göre şirketin herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, sürekli zarar ettiği, 30.09.2016 tarihi itibarı ile 32.337,49 TL zarar ettiği, Şirket 2014,2015 ve 2016 yılı bilançolarına göre davalı şirketin 2014 yılında 40.197,66 TL zarar ettiği, 2015 yılında 522,37 TL zarar ettiği, 2016 döneminde 30.09.2016 tarihine kadar 32.337,49 TL zarar ettiği tespit edilmiştir. Raporlar incelendiğinde davalı şirketin en son 2013 yılında ticari bir faaliyet yürüttüğü uzun zamandır gayrı faal olduğu, her sene zarar ettiği, zararının genel yönetim giderlerinden kaynaklandığı, sermayesinin sürekli eridiği, halı hazırda üzerine kayıtlı 2 gayrımenkul kaldığı, bunlar üzerinde de hacizler olduğu görülmüştür. Davacı yönetici ortağın kusurlu eylemleri nedeni ile azledildiği sabittir. Ancak azil 2017 yılında gerçekleşmiştir. Azilden önce de şirketin uzun yıllar zarar ettiği, azilden sonra diğer ortakların yeni bir yönetici tayini için bir çaba sarf etmedikleri, bir araya gelemedikleri, genel kurul icra etmedikleri/edemedikleri , aksine davacı ve davalı oldukları, şirketin de uzun yıllarıdır gayrı faal durumda olduğu anlaşılmıştır.Şirketler kar elde etmek amacı ile kurulur. Bu amacın uzun yıllar gerçekleşmemesi şirket açısından haklı fesih nedeni olup bu neden nesnel bir nedendir ve ortakların şahsına ilişkin değildir. Davalı şirketin uzun yıllardır ekonomik faaliyetini gerçekleştiremediği, ortaklar arasındaki iletişimin tamamen koptuğu, ortaklık ilişkisinin fiilen sona erdiği sabittir. Uzun zamandır zarar eden şirketin fiilen ayakta tutulması için geçerli hiçbir neden kalmamıştır.Bilindiği üzere fesih son çeredir. Tarafların paylarının %50-50 olduğu nazara alındığında ortaklıktan çıkma talebinin diğer ortak bakımından ciddi bir ekonomik yük olacağı açıktır. Şirketin mali verileri de zaten ortadadır. Ayrılma akçeleri ödenmek sureti ile ayrılmalarına karar verilmesi durumunda şirket aktifindeki tek mal varlığını satmak zorunda kalacaktır ve bu durum da dolaylı yoldan şirketin tasfiyesi anlamına gelmektedir. Davalı şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel veriler mevcut değildir. Tüm dosya kapsamı, denetime uygun bulunan bilirkişi raporları, yukarıda atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları, atıf yapılan hukuki nitelendirmeler nazara alınarak davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... ... İnşaat Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK m. 636/III'de “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” denildiğini, kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere öncelikli amaç şirketin varlığının devam etmesi, onun ayakta tutulması olup ancak şirketin varlığını devam ettirebilmesi için bütün yollar tüketildi ise şirketin haklı sebep ile feshi yoluna başvurulabilir. Kanunun ruhuna göre şirketin devamlılığının her zaman esas olduğunu, dolayısı ile alternatif çözüm yollarının mahkemelerce değerlendirilmesi zorunlu olup Yargıtay limited şirketlerin haklı sebeple feshinde de anonim şirketlerin haklı sebeple feshinde olduğu gibi "feshin son çare olması" ilkesini benimsemiş ve bu doğrultuda kararlar vermiş, bahsi geçen Yargıtay kararları ve TTK m. 636/3 dikkate alındığında şirketin feshi noktasında neyin haklı sebep teşkil edeceğini mahkemelerin takdir edeceğini ve Yargıtay’ın yerleşik uygulaması olarak mahkemelerin öncelikle şirketin ayakta tutularak devamının sağlanıp sağlanmayacağının değerlendirmesinin zorunlu olduğunu, İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1077 Esas no.lu dava dosyasında verilen Mahkeme Kararı ile davalı şirketin tasfiyesini talep eden ortaklardan davacı ...’nın Şirketin ortağı ve Mahkeme Kararı ile azil olmuş müdürü olduğu ve aleyhine müdürlükten azli talebiyle İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/763 Esas, 2017/601Karar sayılı dava ikame edildiği ve davanın kabulüne karar verildiğini, işbu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından da onandığını, davacı ortak ...’nın müdürlükten azline dair verilen karar kesinleştiğini, tüm bunlarla birlikte, Şirket ortağı ...'nun Şirketten alacaklarının tahsili talebi ile ... ... İnşaat Limited Şirketi aleyhine İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde hali hazırda 2017/1077Esas numaralı dosyası derdest olup bilirkişi incelemesinde olduğunu, işbu dosya incelendiğinde davanın derdest olduğu tespit edilebileceğini, şirket ortaklarından ...’nun Şirket aleyhine açtığı dava neticelenmeden veya bekletici mesele yapılmadan Şirketin tasfiyesine karar verilmiş olmasının olayın mahiyetine uygun bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Fer'i Müdahil ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın neticesinin müdahil ve müdahilin haklarını yakinen ilgilendirmesi ve etkilemesi söz konusu olduğundan, davalının yanında katılan davalı-fer'i müdahil olarak ilk derece mahkemesince kabul edilmiş ve davada yer aldığını, aynı nedenle ve davalı asli tarafça da mesnet karar istinaf edildiğinden aynı nedenle müdahilin haklarını yakından ilgilendiren bu davada, ilgili Yerel Mahkeme Kararı'na karşı istinaf talebinde bulunmak zaruretimiz hasıl olmakla huzurdaki davanın davalısı şirketin tasfiyesi konusunda daha önce açılmış İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1082Esas No.lu no.lu dava mevcut olduğunu, derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini taraf yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın haksız, mesnetsiz ve tamamen kötü niyetli olduğunu beyanla, İlk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, limited şirketin haklı nedene dayalı olarak fesih ve tasfiyesi, davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık, şirketin feshi için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı noktasındadır.13.05.2008 tarihinde 500.000,00 TL sermaye ile kurulan davalı şirkette davacı ... %25, ... %25 ve feri müdahil ... %50 oranında ortaktır. İlk 10 yıl için şirket ortaklarından ... şirkete münferit imza ile yetkili müdür olarak seçilmiştir.Davacı tarafça, davalı şirket ortaklarının bir araya gelemedikleri, ortaklar kurulunun toplanamadığı, ortaklar arasında güven ilişkisinin kaybolduğu, taraflar arasında görülen çeşitli davaların bulunduğu, şirketin vergi borçlarının bulunduğu iddiasıyla davalı limited şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Limited şirketin işletme amacının gerçekleştirilebilmesi için ortaklar arasında güven ilişkisinin varlığı, şirketin devamı için zorunludur. Şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli olan güven ilişkisinin zedelenmesi durumunda ortakların aynı şirket çatısı altında bir arada bulunmaları beklenemez. Ayrıca bir ortağın payını devrederek ayrılma imkânının bulunmadığı yahut zor olduğu durumlarda güven unsurunun zedelendiği ortaklık ilişkisinin nihayete erdirilmesi amacıyla limited şirketlerde de haklı sebeple fesih kurumu düzenlenmiştir.Bu amaçla düzenlenen TTK’nın 636/3. maddesi uyarınca; haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.Anılan hükme göre her ortak, haklı sebeplerin varlığı hâlinde limited şirketin feshini isteyebilecektir. Kanunda limited şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Haklı sebepten ne anlaşılması gerektiği ise somut durumun ve ileri sürülen hususların niteliğine göre mahkemece takdir edilecek olup esasında dürüstlük kuralı temelinde ortaklık ilişkisinin devam ettirilemeyecek düzeyde zedelenmiş olması durumu, limited şirketin feshinin haklı nedenini oluşturur. Başka bir deyişle ortaklıktaki güven ilişkisinin ortadan kalkması veya ortaklılığın devamının dürüstlük kuralı gereği ortaklar bakımından çekilmez hâle gelmesine neden olan olaylar, limited şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilebilirler. Zira hiçbir ortaktan, dürüstlük kuralı gereği kendisi için çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez. Haklı sebep kavramı, her somut olayın niteliğine göre farklı tanımları bünyesinde barındırır. Bu bağlamda limited şirketin kötü yönetilmesi; genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler; şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması; paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması; uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması; ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebepler yargısal uygulamalarda şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilebilmektedir. Haklı sebep bazen tek bir maddi olgudan ibaret olabilir iken bazen de süreç içerisindeki çeşitli nedenlerin birikiminden ibaret olabilir(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, 14. Bası, s.578). Ayrıca limited şirket, bir sermaye şirketi olmakla birlikte Kanunun gerekçesinde belirtildiği gibi kişisel niteliği göz önünde tutulmalıdır. Bunun yanı sıra limited şirketin fesih ve tasfiyesini gerektiren olaylarda davacı ortağın kendi kusurunun bulunmaması ve bu olayların haklı sebep oluşturmak için meydana getirilmemiş olması gerekir. Haklı sebeplerin bulunması halinde hakimin feshe karar vermeden önce başka çözüm yollarını değerlendirmesi gerekir. Ancak davacı ortak ile diğer menfaat sahipleri açısından menfaatler dengesini sağlayan bir çözüme ulaşılamadığı takdirde son çare olarak feshe karar verecektir(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, s.580).16/10/2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/763 esas sayılı dosyasında 14/06/2017 tarihli karar ile davalı şirkete Semra Durul denetim kayyımı olarak atanmıştır. ... tarafından, şirkette kalan taşınmazların değerinin altında satıldığı veya mal kaçırmak maksadıyla 3.kişilere devredilmiş olabileceği, şirket adına kullanılan kredilere ilişkin şüphelerin olduğu, şirketin bugüne kadar toplantı ve kâr dağıtımı yapmadığı, davalının müdürlük görevini kötüye kullanıldığı ve yasal görevleri yerine getirmediği iddiasıyla sürerek TTK 630/2 maddesi uyarınca ...’nın yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesi istemli olarak açılan dava sonucunda İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2017 Tarih ve 2013/763 E. -2017/601 K. Sayılı kararı ile, davalı ...'nın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün (665909) sicil numarasında kayıtlı, davalı ... ... İnşaat Limited Şirketi'nin müdürlüğünden TTK.nun. 630-(2). maddesi uyarınca haklı sebeple azline karar verilmiştir. Bu karar safahattan geçerek 11/12/2019 tarihinde Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Davalı şirketin organsız kalması nedeniyle İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1077 Esas sayılı dosyasında verilen 03/06/2020 tarihli ara karar ile ... yönetim kayyımı olarak atanmıştır. İlk derece mahkemesinin 30/09/2020 tarihli ara kararı uyarınca sonraki duruşma zabıtları ve bilirkişi raporu duruşma gün ve saatiyle birlikte kayyım ...'e tebliğ edilmiş, ayrıca gerekçeli karar da kayyıma tebliğ edilmiştir.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 28/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin ekonomik faaliyetlerini gerçekleştiremediği, ortaklar arasındaki iletişimin tamamen koptuğu ve ortaklık ilişkisinin fiilen sona erdiğinin anlaşıldığı, tarafların paylarının %50 ve %50 gibi oranlarda olduğu da dikkate alındığında ortaklıktan çıkmanın diğer ortak bakımından ciddi bir ekonomik yük olacağı, şirketin feshi değerlendirmelerinde dikkate alınan en önemli menfaat unsuru olan işleyen çarkların bozulmaması, şirket faaliyetlerinin sona erdirilmemesi hususunun somut olayda gayri faal durumda bulunan davalı şirket bakımından zaten söz konusu olmaması sebebiyle şirketin feshinin sebep olacağı ekonomik bir yıkımın da bulunmadığı, Yargıtay kararları uyarınca davalı şirketin uzun yıllar ciddi ticari bir faaliyetinin bulunmaması ve ortaklar arasında süregelen anlaşmazlıklar sebebiyle TTK m.636/IlI uyarınca fesih şartlarının oluştuğu kanaati bildirilmiştir.Şirket ortaklarınca açılan davalar, şirket ortaklarının bir araya gelerek genel kurul kararı alınamaması ve şirkete müdür seçilememesi, şirketin ekonomik faaliyetlerini gerçekleştirememesi ve gayri faal olması, bu haliyle ortaklık ilişkisinin fiilen sona ermesi karşısında davalı limited şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı nedenler somut olayda gerçekleşmiş bulunmaktadır. Burada feshin son çare olması nedeniyle alternatif çözüm yollarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Şirketin feshi yerine başka bir çözüm yoluna karar verilebilmesi için şirketin devamında diğer ortaklar bakımından veya ekonomik yönden menfaat bulunması gerekir. Şirketin gayri faal olduğu ve bilirkişi heyeti tarafından davacı ve diğer ortağın hisseleri değerlendirildiğinde davacının ortaklıktan çıkması halinde diğer ortağa ciddi bir ekonomik yük bineceğinin ifade edilmesi karşısında şirketin devamında bir menfaat bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı ...'nın mahkeme kararı ile azledilen müdür olarak kendisinin sebep olduğu vakıalara dayanılarak şirketin feshinin istenemeyeceği ileri sürülmüştür. Bu iddiaya ilişkin olarak bilirkişi ek raporunda ortaklardan birinin kusurlu davranışlarından dolayı şirketin feshi bakımından haklı sebep olarak kabul edilen vakıalar ortaya çıkmışsa, o ortağın fesih davası açamayacağı, burada önemli olananı kusurlu davranışların fesih sebebini meydana getirmesi olduğu, örneğin şirket yönetiminde bulunan ortağın şirketin kötü yönetildiği gerekçesi ile fesih davası açmasının kabul edilemeyeceği, eğer şirketin feshini isteyen ortağın kusurlu davranışlarının fesih sebebi ile bir ilgisi yoksa, bu ortağın fesih davası açmasına ve dava sonucunda da fesih kararı verilmesine bir engel teşkil etmeyeceği, fesih sebebi olarak tespit edilen başlıklar ile davacı ortağın kusurlu davranışları arasında bir bağ bulunmadığı, ortaklığın faaliyetinin bulunmaması ve ortaklık bağının sona ermesi, sadece bir ortağın davranışları ile ortaya çıkan bir durum olmayıp, ortaklığın genel yapısına ilişkin olduğu, bu sebeple davacı ortağın kusurlu davranışlarının bulunmasının fesih davası açılmasına ve dava sonucunda şirketin feshi yönünde karar verilmesine engel olmadığı ifade edilmiştir.Davacı ...'nın azline ilişkin sebepler 2013 yılı öncesi sebeplere dayandığı, eldeki davanın ise 2018 yılında açıldığı, davacı taraf ve feri müdahilin hisse oranları itibariyle, ortaklar arasındaki husumet nazara alındığında şirkette karar almanın mümkün bulunmadığı, bu haliyle fesih sebeplerinin sadece davacı tarafın eylemlerinden kaynaklanmadığının kabulü gerekir. Bu haliyle, davacı ...'nın mahkeme kararı ile azledilmiş olması ve azil kararı kesinleşene kadar müdürlük görevini yürütmüş olması ileri sürülen fesih sebepleri karşısında eldeki davanın açılmasına ve fesih kararı verilmesine engel değildir.İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1082 Esas sayılı dosyasında şirketin fesih ve tasfiye davası açıldığı ve bu davanın derdest olduğu ileri sürülmüş ise de bu davada husumet şirkete değil, diğer ortağa yöneltilmiş olup, zaten pasif husumet nedeniyle reddine karar verilen davanın, eldeki dava yönünden derdestlik teşkil etmesi mümkün değildir.Feri müdahil tarafından şirkete karşı açılan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1077 Esas sayılı dosyasındaki alacak davasının bekletici mesele yapılması gerektiği iddia edilmiş ise de, şirkete karşı alacak davası bulunması şirketin feshine karar verilmesine engel değildir.Feri müdahil tarafından, davalı şirketin eldeki davada usulüne uygun olarak temsil edilmediği iddia edilmiştir. Ancak, şirkete kayyım atandıktan sonra duruşma zabıtları, bilirkişi raporu ve duruşma gün ve saati kayyıma tebliğ edilmiş, gerekçeli karar da kayyıma tebliğ edilmiş ve şirket adına kayyım tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bu istinaf dilekçesinde taraf teşkiline ilişkin bir itirazda bulunulmamış ve cevap dilekçesi niteliğinde bir dilekçe de sunulmamıştır. Bu nedenle feri müdahilin anılan iddiası yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından Davalı ... ... İnşaat Limited Şirketi vekili ile Fer'i Müdahil ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1- Davalı ... ... İnşaat Limited Şirketi vekili ile Fer'i Müdahil ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Taraflarca başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025