İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının davalıya özel üretim lamine parke sattığını, tesliminin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin 25/04/2018 tarihli…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/260 KARAR NO : 2025/1463 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/11/2021 NUMARASI : 2018/1410 Esas - 2021/1160 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının davalıya özel üretim lamine parke sattığını, tesliminin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin 25/04/2018 tarihli 120293 nolu 23.328,95 TL tutarlı faturayı düzenlediğini ve davalıya gönderdiğini, müvekkilinin gönderdiği faturaya davalı tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, fatura bedeli olan 23.328,95 TL tutarlı fatura bedelinin 11.000,00 TL'lik kısmının davalı tarafça ödendiğini, dolayısıyla taraflar arasında ticari ilişkileri ve fatura konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, davacı tarafından davalının defaatle aranarak bakiye borcu ödemesinin talep edildiğini, ancak davalının taleplerine karşılık vermediğini, alacağına ulaşamayan ve zarara uğrayan müvekkili tarafından alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 25/04/2018 tarihli 120293 nolu 23.328,95 TL tutarlı faturanın ödememiş bakiye 12.328,95 TL tutarlı kısmı için icra takibi başlatıldığını, ancak davalının kötü niyetli ve haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, tüm bu nedenlerle davalının itirazını n iptali ile takibin asıl alacak ve takip tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi üzerinden devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itiraz ettiğinden asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında bir ticari ilişki kurulduğunu fakat davacı firmanın anlaşıldığı şekilde hareket etmediğini, parkeleri eksik ve kısmen hasarlı olarak temin ettiğini, taraflar arasında sözlü görüşmeler olduğunu ve kalan tutarın eksiklik ve hasarlı ürünler gönderildikten sonra ödeneceği kararlaştırılmışsa da davalı şirketin kalan kısım hakkında kötü niyetli olarak takip yaptığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "açılan davanın faturaya dayalı takibe davalı tarafça yapılan itiraz ile duran takibin devamı için itirazın iptali istemli olduğu, icra dosyası incelendiğinde takibin dayanağının davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen 25/04/2018 tarihli 23.328,95 TL tutarlı faturadan kalan bakiye alacak olduğunun mahkememizce anlaşıldığı, mahkememizce 14/11/2019 tarihli 2. celsede tarafların ticari defter ve dayanaklarının incelenmesi için ara karar oluşturulduğu, davacı vekili hazır olmakla oluşturulan ara kararda verilen kesin süre içerisinde tarafların istenen defter ve belgeleri sunmamaları ve delilleriyle birlikte ibraz etmemeleri yahut kabul edilebilir bir mazeret sunmamaları halinde HMK.'nın 220/3. md. uyarınca duruma göre davacı tarafın bu delilleri sunmaktan kaçınmış sayılacağı ve belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının ve delillerinin kabul edilebileceğinin davacı vekiline ihtar edildiği, usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen inceleme gününde davacı tarafın defterlerini sunmadığı, mazeret bildirmediği ve yerinde inceleme de talep etmediği, sadece davalı tarafın defterlerinin yerinde incelenmesini talep ettiği ve sunduğu defterlerin bilirkişice yerinde incelendiği, bilirkişi tarafından incelenen davalının ticari defterlerinde takibe konu faturanın kayıtlı olmadığı, takibe konu faturanın 25/04/2018 tarihinde tanzim edildiği, ancak davacı tarafından faturaya konu ödeme olarak sunulan ödemenin ise 09/04/2018 tarihinde fatura tarihinden önce yapıldığı, faturanın münderecatının incelenmesinde, faturanın teslim alan kısmında imza olmadığı, faturanın davalı tarafa teslim edildiğine ilişkin de dosyada kapsamında somut bir belge bilgi bulunmadığı, davacının fatura ve muhteviyatındaki malların davalıya usulüne uygun olarak eksiksiz teslim edildiğinin ispatlaması gerektiği halde ispatlayamadığı, hülasa davacının incelemeye katılmadığı, ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının ise defterlerini incelemeye sunduğu, bu sebeple davalının defterlerine mahkememizce itibar edildiği, davacının takibe dayanak ettiği faturanın davalı defterlerinde bulunmadığı, yapılan ödemenin ise fatura tarihinden önce olduğu anlaşılmakla davacının ispat yükü kendi üzerinde olmakla fatura konusu mal ve hizmeti davalıya eksiksiz biçimde teslim ettiğini ispatlayamadığına dosya kapsamında mahkememizce kanaat getirilmiş, gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve açılan davanın reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının itirazının haklı olmadığı gibi mesnetten yoksun olduğunu, davacı şirket dava konusu ticari anlaşmayı gereği gibi ifa etmiş olup, tüm yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini ancak ilk derece mahkemesi, işbu hususun ispatının davacı yanca yapılmasını gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiş olup, ispat yükü tarafının tayini noktasında yanılgıya düşüldüğünü, öncelikli olarak incelenmesi gereken hususun, geçerli bir ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı olması gerekmekle mahkemece kanuna uygun bir ihbarın mevcudiyetini araştırma ihtiyacı hissedilmeyip, aksine, eksiksiz ürün tesliminin ispatının davacının üzerinde bulunduğu kabul edilerek hukuka aykırı bir karar tayin edildiğini, burada, geçerli bir ihbarın yapılıp yapılmadığının ispatının, alıcı tarafından yapılması gerektiği izahtan vareste olup kanun koyucu işbu ihbarın yapılmasında herhangi bir şekil şartı öngörmemişse de doktrindeki hakim görüşe ve yerleşik içtihata göre, tacirler açısından ayıp ihbarları TTK m. 18/3 de belirtilen şekillerden biri ile yapılması gerektiğini, kanun koyucunun madde gerekçesinde de öngördüğü üzere, işbu şekiller geçelilik şartı olmayıp, ispat şartı olup davalının ticari defterleri ile beyanlarının çelişki içerisinde olduğunu ticari bir alış-verişin yapıldığı ancak bu işin faturalandırılmadığı yahut ticari defterlerin kayıtlarının sağlıklı bir biçimde tutulmadığı açıkça ortada iken, mahkemenin davalı tarafın ticari defterlerini davaya delil teşkil etmesi apaçık hukuka aykırı olduğunu, davalının ikrarının mahkeme tarafından göz ardı edilmesi kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, karşı yan davacı şirket ile ticari ilişki kurulduğunu, ticari ilişki neticesinde 23.328,95 TL tutarında fatura düzenlendiğini ve işbu faturanın davacı tarafından davalıya gönderildiğini, davacıya 11.000 tl tutarında kısmi ödeme yapıldığını, bakiye kalan kısmın ise ödenmediğicevap dilekçesinde açıkça ikrar ettiğini ikrar, tek taraflı bir usuli işlem olarak, delil ikame faaliyetlerini ve ispat ihtiyacını ortadan kaldıran bir taraf beyanı olduğunu, hakimin kesin delilleri takdir yetkisi olmadığını, bu biçimde ispatlanan hususu doğru kabul etmek zorunda olduğunu bu bağlamda, davalı tarafın ikrarı söz konusu iken, mahkemenin başkaca bir somut delil sunulmadığı gerekçesi ile davayı reddetmesi hakimin kendini kanun koyucu yerine koyması anlamına gelmekte ve apaçık hukuka aykırılık teşkil ettiğini işbu nedenle karşı tarafın ikrar beyanın delil niteliğine haiz olduğunun kabulü gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturaya konu malların teslim edilip edilmediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "faturadan kaynaklanan bakiye alacak" sebebine dayalı olarak 12.328,95 TL asıl alacağın, tahsili istemiyle 19/07/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf diğer savunmalarının yanı sıra faturaya konu parkelerin eksik ve kısmen hasarlı olarak teslim edildiğini savunmuştur.Davalının savunması, faturaya kou emtianın tamamının teslim edildiği yönünde ikrar niteliğinde değildir. Davalının savunmasından, sadece, takibe konusu faturada yer alan emtianın bir kısmının davalı tarafa teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı tarafından, fatura ödemesi olarak davalının 11.000,00 TL ödemesi bulunduğu ileri sürüldüğüne göre, bu aşamada davacının teslim ettiği ürünlerin 11.000,00 TL'den fazlasına tekabül ettiğini ispatlanması gerekir. Davacının, davalının ödemesi dışında kalan emtia yönünden bu emtianın teslim edildiğini ispat eden yazılı bir belge bulunmadığı gibi söz konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı nazara alındığında, davacının iddiaları ispatlanabilmiş değildir. Davacı tarafça, kendisine ihbar yapılmadığı ileri sürülmüş ise de, eksik teslim halinde ihbara gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025