T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1006 - Karar No:2026/34 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1006 KARAR NO : 2026/34 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2024 NUMARASI : 2023/124 E-2024/442 K ASIL VE KARŞI DAVANIN KONUSU : Alacak-Tazminat (Eser Sözleşmesinden…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1006 - Karar No:2026/34 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1006 KARAR NO : 2026/34 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2024 NUMARASI : 2023/124 E-2024/442 K ASIL VE KARŞI DAVANIN KONUSU : Alacak-Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat istemlerine ilişkin asıl ve karşı davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı-karşı davalı vekili; taraflar arasında düzenlenen 24/06/2016 tarihli sözleşme ile müvekkilinin ... Parseldeki konut inşaatında ince işlerin (tuğla, sıva, alçı, şap vb) imalatı işini üstlendiğini, ancak işin ilk 3 katı yapıldıktan sonra davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak işin başka bir yükleniciye verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin ödeme hükümlerine ve müvekkili tarafından gönderilen Ankara 65.Noterliği’nin 15/03/2017 tarih ve 5258 Nolu ihtarnamesine rağmen davalının 4 nolu (kesin) hakediş bedeli olan 243.093,74 TL’yi ödemediğini, davalının inşaatın son aşamasına kadar yapılmış olan masrafları ve bu işlerden doğan zararları da karşılamadığını, ayrıca sözleşme davalı tarafından, 8.maddeye aykırı olarak, bildirimde bulunulmadan feshedilip, iş başka bir yükleniciye yaptırıldığından, müvekkilinin menfi zararı da oluştuğunu, yine müvekkilinin işin kendisine verildiği tarihte başka bir işveren ile daha iyi şartlarda sözleşme yapma hakkını kaybettiği gibi, işi bitirmesi engellenerek ilerde doğacak hakedişlerinin de engellendiğini, yine müvekkili şirketin, inşaatın tamamını yapacağı inancıyla malzeme aldığını, sözleşmeler yaptığını ve işçilerle de buna göre anlaşma yaptığını, sözleşmeye göre yüklenen iş tamamlattırılmadığı için alınan malzemelerin müvekkilinde kaldığını, işçilere de fazla para ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle de müspet zararı oluştuğunu, ayrıca sözleşme devam etmiş olsaydı müvekkilinin elde edeceği kazanç ve hakediş bedelinin daha fazla olacağını, müvekkilinin elde edeceği kârdan da yoksun kaldığını belirterek; tüm alacaklar açısından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; sözleşmeye göre hakediş bedeli alacağı olarak şimdilik 30.000,00 TL’nin, menfi zarar bedeli olarak 5.000,00 TL’nin, müspet zarar bedeli olarak 1.000,00 TL’nin ve yoksun kalınan kâr nedeniyle 500,00 TL'nin davalıdan tahsilini, tüm alacaklarına temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasını, 14/10/2020 harç tahsil tarihli ıslah dilekçesi ile de; hakediş bedeli alacağını 20.000,00 TL ıslah ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin 50.000,00 TL hakkediş alacağının davalıdan tahsilini, tüm alacaklara temerrüt tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili; davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesine aykırı olarak, işi 60 günde tamamlama yükümlülüğünü ihlal ettiğini, yapılan imalatlar karşılığında müvekkili yetkililerinin onayını taşımayan ve sözleşmenin 5. maddesine aykırı düzenlenen 1,2,3 nolu hakedişlerin avans mahiyetinde ödendiğini, 4 nolu hakediş aşamasında müvekkili şirketin teknik personelinin yaptığı incelemede davacının önceki 3 hakedişte yapıldığı iddia edilen tadilatları eksik ve kusurlu yaptığının, 4 nolu hakedişte ise yapıldığı iddia edilen işlerin hiç yapılmadığının tespit edildiğini, bunun üzerine taraflar arasında 05/01/2017 tarihinde Ek Sözleşme imzalandığını, bu ek sözleşme ile eksik işlerin tespit edildiğini, lamine parke, halı, bodrum kattaki boya ve zemin kaplama işlerinin sözleşmeden çıkartıldığını, kalan işler için ödenecek bedelin yeniden belirlenerek, yapılacak ödemelerden %10 teminat kesintisi yapılacağının, bu bedelin işin tesliminden 30 gün sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda davacının yaptığı eksik işlerin bedelinin kesin hakediş niteliğinde 126.864,75 TL olarak belirlendiğini, davacının, 29/08/2016 tarihli 1. hakediş faturası 238.417,22 TL bedelli olup müvekkilinin 01/09/2016 tarihinde 238.417,22 TL ödediğini, 04/10/2016 tarihli 2. hakediş faturası 112.625,11 TL bedelli olup müvekkilinin 06/10/2016 tarihinde 112.625,11 TL ödediğini, 09/11/2016 tarihli 3. hakediş faturası 230.181,34 TL bedelli olup, müvekkilinin 24/11/2016 ve 08/12/2016 tarihlerinde 2 eşit parçada 230.181,34 TL ödediğini, davacının düzenlediği 4 nolu hakedişte yapıldığı iddia edilen işler gerçekte yapılmadığından bu hakedişin müvekkilince kabul edilmediğini, ek sözleşme ile davacı tarafından yapılması taahhüt edilen eksik işlerin bedelinin kesin hakkediş niteliğinde belirlenerek 126.864,75 TL olarak tespit edildiğini, 09/01/2017 tarihinde "4.hakediş öncesi avans" açıklaması ile 120.000,00 TL ödeme yapıldığını, yine aynı şekilde 27/01/2017 tarihinde de 50.000,00 TL avans ödemesi açıklaması ile ek sözleşmeden sonra toplam 170.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacıya bugüne kadar yapılan ödeme tutarının 756.404,00 TL olduğunu, davacıya 1,2 ve 3. Hakediş avansı olarak toplam KDV dahil 581.223,67 TL ödendiğini, ek sözleşme tarihi olan 05/01/2017 tarihi itibariyle bakiye alacağın 126.864,75 TL kaldığı konusunda mutabık kalındığını, bu tarihten sonra davalıya 170.000,00 TL daha ödeme yapılmış olup, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacıya zaten fazla ödeme yapıldığını, davacının, müvekkili şirketten sözleşmeyi çok aşar seviyede haksız olarak talep ettiği bu bedelleri tahsil etmek için müvekkilinin işyerini basarak cebir kullandığını, bu suç ile ilgili soruşturmanın halen devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise; karşı davalı ... Mühendislik’in sözleşmeye göre 01/10/2016 tarihinde tamamlaması gereken işleri tamamlamadığını, yaptığı imalatların ise eksik ve kusurlu olduklarını, kalan işin müvekkili şirket tarafından dava dışı üçüncü bir inşaat firmasına ancak 24/04/2017 tarihinde tamamlatabildiğini, davacının kusuru nedeniyle 7 aylık gecikme yaşandığını, bu nedenle sözleşmenin 9. maddesi kapsamında müvekkilinin cezai şart talep hakkı doğduğunu, işin 01/10/2017 ile 24/04/2017 tarihleri arasında toplam 206 gün gecikmesi nedeniyle müvekkilinin 131.298,22 TL gecikme cezası alacağı olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL sözleşme cezai şart alacağının karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 18/12/2020 tarihli, 2017/557 Esas, 2020/807 Karar sayılı kararı ile davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağı ile sözleşmenin haksız feshine dayalı zarar tazmini, karşı davanın cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu, taraflarca sunulan deliller değerlendirildiğinde, taraflar arasında düzenlenen konut inşaatı ince işlerinin yapılması işinin davacı tarafından üstlenildiği, sözleşme ve ek sözleşme kapsamında düzenlenen hakediş tutanakları ile bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonrasında KDV dahil yapılan iş bedelinin 794.468,45 TL olduğu, davalı tarafından 756.357,27 TL ödenmiş olduğu anlaşılmakla, davacının bakiye iş bedeli alacağının 38.111,18 TL olduğu, sözleşmenin 8. maddesinde iş sahibinin sözleşmeyi feshetmesi, özel ihtar koşuluna bağlandığından ve davalı tarafından usulüne uygun ihtar yapılmamış olduğundan davalının feshinin haksız olduğu bu nedenle karşı davada cezai şart talep edilemeyeceği, davacı yüklenici tarafından ek sözleşme kapsamında iş ifa edilmiş olduğundan müspet ve menfi zarar ile kâr yoksunluğu isteminde bulunulamayacağı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, 30.000,00 TL'nin dava tarihinden, 8.111,18 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verildiği, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 19/01/2023 tarih, 2021/315 Esas, 2023/61 Karar sayılı kararı ile asıl ve karşı davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat istemlerine ilişkin olduğu, taraflar arasında düzenlenen 24/06/2016 tarihli "Sözleşme" ve "Ek Sözleşme" kapsamında düzenlendiği anlaşılan ve içeriği ile imzaları inkâr edilmeyen, 05/01/2017 tarihli "... Mühendislik-Ek.1 Sözleşme" başlıklı belgede, davacı taşeronca yapılan imalatlara ilişkin imalat bedelinin 539.368,00 TL +KDV olarak belirlendiği, yine aynı belgede bu tarihten sonra yapılacağı kararlaştırılan işler için imalatlar ve fiyatlar da gösterilerek 126.864,75 TL'lik imalat yapılacağı, sözleşmenin toplam bedelinin bu şekilde sabitlenerek kesin hakediş niteliği taşıyacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşme ve "... Mühendislik-Ek.1 Sözleşme" başlıklı belge kapsamı dışında bir kısım işlerin de yapıldığı ve taraflarca tutanağa bağlandığının iddia edildiği, davalının taraf ise bu tutanakların davacı tarafça şantiye basılmak suretiyle zorla imzalatıldığı yönünde beyanda bulunulduğu, bu kapsamda davacı şirket yetkili ve çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve ceza davası açıldığının belirtildiği, dosya kapsamından bu olaya ilişkin ceza davası olduğunun da anlaşıldığı, mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, sözleşmeler kapsamı dışındaki tutanakların bir kısmı dava konusu alacağın belirlenmesinde dikkate alınmış ise de, bu tespit ve kabule ilişkin her iki taraf vekilince de istinaf talebinde bulunulduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözülebilmesi için 05/01/2017 tarihli "... Mühendislik-Ek.1 Sözleşme" başlıklı belgede kabul edilenler dışında yapıldığı ve tutanağa bağlandığı iddia olunan imalatların kesin kanaat oluşturacak şekilde tespiti zorunlu olup, bu tutanaklara yönelik ceza yargılamasındaki maddi olaya ilişkin tespit ve kabuller hukuk hakimini bağlayacağı ve eldeki davada delil niteliği taşıyacağından ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesi gerekirken, kesin kanaat ve tespit içermeyen taraflarca da itiraz edilen bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile kararın kaldırıldığı, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada mahkemece; 05/01/2017 tarihli "... Mühendislik-Ek.1 Sözleşme" başlıklı belgede kabul edilenler dışında yapıldığı ve tutanağa bağlandığı iddia olunan imalatların kesin kanaat oluşturacak şekilde tespitinin zorunlu olduğu, bu tutanaklara yönelik ceza yargılamasındaki maddi olaya ilişkin tespit ve kabullerin hukuk hakimini bağlayacağı ve eldeki davada delil niteliği taşıyacağından ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesi gerektiğinden bahisle Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/136 Esas-2019/309 Karar sayılı ilamının kesinleşme durumunun mahkemesinden sorulmasına, karar kesinleşmiş ise kesinleşen gerekçeli karadan bir suretin kesinleşme şerhi ile birlikte UYAP üzerinden mahkemeye gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, söz konusu mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, 08/09/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; davacı tarafından işin kabul seviyesine getirilerek bu hususun Ankara 65. Noterliğinin 05258 sayılı 15.03.2017 tarihli ihtarnamesi ile davalıya bildirilmiş olmasına rağmen davalı tarafından yanıt verilmediği ve sözleşmenin 8. maddesinde kararlaştırılan feshin usulüne uygun davranılmamış olduğundan davalının sözleşmeyi feshetmekte haklı olmadığı, davacının yapmış olduğu iş nedeniyle bakiye alacağının yapılan iş toplam bedeli 786.154,65 TL ve davalı iş sahibinin gerçekleştirdiği ödemeler toplamı 756.357,27 TL olduğundan, davacının işbu dava kapsamında talepte haklı olduğu alacak tutarının 29.797,38 TL’ olduğu, davacı talebinin 30.000,00 TL olduğu, davacının ek sözleşme kapsamında işi ifa etmesi nedeniyle menfi zararının bulunmadığı gibi müspet zarar veya kâr yoksunluğuna ilişkin zararının ispatlanamadığı, davalının ek sözleşmede 12.07.2016-30.12.2016 tarihleri arasında yapıldığı belirtilen işleri mutabık kalınan iş bedeli olarak kabul etmiş olduğu, bu tarihten sonra da gecikmeye ilişkin bir bildiriminin olmadığı, ek sözleşme ile davacıya 05.01.2017 tarihinden itibaren bakiye işlerin yapımı için süre verilmiş olduğu, davalı-karşı davacının ifaya ekli ceza niteliğinde olan sözleşmenin 9. maddesinde belirlenen cezai şartı talep edebilmesi için işin kabulünde bu konuda çekince ileri sürmüş olmasının gerektiği ve fakat davalının bu hakkını saklı tutmadan işi kabul etmiş olduğu, kaldı ki davalı karşı davacının sözleşmeyi feshettiğini bildirmekle ifa ile birlikte talep edilebilecek cezayı talep etme hakkının kalmadığının bildirildiği, 17/05/2024 tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporunda özetle; mahkemeye sunulan 08.09.2023 tarihli Bilirkişi Kurulu Ek Raporuna yönelik taraf beyan ve itirazlarının önceki ek raporda yer verilen tespit ve değerlendirmeleri değiştirir nitelikte olmadığının bildirildiği, birbirleri ile uyumlu hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan ek raporlar dikkate alındığında, asıl davanın kısmen kabulüne, 29.797,38 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın reddine, karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmeye konu işin yapıldığı yer mahallinde yine keşif/yerinde inceleme yapılmaksızın tanzim edilen 17/05/2024 tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasaya aykırı olarak yerinde inceleme/ keşif yapılmaksızın tanzim edildiği, sunulan beyan dilekçelerinde bu hususa yönelik itirazlarının yöneltilmiş olmasına rağmen talepleri değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğu, esasında yerel mahkeme dosyası kapsamında, 08.11.2019 tarihli ara karar ile, '' dava konusu işin bulunduğu yerde inceleme yapılmak suretiyle rapor tanzim edilmesine'' karar verildiği, ancak mahalline gidilip keşif yapılmaksızın rapor düzenlendiği, dava dilekçemizde yer alan ve müvekkil tarafından yapılan işlerin, keşif yapılması halinde sübuta erecek olmasına rağmen keşif yapılmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkeme dosyası kapsamında 4. hakedişe yönelik sundukları tutanakların hükme esas alınmamasının hukuka aykırı olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre 3. hakediş yapıldığı, davalı tarafça kabul edilerek müvekkile ödeme yapıldığı, ticari hayatta mutad olduğu üzere önce yapılan işler tespit edilerek bunun neticesinde hakedişlerin düzenlenip ödeme için işverene gönderildiği, 3. hakediş tarihinin 05/11/2016 olduğu, bu tarihe kadar yapılan işlerin 3. hakediş kapsamında kaldığı, bu tarihten sonra yapılan işlerin ise 4. hakediş kapsamına girdiği, 3. hakediş tarihine kadar yapılan işlerin tespit edildikten sonra ödeme yapıldığı, aynı yöntemle 4. hakedişin düzenlendiği, ancak davalı tarafın bu hakedişi kabul etmediği, ancak 3. hakediş tarihi olan 05.11.2016 tarihinden sonra yapılan işlerin yani 4. hakedişe konu yapılan işler tutanaklar ile imza altına alındığı, tutanakta belirtilen işlerim yapıldığının tutanakla sabit olduğu, diğer taraftan yapılan bu işlerin dışında başka işlerin de yapılmasına rağmen evrakların bir kısmının davalı tarafça imzalanmadığı, söz konusu tutanakların mahkeme dosyasına sunulduğu, sunulan tutanaklara da davalı tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığı, buna rağmen beyanlarını karşılar mahiyette istinaf mahkemesi tarafından verilen bozma kararı sonrası da rapor alınmaksızın hüküm kurulmuş olması nedeniyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını gerektiği, hükme esas alınan 17/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda 08/09/2023 tarihli bilirkişi raporuna yönelik tarafların yapmış olduğu itirazların tespit ve değerlendirmeleri değiştirmeye yeterli olmadığından bahisle önceki görüş ve kanaatin aynen korunduğunun belirtildiği, ancak bu durumun kabulünün taraflarınca mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından usul ve yasaya aykırı şekilde hükme elverişli olmayan raporun dikkate alınarak karar verildiği, Ocak ve Mart ayında tanzim edilen tutanakların rapora esas alınmayarak hesaplamaya dahil edilmemesinin, mahkeme tarafından da bu doğrultuda hüküm kurulmasının hatalı olduğu, istinaf bozma kararına konu olan kararında "....sözleşme ve ek sözleşme kapsamında düzenlenen hakediş tutanakları ile bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonrasında KDV dahil yapılan iş bedelinin 794.468,45 TL olduğu, davalı tarafından 756.357,27 TL ödenmiş olduğu anlaşılmakla, davacının bakiye iş bedeli alacağının 38.111,18 TL olduğu anlaşılmıştır..." şeklinde bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplama ile 38.111,18 TL bakiye iş bedeli alacağı olduğu şeklinde karar verildiği, bozma kararından sonra çelişkili bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, itirazlarının dikkate alınmadığı, ilk verilen kararda 38.111,18 TL bakiye iş bedeli alacağına karar verilirken 21/06/2024 tarihli kararda hangi gerekçe ile bakiye iş bedeli alacağının 29.797,38 olarak hüküm altına alındığının belli olmadığı, mahkeme tarafından raporların adeta karara kopyala yapıştır yapılarak karar verildiği, gerekçeli kararda yer alan dördüncü hak ediş tutanağının zorla imzalatıldığına yönelik davalı iddiaları doğrultusunda Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararının hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiği, Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası kapsamında yapılan yargılamada eksik inceleme ve hatalı kanaat ile hüküm kurulduğu, ceza dosyası kapsamında, tüm tanıklarının ifadelerine başvurulmadığı, dinlenen tanıklarının beyanlarının hukuka aykırı olarak hükme esas alınmadığı, ceza dosyası kapsamında yer alan beyanların çelişkili olup verilen kararın hukuka aykırı olduğu, davalının 30.07.2019 tarihli dilekçe ekinde sunmuş olduğu belgelere de muvafakatleri bulunmadığı, bunun mahkemeye bildirildiği, . 02.11.2018 tarihli duruşma ile tüm delilleri sunmak üzere taraflara süre verildiği, davalının sunmuş olduğu cevap dilekçesinde dahi delil olarak bildirmemiş olan belgeleri 30.07.2019 tarihli dilekçe ekinde sunduğu, cevap dilekçesinde olmayan ve süresi içerisinde sunulmayan delillerin rapora ve hükme esas alınmasının hatalı olduğu, Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2019/136 Esas sayılı dosyası kapsamında; katılan ...’nın mahkemede 19.09.2019 tarihli beyanlarında '' 5-6 adet A4 kağıdına tutanak imzaladım, bu tutanaklar aynı gün ve tarihli yani olay tarihi idi.'' şeklinde ifade verdiği, iddia edilen suç tarihinin ise 09.03.2017 tarihi olduğu, sonuç olarak ...'nın iddiasının 09.03.2017 tarihli tutanağın zor kullanılarak imzalatıldığı yönünde bulunduğu, l mahkeme dosyası kapsamında 09.03.2017 tarihli tek bir tutanak olup bu tutanak da alçı boya işlerinde tamirat yapıldığına ilişkin bir tutanak olduğu, bu tutanağın ise müvekkillere hiç bir kazanımı olmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte ceza dosyasına konu 09.03.2017 tarihli tek bir tutanak olmasına rağmen dördüncü hakedişe yönelik hiçbir hesaplama yapılmaksızın (birden fazla tutanak yok sayılarak), bu doğrultuda bilirkişi raporu aldırılmaksızın hüküm kurulmuş olması nedeniyle mahkeme kararının kaldırılması gerektiği, yoksun kalınan kar, müspet ve menfi zarar taleplerinin yerel mahkemece reddine karar verilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğu, davalı tarafından sunulan dilekçelerde davalının açıkça işin üçüncü bir firmaya verildiğini, işin kalan kısmını üçüncü bir firma tarafından yapıldığını kabul ettiği, sözleşmeye konu iş, 7 katlı konut inşaatında ince işlerin (tuğla, sıva, alçı, şap vb) imalatının yapılması işi olduğu, davalının sözleşmeye aykırı olarak işin kalan kısmını üçüncü bir kişiye devrettiği, müvekkilinin sözleşme uyarınca yüklenen iş, müvekkile tamamlattırılmadığı için alınan malzemelerin müvekkilde kaldığı, işçilere fazla para ödemek zorunda kaldığı, ayrıca sözleşme devam etmiş olsaydı müvekkilin elden edeceği kazancının hakediş bedeli daha fazla olacağı, müvekkilinin sözleşme nedeniyle elde edeceği kardan yoksun kaldığı, sonuç olarak davalının kabulü doğrultusunda müvekkil şirketin müspet zararı ve tazminat alacağının olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle hükme esas alınan iki bilirkişi raporunu da hazırlayan bilirkişi heyetinin aynı olduğu "birbirleri ile uyumlu olarak adlandırılan raporlar"ın kopyala- yapıştır raporlar olduğu, 17/05/2024 tarihli bilirkişi 3. ek raporunun önceki rapora sundukları itirazların hiçbiri göz önüne alınmaksızın hazırlandığı, nitekim 11 sayfalık raporun 10 sayfasının; tarafların önceki rapora itiraz dilekçelerinin bir bütün halinde kopyalanıp yapıştırılması, davaya konu sözleşmenin maddelerinin art arda sıralanması ve önceki bilirkişi raporlarının sonuç kısımlarının kopyalanması ile oluşturulduğu, takdir edileceği üzere huzurdaki dosyanın 2017 yılından beri devam etmekte olup taraflar davaya konu sözleşme hükümlerine haiz oldukları, bilirkişi heyetinden beklenenin, zaten dosyada var olan sözleşme hükümlerini art arda kopyalayıp kalın harflerle rapora yapıştırması değil sözleşme hükümlerini itirazları doğrultusunda değerlendirip bir çıkarım yapması olduğu, raporda geriye kalan 1 sayfanın ise, önceki raporda yapılan tespitlerin noktası virgülüne kopyalanması ile oluşturulduğu, 11 sayfalık raporda yeni hiçbir inceleme ve tespitin mevcut olmadığı, raporun sonuç kısmında ise, "Sayın mahkemeye sunulan 08.09.2023 tarihli Bilirkişi Kurulu Ek Raporuna yönelik taraf beyan ve itirazlarının önceki ek raporda yer verilen tespit ve değerlendirmeleri değiştirir nitelikte olmadığı anlaşılmakla önceki görüş ve kanaatin aynen korunduğu hususunda hukuki takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygı ile arz olunur." denildiği, mahkemece bilirkişi heyetine verilen görev, "taraf vekillerinin bilirkişi ek raporuna beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi" olduğu, ancak itirazlarına dair bir inceleme yapılmadığı gibi bilimsel ve gerekçeli bir açıklama da yapılmadığı, asıl dava yönünden; bilirkişinin 05/01/2017 Tarihli ... Mühendislik-Ek.1 Sözleşmeyi hatalı yorumladığı, BAM tarafından ortaya konulan hususun 05.01.2017 tarihli Ek Sözleşme-1 ile müvekkilinin kabul ettiği 539.368,00 TL dışında bu tarihten sonra yapılacağı taahhüt edilen 126.864,75 TL'lik imalatların davacı-karşı davalı tarafından yapıldığının kesin kanaat oluşturacak şekilde tespit edilmesi olduğu, hükme esas alınan raporda ise; davacı taşeron ... ile kontrol mühendisi olduğu ifade edilen ... tarafından el yazısı ile düzenlenip imzalandığı anlaşılan fotokopi tutanaklar haricinde bir belge ve bilgi mevcut bulunmadığı, dava konusu ... parsel de yer alan inşaatın tamamlanmış olması karşısında da yerinde bir tespitle kesin kanaat oluşturulmasının mümkün görülmediğinin bildirildiği, bu halde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aranan kesin kanaate ulaşılamadığından davacının davasını ispat edemediği ve bu nedenle davasının reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacı-karşı davalının 05.01.2017 tarihli Ek Sözleşme-1 ile yapmayı taahhüt ettiği 126.864,75 TL'lik imalatları yapmadığı, yapmadığı imalatları yapmış gibi göstermek için müvekkilin elemanı ...'ya suç işleyerek ve zorla tutanak imzalattığı ve Sincan 2. ACM tarafından cezalandırıldığı, dosyaya sunulan belgeler ile anılan imalatların ...' a 31.831,20 TL, ...' e 60.000,00 TL olmak üzere toplamda 91.831,20 TL ödeme yapılarak üçüncü kişilere tamamlatıldığının da belgelendiği, bu durumda ...'ya zorla imzalatılan belgeler dikkate alınmadığında davacı-karşı davalının 126.864,75 TL'lik imalatları yapmadığı kabul edilerek asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı davacı-karşı davalı tarafından kesilen 1,2 ve 3 nolu hak ediş faturalarının tamamı olan KDV dahil 581.223,67 TL’nin müvekkil şirket tarafından ödendiği, fatura düzenlemesi ön şart olup, davacı-karşı davalının dava konusu ettiği imalatı yapmadığı için 4. hak edişin yapılmadığı ve faturasının kesilmediği bu nedenle de davaya konu ettiği 4. hak ediş için vergiyi doğuran olay gerçekleşmemiş olup alacak iddiasında KDV hesaplanamayacağı, karşı dava yönünden ise hükme esas alınan raporda davacı tarafından işin kabul seviyesine getirilerek bu hususun Ankara 65. Noterliğinin 05258 sayılı 15.03.2017 tarihli ihtarnamesi ile davalıya bildirilmiş olmasına rağmen davalı tarafından yanıt verilmediği ve sözleşmenin 8. maddesinde kararlaştırılan fesih usulüne uygun davranılmamış olduğundan davalının sözleşmeyi feshetmekte haklı olmadığı tespit edilmiş olmakla bir talebe cevap verilmediğinde o talebin reddedilmiş olduğunun hukukun en temel ilkelerinden biri olduğu, bu nedenle gerekçenin hatalı olduğu, davacının sözleşmenin 6. maddesi uyarınca 60 gün içerisinde işi tamamlaması gerekirken yükümlülüğünü yerine getirmediği, eksik işlerin müvekkili tarafından dava dışı üçüncü şahıslara yaptırılarak 24/04/2017 tarihinde ancak tamamlatılabildiği, davacının kusuru sebebiyle müvekkilinin iş yerine 7 ay geç taşınmak zorunda bırakıldığı, bu nedenle gecikme cezasının koşullarının gerçekleştiği, sözleşmenin '9-Cezai şartlar' başlıklı maddesindeki: "Yüklenici, işveren tarafından onaylanmış İş Programına ve bu Sözleşmeye uygun şekilde işi tamamlamakla yükümlüdür. Yüklenici, işin zamanında tamamlanmasından kendi kusur ve hatası yüzünden gecikmeye neden olursa, gecikilen her takvim günü için Yüklenicinin hakedişinden sözleşme bedelinin % 0.1'i tutarında gecikme cezası olarak kesilecektir." hükmü gereğince davacı-karşı davalı işin tamamlanmamasından kendi kusur ve hatası ile sorumlu olduğundan müvekkiline gecikme cezası ödemesi gerektiği, cezai şart bedeli koşulları gerçekleşmiş olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava ve karşı dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalıdan alınması gereken 2.035,45 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince karşı davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın ve 1.169,40 TL istinaf başvurma harcının karşı davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ödedikleri istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 21.01.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır