T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/503 Esas KARAR NO : 2025/2058 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/562 Esas- 2022/1130 Karar TARİH: 21/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/503 Esas KARAR NO : 2025/2058 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/562 Esas- 2022/1130 Karar TARİH: 21/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin mekanik aksama sahip ürünleri, kontrol, ısıtma ve otomasyon ürünleri ve yedek parça imalatı, ithali, ihracı, bu ürünlere ilişkin bakım, onarım ve servis hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, davalıya satıp teslim edilen "ürün" bedelinin ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine Küçükçekmece 1.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalının takibe ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalı tarafın % 20 oranından az olmamak üzere icra/inkar tazminatı ile mahkumiyetine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, aşamalardaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 21/11/2022 tarih 2020/562 Esas- 2022/1130 Karar sayılı kararında;"....Taraf beyanları ve defterlerin incelenmesi neticesinde taraflar arasında davacı tarafından davalıya ürün satışı şeklinde ticari ilişki olduğu anlaşılmış, davacı tarafça aralarındaki cari hesaba ilişkin davalı aleyhine takip başlatılmıştır.Taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 20.531,92 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise; davalının davacıya 1.989,68 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.Taraf ticari defterleri arasındaki farkın davacı tarafından davalıya yapılan 10.000,00 TL , 5.000,00 TL ve 2.400,00 TL olma üzere toplam 17.400,00 TL tutarlı havalenin davacı kayıtlarında olmasına rağmen davalı kayıtlarında olmaması ve davalı tarafından yapılan ödemeye ilişkin 1.142,24 TL kaydın davalı defterinde mükerrer kaydedilmiş olmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Davalı tarafça kendisine gönderilen paraların kendisinin daha önce borç verdiği paralar olduğunun beyan edilmesi, davacı tarafından ise bu paraların kendisine verilen ileri tarihli çekler nedeniyle tahsil edilen ve davalının ihtiyacı nedeniyle davalıya cari hesaba mahsuben gönderilen paralar olduğunun beyan edilmesi karşısında 10.000,00 TL ve 2.400,00 TL tutarlı havale dekontlarında açıklama olmaması nedeniyle davacının bu miktarların borç ödemesi olmadığını ispat etmesi gerektiği, davacı taraf buna dair ispatta bulunamadığından 12.400,00 TL yönünden davalı beyanlarına itibar etmek gerektiği kabul edilmiş ve 5.000,00 TL'lik havale yönünden ise sunulan dekonta göre cari hesaba mahsuben açıklaması olduğundan bu miktarın davacı alacağı olduğu kabul edilmiş, davalı defterinde kayıtlı 1.989,68 TL borca mükerrer kaydedilen 1.142,24 TL'nin ve cari hesaba mahsuben gönderilen 5.000,00 TL'nin eklenmesi ile davalının takip tarihinde 8.131,92 TL borçlu olduğu kabul edilmiş, bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararı hukuka aykırı olduğundan istinaf yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, yargılama sırasında tüm belgelerin mahkemeye sunulduğunu, müvekkilinin davalıya ürün teslim etme yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davalının ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması sonucunda alacağının tahsili için Küçükçekmece 1.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını;Dosyada mübrez ilk bilirkişi raporunda; müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalıdan 20.531,92-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinde alacak olarak kaydedilen bedellerin borç ödemesi olarak gönderildiğinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, davalının müvekkiline fatura ve satıştan borcu var iken nakit paraya ihtiyacı olması sebebiyle, vadesi daha uzun bir tarihli çek verdiğini, müvekkilinin bu çeki tahsil etmesini, kendisine nakit olarak para göndermesini, kalan miktarı cari hesaptan mahsup etmesini talep ettiğini, müvekkilinin davalının talebini kabul ettiğini, davalının talep ettiği bedelleri gönderdiğini, çek bedellerinden kalan miktarları fatura ve satıştan kaynaklı alacaklarından mahsup ettiğini ancak nakit olarak da ödemelerde bulunduğu için, davalının satıştan kaynaklı cari hesaptaki borcunun müvekkiline karşı devam ettiğini, bu hususta ilgili cari hesap ekstrelerinin de dosyaya sunulduğunu, bu nedenle, gerekçeli kararda yer alan açıklamasız ödemelerin müvekkilinin alacağı şeklinde kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/562 E. 2022/1130 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde izah ettiği gibi davacı tarafın dava dilekçesinde 22.02.2022 havale tarihli dilekçelerindeki havalenin gönderilme sebebinde bir açıklama olmadığını, ayrıca kendisine gönderilen üç adet havale dekontunda da herhangi bir açıklama olmadığını, rapor üzerine dekontları bankadan çıkarttığını ve itiraz dilekçesinin ekinde de sunduğunu, mahkemenin davanın kabul ettiği kısmını karşılayan 5.000 TL'lik dekontta cari hesaba mahsuben yazdığı iddiasının ve kabulünün doğru olmadığını, elindeki dekontta açıklama kısmının boş olduğunu, buna rağmen mahkemenin açıklama var diye karar oluşturmasının hatalı olduğunu;Diğer taraftan bu dekontta cari hesaba mahsuben yazıyor olmasının bile kendisine gönderilmiş bir para borcunun varlığını göstermeyeceğini, aralarındaki cari hesap borcunun mahsubunu karşılayan bir ödeme olduğu sonucu çıktığını, defterlerinde söylendiği gibi mükerrer bir kayıt olmadığı gibi mali defterlerinin muntazam tutulduğunu, bu yöndeki kararın da doğru olmadığını, kendisinin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa ticari alışverişlerinden dolayı 1.989,68 TL borcu olduğunu, bu alacağa ilişkin icra takibi yapılmadığından aleyhine icra inkar tazminatı da hükmedilmesinin de hatalı olduğunu;Ayrıca kendisinin davacıya yıllar içinde çokça çek verdiğini, ancak söylendiği gibi uzun vadeli çekler verip, ihtiyacı olan tutarı kendisine banka yoluyla gönderdikleri gibi bir husus olmadığını, kendisi bu firmadan mal alan durumunda olduğundan sürekli ödeme yapanın kendisi olduğunu, bu ödemelerin de banka yoluyla firma sahibine verdiği borçların geri ödemesine ilişkin olduğunu, davacının sonradan aralarından çıkan husumet yüzünden kendisini mağdur edip kendisine haksız menfaat çıkarmaya çalıştığını, bu çabasında da bir miktar başarılı olduğunu, tüm bunların yanında alacaklı olduğunu iddia eden tarafın TBK md. 392 gereğince icra takibini yapmadan önce kendisine ihtarname göndermesi gerektiğini, bu usul tamamlanmadığından açılan davanın ayrca usulden reddi gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeni bir karar verilmesinin hukuka uygun olacağını beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden ele alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Havale bir borç ödeme vasıtasıdır. (TBK 555 m.;BK 457 m.) Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havale eden, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (HGK 09.06.2004 tarih, 2004/4–362 E.; 2004/347 K.) Banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni ile ilgili bir açıklamanın bulunmadığı hallerde, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin kabulü gerekir.Somut olayda; davacı taraf, davalı ile aralarında mal satışına dair bir ticari ilişki olduğunu ve bu ticari ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda; davacının kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 20.531,92 TL, davalının ticari defterlerinde ise 1.989,68 TL alacaklı olduğu, tarafların ticari defter kayıtları arasındaki farkın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp, davacının ticari defterlerinde hesaba kaydedilmiş üç adet ödeme ile davalının defterlerinde yer alan bir adet mükerrer kayıttan kaynaklandığının tespit edildiği, rapor ekinde davacının, davalıya gönderdiği üç adet havaleye ilişkin dekontların bulunduğu, bu dekontlardan 5.000 TL tutarlı olan üzerinde cari hesaba mahsuben açıklamasının bulunduğu, davalının, dekontların hiçbirinde açıklama olmadığına dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı, diğer iki dekontta ise açıklama olmadığı, davacının, davalının kendisine ileri tarihli çek verdiğini ve borç istediğini, gönderilen havalelerin borç verilmesine ilişkin olduğunu, davalının ise davacıya daha önce borç verdiğini ve gönderilen havalelerin borç ödemesi olduğunu, aralarındaki ticari ilişki ile bağlantısının bulunmadığını, ayrıca davacıya bir çok defa çek verdiğini iddia ettiği, davacı tarafından dosyaya sunulan üç adet çekten yalnızca 50.000 TL tutarlı olanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, diğer iki çekin taraflarca açık hesaba kaydedilmediği, davacı tarafından davalıya gönderilen 10.000 TL ve 2.400 TL tutarlı havalelerde borç olarak gönderildiği ve cari (açık) hesaptan mahsup edileceğine dair bir açıklama olmadığı, aksinin ise davacı tarafça ispat edilemediği, davacının, çek alıp nakit para verdiği iddiası kapsamında dosyaya sunduğu iki adet çeki de davalının hesabına kaydetmediği, bu nedenle iddia edilen çek alıp nakit para verme ilişkisinin açık hesaptan ayrı bir ilişki ve söz konusu iki havalenin taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinden ayrı bir borcun ödemesi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, öte yandan 5.000 TL tutarlı havalede bulunan açıklamanın aksinin de davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davalının davacıya daha önce bu miktar borç vermiş olduğuna dair bir delil sunmadığı, yine davalının defterlerinde 1.142,24 TL ödemenin iki kez kayıt altına alındığı, bilirkişi raporunda bu tutarın mükerrer kayıt kabul edilmesi ile alacağa dahil edilmesinin ve Mahkemece de bu rapora itibar edilerek yalnızca 5.000 TL'lik ödeme ve 1.142,24 TL'nin ilavesi ile toplam 8.131,92 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu, ayrıca alacak her iki taraf için de muayyen ve takibe yapılan itiraz kısmen haksız olduğundan hüküm altına alınan miktar üzerinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 138,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 476,53 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.