T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/313 KARAR NO:2025/726 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/126 KARAR NO:2024/602 KARAR TARİHİ:07/11/2024 DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:25/06/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/313 KARAR NO:2025/726 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/126 KARAR NO:2024/602 KARAR TARİHİ:07/11/2024 DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:25/06/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin internet siteleriyle yaptıkları anlaşmalarla bu sitelerdeki video reklam alanlarını 3.kişilere kullandırmak ve yayınlanan reklam gelirlerinden komisyon almak suretiyle faaliyet gösterdiğini, internet reklam yayıncılığı ve aracılık yaparak gelir elde ettiğini, davalı ...'in ise müvekkili şirketin eski yönetim kurulu başkanı olup, şirketi yönettiği dönemde ... sitesinin reklamlarını herhangi bir ücret alınmaksızın yayınlatarak müvekkili şirketin ciddi zarara uğramasına sebep olduğunu, TTK 553.maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, ...'in davacı şirketteki hisselerini sattıktan sonra da diğer yönetim kurulu üyelerinin yabancı uyruklu olmaları ve yurt dışında bulunmalarının da etkisiyle müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı olarak şirketin yönetimini tek başına üstlendiğini, ...'in şirketteki görevlerinden istifa ederek ayrılmasından sonra ise müvekkili şirkete ait defter ve kayıtlarda yapılan incelemeler sonucunda, şirketlerin ... idaresinde olduğu dönemde bazı reklam aracılık hizmetlerinin ücretlendirilmediğinin tespit edildiğini, ayrıca ...'in 2013 yılından bu yana davalı ... şirketinde hissedar olduğunu ve 2014 Haziran ayından itibaren yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, davalı şirkete menfaat sağlayarak müvekkili şirketi zarara uğratması karşılığında davalı şirkette yönetici pozisyonuna getirilmiş olmasının muhtemel olduğunu, oluşan zarar nedeniyle ...'in ağır kusuru hatta kastının bulunduğunu, şirketteki tüm kayıtların incelenmesi ve yapılan hesaplamalar neticesinde davalılardan ...'in talimatıyla diğer davalı şirkete verilen reklam hizmetlerinin faturalandırılmaması suretiyle müvekkili şirketi toplam 1.734.017,00 TL zarara uğratıldığını beyan ederek, fazlaya ilişkin ve sair hakları saklı kalmak kaydıyla yapılacak bilirkişi incelemesi sonunda ıslah edilmek üzere şimdilik, müvekkil şirketin uğradığı zararın giderilmesi için, ... için yapılan reklam yayınların bedeli olan 1.734.017,00 TL'nin 21/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı ... Tic. ve ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı şirket ile organik bağı olan dava dışı ...AŞ şirketi ile şifahi olarak anlaştıklarını ancak davacı şirket ile ne yazılı ne sözlü, ne doğrudan ne de dolaylı hiçbir anlaşma yapmadıklarını, hiçbir ticari ilişkilerinin olmadığını beyanla davanın husumetten reddi gerektiğini, ... şirketi ile yapılan anlaşma gereği ...'nin müvekkil şirketin web sitesine 1.250.000 adet yönlendirme yapılacağını garanti ve taahhüt ettiğini, dava dışı ... şirketi, yapılan bu sözlü anlaşma doğrultusunda kendisi tarafından garanti edilmiş olan 1.250.000 adet yönlendirme karşılığında 125.000 TL + KDV'lik faturayı müvekkil şirkete henüz hizmeti vermeden kesip gönderdiğini, müvekkilinin de hizmet verilmeden fatura bedelinin talep edilmeyeceğine güvenerek faturayı defterlerine işlediğini, ... şirketinin ahde vefa ilkesi doğrultusunda muaccel olmayan fatura alacağını talep ve tahsil yoluna gitmediğini, ancak zaman içinde ... şirketinin yönetiminin değiştiğini, davacı şirket yönetimi ile dava dışı ... şirketinin yönetimi ve ortaklarının aynı kişiler olması nedeniyle mevcut şifahi akit yok sayılarak dava dışı ...'nin yeni yönetimi tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun 1.650.904,00 TL talep içeren davanın önce ... şirketi tarafından ikame edildiğini, bu davaya itiraz ettiklerini ve halen derdest olduğunu, daha sonra huzurdaki davanın 1.734.017,00 TL taleple haksız surette ikame edildiğini, organik bağ içinde bulunan iki firmanın müvekkili firmaya verdiğini iddia ettiği reklam hizmeti karşılığında toplam 3.384.921,00 TL talep ve dava ettiklerini, bu iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından kullanılan ... isimli internet sitesinin, internet ortamındaki reklamlarının yapılabilmesi için henüz hizmeti almadan 125.000,00 TL+KDV tutarında reklam yayını satın aldığını, “...” raporlarının dava dışı .... şirketi tarafından müvekkili şirketin ... alan adlı web sitesi için yaptığı yönlendirmelerin dökümlerini gösterdiğini, bu raporlar dünyaca kabul edilmiş, elle müdahalede bulunulması ve değiştirilmesi neredeyse mümkün olmayan ...veri raporları olduğunu, Davanın müvekkili şirket bakımından usulden reddedilmesi gerektiğini zira davacının bir taraftan diğer davalı ...'den davacı şirkette yöneticilik yaptığı sırasında şirkete verdiği zararlar ile ilgili olarak tazminat ve alacak iddiasında bulunurken, diğer taraftan müvekkiline esasen vermediği hayali bir hizmetin bedelini fahiş miktarlara baliğ ederek istediğini, konuları ve tarafları aynı olmaması nedeniyle hukuken ve HMK hükümleri gereğince ayrı ayrı dava açılması gerektiğini, Ayrıca davacı tarafça yapılan hesaplamaların ve sunulan kayıtların matematiğe, mantığa, hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, davacının yönlendirdiği iddia ettiği 1.000.000 kişiden sadece 30 kişiye satış yapıldığını, davacının talebinin kabulü halinde müvekkilinin her bir satış başına reklam maliyetinin 55.000,00 TL olacağını, tüm hesaplamaların hatalı olduğunu, davacının kendi uhdesinde tuttuğu kayıtlara itibar edilemeyeceğini beyan ederek davanın öncelikle müvekkil yönünden usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI:1-Mahkemenin 04/07/2019 tarihli kararı; "...Davalı taraf taraflar arasında sözleşme bulunmadığını iddia etse dahi söz konusu hizmet sözleşmesinin yazılı olması geçerlilik koşulu olmadığı gibi ibraz edilen kayıtlarla davalı tarafın reklamlarının yayınlandığı hususu mahkememizce sübut bulunmuştur.Davalı tarafın reklamlara ilişkin ödeme yaptığına ilişkin bir iddiası bulunmamaktadır. Davacı taraf 6102 Sayılı Kanun kapsamında tacirdir. 6102 Sayılı Kanunun 20.md uyarınca ücret talep edebilir. 6102 Sayılı Kanunun 20.md aynen ''MADDE 20-(1) Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır.'' şeklindedir. Kanunun açık hükmü karşısında davacı tarafın ücrete hak kazandığı yönünde mahkememizce kesin kanaat hasıl olmuştur. Davacı tarafın hak ettiği ücretin belirlenmesine gelince Sektör Bilirkişisinin yer aldığı Bilirkişi heyet raporunda açıkça belirlendiği üzere, Turizm sektöründe online satış içerikli olduğu için internet reklam alanlarının tıklama başına... yönetimi ile ücretlendirilmesinin yerleşik uygulama olduğu belirlenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından davacının şirket merkezinde yaptıkları incelemede kendi adserverlarında ki 22/11/2013 ve 25/04/2014 tarihleri arasındaki verilere göre “her 1 reklam tıklanması başına fiyatlama” hesaplama yöntemiyle ile bilinen google anlatic verilerine göre yapılan hesaplamada, toplam tıklanma sayısının 238.740 olduğu buna göre yapılan hesaplamada her bir raklam tıklaması başına 0,25.TL.ücret talep edilebileceği ve buna göre 238.740x0.25TL= 56.685.TL. Ücrete hak kazandığı yönündeki tespit mahkememizce yerinde görüldüğünden davacı tarafın davasının kısmen kabulüne" karar verilmiştir. 2-Dairemizin 08/02/2023 tarihli kararı; "...Davacı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde;-Davacı vekili bilirkişi raporuna yönelik istinaf dilekçesinde de açıkladığı gibi; davalıya hizmet verilmesi sırasında artık envanter kullanılmadığı, Google verilerinin dikkate alınamayacağı, hesaplamanın sektör uygulamasından uzak olduğu, hesaplamada CPM (görüntülenme başına fiyatma) yönetiminin esas alınması gerekirken bu hususta inceleme yapılmadığı, video gösterimine ilişkin veri olmamasına rağmen CPV (Video görüntüleme başına fiyatlama) yönetimi ve CVC (reklam tıklaması başına fiyatlama) yönetimi açıklanarak CVC yönetiminin esas alındığı ancak neden bu yönetim esas alındığına dair bir gerekçe sunulmadığı, birim fiyatların sektöre uygun olmadığı, hatalı olduğu hususlarında itiraz edilmesine rağmen itirazları ek raporda karşılanmamıştır. Ek raporda, davacı itirazları yönünden kök raporda gerekçelerin uzun uzun anlatıldığı ifade edilmiş ise de kök rapor yukarıda aktarıldığı gibidir. Yapılan açıklamalar itirazları karşılamadığı gibi işin teknik boyutu nazara alındığında, mahkemece anlaşılabilecek mahiyette de değildir. Bu durumda, mahkemece konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden artık envanterin ne olduğu, davacı tarafça davalıya hizmet verilmesinde artık envanter kullanılıp kullanılmadığı, artık envanter kullanılması yada kullanılmaması halinde oluşacak hesaplama yönetiminin nasıl olacağı, CMP, CVC ve CPV yöntemlerinin neler olduğu, somut uyuşmazlık yönünden hangi gerekçeyle hangi hesaplama yönetiminin kullanılması gerektiği, davacı verilerinin hesaplama açısından doğru kayıtları verip vermeyeceği, ... verilerinin ham veri olup olmadığı yani müdahale edilip edilemeyeceği yine ... verilerinin hesaplama açısından güvenilir olup olmadığı, bu tür hesaplamalarda hangi verilerin (davacı verilerinin mi ... verilerinin mi yada başka bir verinin mi) esas alınması gerektiği, birim fiyatın nasıl belirlenmesi gerektiği hususlarında itirazları karşılar mahiyette ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ile eksik incelemeye dayalı verilen kararın kaldırılması gerekmektedir. Davalı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde;Davalı tarafın savunması, davacı ile aralarında bir sözleşme olmadığı, dava dışı ... şirketi ile şifahi anlaşma olduğu, davacı şirket ile organik bağı olan dava dışı ... şirketinin taahhütlerini yerine getirememesi nedeniyle davacı firma "..." üzerinden video reklamları vererek eksik kalan yönlendirmeleri tamamlamaya gayret ettiği yönündedir. Ancak bu savunmaları kapsamında herhangi bir inceleme yapılmamıştır. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1422 E. ve İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/992 E. sayılı dosyaları işbu dosya kapsamına alınarak, savunmaların değerlendirilmesi gerekmektedir..." gerekçeleriyle kaldırma kararı verilmiştir. 3-Mahkemenin 07/11/2024 tarihli kararı; "...Bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespit ve incelemeler ile dosya içeriği göz önüne alındığında, CPC yönteminin tıklanma sayısına dayalı bir hesaplama yöntemi olması nedeniyle daha kesin ve güvenilir veriler sunduğu, Turizm sektöründe çevrim içi satışlara yönelik internet reklamlarının tıklama başına maliyet (CPC) yöntemi ile değerlendirilmesinin genel bir uygulama olduğu, bu yöntem, gerçekleşen her tıklamayı dikkate aldığından, reklam gösterimlerinin etkinliğini ölçmek açısından daha sağlıklı bir yaklaşım sağladığı, ... ‘in sağladığı verilerin ise yüksek derecede güvenilir olduğu anlaşılmakla denetime elverişli olan bilirkişi raporunda yapılan tespit ve hesaplamalar uyarınca toplam tıklanma sayısının 238.740 olduğu, bu tıklanmaların her birinin 0,25 TL ile çarpılması sonucu davacı şirketin toplam 59.685,00 TL zarara uğradığı tespit edilmiştir. Davalı şirketin reklam hizmeti aldığı sabit olmakla, hizmet bedelinin ödendiğine dair her hangi bir belge sunulmadığından davanın kısmen kabulü ile, alınan hizmet bedeli olan 59.685,00 TL nin davalı ... den alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında sözlü veya yazılı bir anlaşma olmadığını, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete kesilip gönderilen bir fatura, alacak ihtarı, müvekkili şirket tarafından düzenlenmiş bir reklam siparişi veya talebi (ordino) veya sair çeşitli araçlarla taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösterir nitelikte belge veya yazı bulunmadığını, davacının yaptığını iddia ettiği yayınların gerçekten var olduğu (kabul anlamına gelmemek üzere) dikkate alınsa dahi bu yayınların müvekkili şirket kabulü ve talebi ile yapılmış yayınlar olmaması nedeniyle davacının hak edişinden söz edilemeyeceğini, davacının basiretli bir tacir olarak verdiğini iddia ettiği hizmete ilişkin doğan ücret alacağını ancak kendisinden bu hizmeti talep eden organik bağı bulunan dava dışı ... şirketinden talep ve tahsil etmesi gerektiğini, davacı şirketin ise organik bağı olan dava dışı ...'nin taahhütlerini yerine getirebilmesi adına ve münhasıran dava dışı ...'nin talepleri doğrultusunda, üstelik davacı şirketin kullanmadığı taktirde zaten heder (ziyan) olacak olan artık değerleri üzerinden resen ve müvekkilinden izin almadan reklam yayını yaptığını, işbu dosyada hakkında tefrik kararı verilen diğer davalı ...'in dava konusu işlemlerin yapıldığı tarihte hem davacının, hem dava dışı ... şirketinin, hem de davalı şirketin ortağı ve/veya yöneticisi olduğunu, ...'in kendisi hakkında da açılmış aynı nitelikteki bu davaya verdiği cevaplarda da organik bağı olan grup şirketleri olduğunu ve bu davanın konusu olan hizmetin verilmesinde ... şirketinin grup şirket içerisinde yer alan ...’ye yardım için ... adına yayın yaptığını açıkça kabul ve ikrar ettiğini, bu nedenle davacının bir alacak talebi var ise bunu ilanları verdiren dava dışı ... şirketinden talep etmesi gerektiğini, her ne kadar gerekçeli kararında İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1422 E. no.lu davası ile İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1617 E. no.lu davası ve 2023/126 E. no.lu davasının kapsadığı tarihler ile reklam mecralarının tamamen farklı olması sebebiyle her bir davanın ücretlendirilmesinin ayrı yapılması gerektiği belirtilmişse de, yerel mahkemenin bu kanaatinin tamamen hatalı olduğunu, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1422 E. no.lu davasında müvekkiline verilen hizmetin tek olması nedeniyle ve mükerrer alacak talebinde bulunulmuş olmasından dolayı dava reddedilerek ve kesinleştiğini, kaldı ki ... şirketinin müvekkili şirketten olan fatura alacağını tahsil ettiğini, mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır Dava; davalı şirkete verilen reklam hizmetlerinin ücretlendirilmediği ve hizmet bedellerinin ödenmediği iddiasıyla, bedellerin tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; taraflar arasında hizmet alımına ilişkin anlaşma olup olmadığı, davacı tarafça yayınlanan reklamların bedellerinden davalının sorumlu olup olmadığı, verilen hizmete karşılık hesaplamanın ne şekilde yapılması gerektiği hususlarında toplanmaktadır.Taraflar arasında hizmet alımı konusunda yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Kaldırma kararının ardından celp edilen İstanbul Anadolu 6. ATM'nin 2015/992 E. sayılı dosyasında; davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... Aleyhine, davalı şirkete verilen hizmet karşılığında 30/11/2013 tarih ve ... seri nolu 147.500,00 TL bedelli fatura düzenlenerek tebliğ edildiği, davalının fatura bedelini ödememesi üzerine davalı aleyhine... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ileri sürülerek itirazın iptali istemli dava açıldığı, mahkemenin 2019/788 K. sayılı 12/09/2019 tarihli kararı ile "...Dosyada mevcut mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle; davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 147.500,00-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya 147.500,00-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir... Dava konusu faturaların davalı ticari defterlerine işlendiği, davalının malı aldığına ilişkin ticari kayıt ve defterlerinde kayıt oluşturulduğu, davalının dava konusu bedeli ödediği yada başka şekilde borcun daha sonra sona erdiğine ilişkin delil ibraz etmediği anlaşılmıştır..." gerekçesiyle "davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 147.500,00 TL yönünden iptali ile, 147.500,00-TL üzerinden takibin devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verildiği, taraflarca karara karşı istinaf yoluna başvurulması sebebiyle hükmün 01/07/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yine İstanbul 14. ATM'nin 2014/1422 E. sayılı dosyasında; davacı ... A.Ş. tarafından davalılar ... ve ... Aleyhine davalının hizmet almasına rağmen reklam aracılık hizmet bedelini ödemediği iddiasıyla hizmet bedelinin tahsili talebiyle dava açıldığı, mahkemenin 2018/912 K. sayılı 12/09/2018 tarihli kararı ile "bilirkişi tarafından somut uyuşmazlıkta denetime elverişli olarak, objektif verileri haiz Google'den temin edilen bilişim verileri doğrultusunda hizmet tıklanma sayısı karşılığına tekabül eden bedele KDV eklenmek suretiyle yapılan fiyatlandırma tespitinde davacının ayrı bir icra takibine ve itirazın iptali davasına konu edilmiş 125.000,00-TL+KDV tutarlı faturadan daha düşük bir alacağının çıktığı anlaşılmış olup, davacı şirketin bundan başka herhangi bir aşkın zararının yada bakiye alacağının bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, istinaf yoluna başvurulduktan sonra, davacının davadan feragat etmesi sebebiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2019 tarihli 2018/2388 E. 2019/1407 K. sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, temyiz yoluna başvurulmadığından kararın 07/12/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İşbu kararda ifade edilen icra takibi ve itirazın iptali davası, yukarıda yer verilen İstanbul Anadolu 6. ATM'nin 2015/992 E. sayılı dosyası ve bu dosyada itirazın iptali istemine konu ... sayılı takip dosyasıdır.Uzman görüşü Davacı vekili İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1373 E. sayılı dosyasında sunmuş oldukları ... tarafından düzenlenen uzman görüşünde; Mecraların, yayınlanacak reklamların hangi modele (CPM veya CPC) göre fiyatlandırılacağını belirlerken öncelikle tıklanma performansını değerlendirerek, tıklanma performansı yüksek olacak ve CPM modeli ile kazanılacak gelirin üzerinde bir gelir sağlayacak kampanyaları, CPC üzerinden fiyatlandırdıkları, tıklanma performansının düşük olacağı reklam kampanyalarında ise CPM modelini kullandıkları, zira tıklanma performansı düşük olacak reklam kampanyalarının mecralarda yayınlanması mecraları zarara uğratacağından, dijital reklam sektörünün alışılagelmiş uygulaması gereği bu tip kampanyaların CPM üzerinden fiyatlandırıldığı, tıklanma performansının öngörülemediği durumlarda ise bazen mecraların ilk etapta reklam kampanyalarını CPC olarak başlatıp, yayının devamı esnasında tıklanma performansını gözlemleyerek eğer bu şekilde başlayan bir reklam yayınının gözlem sürecinde tıklanma performansı düşük olur ve yayın CPM modeline göre ücretlendirilmiş olsaydı doğacak kazancın altında bir gelir elde edilirse; mecranın bu reklam kampanyasının yayınını hemen durdurarak veya CPM modeli üzerinden ücretlendirmek kaydıyla yayına devam edeceği yönünde görüş sunulmuştur. Bilirkişi raporları;1-Kaldırma kararından önce bilgisayar mühendisi ..., Turizm-Seyahat Sektör bilirkişi ..., mali müşavir Prof. Dr. ..., borçlar ve sözleşmeler konusunda uzman Doç. ...'den oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 30/04/2018 tarihli kök raporda; -Reklam hesaplaması için e-ticaret sitesinin ziyaretçi sayılarının tespit yöntemi: Bu konu ile ilgili taraflarında hazır bulunduğu bir ortamda davacının şirket merkezinde yapılan incelemede kendi adserverlarındaki 22/11/2013 ve 25/04/2014 tarihleri arasındaki kampanya verileri incelendiğinde;-Davacıya göre CPV olarak bilinen “her 1 reklam gösterimi başına fiyatlama”, hesaplama yöntemiyle kendi serverlarındaki verilere göre yapılan hesaplamada; toplam görüntülenme sayısının 1.156.011.555 [(1.156.011.555/1000)x1.50] olduğu ve tutarın toplam 1.734.017,00 TL olduğunun belirtildiği, -Davalıya göre CPC olarak bilinen “her 1 reklam tıklanması başına fiyatlama” hesaplama yöntemiyle herkes tarafından bilinen google analytic verilerine göre yapılan hesaplamada; toplam tıklanma sayısının 238.740 (238.740 x 0.25 TL) olduğu ve toplam 56.685,00 TL hesaplandığı,-Sonuç olarak; bu tür e-ticaret sitesinin ziyaretçi sayılarının davacının kendi verileri ile değil, yaygın olarak bilenen google analytic verileri gibi bağımsız verilerle hesaplanması gerektiği ve taraflar arasında bir sözleşme yoksa piyasada bu konuda hesaplama yöntemi olarak genelde CPC olarak bilinen “her 1 reklam tıklanması başına fiyatlama” hesaplama yönteminin kullanıldığı, bundan dolayı davacının bu reklam alanlarının geliri için talep edebileceği tutarın 56.685,00 TL olabileceği yönünde görüş bildirilmiştir.2-Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27/02/2019 tarihli ek raporda; -Reklam yayınlarının bedellerine ilişkin olarak kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğu itirazı; kök raporda uzun uzun anlattıkları gibi ve sektörde yaygın olarak kullanılan internet reklamcılığında davaya konu artık envanterlerin tutarlarının hesabında taraflar arasında bir sözleşme olmadığı yani hesaplama yönteminin CPV mi yoksa CPC mi kullanılarak hesaplanması konusunda bir anlaşma olmadığı, taraflarınca yapılan araştırmada turizm sektörü online satış içerikli oldukları için internet reklam alımlarının tıklama başına yani CPC yöntemi ile ücretlendirildiğinin görüldüğü,-Söz konusu reklamların artık envanter olmadığı itirazı; Yine bu konunun da kök raporda uzun uzun anlatıldığı, davacı tarafça dava dilekçesinde ve sonrasında envanterlerin artık olmadığına bir somut veri sunulmadığı için davalıların bu yöndeki beyanlarının dikkate alındığı,-Google analatik verilerinin dikkate alınmasının hatalı olduğu itirazı; dava sürecinde her iki tarafın kendi verilerini sundukları, bilirkişi heyetinin de bu verileri inceleyip akabinde yine her iki tarafın bildiği ve bu konuda dünyanın en çok tanınan bağımsız kuruluşu olan Google'ın verilerini baz aldığı, eğer tarafların üzerinde anlaştıkları başka bir bağımsız veri kuruluşu varsa bildirmeleri halinde o verilerin baz alınacağı, heyetin Google verilerini baz aldığı,-Birim fiyatların neye dayanarak tespit edildiğinin belirsiz olduğu itirazı; dosya içeriğindeki verilere dayanarak hesaplamanın yapıldığı ifade edilerek, kök rapordaki görüş ve kanaatlerinde bir değişiklik olmadığı belirtilmiştir.3-Dairemizin kaldırma kararının ardından, mahkemece bilgi yöneticisi adli bilişim uzmanı ..., mali müşavir ..., teknik yönetmen ..., akademisyen Doç.Dr. ...'ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan 23/12/2023 tarihli heyet raporunda; CMP (Cost Per Mille, Bin Gösterim Başına Maliyet), CVC (Cost Per Visitor Click, Ziyaretçi Tıklaması Başına Maliyet) ve CPV (Cost Per View, Video Görüntülenme Başına Maliyet) yöntemlerinin internet reklamcılığı alanında kullanılan önemli hesaplama modelleri olduğu, CVC yönteminin kullanıcıların reklamlarla ne kadar etkileşime girdiğini ve bu etkileşimin potansiyel rezervasyonlara nasıl dönüştüğünü daha doğru bir şekilde yansıttığı, CVC yöntemi reklamın kullanıcı etkileşimi üzerindeki etkisini ve dönüşüm potansiyelini daha doğru bir şekilde ölçtüğü, davalının hedeflediği somut dönüşümleri ve reklam yatırımlarının maliyet-etkinliğini yansıttığı için davalı otel sitesinin reklam kampanyasının başarısını ölçmekte CVC yönteminin kullanılmasının hem teknik açıdan uygun hem de davalının iş hedeflerine ve pazarlama stratejisine uyumlu bir yaklaşım olduğu, davacı tarafın sunucularındaki verilerin manipüle edilebilir nitelikte olmasına karşın Google verilerinin daha şeffaf ve doğrulanabilir bir kaynaktan geldiği, bu durumun finansal analizler ve karar verme süreçlerinde Google verilerinin daha güvenilir bir referans noktası olduğunu gösterdiği, Google Analytics verilerinin ham veri olup olmadığı incelendiği ise sağladığı verilerin yüksek derecede güvenilir olduğu sonucuna varıldığı,İnternet reklamcılığında tıklama başına maliyetin birim fiyatın belirlenmesinde detaylı bir yöntem gerektireceği, bu sürecin reklam verenin maliyet ve verimliliğini doğrudan etkileyen kritik bir faktör olduğu, mahkemece daha önce alınan kök raporda tıklanma başına tespit edilen 0,25 TL birim fiyatın sektörel standartlar ve piyasa koşulları dikkate alındığında makul ve uygun olduğu, bu nedenle bilirkişi kök raporunda yer alan tespit ve hesaplamanın doğru olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.4-Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24/06/2024 tarihli ek raporda; "İstanbul 14. ATM 2014/1422 E. davası, 15.11.2013-17.7.2014 tarihleri arasındaki ... verilerine göre 398.566 tıklama üzerinden değerlendirilmiştir. Bu dava kapsamında reklam mecraları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... siteleridir. Taraflar bu davada sulh olduklarından, sonuçlar ve değerlendirmeler diğer davalardan bağımsızdır.İstanbul 4. ATM 2014/1617 E. davası, 22.11.2013-25.4.2014 tarihleri arasındaki ... verilerine göre 238,740 tıklama üzerinden değerlendirilmiştir. Reklam mecraları ... (..., ...,..., ..., ..., ...) siteleridir. Bu dava bozulmuş olup, yargılaması İstanbul 4. ATM 2023/126 E. dosyası üzerinden devam etmektedir. 2023/126 E. dosyasında da aynı tıklama sayısı ve reklam mecraları geçerlidir. Bu iki dava, tarih aralıkları ve reklam mecraları açısından birbirinden ayrılmaktadır. İstanbul 14. ATM 2014/1422 E. davası 15.11.2013-17.7.2014 tarihlerini kapsarken, İstanbul 4. ATM 2014/1617 E. ve 2023/126 E. davaları 22.11.2013-25.4.2014 tarihlerini kapsamaktadır. Ayrıca, reklam mecraları tamamen farklıdır: İstanbul 14. ATM davasında ..., ...,..., ...,..., ...,...; İstanbul 4. ATM davalarında ise ... (...,..., ..., ..., ..., ...) siteleri yer almaktadır.Bu farklılıklar nedeniyle, her bir davanın ücretlendirilmesi ve değerlendirilmesi ayrı yapılmalıdır. İstanbul 14. ATM 2014/1422 E. davasında farklı tıklama sayısı ve reklam mecraları kullanıldığı için maliyet ve sonuçlar diğer davalardan bağımsızdır.İstanbul 4. ATM 2014/1617 E. ve 2023/126 E. davaları aynı tıklama sayısı ve reklam mecraları ile değerlendirilse de 2023/126 E. dosyası BAM bozma kararı uyarınca yeniden değerlendirilmelidir. Ancak, temel veri seti olan ... verileri, İstanbul 4. ATM 2014/1617 E. ve 2023/126 E. dosyaları için aynıdır. Bu durum, İstanbul 14. ATM ile İstanbul 4. ATM davalarının tıklama verileri, tarih aralıkları ve reklam mecraları açısından ayrı ayrı ele alınması gerektiğini göstermektedir.İstanbul 14. ATM 2014/1422 E. davasında kullanılan veriler, belirli bir tarih aralığında ve belirli reklam mecraları üzerinden analiz edilmiştir. Tarafların sulh olması, tıklama verilerinin ve reklam mecralarının doğruluğunu etkilemez. Bu veriler, dava sürecinde geçerli ve güvenilir olarak kabul edilmiştir.İstanbul 4. ATM 2014/1617 E. ve 2023/126 E. dosyaları üzerinden yürütülen yargılamalarda kullanılan veriler de kendi tarih aralığı ve reklam mecraları üzerinden değerlendirilmiştir. Her iki dava, farklı zaman dilimleri ve farklı reklam mecraları üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu nedenle, verilerin ve analizlerin bağımsız değerlendirilmesi zorunludur.Taraf vekillerinin veriler konusundaki olası itirazları, tarafların sulh olmasının tıklama verilerinin ve reklam mecralarının doğruluğunu etkilediği iddiasına dayanabilir. Bu iddia, reklam mecralarının çeşitliliği, tarih aralıkları, tıklama sayıları ve mükerrer ödemeler gibi hususların doğruluğuna ilişkin şüpheleri içerebilir. Ancak, bu olası itiraza cevap olarak, sulh anlaşmasının tıklama verilerinin veya reklam mecralarının analizinde herhangi bir eksiklik veya hata olduğu anlamına gelmediğini belirtmek gerekir. Tıklama verileri ve reklam mecraları belirli bir dönem boyunca dikkatlice incelenmiş ve bilirkişi raporları ve verileri üzerinden doğrulanmıştır.İstanbul 4. ATM 2014/1617 E. ve 2023/126 E. davalarında kullanılan veriler de benzer şekilde, kendi tarih aralığı ve reklam mecraları bağlamında değerlendirilmiştir. Farklı zaman dilimleri ve reklam mecraları, her iki davanın bağımsız değerlendirilmesini gerektirmektedir.Bu durum, İstanbul 14. ATM ile İstanbul 4. ATM davalarının, tıklama verileri, tarih aralıkları ve reklam mecraları açısından bağımsız olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir. Her iki davanın da kendi içinde değerlendirilmesi, adil ve doğru bir sonuca ulaşılması için zorunludur.İstanbul 4. ATM 2014/1617 E. dosyası tefrik kararı alınarak 2023/126 E. ve 2019/205 E. üzerinden devam etmektedir. 2023/126 E. dosyasında davalı ... ANONİM ŞİRKETİ olup 2019/205 E. dosyasında davalı ... (TCKN: ...) olarak yer almaktadır. Bilirkişi heyetinin davacının ad serverlarında ve... raporlarında yer alan verileri analiz ederek yaptığı hesaplama sonucunda, toplam tıklama sayısının 238.740 olduğu ve tıklama başına 0,25 Türk Lirası üzerinden hesaplandığında, davacının 59.685 Türk Lirası hak ve alacağı tespit edilmiştir..." şeklinde değerlendirme yapılarak kök rapordaki görüş ve tespitler yinelenmiştir. İspat;dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 187/1.maddesi "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir.Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir.Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiş, TMK'nın "İspat yükü" başlıklı 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" hükmüne yer verilmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük).Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972). Somut olayda; davacı şirket tarafından davalıya reklam hizmeti verildiği, davalı tarafından hizmet bedelinin ödenmediği davacı tarafça ispat edilmiştir. Verilen hizmete karşılık hizmet bedelinin gerek Dairemizin kaldırma kararı öncesinde gerekse kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda ... verileri esas alınarak ve CVC yani tıklama başına maliyet yöntemi uyarınca hesaplanması gerektiği, tıklama başı 0,25 TL birim ücretin sektörel veriler ve verilen hizmetle uyumlu olduğu, toplam 238.740 tıklama karşılığı davacının hak kazandığı bedelin 59.685,00 TL olduğu anlaşılmakla, mahkemece bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı vekili işbu dava konusu alacak ile İstanbul 14. ATM'nin 2014/1422 E. sayılı dosyasında talep edilen alacağın aynı olduğunu ileri sürmüş ise de her iki dosyada reklamların yayınlandığı mecra ve tarih aralığının farklı olduğu bilirkişi ek raporuyla tespit edildiğinden mükerrerlik savunması da yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.019,27 TL'nin mahsubu ile arta kalan 403,87 TL'nin istemi halinde davalı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/05/2025